Al-Qari'ah 101:10
The Calamity · Juz 30 · Page 600
وَمَآ أَدۡرَىٰكَ مَا هِيَهۡ ١٠
And what can make you know what that is?
Tafsir · in Turkish
As-Sa'di
Medium · Clear and to the point: what to take from each passage.
Change
Commentary on 101:1–11
1- Dehşeti yüreklere çarpan (Kâria)! 2- Nedir o dehşeti yüreklere çarpan? 3- O dehşeti yüreklere çarpanın ne olduğunu sen nereden bilebilirsin ki? 4- O gün insanlar, etrafa dağılmış pervaneler gibi olacak; 5- Dağlar da (didilmiş boyalı) yün gibi ol(up havada uçuş)acak. 6- Artık kimin tartıları ağır gelirse; 7- O, hoşnut edici bir yaşayış içindedir. 8- Kimin de tartıları hafif gelirse; 9- Onun anası/barınağı Hâviyedir. 10- Onun ne olduğunu sen nereden bilebilirsin ki? 11- Kızgın bir ateştir.
(Mekke’de inmiştir. 11 âyettir)
Rahmân ve Rahîm Allah’ın adı ile.
1-3. “Dehşeti yüreklere çarpan”(anlamı verilen)“القارعة”; Kıyamet gününün isimlerinden birisidir. Ona bu ismin veriliş sebebi, insanların kapısını çalması ve dehşetleri ile onları şaşkına çevirmesidir. İşte bundan dolayı Yüce Allah, Kıyametin büyüklüğünü ve dehşetli halini dile getirerek şöyle buyurmaktadır: “Dehşeti yüreklere çarpan! Nedir o dehşeti yüreklere çarpan? O dehşeti yüreklere çarpanın ne olduğunu sen nereden bilebilirsin ki?”
4. “O gün insanlar” ileri derecedeki korku ve dehşetin etkisinden dolayı “etrafa dağılmış pervaneler gibi olacak.” Dalgalar halinde birbirine giren, etrafa saçılıp savrulan pervaneleri andıracak. Pervaneler (الفراش); geceleyin çıkan ve nereye gideceğini bilemeyen, birbirlerine karışıp duran (kelebek benzeri) birtakım hayvanlardır. Yanan bir ateş görürlerse idrakinin zayıflığı dolayısı ile hemen bu ateşe atılırlar. İşte akıl sahibi insanların hali de kıyamette bu olacaktır.
5. O sapasağlam güçlü dağlara gelince; onlar da “(didilmiş boyalı) yün gibi ol(up havada uçuş)acak.” Yani en basit bir rüzgarın uçuruverdiği, son derece güçsüz bir hal almış, didilmiş yüne dönecekler. Yüce Allah şöyle buyurmaktadır:“Sen dağları görür ve onları yerinde duruyor sanırsın. Halbuki onlar, bulutların gitmesi gibi giderler.”(en-Neml, 27/88) Bundan sonra da dağlar, darmadağın olacak ve etrafa saçılmış toz toprağa döneceklerdir. Onlardan gözle görülecek bir şey kalmayacaktır. İşte o vakit mizan/tartı kurulacak ve insanlar bahtiyar kimselerle bedbaht kimseler olmak üzere iki kısma ayrılacak:
6-7. “Artık kimin tartıları ağır gelirse” iyilikleri kötülüklerinden ağır basarsa “O,” nimet dolu cennetlerde “hoşnut edici bir yaşayış içindedir.”
8-9. “Kimin de” kötülüklerini karşılayabilecek kadar iyilikleri olmadığı için “tartıları hafif gelirse, onun anası” varacağı ve kalacağı yer “Hâviyedir.” Cehennem ateşidir. el-Hâviye, cehennemin isimlerinden birisidir. Tıpkı yavrusundan ayrılmayan anne gibi ateş de onun yakasını bırakmayacaktır. Nitekim Yüce Allah, şöyle buyurmaktadır:“Çünkü onun azabı sahibinin yakasını bırakmaz.”(el-Furkân, 25/65) Bu buyruğun şu anlama geldiği de söylenmiştir: Kişinin, (ana merkezi olan) başı ceheneme yuvarlanacak, yani tepe üstü cehennem ateşine atılacaktır. 10-11. “Onun ne olduğunu sen nereden bilebilirsin ki?” Bu, cehennemin pek dehşetli olduğunu anlatmak içindir. Daha sonra da bunu:“Kızgın bir ateştir” diye açıklamaktadır. Yani, sıcağı pek çetindir. Onun harareti, dünya ateşinin hararetinden yetmiş kat fazladır. O ateşten Allah’a sığınırız. Kâria Sûresi’nin tefsiri, burada sona ermektedir.
***
Page 600
100:10
وَحُصِّلَ مَا فِي ٱلصُّدُورِ ١٠
And that within the breasts is obtained,1
1 translator’s note
- i.e., when all secrets are made known. ↩
100:11
إِنَّ رَبَّهُم بِهِمۡ يَوۡمَئِذٖ لَّخَبِيرُۢ ١١
Indeed, their Lord with them, that Day, is [fully] Aware.1
1 translator’s note
- Fully acquainted and familiar with everything about each one of them. ↩
سورة القارعة
Al-Qari'ah
The Calamity · Meccan · 11 ayahs
بِسۡمِ ٱللَّهِ ٱلرَّحۡمَٰنِ ٱلرَّحِيمِ
101:1
ٱلۡقَارِعَةُ ١
The Striking Calamity -
101:2
مَا ٱلۡقَارِعَةُ ٢
What is the Striking Calamity?
101:3
وَمَآ أَدۡرَىٰكَ مَا ٱلۡقَارِعَةُ ٣
And what can make you know what is the Striking Calamity?
101:4
يَوۡمَ يَكُونُ ٱلنَّاسُ كَٱلۡفَرَاشِ ٱلۡمَبۡثُوثِ ٤
It is the Day when people will be like moths, dispersed,1
1 translator’s note
- The people will be as such after having been expelled from their graves. ↩
101:5
وَتَكُونُ ٱلۡجِبَالُ كَٱلۡعِهۡنِ ٱلۡمَنفُوشِ ٥
And the mountains will be like wool, fluffed up.1
1 translator’s note
- i.e., beginning to disintegrate. ↩
101:6
فَأَمَّا مَن ثَقُلَتۡ مَوَٰزِينُهُۥ ٦
Then as for one whose scales are heavy [with good deeds],
101:7
فَهُوَ فِي عِيشَةٖ رَّاضِيَةٖ ٧
He will be in a pleasant life.
101:8
وَأَمَّا مَنۡ خَفَّتۡ مَوَٰزِينُهُۥ ٨
But as for one whose scales are light,
101:9
فَأُمُّهُۥ هَاوِيَةٞ ٩
101:10
وَمَآ أَدۡرَىٰكَ مَا هِيَهۡ ١٠
And what can make you know what that is?
101:11
نَارٌ حَامِيَةُۢ ١١
It is a Fire, intensely hot.
سورة التكاثر
At-Takathur
The Rivalry in world increase · Meccan · 8 ayahs
بِسۡمِ ٱللَّهِ ٱلرَّحۡمَٰنِ ٱلرَّحِيمِ
102:1
أَلۡهَىٰكُمُ ٱلتَّكَاثُرُ ١
Competition in [worldly] increase diverts you
102:2
حَتَّىٰ زُرۡتُمُ ٱلۡمَقَابِرَ ٢
Until you visit the graveyards.1
1 translator’s note
- i.e., remain in them temporarily, meaning until the Day of Resurrection. ↩
102:3
كـَلَّا سَوۡفَ تَعۡلَمُونَ ٣
No! You are going to know.
102:4
ثُمَّ كـَلَّا سَوۡفَ تَعۡلَمُونَ ٤
Then, no! You are going to know.
102:5
كـَلَّا لَوۡ تَعۡلَمُونَ عِلۡمَ ٱلۡيَقِينِ ٥
No! If you only knew with knowledge of certainty...1
1 translator’s note
- The conclusion of this verse is estimated to be "...you would not have been distracted from preparing for the Hereafter." ↩
102:6
لَتَرَوُنَّ ٱلۡجَحِيمَ ٦
You will surely see the Hellfire.
102:7
ثُمَّ لَتَرَوُنَّهَا عَيۡنَ ٱلۡيَقِينِ ٧
Then you will surely see it with the eye of certainty.1
1 translator’s note
- i.e., with actual eyesight. ↩
102:8
ثُمَّ لَتُسۡـَٔلُنَّ يَوۡمَئِذٍ عَنِ ٱلنَّعِيمِ ٨
Then you will surely be asked that Day about pleasure.1
1 translator’s note
- i.e., the comforts of worldly life and whether you were grateful to Allāh for His blessings. ↩