Hud 11:120
Hud · Juz 12 · Page 235
وَكُلّٗا نَّقُصُّ عَلَيۡكَ مِنۡ أَنۢبَآءِ ٱلرُّسُلِ مَا نُثَبِّتُ بِهِۦ فُؤَادَكَۚ وَجَآءَكَ فِي هَٰذِهِ ٱلۡحَقُّ وَمَوۡعِظَةٞ وَذِكۡرَىٰ لِلۡمُؤۡمِنِينَ ١٢٠
And each [story] We relate to you from the news of the messengers is that by which We make firm your heart. And there has come to you, in this, the truth and an instruction and a reminder for the believers.
Tafsir · in Turkish
As-Sa'di
Medium · Clear and to the point: what to take from each passage.
Change
Commentary on 11:120–123
120- Peygamberlerin haberlerinden kendisi ile kalbine sebat vereceğimiz her bir kıssayı sana anlatıyoruz. Burada da sana hak, mü’minlere de bir öğüt ve bir hatırlatma gelmiştir. 121- İman etmeyenlere de ki:“Kendi yolunuzca yapacağınızı yapın, biz de yapıyoruz.” 122- “Bekleyin, biz de bekliyoruz.” 123- Göklerin ve yerin gaybı Allah’a aittir. İşlerin hepsi O’na döndürülür. Öyleyse O’na ibadet et ve O’na güvenip dayan. Rabbin, yaptıklarınızdan asla habersiz değildir.
120. Bu sûrede birtakım peygamberlerin haberleri söz konusu edildiğinden dolayı Yüce Allah, bunun hikmetini belirterek şöyle buyurmaktadır:“Peygamberlerin haberlerinden kendisi ile kalbine sebat vereceğimiz her bir kıssayı sana anlatıyoruz.” Kalbin mutmain olsun, sebat bulsun ve sen de peygamberler arasından azim sahibi olanların sabrettiği gibi sabredesin, diye anlatıyoruz. Çünkü insanlar, başkalarını örnek almakla ünsiyet bulur, amellerde bulunmak için gayrete gelir ve başkaları ile yarışmak ister. Hak da tanıkları zikredilerek ve onu yerine getirenlerin çokluğu hatırlatılarak güçlenip destek bulur. “Burada da” bu sûrede de “sana hak” hiçbir şekilde hakkında şüphenin söz konusu olmayacağı kesin bilgi ki bu bilgi, nefislerin sahip olduğu faziletlerin en büyüğü olan hakka dair bilgidir. “mü’minlere de bir öğüt ve bir hatırlatma gelmiştir.” Mü’minler, onunla öğüt alırlar ve hoşlanılmayan işlerden uzak dururlar, Yüce Allah’ın sevdiği hususları da hatırlayıp onları işlerler. İman ehli olmayan kimselere gelince, öğütlerin ve hatırlatmaların onlara hiçbir faydası olmaz. Onun için Yüce Allah şöyle buyurmaktadır:
121. “İman etmeyenlere” onlara karşı bunca deliller ortaya konduktan sonra “de ki: Kendi yolunuzca” içinde bulunduğunuz durum üzere “yapacağınızı yapın. Biz de” bulunduğumuz hâl üzere “yapıyoruz.”
122. Başınıza gelecekleri “bekleyin, biz de” başınıza gelecekleri “bekliyoruz.” Yüce Allah, her iki kesimin arasını ayırmış, mü’min kullarına yardımcı olduğunu ve Allah’ın yalanlayıcı düşmanlarını da imha ettiğini göstermiştir.
123. “Göklerin ve yerin gaybı” onlarda görünmeyen gizli-saklı şeyler ile gaybî bütün hususlar “Allah’a aittir.” Ameller ve amelde bulunanlara ait “işlerin hepsi O’na döndürülür.” O da hem amellerin hem de amelde bulunanların iyi olanlarını murdar olanlarından ayırt eder. “Öyleyse O’na ibadet et!” O’nun ibadetini gereği gibi ifa et! İbadet, Allah’ın emirleri arasından gücünün yettiklerinin tümünü yerine getirmektir. “ve O’na güvenip dayan” bu hususta da Allah’a tevekkül et. “Rabbin” hayır ve şer “yaptıklarınızdan asla habersiz değildir.” Aksine O’nun ilmi bunların hepsini kuşatmış, Kalemi de bunları tespit etmiştir. Bu ameller hakkındaki hükmünü de karşılıklarını da verecektir.
Hûd sûresinin tefsiri burada sona ermektedir. Âlemlerin Rabbi olan Allah’a hamd, Rasûlü Muhammed’e de salât ve selâm olsun. Bu bölümün yazımı 21 Rabiulahir 1347 Cumartesi günü tamamlanmıştır.bu cümle Arapça el yazma nüshaya ait bir not, bence gerekli değil??????????????????????
***
Page 235
11:118
وَلَوۡ شَآءَ رَبُّكَ لَجَعَلَ ٱلنَّاسَ أُمَّةٗ وَٰحِدَةٗۖ وَلَا يَزَالُونَ مُخۡتَلِفِينَ ١١٨
And if your Lord had willed, He could have made mankind one community; but they will not cease to differ,
11:119
إِلَّا مَن رَّحِمَ رَبُّكَۚ وَلِذَٰلِكَ خَلَقَهُمۡۗ وَتَمَّتۡ كَلِمَةُ رَبِّكَ لَأَمۡلَأَنَّ جَهَنَّمَ مِنَ ٱلۡجِنَّةِ وَٱلنَّاسِ أَجۡمَعِينَ ١١٩
Except whom your Lord has given mercy, and for that He created them. But the word of your Lord is to be fulfilled that, "I will surely fill Hell with jinn and men all together."
11:120
وَكُلّٗا نَّقُصُّ عَلَيۡكَ مِنۡ أَنۢبَآءِ ٱلرُّسُلِ مَا نُثَبِّتُ بِهِۦ فُؤَادَكَۚ وَجَآءَكَ فِي هَٰذِهِ ٱلۡحَقُّ وَمَوۡعِظَةٞ وَذِكۡرَىٰ لِلۡمُؤۡمِنِينَ ١٢٠
And each [story] We relate to you from the news of the messengers is that by which We make firm your heart. And there has come to you, in this, the truth and an instruction and a reminder for the believers.
11:121
وَقُل لِّلَّذِينَ لَا يُؤۡمِنُونَ ٱعۡمَلُواْ عَلَىٰ مَكَانَتِكُمۡ إِنَّا عَٰمِلُونَ ١٢١
And say to those who do not believe, "Work according to your position; indeed, we are working.
11:122
وَٱنتَظِرُوٓاْ إِنَّا مُنتَظِرُونَ ١٢٢
And wait; indeed, we are waiting."
11:123
وَلِلَّهِ غَيۡبُ ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَٱلۡأَرۡضِ وَإِلَيۡهِ يُرۡجَعُ ٱلۡأَمۡرُ كُلُّهُۥ فَٱعۡبُدۡهُ وَتَوَكَّلۡ عَلَيۡهِۚ وَمَا رَبُّكَ بِغَٰفِلٍ عَمَّا تَعۡمَلُونَ ١٢٣
And to Allāh belong the unseen [aspects] of the heavens and the earth and to Him will be returned the matter, all of it, so worship Him and rely upon Him. And your Lord is not unaware of that which you do.
سورة يوسف
Yusuf
Joseph · Meccan · 111 ayahs
بِسۡمِ ٱللَّهِ ٱلرَّحۡمَٰنِ ٱلرَّحِيمِ
12:1
الٓرۚ تِلۡكَ ءَايَٰتُ ٱلۡكِتَٰبِ ٱلۡمُبِينِ ١
Alif, Lām, Rā.1 These are the verses of the clear Book.
1 translator’s note
- See footnote to 2:1. ↩
12:2
إِنَّآ أَنزَلۡنَٰهُ قُرۡءَٰنًا عَرَبِيّٗا لَّعَلَّكُمۡ تَعۡقِلُونَ ٢
Indeed, We have sent it down as an Arabic Qur’ān1 that you might understand.
1 translator’s note
- i.e., revealed in the Arabic language. ↩
12:3
نَحۡنُ نَقُصُّ عَلَيۡكَ أَحۡسَنَ ٱلۡقَصَصِ بِمَآ أَوۡحَيۡنَآ إِلَيۡكَ هَٰذَا ٱلۡقُرۡءَانَ وَإِن كُنتَ مِن قَبۡلِهِۦ لَمِنَ ٱلۡغَٰفِلِينَ ٣
We relate to you, [O Muḥammad], the best of stories in what We have revealed to you of this Qur’ān although you were, before it, among the unaware.
12:4
إِذۡ قَالَ يُوسُفُ لِأَبِيهِ يَٰٓأَبَتِ إِنِّي رَأَيۡتُ أَحَدَ عَشَرَ كَوۡكَبٗا وَٱلشَّمۡسَ وَٱلۡقَمَرَ رَأَيۡتُهُمۡ لِي سَٰجِدِينَ ٤
[Of these stories mention] when Joseph said to his father,1 "O my father, indeed I have seen [in a dream] eleven stars and the sun and the moon; I saw them prostrating to me."
1 translator’s note
- The prophet Jacob (upon whom be peace). ↩