Yunus 10:65
Jonah · Juz 11 · Page 216
وَلَا يَحۡزُنكَ قَوۡلُهُمۡۘ إِنَّ ٱلۡعِزَّةَ لِلَّهِ جَمِيعًاۚ هُوَ ٱلسَّمِيعُ ٱلۡعَلِيمُ ٦٥
And let not their speech grieve you. Indeed, honor [due to power] belongs to Allāh entirely. He is the Hearing, the Knowing.
Tafsir · in Turkish
As-Sa'di
Medium · Clear and to the point: what to take from each passage.
Change
Commentary on 10:65
65- Onların söyledikleri seni üzmesin, çünkü izzet bütünü ile Allah’ındır. O, hakkıyla işitendir, bilendir.
65. Yani yalanlayanların senin hakkında söyledikleri, sana ve senin dinine dil uzatacak kadar ileriye götürdükleri sözleri seni üzmesin. Çünkü onların bu söyledikleri sözler kendilerine izzet ve güç kazandırmaz, sana da hiçbir şekilde zarar vermez. “Çünkü izzet bütünü ile yalnız Allah’ındır.” Onu dilediği kimselere verir ve dilediklerinden de alıkoyar. Nitekim Yüce Allah, bir başka yerde şöyle buyurmaktadır:“Kim aziz olmak istiyorsa bilsin ki gerçekten izzet bütünü ile Allah’ındır.”(Fâtır, 35/10) Yani o izzete, Allah’a itaat etmek sureti ile ulaşmaya gayret etsin. Buna delil de bundan sonra Yüce Allah’ın:“Güzel söz yalnız O’na yükselir, onu da salih amel yükseltir.”(Fâtır, 35/10) diye buyurmasıdır. Bilindiği gibi ey Peygamber, sen de Allah’a itaat üzeresin, sana uyanlar da. Şüphesiz izzet, Allah tarafından sana ve sana uyanlara verilecektir:“İzzet, Allah’ındır, Rasûlünündür ve mü’minlerindir.”(el-Mu’minûn, 63/8)“O, hakkıyla işitendir, bilendir” yani O’nun işitmesi bütün sesleri kapsar. Onlardan hiçbir şey O’na gizli ve saklı kalmaz. O’nun ilmi de gizli açık her şeyi kuşatmıştır. Göklerde olsun, yerde olsun zerre ağırlığı kadar bir şey hatta bundan daha küçük veya daha büyük hiçbir şey O’nun bilgisi dışında değildir. O Yüce Allah hem senin sözlerini hem de düşmanlarının senin hakkında söylediklerini işitir. Bunları bütün teferruatı ile bilir. O halde sen de Yüce Allah’ın bilmesi ile yetin, O’nun senin adına düşmanlarının hakkından geleceğinden emin ol! Çünkü Allah’tan korkana Allah yeter.
Page 216
10:62
أَلَآ إِنَّ أَوۡلِيَآءَ ٱللَّهِ لَا خَوۡفٌ عَلَيۡهِمۡ وَلَا هُمۡ يَحۡزَنُونَ ٦٢
Unquestionably, [for] the allies of Allāh there will be no fear concerning them, nor will they grieve -
10:63
ٱلَّذِينَ ءَامَنُواْ وَكَانُواْ يَتَّقُونَ ٦٣
Those who believed and were fearing Allāh.
10:64
لَهُمُ ٱلۡبُشۡرَىٰ فِي ٱلۡحَيَوٰةِ ٱلدُّنۡيَا وَفِي ٱلۡأٓخِرَةِۚ لَا تَبۡدِيلَ لِكَلِمَٰتِ ٱللَّهِۚ ذَٰلِكَ هُوَ ٱلۡفَوۡزُ ٱلۡعَظِيمُ ٦٤
For them are good tidings in the worldly life and in the Hereafter. No change is there in the words [i.e., decrees] of Allāh. That is what is the great attainment.
10:65
وَلَا يَحۡزُنكَ قَوۡلُهُمۡۘ إِنَّ ٱلۡعِزَّةَ لِلَّهِ جَمِيعًاۚ هُوَ ٱلسَّمِيعُ ٱلۡعَلِيمُ ٦٥
And let not their speech grieve you. Indeed, honor [due to power] belongs to Allāh entirely. He is the Hearing, the Knowing.
10:66
أَلَآ إِنَّ لِلَّهِ مَن فِي ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَمَن فِي ٱلۡأَرۡضِۗ وَمَا يَتَّبِعُ ٱلَّذِينَ يَدۡعُونَ مِن دُونِ ٱللَّهِ شُرَكَآءَۚ إِن يَتَّبِعُونَ إِلَّا ٱلظَّنَّ وَإِنۡ هُمۡ إِلَّا يَخۡرُصُونَ ٦٦
Unquestionably, to Allāh belongs whoever is in the heavens and whoever is on the earth. And those who invoke other than Allāh do not [actually] follow [His] "partners." They follow not except assumption, and they are not but misjudging.
10:67
هُوَ ٱلَّذِي جَعَلَ لَكُمُ ٱلَّيۡلَ لِتَسۡكُنُواْ فِيهِ وَٱلنَّهَارَ مُبۡصِرًاۚ إِنَّ فِي ذَٰلِكَ لَأٓيَٰتٖ لِّقَوۡمٖ يَسۡمَعُونَ ٦٧
It is He who made for you the night to rest therein and the day, giving sight.1 Indeed in that are signs for a people who listen.
1 translator’s note
- i.e., making things visible. ↩
10:68
قَالُواْ ٱتَّخَذَ ٱللَّهُ وَلَدٗاۗ سُبۡحَٰنَهُۥۖ هُوَ ٱلۡغَنِيُّۖ لَهُۥ مَا فِي ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَمَا فِي ٱلۡأَرۡضِۚ إِنۡ عِندَكُم مِّن سُلۡطَٰنِۭ بِهَٰذَآۚ أَتَقُولُونَ عَلَى ٱللَّهِ مَا لَا تَعۡلَمُونَ ٦٨
They1 have said, "Allāh has taken a son." Exalted is He; He is the [one] Free of need. To Him belongs whatever is in the heavens and whatever is in the earth. You have no authority2 for this [claim]. Do you say about Allāh that which you do not know?
10:69
قُلۡ إِنَّ ٱلَّذِينَ يَفۡتَرُونَ عَلَى ٱللَّهِ ٱلۡكَذِبَ لَا يُفۡلِحُونَ ٦٩
Say, "Indeed, those who invent falsehood about Allāh will not succeed."
10:70
مَتَٰعٞ فِي ٱلدُّنۡيَا ثُمَّ إِلَيۡنَا مَرۡجِعُهُمۡ ثُمَّ نُذِيقُهُمُ ٱلۡعَذَابَ ٱلشَّدِيدَ بِمَا كَانُواْ يَكۡفُرُونَ ٧٠
[For them is brief] enjoyment in this world; then to Us is their return; then We will make them taste the severe punishment because they used to disbelieve.