Al-MukhtasarAt‑Talaq · 65:1–12

Al-Mukhtasar · Tafsir · in Turkish

الطلاق

At-Talaq

The Divorce · Medinan · 12 ayahs

65:1Page 558

يَٰٓأَيُّهَا ٱلنَّبِيُّ إِذَا طَلَّقۡتُمُ ٱلنِّسَآءَ فَطَلِّقُوهُنَّ لِعِدَّتِهِنَّ وَأَحۡصُواْ ٱلۡعِدَّةَۖ وَٱتَّقُواْ ٱللَّهَ رَبَّكُمۡۖ لَا تُخۡرِجُوهُنَّ مِنۢ بُيُوتِهِنَّ وَلَا يَخۡرُجۡنَ إِلَّآ أَن يَأۡتِينَ بِفَٰحِشَةٖ مُّبَيِّنَةٖۚ وَتِلۡكَ حُدُودُ ٱللَّهِۚ وَمَن يَتَعَدَّ حُدُودَ ٱللَّهِ فَقَدۡ ظَلَمَ نَفۡسَهُۥۚ لَا تَدۡرِي لَعَلَّ ٱللَّهَ يُحۡدِثُ بَعۡدَ ذَٰلِكَ أَمۡرٗا ١

O Prophet, when you [Muslims] divorce women, divorce them for [the commencement of] their waiting period and keep count of the waiting period,1 and fear Allāh, your Lord. Do not turn them out of their [husbands'] houses, nor should they [themselves] leave [during that period] unless they are committing a clear immorality. And those are the limits [set by] Allāh. And whoever transgresses the limits of Allāh has certainly wronged himself. You know not; perhaps Allāh will bring about after that a [different] matter.2

Ey Peygamber! Sen yahut ümmetinden biri hanımını boşamak isterse iddetinin başında boşasın. Kadının iddetini saysın ve bu boşama işlemi kadının temiz olduğu (hayız dönemi dışında) ve kocasının kendisi ile cinsel ilişkiye girmediği bir halde olsun. Eğer eşlerinizi boşadıktan sonra geri döndürmek isterseniz bu durumda emin olmak için iddetlerini iyice sayın. Emirlerine itaat ederek ve yasaklarından kaçınarak Allah'tan korkun. Zina gibi apaçık bir hayasızlık yapmaları hali dışında boşadığınız kadınları iddetlerini tamamlayıncaya kadar oturdukları evlerinden çıkarmayın. Kadınlar kendileri de çıkmasınlar. Bunlar, Allah'ın kulları için koymuş olduğu sınırlarıdır. Kim Allah'ın sınırlarını aşarsa; işte o, Rabbine isyan etmesi sebebi ile kendi nefsini helaka sürükleyerek kendisine zulmetmiş bir kimsedir. -Ey eşini boşayan kimse!- Bilemezsin; bu boşamadan sonra Allah Teâlâ hiç beklemediğin şeyler karşına çıkarır ve boşadığın hanımını geri almak zorunda kalırsın.

65:2Page 558

فَإِذَا بَلَغۡنَ أَجَلَهُنَّ فَأَمۡسِكُوهُنَّ بِمَعۡرُوفٍ أَوۡ فَارِقُوهُنَّ بِمَعۡرُوفٖ وَأَشۡهِدُواْ ذَوَيۡ عَدۡلٖ مِّنكُمۡ وَأَقِيمُواْ ٱلشَّهَٰدَةَ لِلَّهِۚ ذَٰلِكُمۡ يُوعَظُ بِهِۦ مَن كَانَ يُؤۡمِنُ بِٱللَّهِ وَٱلۡيَوۡمِ ٱلۡأٓخِرِۚ وَمَن يَتَّقِ ٱللَّهَ يَجۡعَل لَّهُۥ مَخۡرَجٗا ٢

And when they have [nearly] fulfilled their term, either retain them according to acceptable terms or part with them according to acceptable terms. And bring to witness two just men from among you and establish the testimony for [the acceptance of] Allāh. That is instructed to whoever should believe in Allāh and the Last Day. And whoever fears Allāh - He will make for him a way out1

İddet müddetlerinin sona erme vakti yaklaşınca onları ya meşru ölçüler içerisinde kendinize geri döndürün (nikâhınız altında tutun) veya onlardan meşru ölçülere göre ayrılın ki, böylece onlar iddetlerini tamamlasınlar. Onları geri döndürmek yahut terk etmek isterseniz anlaşmazlığı sona erdirmek için içinizden adalet sahibi iki kişiyi de şahit tutun. -Ey şahitler!- Sizler de Allah için şahitliği doğru yapın. İşte bununla Allah’a ve kıyamet gününe iman eden kimseler için öğüt veriliyor. Çünkü öğütten ve hatırlatmadan Allah'a ve kıyamet gününe iman eden kimse faydalanır. Kim emirlerini yerine getirip yasaklarından kaçınarak Allah’tan sakınırsa, Allah içinde bulunduğu bütün darlık ve sıkıntılı durumlardan kurtulması için ona bir çıkış yolu gösterir.

65:3Page 558

وَيَرۡزُقۡهُ مِنۡ حَيۡثُ لَا يَحۡتَسِبُۚ وَمَن يَتَوَكَّلۡ عَلَى ٱللَّهِ فَهُوَ حَسۡبُهُۥٓۚ إِنَّ ٱللَّهَ بَٰلِغُ أَمۡرِهِۦۚ قَدۡ جَعَلَ ٱللَّهُ لِكُلِّ شَيۡءٖ قَدۡرٗا ٣

And will provide for him from where he does not expect. And whoever relies upon Allāh - then He is sufficient for him. Indeed, Allāh will accomplish His purpose. Allāh has already set for everything a [decreed] extent.

Ve onu, düşünmediği ve hesap etmediği yerden rızıklandırır. Kim, bütün işlerinde Allah'a dayanırsa Allah ona yeter. Şüphesiz Allah, emrini yerine getirendir. Hiçbir şeyi yapmada aciz değildir. Hiçbir şey ondan kaçamaz. Yüce Allah, kesinlikle her şey için bir süre ve ölçü koymuştur. Zorluk için bir ölçü ve kolaylık için bir ölçü vardır. Bu iki şeyden hiçbiri insan üzerine sürekli değildir.

65:4Page 558

وَٱلَّٰٓـِٔي يَئِسۡنَ مِنَ ٱلۡمَحِيضِ مِن نِّسَآئِكُمۡ إِنِ ٱرۡتَبۡتُمۡ فَعِدَّتُهُنَّ ثَلَٰثَةُ أَشۡهُرٖ وَٱلَّٰٓـِٔي لَمۡ يَحِضۡنَۚ وَأُوْلَٰتُ ٱلۡأَحۡمَالِ أَجَلُهُنَّ أَن يَضَعۡنَ حَمۡلَهُنَّۚ وَمَن يَتَّقِ ٱللَّهَ يَجۡعَل لَّهُۥ مِنۡ أَمۡرِهِۦ يُسۡرٗا ٤

And those who no longer expect menstruation among your women - if you doubt, then their period is three months, and [also for] those who have not menstruated. And for those who are pregnant, their term is until they give birth.1 And whoever fears Allāh - He will make for him of his matter ease.

Yaşlı olmaları sebebi ile hayız görmekten ümidini kesmiş olan boşanmış kadınların iddet süreleri hakkında tereddüt ederseniz, onların iddet/bekleme süreleri üç aydır. Yaşlarının küçük olması sebebi ile henüz âdet görmeyenlerin süresi de böyledir. Hamile kadınların boşanma yahut eşlerinin ölmesi sebebi ile bekleme süreleri ise doğuruncaya kadardır. Kim, emirlerini yerine getirip yasaklarından kaçınarak Allah’tan sakınıp korkarsa, Yüce Allah onun işlerini kolaylaştırır ve her zorluğu ona kolay kılar.

65:5Page 558

ذَٰلِكَ أَمۡرُ ٱللَّهِ أَنزَلَهُۥٓ إِلَيۡكُمۡۚ وَمَن يَتَّقِ ٱللَّهَ يُكَفِّرۡ عَنۡهُ سَيِّـَٔاتِهِۦ وَيُعۡظِمۡ لَهُۥٓ أَجۡرًا ٥

That is the command of Allāh, which He has sent down to you; and whoever fears Allāh - He will remove for him his misdeeds and make great for him his reward.

-Ey Müminler!- Burada zikredilen boşama, geri döndürme ve iddet, bilmeniz için Allah'ın size indirmiş olduğu hükümleridir. Kim, emirlerini yerine getirip yasaklarından kaçınarak Allah'tan sakınırsa Yüce Allah, onun işlemiş olduğu günahlarını siler. Ahirette ona büyük bir mükâfat verir. Bu mükâfat cennete girmek ve sonu gelmeyen nimetleri elde etmektir.

65:6Page 559

أَسۡكِنُوهُنَّ مِنۡ حَيۡثُ سَكَنتُم مِّن وُجۡدِكُمۡ وَلَا تُضَآرُّوهُنَّ لِتُضَيِّقُواْ عَلَيۡهِنَّۚ وَإِن كُنَّ أُوْلَٰتِ حَمۡلٖ فَأَنفِقُواْ عَلَيۡهِنَّ حَتَّىٰ يَضَعۡنَ حَمۡلَهُنَّۚ فَإِنۡ أَرۡضَعۡنَ لَكُمۡ فَـَٔاتُوهُنَّ أُجُورَهُنَّ وَأۡتَمِرُواْ بَيۡنَكُم بِمَعۡرُوفٖۖ وَإِن تَعَاسَرۡتُمۡ فَسَتُرۡضِعُ لَهُۥٓ أُخۡرَىٰ ٦

Lodge them1 [in a section] of where you dwell out of your means and do not harm them in order to oppress them.2 And if they should be pregnant, then spend on them until they give birth. And if they breastfeed for you, then give them their payment and confer among yourselves in the acceptable way; but if you are in discord, then there may breastfeed for him [i.e., the father] another woman.3

-Ey kocalar!- Boşadığınız kadınları, gücünüz ölçüsünde (iddet süresince) oturduğunuz yerde oturtun. Allah, sizi bundan başkası ile sorumlu tutmaz. Onları sıkıntıya düşürmek için nafaka, oturacakları yer ve diğer hususlarda onlara zarar vermeye kalkışmayın. Eğer boşamış olduğunuz kadınlar hamile iseler doğuruncaya kadar onlara nafakalarını verin. Eğer sizin çocuklarınızı ücretle emzirirlerse, onlara emzirmelerinin karşılığı olarak ücretlerini verin. Ücret hususunda aranızda adaletli bir şekilde hareket edin. Eğer koca, eşin istediği ücreti vermek hususunda cimrilik eder ve eşi de istediği ücretten başkasına razı olmazsa bu durumda baba, ücretiyle çocuğunu emzirecek başka bir kadın tutabilir.

65:7Page 559

لِيُنفِقۡ ذُو سَعَةٖ مِّن سَعَتِهِۦۖ وَمَن قُدِرَ عَلَيۡهِ رِزۡقُهُۥ فَلۡيُنفِقۡ مِمَّآ ءَاتَىٰهُ ٱللَّهُۚ لَا يُكَلِّفُ ٱللَّهُ نَفۡسًا إِلَّا مَآ ءَاتَىٰهَاۚ سَيَجۡعَلُ ٱللَّهُ بَعۡدَ عُسۡرٖ يُسۡرٗا ٧

Let a man of wealth spend from his wealth, and he whose provision is restricted - let him spend from what Allāh has given him. Allāh does not charge a soul except [according to] what He has given it. Allāh will bring about, after hardship, ease [i.e., relief].

Mal bakımından imkânı geniş olan, boşadığı kadına ve çocuğuna imkânının genişliğine göre nafaka versin. Rızkı daralmış bulunan da Allah'ın kendisine verdiği kadarından nafaka ödesin. Allah, hiç kimseyi kendisine verdiği imkândan fazlasıyla yükümlü tutmaz. Yüce Allah, onun zor durumunun ardından ona bir kolaylık ve bolluk verir.

65:8Page 559

وَكَأَيِّن مِّن قَرۡيَةٍ عَتَتۡ عَنۡ أَمۡرِ رَبِّهَا وَرُسُلِهِۦ فَحَاسَبۡنَٰهَا حِسَابٗا شَدِيدٗا وَعَذَّبۡنَٰهَا عَذَابٗا نُّكۡرٗا ٨

And how many a city was insolent toward the command of its Lord and His messengers, so We took it to severe account and punished it with a terrible punishment.

Yüce Rabbinin ve O'nun elçilerinin -Allah'ın selâmı onların üzerine olsun- emrine isyan eden nice memleketler vardır ki, kötü amelleri sebebi ile biz onları çetin bir hesaba çekmişizdir. Onları dünyada ve ahirette çok korkunç bir azaba çarptırmışızdır.

65:9Page 559

فَذَاقَتۡ وَبَالَ أَمۡرِهَا وَكَانَ عَٰقِبَةُ أَمۡرِهَا خُسۡرًا ٩

And it tasted the bad consequence of its affair [i.e., rebellion], and the outcome of its affair was loss.

Böylece işledikleri kötü amellerinin cezasını tattılar ve dünyada da ahirette de onların sonu hüsran oldu.

65:10Page 559

أَعَدَّ ٱللَّهُ لَهُمۡ عَذَابٗا شَدِيدٗاۖ فَٱتَّقُواْ ٱللَّهَ يَٰٓأُوْلِي ٱلۡأَلۡبَٰبِ ٱلَّذِينَ ءَامَنُواْۚ قَدۡ أَنزَلَ ٱللَّهُ إِلَيۡكُمۡ ذِكۡرٗا ١٠

Allāh has prepared for them a severe punishment; so fear Allāh, O you of understanding who have believed. Allāh has sent down to you a message [i.e., the Qur’ān].1

Allah, onlar için güçlü bir azap hazırlamıştır. -Ey emirlerini yerine getirip yasaklarından sakınarak Allah'a ve O'nun resulüne iman eden akıl sahipleri! Allah'tan korkun ki, onların başına gelen sizin de başınıza gelmesin. Allah, size kendisine isyan edenin kötü akıbetini ve taatte bulunanın ulaşacağı güzel sonucu hatırlattığı bir zikir indirmiştir.

65:11Page 559

رَّسُولٗا يَتۡلُواْ عَلَيۡكُمۡ ءَايَٰتِ ٱللَّهِ مُبَيِّنَٰتٖ لِّيُخۡرِجَ ٱلَّذِينَ ءَامَنُواْ وَعَمِلُواْ ٱلصَّٰلِحَٰتِ مِنَ ٱلظُّلُمَٰتِ إِلَى ٱلنُّورِۚ وَمَن يُؤۡمِنۢ بِٱللَّهِ وَيَعۡمَلۡ صَٰلِحٗا يُدۡخِلۡهُ جَنَّٰتٖ تَجۡرِي مِن تَحۡتِهَا ٱلۡأَنۡهَٰرُ خَٰلِدِينَ فِيهَآ أَبَدٗاۖ قَدۡ أَحۡسَنَ ٱللَّهُ لَهُۥ رِزۡقًا ١١

[He sent] a Messenger [i.e., Muḥammad (ﷺ)] reciting to you the distinct verses of Allāh that He may bring out those who believe and do righteous deeds from darknesses into the light. And whoever believes in Allāh and does righteousness - He will admit him into gardens beneath which rivers flow to abide therein forever. Allāh will have perfected for him a provision.

Bu zikir, Allah tarafından gönderilen bir elçidir. O elçi, Allah'a iman edip O'nun peygamberini tasdik eden ve salih amel işleyenleri sapıklığın karanlıklarından hidayetin nuruna çıkarmak için size içerisinde karışıklığın olmadığı apaçık ayetleri okur. Kim Allah’a iman eder ve salih amel işlerse Allah onu, içinde ebedî olarak kalacakları, sarayları ve ağaçları altından ırmaklar akan cennetlere koyar. Allah o kimseyi nimetleri kesilmek bilmeyen cennete koyarak ona gerçekten güzel bir rızık vermiştir.

65:12Page 559

ٱللَّهُ ٱلَّذِي خَلَقَ سَبۡعَ سَمَٰوَٰتٖ وَمِنَ ٱلۡأَرۡضِ مِثۡلَهُنَّۖ يَتَنَزَّلُ ٱلۡأَمۡرُ بَيۡنَهُنَّ لِتَعۡلَمُوٓاْ أَنَّ ٱللَّهَ عَلَىٰ كُلِّ شَيۡءٖ قَدِيرٞ وَأَنَّ ٱللَّهَ قَدۡ أَحَاطَ بِكُلِّ شَيۡءٍ عِلۡمَۢا ١٢

It is Allāh who has created seven heavens and of the earth, the like of them.1 [His] command descends among them so you may know that Allāh is over all things competent and that Allāh has encompassed all things in knowledge.

Allah, yedi kat göğü yaratandır. Yedi kat yeri de yedi kat gök gibi yaratmıştır. Allah'ın kevnî ve şeri emri bunların arasında inip durmaktadır ki, böylece Allah'ın her şeye kadir olduğunu, hiçbir şeyin O'nu aciz bırakamayacağını ve O -Subhanehu ve Teâlâ-'nın her şeyi ilmiyle kuşattığını bilesiniz. Göklerde ve yerde hiçbir şey O'na gizli kalmaz.

Text: Quranic Universal Library (Tarteel), via spa5k/tafsir_api (MIT), at a fixed version. The ayahs: Quran Foundation. Sources and licences

Contents

Ayat al-Kursi36Al-Kahfpage 42juz 15Bukhari 1Muslim 2999

Style

Theme
Text size
Layout

Читать на русском