Al-'AdiyatJuz 30 · Page 599

Al-'Adiyat 100:4

The Courser · Juz 30 · Page 599

فَأَثَرۡنَ بِهِۦ نَقۡعٗا ٤

Stirring up thereby [clouds of] dust,

Tafsir · in Turkish

As-Sa'di

Medium · Clear and to the point: what to take from each passage.

Whole surah

Change

Commentary on 100:1–11

1- Andolsun nefes nefese koşanlara, 2- (Nalları ile) kıvılcım çıkartanlara, 3- Sabahleyin baskın yapanlara, 4- Derken orayı toza boğan, 5- Ve bu şekilde bir (düşman) topluluğun ortasına dalan (atlara) ki; 6- İnsan Rabbine karşı çok nankördür. 7- Kendisi de buna kesinlikle şahittir. 8- Ondaki mal sevgisi de gerçekten çok aşırıdır. 9- O, bilmez mi ki kabirlerin altı(ndakiler) üstüne getirildiği, 10- Ve kalplerde olanlar da açığa çıkartıldığı zaman (onu neler bekliyor)? 11- Çünkü o gün Rableri onlardan tümüyle haberdardır.

(Mekke’de inmiştir. 11 âyettir)

Rahmân ve Rahîm Allah’ın adı ile.

1. Yüce Allah, insanlar tarafından da bilinen birtakım göz kamaştırıcı özellikleri ve apaçık nimetleri dolayısı ile atlara yemin etmektedir. Ancak bu atlara başka tür hayvanların onlara ortak olmadığı özel birtakım özellikleri ile yemin etmekte ve şöyle buyurmaktadır:“Andolsun nefes nefese koşanlara...” Yani hızlı koştukları vakit göğüslerinden nefes sesi çıkan ve oldukça hızlı koşan atlara.

2. Toynaklarının sağlam ve güçlü oluşundan ötürü hızla koşmaları esnasında taşlara çarparak “kıvılcım çıkartanlara;”

3. Düşmanlara “sabahleyin baskın yapanlara;” Bu çoğunlukla görülen durumdur. Zira baskınlar, çoğu kere sabah gerçekleşir.

4. “Derken” koşmaları ve baskınları ile “orayı toza boğan;” 5. “Ve bu şekilde” binicileri ile birlikte kendilerine baskın yapılan düşman “topluluğun ortasına dalanlara ki;”

6. Hakkında yemin edilen hususa gelince o da:“İnsan Rabbine karşı çok nankördür” buyruğudur. Yani Allah’ın kendisine ihsan ettiği hayırlarını başkalarından esirger. İnsan, tabiatı ve mayası itibari ile üzerindeki hakları cömertlikle yerine getirmez, bu hakları tam ve eksiksiz olarak ifa etmez. Aksine tabiatı itibari ile üzerindeki malî ve bedenî hakları yerine getirmekten kaçınır ve tembellik eder. Allah’ın kendilerine hidâyet verip de bu vasıftan kurtularak gönül hoşluğu ile ve cömertlikle hakları yerine getirenler ise bundan müstesnâdır.

7. “Kendisi de buna kesinlikle şahittir.” Yani insan, kendi nefsinden bildiği üzere bu hakları yerine getirmemesi ve cimriliği noktasında kendi aleyhine bir tanıktır. Bunu ret ve inkâr etmez. Çünkü bu apaçıktır. Buradaki zamirin Yüce Allah’a ait olması da mümkündür. Yani kul, Rabbine karşı çok nankördür, cimridir ve Allah da buna şahittir. Buna göre bu ifade, Rabbine karşı nankörlük eden kimseler hakkında -Allah’ın onların bu haline tanık olduğu bildirilmek suretiyle- oldukça ağır bir tehdittir.

8. “Ondaki” insandaki “mal sevgisi de gerçekten çok aşırıdır.” Malı çokça sever. İşte yerine getirilmesi gereken bu hakları terk etmesine onu iten de bu sevgisi, kendi nefsinin isteklerini Rabbinin rızasının önüne geçirmesidir. Bütün bunlara sebep de onun görüşünü sadece bu dünya ile kısıtlaması ve âhiretten gafil olmasıdır. Bundan dolayı Yüce Allah, kötülüklerin cezalarının verileceği günden korkmaya teşvik etmek üzere şöyle buyurmaktadır:

9-10. “O,” bu aldanmış insan “bilmez mi ki kabirlerin altı(ndakiler) üstüne getirildiği” Allah ölüleri diriltip mahşerde toplamak için onları kabirlerinden çıkarttığı “ve kalplerde olanlar da açığa çıkartıldığı zaman” içlerinde ne varsa açıkça ortaya çıktığı, kalplerinde gizli bulunan hayır ve şerler ortaya döküldüğü, gizli şeyler aleni, saklı olan şeyler görünür olduğu ve insanların yüzlerinde yaptıkları amellerin sonuçları açıkça görüldüğü zaman;

11. “Çünkü o gün” görünen, görünmeyen, gizli ve açık amellerini de bu amellere görecekleri karşılıkları da bilen “Rableri onlardan tümüyle haberdardır.” Yüce Allah'ın, her zaman için her şeyden haberdar olmakla birlikte özellikle onların o gündeki hallerinden haberdar olduğunu belirtmesindeki amaç, yapılan amellerin karşılığının Allah’ın ilmi ve bilgisi dahilinde olarak mutlaka görüleceğinin hatırlatılmasıdır. Âdiyât Sûresi’nin tefsiri burada sona ermektedir.

***

Saheeh International · As-Sa'di · Quranic Universal Library (Tarteel), via spa5k/tafsir_api · Quran Foundation

Page 599

Az-ZalzalahJuz 30 · Page 599

98:8

جَزَآؤُهُمۡ عِندَ رَبِّهِمۡ جَنَّٰتُ عَدۡنٖ تَجۡرِي مِن تَحۡتِهَا ٱلۡأَنۡهَٰرُ خَٰلِدِينَ فِيهَآ أَبَدٗاۖ رَّضِيَ ٱللَّهُ عَنۡهُمۡ وَرَضُواْ عَنۡهُۚ ذَٰلِكَ لِمَنۡ خَشِيَ رَبَّهُۥ ٨

Their reward with their Lord will be gardens of perpetual residence beneath which rivers flow, wherein they will abide forever, Allāh being pleased with them and they with Him. That is for whoever has feared his Lord.

سورة الزلزلة

Az-Zalzalah

The Earthquake · Medinan · 8 ayahs

بِسۡمِ ٱللَّهِ ٱلرَّحۡمَٰنِ ٱلرَّحِيمِ

99:1

إِذَا زُلۡزِلَتِ ٱلۡأَرۡضُ زِلۡزَالَهَا ١

When the earth is shaken with its [final] earthquake

99:2

وَأَخۡرَجَتِ ٱلۡأَرۡضُ أَثۡقَالَهَا ٢

And the earth discharges its burdens1

1 translator’s note
  1. See verse 84:4. ↩

99:3

وَقَالَ ٱلۡإِنسَٰنُ مَا لَهَا ٣

And man says,1 "What is [wrong] with it?" -

1 translator’s note
  1. In terror and amazement. ↩

99:4

يَوۡمَئِذٖ تُحَدِّثُ أَخۡبَارَهَا ٤

That Day, it will report its news

99:5

بِأَنَّ رَبَّكَ أَوۡحَىٰ لَهَا ٥

Because your Lord has inspired [i.e., commanded] it.

99:6

يَوۡمَئِذٖ يَصۡدُرُ ٱلنَّاسُ أَشۡتَاتٗا لِّيُرَوۡاْ أَعۡمَٰلَهُمۡ ٦

That Day, the people will depart1 separated [into categories] to be shown [the result of] their deeds.

1 translator’s note
  1. From the place of Judgement to their final abode. Another interpretation is "emerge separately" (from the graves) . ↩

99:7

فَمَن يَعۡمَلۡ مِثۡقَالَ ذَرَّةٍ خَيۡرٗا يَرَهُۥ ٧

So whoever does an atom's weight1 of good will see it,

1 translator’s note
  1. Or "the weight of a small ant." ↩

99:8

وَمَن يَعۡمَلۡ مِثۡقَالَ ذَرَّةٖ شَرّٗا يَرَهُۥ ٨

And whoever does an atom's weight of evil will see it.

سورة العاديات

Al-'Adiyat

The Courser · Meccan · 11 ayahs

بِسۡمِ ٱللَّهِ ٱلرَّحۡمَٰنِ ٱلرَّحِيمِ

100:1

وَٱلۡعَٰدِيَٰتِ ضَبۡحٗا ١

By the racers, panting,1

1 translator’s note
  1. i.e., the horses bearing riders as they race to attack the enemy. ↩

100:2

فَٱلۡمُورِيَٰتِ قَدۡحٗا ٢

And the producers of sparks [when] striking1

1 translator’s note
  1. Their hoofs while galloping over rocky terrain. ↩

100:3

فَٱلۡمُغِيرَٰتِ صُبۡحٗا ٣

And the chargers at dawn,1

1 translator’s note
  1. While the enemy is unaware. ↩

100:4

فَأَثَرۡنَ بِهِۦ نَقۡعٗا ٤

Stirring up thereby [clouds of] dust,

100:5

فَوَسَطۡنَ بِهِۦ جَمۡعًا ٥

Arriving thereby in the center1 collectively,

1 translator’s note
  1. i.e., penetrating into the enemy ranks during a surprise attack. ↩

100:6

إِنَّ ٱلۡإِنسَٰنَ لِرَبِّهِۦ لَكَنُودٞ ٦

Indeed mankind, to his Lord, is ungrateful.

100:7

وَإِنَّهُۥ عَلَىٰ ذَٰلِكَ لَشَهِيدٞ ٧

And indeed, he is to that a witness.1

1 translator’s note
  1. Through his speech and his actions. ↩

100:8

وَإِنَّهُۥ لِحُبِّ ٱلۡخَيۡرِ لَشَدِيدٌ ٨

And indeed he is, in love of wealth, intense.

100:9

۞ أَفَلَا يَعۡلَمُ إِذَا بُعۡثِرَ مَا فِي ٱلۡقُبُورِ ٩

But does he not know that when the contents of the graves are scattered

As-Sa'diTafsir · 100:4

Contents

Ayat al-Kursi36Al-Kahfpage 42juz 15Bukhari 1Muslim 2999

Style

Theme
Text size
View

Читать на русском