YunusJuz 11 · Page 219

Yunus 10:95

Jonah · Juz 11 · Page 219

وَلَا تَكُونَنَّ مِنَ ٱلَّذِينَ كَذَّبُواْ بِـَٔايَٰتِ ٱللَّهِ فَتَكُونَ مِنَ ٱلۡخَٰسِرِينَ ٩٥

And never be of those who deny the signs of Allāh and [thus] be among the losers.1

1 translator’s note
  1. Among the interpretations of the last two verses is that they were meant to stir the Prophet (ﷺ) to declare and confirm his certainty, which he did. Another is that although the words are addressed to the Prophet (ﷺ), they are directed to all people. ↩

Tafsir · in Turkish

As-Sa'di

Medium · Clear and to the point: what to take from each passage.

Whole surah

Change

Commentary on 10:94–95

94- Eğer sana indirdiğimizden yana şüphede isen senden önce kitabı okuyanlara sor. Andolsun ki hak, sana Rabbinden gelmiştir. O halde sakın şüphe edenlerden olma! 95- Allah’ın âyetlerini yalanlayanlardan da olma, sonra zarara uğrayanlardan olursun.

94. Yüce Allah, peygamberi Muhammed sallallahu aleyhi ve sellem’e hitaben şöyle buyurmaktadır:“Eğer sana indirdiğimizden yana” acaba o doğru mudur, değil midir, diye “şüphede isen, senden önce kitabı okuyanlara sor.” Yani Kitap ehli arasından insaflı ve gerçekten derin bilgi sahibi olanlara sor. Onlar sana senin bildirdiklerinin doğru olduğunu ve yanlarında bulunan bilgilere uygun düştüğünü ifade edeceklerdir. Şayet “Yahudi ve hristiyanlardan oluşan kitap ehlinin bir çoğu hatta büyük çoğunluğu, Allah Rasûlünü yalanladılar, ona karşı inat ettiler ve onun çağrısını kabul etmediler. Yüce Allah ise Peygamberine onların tanıklıklarına başvurmasını ve tanıklıklarının, getirdiğinin doğruluğuna bir delil, gerçek söylediğine bir belge olarak kabul etmesini emretmektedir. Bu nasıl olur?” denilecek olursa buna birkaç şekilde cevap verilebilir: 1. Tanıklık/şahitlik, herhangi bir kesime yahut mezhebe veya beldeye vs. izafe edilecek olursa bu, ancak aralarından adaletli ve doğru söyleyen kimseleri kapsar. Bunların dışında kalanlara gelince çoğunluk onlar olsa bile onlara itibar edilmez. Çünkü şahitliğin esası, adalet ve doğruluktur. Nitekim bu tanıklık da onların Rabbani alimlerinin birçoğunun imana gelmesi ile gerçekleşmiştir. Mesela Abdullah b. Selam ve arkadaşları ile gerek Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem’in döneminde gerekse de halifeleri ile onlardan sonraki dönemlerde İslâm’a giren pek çok kitap ehli gibi. 2. Kitap ehlinin Peygamber lehine yapacakları şahitlikleri, onların mensubu bulundukları kitapları Tevrat’a dayanmaktadır. Şâyet Tevrat’ta Kur’an’a uygun ve Kur’an’ı tasdik eden, onun doğuluğuna tanıklık eden şeyler varsa yahudiler baştan sona kadar onları inkârda birleşseler dahi bu, Allah Rasûlünün getirdiklerini tenkit etmeye yeterli bir sebep değildir. 3. Yüce Allah, peygamberine kitap ehlinden, getirdiklerinin doğruluğuna tanıklık etmelerini istemeyi emretmiş ve bunu açıkça ortaya koyup herkese ilan etmişti. Bilindiği gibi onların pek çoğu, insanlar arasında Allah’ın Rasûlü Muhammed sallallahu aleyhi ve sellem’in çağrısını çürütmeye en çok gayret edenlerlerdendir. Eğer onlar gerçekten Yüce Allah’ın sözünü ettiği şeyleri reddedecek bilgilere sahip olsalardı hiç şüphesiz bunu açıklar ve ortaya koyarlardı. Bunların hiçbirisi olmadığına göre düşmanlık edenin, bu iddiayı reddetmeyerek böyle bir şeyi kabul ve ikrar etmesi, Kur’an-ı Kerim’in doğruluğunun ve gerçekliğinin en büyük delillerinden birisidir. 4. Şu da bir gerçek ki Kitap ehlinin pek çoğu Allah Rasûlünün davetini reddetmiş değildir. Aksine onların çoğu bu daveti kabul etmiş, kendi istek ve iradesi ile buna uymuştur. Allah Rasûlü, peygamber olarak gönderildiğinde yeryüzü insanlarının arasında dine mensup olanların çoğunluğu kitap ehli idi. Onun getirdiği bu din üzerinden fazla bir zaman geçmeden Şam’ın (Suriye’nin), Mısır’ın, Irak’ın ve onlara komşu olan kitap ehli dininin yerleşmiş olduğu beldelerin büyük çoğunluğu İslâm’a boyun eğdi. Geriye liderliklerini hakka tercih eden ileri konumdaki kimseler ile onlara uyan cahil avamdan, gerçek anlamda değil de ismen onların dinlerine bağlı bulunanlardan başkaları kalmadı. Bu tür ismen kitap ehli olanlara misal, gerçekte bütün peygamberlerin dinlerini terk etmiş ve dehrî/ateist olan batılılar gösterilebilir. Bunların hristiyanlığa mensubiyetleri, sadece kendi yönetimlerinin propagandasını yapmak ve kendi batıllarını güzel göstermek için olmuştur. Nitekim onların aşikar hallerini bilen kimseler de bu gerçeği açıkça bilirler. “Andolsun ki hak sana Rabbinden gelmiştir.” ki onda hiçbir bakımdan şüphe söz konusu olmaz. “O halde sakın şüphe edenlerden olma!” Bu, Yüce Allah’ın şu buyruğuna benzemektedir:“(Bu), sana indirilen bir kitaptır. Sakın ondan dolayı göğsünde bir sıkıntı olmasın.”(el-A’raf, 7/2)

95. “Allah’ın âyetlerini yalanlayanlardan da olma, sonra zarara uğrayanlardan olursun.” Bu son iki âyet-i kerime ile Yüce Allah, iki hususu yasaklamaktadır: Bu Kur’an hakkında şüphe ve tereddüde düşmek, bundan daha ileri derecede olmak üzere de onu yalanlamaktır. Oysa bu Kur’an, Yüce Allah’ın hiçbir şekilde yalanlamayı kabul etmeyen apaçık âyetleridir. Yalanlanması halinde ise zarar ve ziyan söz konusudur. Zarar ise asla kâr etmemek demektir. Bu da dünya ve âhirette mükâfatın elden kaçırılması, buna karşılık dünya ve âhirette cezanın söz konusu olmasıyla olur. Diğer taraftan bir şeyin yasaklanması, onun zıddını emredilmesi demektir. O halde bu Kur’ân’ı Kerim’in tam anlamı ile tasdik edilmesi, kalbin ondan yana mutmain olması, ilim ve amel ile ona yönelmesi bu ayette emrediliyor demektir. Böylelikle kul, en üstün maksadı gerçekleştirmiş, en değerli arzuyu ve en üstü şerefi elde etmiş bulunan “kâr edenlerden” olur ve zarara uğramaktan uzak kalır.

Saheeh International · As-Sa'di · Quranic Universal Library (Tarteel), via spa5k/tafsir_api · Quran Foundation

Page 219

YunusJuz 11 · Page 219

10:89

قَالَ قَدۡ أُجِيبَت دَّعۡوَتُكُمَا فَٱسۡتَقِيمَا وَلَا تَتَّبِعَآنِّ سَبِيلَ ٱلَّذِينَ لَا يَعۡلَمُونَ ٨٩

[Allāh] said, "Your supplication has been answered."1 So remain on a right course and follow not the way of those who do not know."

1 translator’s note
  1. Literally, "the supplication of both of you," i.e., that of Moses and of Aaron, who joined by saying, "Āmeen" ("O Allāh, respond"). ↩

10:90

۞ وَجَٰوَزۡنَا بِبَنِيٓ إِسۡرَٰٓءِيلَ ٱلۡبَحۡرَ فَأَتۡبَعَهُمۡ فِرۡعَوۡنُ وَجُنُودُهُۥ بَغۡيٗا وَعَدۡوًاۖ حَتَّىٰٓ إِذَآ أَدۡرَكَهُ ٱلۡغَرَقُ قَالَ ءَامَنتُ أَنَّهُۥ لَآ إِلَٰهَ إِلَّا ٱلَّذِيٓ ءَامَنَتۡ بِهِۦ بَنُوٓاْ إِسۡرَٰٓءِيلَ وَأَنَا۠ مِنَ ٱلۡمُسۡلِمِينَ ٩٠

And We took the Children of Israel across the sea, and Pharaoh and his soldiers pursued them in tyranny and enmity until, when drowning overtook him, he said, "I believe that there is no deity except that in whom the Children of Israel believe, and I am of the Muslims."

10:91

ءَآلۡـَٰٔنَ وَقَدۡ عَصَيۡتَ قَبۡلُ وَكُنتَ مِنَ ٱلۡمُفۡسِدِينَ ٩١

Now? And you had disobeyed [Him] before and were of the corrupters?

10:92

فَٱلۡيَوۡمَ نُنَجِّيكَ بِبَدَنِكَ لِتَكُونَ لِمَنۡ خَلۡفَكَ ءَايَةٗۚ وَإِنَّ كَثِيرٗا مِّنَ ٱلنَّاسِ عَنۡ ءَايَٰتِنَا لَغَٰفِلُونَ ٩٢

So today We will save you in body1 that you may be to those who succeed you a sign. And indeed, many among the people, of Our signs, are heedless.

1 translator’s note
  1. i.e., his dead body will be preserved and not destroyed. ↩

10:93

وَلَقَدۡ بَوَّأۡنَا بَنِيٓ إِسۡرَٰٓءِيلَ مُبَوَّأَ صِدۡقٖ وَرَزَقۡنَٰهُم مِّنَ ٱلطَّيِّبَٰتِ فَمَا ٱخۡتَلَفُواْ حَتَّىٰ جَآءَهُمُ ٱلۡعِلۡمُۚ إِنَّ رَبَّكَ يَقۡضِي بَيۡنَهُمۡ يَوۡمَ ٱلۡقِيَٰمَةِ فِيمَا كَانُواْ فِيهِ يَخۡتَلِفُونَ ٩٣

And We had certainly settled the Children of Israel in an agreeable settlement and provided them with good things. And they did not differ until [after] knowledge had come to them. Indeed, your Lord will judge between them on the Day of Resurrection concerning that over which they used to differ.

10:94

فَإِن كُنتَ فِي شَكّٖ مِّمَّآ أَنزَلۡنَآ إِلَيۡكَ فَسۡـَٔلِ ٱلَّذِينَ يَقۡرَءُونَ ٱلۡكِتَٰبَ مِن قَبۡلِكَۚ لَقَدۡ جَآءَكَ ٱلۡحَقُّ مِن رَّبِّكَ فَلَا تَكُونَنَّ مِنَ ٱلۡمُمۡتَرِينَ ٩٤

So if you are in doubt, [O Muḥammad], about that which We have revealed to you, then ask those who have been reading the Scripture before you. The truth has certainly come to you from your Lord, so never be among the doubters.

10:95

وَلَا تَكُونَنَّ مِنَ ٱلَّذِينَ كَذَّبُواْ بِـَٔايَٰتِ ٱللَّهِ فَتَكُونَ مِنَ ٱلۡخَٰسِرِينَ ٩٥

And never be of those who deny the signs of Allāh and [thus] be among the losers.1

1 translator’s note
  1. Among the interpretations of the last two verses is that they were meant to stir the Prophet (ﷺ) to declare and confirm his certainty, which he did. Another is that although the words are addressed to the Prophet (ﷺ), they are directed to all people. ↩

10:96

إِنَّ ٱلَّذِينَ حَقَّتۡ عَلَيۡهِمۡ كَلِمَتُ رَبِّكَ لَا يُؤۡمِنُونَ ٩٦

Indeed, those upon whom the word [i.e., decree] of your Lord has come into effect will not believe,

10:97

وَلَوۡ جَآءَتۡهُمۡ كُلُّ ءَايَةٍ حَتَّىٰ يَرَوُاْ ٱلۡعَذَابَ ٱلۡأَلِيمَ ٩٧

Even if every sign should come to them, until they see the painful punishment.

As-Sa'diTafsir · 10:95

Contents

Ayat al-Kursi36Al-Kahfpage 42juz 15Bukhari 1Muslim 2999

Style

Theme
Text size
View

Читать на русском