Hud 11:14
Hud · Juz 12 · Page 223
فَإِلَّمۡ يَسۡتَجِيبُواْ لَكُمۡ فَٱعۡلَمُوٓاْ أَنَّمَآ أُنزِلَ بِعِلۡمِ ٱللَّهِ وَأَن لَّآ إِلَٰهَ إِلَّا هُوَۖ فَهَلۡ أَنتُم مُّسۡلِمُونَ ١٤
And if they do not respond to you - then know that it [i.e., the Qur’ān] was revealed with the knowledge of Allāh1 and that there is no deity except Him. Then,2 would you [not] be Muslims?
Tafsir · in Turkish
As-Sa'di
Medium · Clear and to the point: what to take from each passage.
Change
Commentary on 11:12–14
12- Şimdi olur ki sen:“Ona bir hazine indirilmeli yahut onunla beraber bir melek gelmeli değil miydi?” diyorlar diye göğsün dâralarak sana vahyolunandan bir kısmını (tebliğ etmeyi) terk edecek duruma gelirsin. (Ancak şunu bil ki) sen sadece bir uyarıcısın. Allah ise her şeye vekildir. 13- Yoksa onlar:“Onu kendisi uydurdu” mu diyorlar? De ki: “O halde eğer doğru söyleyenler iseniz haydi onun benzeri uydurma on sûre getirin ve (bunun için) Allah’tan başka kimi (yardıma) çağırabilecekseniz çağırın!” 14- Eğer size (olumlu bir) karşılık vermezlerse bilin ki o, ancak Allah’ın ilmi ile indirilmiştir ve gerçekten O’ndan başka (hak) ilâh yoktur. Artık (hakka) teslim olacak mısınız?
12. Yüce Allah yalanlayanların yalanlamalarına karşılık peygamberi Muhammed sallallahu aleyhi ve sellem’i teselli ederek şöyle buyurmaktadır:“Şimdi olur ki sen: “Ona bir hazine indirilmeli yahut onunla beraber bir melek gelmeli değil miydi?” diyorlar diye göğsün dâralarak sana vahyolunandan bir kısmını (tebliğ etmeyi) terk edecek duruma gelirsin.” Yani senin gibi birisine bu hal, yakışmaz. Onların bu sözlerinden etkilenmemelisin. Bu sözler seni üzerinde gitmekte olduğun yoldan alıkoyup sana vahyolunanın bir bölümünü tebliğ etmeyii terk ettirmemeli, göğsün de bundan dolayı daralmamalıdır. Onların inat ve işi yokuşa sürme amacı taşıyan bu sözleri, seni bu duruma itmemelidir. Zira onların bu sözleri söylemelerinin tek nedeni, işi yokuşa sürmeleri, zulme sapmaları, inad etmeleri, sapıklıkları, delil ve belgelerin ortaya konulması gereken yerleri bilmeyişleridir. O halde sen yoluna devam et. Bu gibi basit sözler seni yolundan alıkoymasın. Bu gibi sözler ancak akılsızların geveledikleri türdendir. Bundan dolayı da göğsüne darlık gelmesin. Onlar sana karşı cevaplandıramayacağın türden bir delil mi ortaya koydular?! Yoksa gerçekten getirdiğin üzerinde olumsuz etki yapacak ve onun kadrini azaltacak türden bir tenkitte bulundular da göğsün bundan dolayı mı daralıyor?! Yoksa onların hesabını görmek sana mı düşüyor ya da onları zorla hidâyete iletmekten mi sorumlusun ki için daralıyor? Halbuki “Sen sadece bir uyarıcısın. Allah ise her şeye vekildir.” Onların üzerinde vekil olan O’dur; amellerini O tespit eder ve amellerinin karşılığını da en mükemmel şekilde O verecektir.
13. “Yoksa onlar: “Onu” Bu Kur’ân-ı Kerim’i “kendisi” Muhammed sallallahu aleyhi ve sellem “uydurdu, mu diyorlar?” Yüce Allah da onlara şöyle cevap vermektedir: Onlara “De ki: “O halde eğer doğru söyleyenler iseniz haydi onun benzeri uydurma on sûre getirin ve (bunun için) Allah’tan başka kimi (yardıma) çağırabilecekseniz çağırın!” Yani eğer Muhammed sallallahu aleyhi ve sellem’in bu Kur’ân-ı Kerim’i uydurduğu şeklindeki iddianızda samimi iseniz işte meydan! Zira fesahat ve belağat açısından sizinle onun arasında herhangi bir fark yoktur. Üstelik sizler elinizdeki bütün imkânlarla onun çağrısının bâtıl olduğunu ortaya koymaya çalışmakta ve ona düşmanlık beslemektesiniz. Önünüzde hiçbir engel yok! Eğer bu iddianızda doğru söyleyen kimseler iseniz haydi onun gibi uydurulmuş on sûre getirin.
14. “Eğer size” bu isteklerinize karşı “(olumlu bir) karşılık vermezlerse bilin ki o, ancak Allah’ın ilmi ile” delilin ortaya konulması ve karşı çıkanların iddialarının çürütülmesi kastı ile Allah tarafından “indirilmiştir ve gerçekten” şunu da bilin ki “O’ndan başka (hak) ilâh yoktur.” Ulûhiyet ve ubûdiyete layık olan yalnız O’dur. “Artık (hakka) teslim olacak mısınız?” O’nun ulûhiyetine itaatle boyun eğip O’na kulluğa teslim olacak mısınız? Bu âyet-i kerimelerde itirazcıların itirazlarının ve tenkit edenlerin tenkitlerinin, Yüce Allah’ın yoluna davet eden kimseyi yolundan alıkoymaması gerektiği ifade edilmektedir. Özellikle de yapılan bu tenkidin herhangi bir dayanağı yoksa ve davet edilen şeye eleştiri mahiyetini arz etmiyorsa bu, böyle olmalıdır. Yine bundan dolayı davetçinin kalbinin daralmaması gerektiği, aksine huzur içerisinde kendisini işine vererek yoluna devam etmesi gerektiği de ifade edilmektedir. Diğer taraftan birtakım tekliflerde bulunan karşı tarafın delil olarak gösterilmesini istedikleri hususlarda tekliflerini olumlu karşılamamak gerektiği de belirtilmektedir. Bunun yerine bütün soru, itiraz ve istekler karşısında, karşı bir delil ortaya koymaya imkân bırakmayan sağlam delili göstermek yeterlidir. Yine bu âyet-i kerimeler, Kur’ân-ı Kerim’in bizatihi mucize olduğunu, hiçbir insanın onun benzerini, hatta on sûresinin benzerini, hatta ve hatta tek bir sûresinin dahi benzerini getirmeye gücünün yetmeyeceğini de ortaya koymaktadır. Çünkü oldukça belîğ ve fasîh olan düşmanlara karşı Yüce Allah, bu şekilde meydan okuduğu halde onlar, onun gibi bir söz söyleyememişlerdir. Çünkü onlar da buna güçlerinin yetmediğini bilmekteydiler. Yine bu âyet-i kerimelerde şu hususa da işaret vardır: Hakkında galip zannın yeterli olmadığı aksine kesin ilme sahip olunması gereken hususlar arasında Kur’ân ilmi ile Tevhîd ilmi de vardır. Çünkü Yüce Allah şöyle buyurmaktadır:“Bilin ki o, ancak Allah’ın ilmi ile indirilmiştir ve gerçekten O’ndan başka (hak) ilâh yoktur.”
Page 223
11:13
أَمۡ يَقُولُونَ ٱفۡتَرَىٰهُۖ قُلۡ فَأۡتُواْ بِعَشۡرِ سُوَرٖ مِّثۡلِهِۦ مُفۡتَرَيَٰتٖ وَٱدۡعُواْ مَنِ ٱسۡتَطَعۡتُم مِّن دُونِ ٱللَّهِ إِن كُنتُمۡ صَٰدِقِينَ ١٣
Or do they say, "He invented it"? Say, "Then bring ten sūrahs like it that have been invented and call upon [for assistance] whomever you can besides Allāh, if you should be truthful."
11:14
فَإِلَّمۡ يَسۡتَجِيبُواْ لَكُمۡ فَٱعۡلَمُوٓاْ أَنَّمَآ أُنزِلَ بِعِلۡمِ ٱللَّهِ وَأَن لَّآ إِلَٰهَ إِلَّا هُوَۖ فَهَلۡ أَنتُم مُّسۡلِمُونَ ١٤
And if they do not respond to you - then know that it [i.e., the Qur’ān] was revealed with the knowledge of Allāh1 and that there is no deity except Him. Then,2 would you [not] be Muslims?
11:15
مَن كَانَ يُرِيدُ ٱلۡحَيَوٰةَ ٱلدُّنۡيَا وَزِينَتَهَا نُوَفِّ إِلَيۡهِمۡ أَعۡمَٰلَهُمۡ فِيهَا وَهُمۡ فِيهَا لَا يُبۡخَسُونَ ١٥
Whoever desires the life of this world and its adornments - We fully repay them for their deeds therein,1 and they therein will not be deprived.
1 translator’s note
- i.e., during worldly life. ↩
11:16
أُوْلَٰٓئِكَ ٱلَّذِينَ لَيۡسَ لَهُمۡ فِي ٱلۡأٓخِرَةِ إِلَّا ٱلنَّارُۖ وَحَبِطَ مَا صَنَعُواْ فِيهَا وَبَٰطِلٞ مَّا كَانُواْ يَعۡمَلُونَ ١٦
Those are the ones for whom there is not in the Hereafter but the Fire. And lost is what they did therein,1 and worthless is what they used to do.
1 translator’s note
- i.e., during worldly life. ↩
11:17
أَفَمَن كَانَ عَلَىٰ بَيِّنَةٖ مِّن رَّبِّهِۦ وَيَتۡلُوهُ شَاهِدٞ مِّنۡهُ وَمِن قَبۡلِهِۦ كِتَٰبُ مُوسَىٰٓ إِمَامٗا وَرَحۡمَةًۚ أُوْلَٰٓئِكَ يُؤۡمِنُونَ بِهِۦۚ وَمَن يَكۡفُرۡ بِهِۦ مِنَ ٱلۡأَحۡزَابِ فَٱلنَّارُ مَوۡعِدُهُۥۚ فَلَا تَكُ فِي مِرۡيَةٖ مِّنۡهُۚ إِنَّهُ ٱلۡحَقُّ مِن رَّبِّكَ وَلَٰكِنَّ أَكۡثَرَ ٱلنَّاسِ لَا يُؤۡمِنُونَ ١٧
So is one who [stands] upon a clear evidence from his Lord [like the aforementioned]? And a witness1 from Him follows it,2 and before it was the Scripture of Moses to lead and as mercy. Those [believers in the former revelations] believe in it [i.e., the Qur’ān]. But whoever disbelieves in it from the [various] factions - the Fire is his promised destination. So be not in doubt about it. Indeed, it is the truth from your Lord, but most of the people do not believe.
11:18
وَمَنۡ أَظۡلَمُ مِمَّنِ ٱفۡتَرَىٰ عَلَى ٱللَّهِ كَذِبًاۚ أُوْلَٰٓئِكَ يُعۡرَضُونَ عَلَىٰ رَبِّهِمۡ وَيَقُولُ ٱلۡأَشۡهَٰدُ هَٰٓؤُلَآءِ ٱلَّذِينَ كَذَبُواْ عَلَىٰ رَبِّهِمۡۚ أَلَا لَعۡنَةُ ٱللَّهِ عَلَى ٱلظَّٰلِمِينَ ١٨
And who is more unjust than he who invents a lie about Allāh? Those will be presented before their Lord, and the witnesses will say, "These are the ones who lied against their Lord." Unquestionably, the curse of Allāh is upon the wrongdoers
11:19
ٱلَّذِينَ يَصُدُّونَ عَن سَبِيلِ ٱللَّهِ وَيَبۡغُونَهَا عِوَجٗا وَهُم بِٱلۡأٓخِرَةِ هُمۡ كَٰفِرُونَ ١٩
Who averted [people] from the way of Allāh and sought to make it [seem] deviant while they, concerning the Hereafter, were disbelievers.