HudJuz 12 · Page 222

Hud 11:8

Hud · Juz 12 · Page 222

وَلَئِنۡ أَخَّرۡنَا عَنۡهُمُ ٱلۡعَذَابَ إِلَىٰٓ أُمَّةٖ مَّعۡدُودَةٖ لَّيَقُولُنَّ مَا يَحۡبِسُهُۥٓۗ أَلَا يَوۡمَ يَأۡتِيهِمۡ لَيۡسَ مَصۡرُوفًا عَنۡهُمۡ وَحَاقَ بِهِم مَّا كَانُواْ بِهِۦ يَسۡتَهۡزِءُونَ ٨

And if We hold back from them the punishment for a limited time, they will surely say,1 "What detains it?" Unquestionably, on the Day it comes to them, it will not be averted from them, and they will be enveloped by what they used to ridicule.

1 translator’s note
  1. In ridicule and disbelief. ↩

Tafsir · in Turkish

As-Sa'di

Medium · Clear and to the point: what to take from each passage.

Whole surah

Change

Commentary on 11:7–8

7- Arş’ı su üzerinde iken hanginizin daha güzel amelde bulunacağını sınamak için gökleri ve yeri altı günde yaratan, O’dur. Andolsun ki:“Ölümden sonra muhakkak diriltileceksiniz” diyecek olsan, kâfirler mutlaka:“Bu, ancak apaçık bir sihirdir” derler. 8- Eğer azâbı sayılı bir vakte kadar onlardan ertelesek mutlaka:“Onu alıkoyan nedir?” derler. Bilin ki o (azap), onlara geldiği gün onlardan asla çevrilmeyecektir ve alay etmekte oldukları şey de onları çepeçevre kuşatacaktır.

7. Yüce Allah “gökleri ve yeri altı günde” yarattığını haber vermektedir. Bu yaratmanın birinci günü pazar, sonuncu günü de Cumadır. O, gökleri ve yeri yarattığında “Arş’ı su üzerinde” yedinci semanın üstünde idi. Gökleri ve yeri yaratmasından sonra arşın üzerine istivâ etti. İşleri istediği gibi idare etmekte, kaderî ve şer’î hükümleri ile dilediği gibi tasarrufta bulunmaktadır. Bundan dolayıdır ki “hanginizin daha güzel amelde bulunacağını sınamak için” buyurmaktadır. Yani O, sizi imtihana çekmek için böyle yapmıştır. Göklerde ve yerde bulunan her şeyi sizin için yaratmış, emir ve yasakları ile sizi sınamak istemiştir. Ta ki hanginizin daha güzel amelde bulunacağı ortaya çıksın. Fudayl b. İyad -Allah’ın rahmeti üzerine olsun- şöyle demiştir:“En güzel amel, en ihlaslı ve en doğru olan ameldir.” Ona: “En güzel ve en doğru amel ne demektir?” diye sorulunca şöyle demiştir: “Amel ihlasla yapılmakla birlikte doğru olmazsa kabul olunmaz, amel doğru olmakla birlikte ihlaslı olmazsa yine kabul olunmaz. Mutlaka hem ihlaslı, hem de doğru olması gerekir. İhlaslı amel, onun Allah rızası için yapılması demektir. Doğru amel ise yapılan amelde şeriata ve sünnete tâbi olmak demektir.[30] Bu ayet, Yüce Allah’ın şu buyruklarına benzzemektedir: “Ben cinleri de insanları da -başka bir şey için değil- sadece bana ibadet etsinler diye yarattım.”(ez-Zâriyât, 51/56)“Allah yedi gök ve yerden de onlar gibisini yaratandır. Buyruğu onlar arasında iner durur. Allah’ın gerçekten her şeye kadir olduğunu ve muhakkak Allah’ın ilmi ile her şeyi kuşatmış olduğunu kesinlikle bilesiniz diye.”(et-Talâk, 65/12) Yüce Allah insanları kendisine ibadet etsinler, isim ve sıfatları ile kendisini tanısınlar diye yaratmış ve onlara bu emri vermiştir. Her kim bu emre boyun eğer ve emrolunduğunu yerine getirirse şüphesiz ki o, başarı ve mutluluğa erenlerden olur. Kim de bundan yüz çevirirse işte onlar hüsrana uğrayanlardandır. Şüphesiz ki Allah, onları kendilerine vermiş olduğu emir ve yasaklar dolayısı ile sorguya çekip amellerin karşılığını vereceği âhiret yurdunda bir araya getirecektir. Bundan dolayıdır ki Yüce Allah müşriklerin yalanlamalarına karşılık vereceği cezayı şöylece söz konusu etmektedir:“Andolsun ki: “Ölümden sonra muhakkak diriltileceksiniz” diyecek olsan, kâfirler mutlaka:“Bu, ancak apaçık bir sihirdir” derler.” Yani bunlara ölümden sonra diriliş olduğunu haber verecek olsan seni doğrulamazlar. Aksine en ileri derecede yalanlarlar ve bu getirdiğini tenkit ederek:““Bu, ancak apaçık bir sihirdir, derler.” Oysa bu, apaçık hakkın ta kendisidir.

8. “Eğer azâbı sayılı bir vakte kadar onlardan ertelesek” yani belli bir süreye kadar erteleyecek olsak, onun geciktiğini ileri sürerek cahilliklerinden ve zulümlerinden “mutlaka: “Onu alıkoyan nedir?” derler.” Bu, zımnen gelecek olan azâbı yalanlamaktır. Azabın başlarına hemen gelmemesini, azâbın geleceğini haber veren peygamberin yalan söylediğine delil gösterirler. Böyle bir delillendirme, haktan ne kadar da uzaktır! “Bilin ki o (azap), onlara geldiği gün onlardan asla çevrilmeyecektir.” Durumları hakkında düşünme ve değerlendirmede bulunma imkânı dahi bulamayacaklardır. “ve alay etmekte oldukları şey de” azâp da “onları çepeçevre kuşatacaktır.” Onun gerçekleşeceğini haber verenin yalancı olduğunu kesin olarak ileri sürecek kadar ehemmiyetsiz gördükleri o azâp, onları çepeçevre kuşatacak ve tepelerine inecektir.

Saheeh International · As-Sa'di · Quranic Universal Library (Tarteel), via spa5k/tafsir_api · Quran Foundation

Page 222

HudJuz 12 · Page 222

11:6

۞ وَمَا مِن دَآبَّةٖ فِي ٱلۡأَرۡضِ إِلَّا عَلَى ٱللَّهِ رِزۡقُهَا وَيَعۡلَمُ مُسۡتَقَرَّهَا وَمُسۡتَوۡدَعَهَاۚ كُلّٞ فِي كِتَٰبٖ مُّبِينٖ ٦

And there is no creature on earth but that upon Allāh is its provision, and He knows its place of dwelling and place of storage.1 All is in a clear register.

1 translator’s note
  1. Before birth and after death. ↩

11:7

وَهُوَ ٱلَّذِي خَلَقَ ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَٱلۡأَرۡضَ فِي سِتَّةِ أَيَّامٖ وَكَانَ عَرۡشُهُۥ عَلَى ٱلۡمَآءِ لِيَبۡلُوَكُمۡ أَيُّكُمۡ أَحۡسَنُ عَمَلٗاۗ وَلَئِن قُلۡتَ إِنَّكُم مَّبۡعُوثُونَ مِنۢ بَعۡدِ ٱلۡمَوۡتِ لَيَقُولَنَّ ٱلَّذِينَ كَفَرُوٓاْ إِنۡ هَٰذَآ إِلَّا سِحۡرٞ مُّبِينٞ ٧

And it is He who created the heavens and the earth in six days - and His Throne had been upon water - that He might test you as to which of you is best in deed. But if you say, "Indeed, you are resurrected after death," those who disbelieve will surely say, "This is not but obvious magic."

11:8

وَلَئِنۡ أَخَّرۡنَا عَنۡهُمُ ٱلۡعَذَابَ إِلَىٰٓ أُمَّةٖ مَّعۡدُودَةٖ لَّيَقُولُنَّ مَا يَحۡبِسُهُۥٓۗ أَلَا يَوۡمَ يَأۡتِيهِمۡ لَيۡسَ مَصۡرُوفًا عَنۡهُمۡ وَحَاقَ بِهِم مَّا كَانُواْ بِهِۦ يَسۡتَهۡزِءُونَ ٨

And if We hold back from them the punishment for a limited time, they will surely say,1 "What detains it?" Unquestionably, on the Day it comes to them, it will not be averted from them, and they will be enveloped by what they used to ridicule.

1 translator’s note
  1. In ridicule and disbelief. ↩

11:9

وَلَئِنۡ أَذَقۡنَا ٱلۡإِنسَٰنَ مِنَّا رَحۡمَةٗ ثُمَّ نَزَعۡنَٰهَا مِنۡهُ إِنَّهُۥ لَيَـُٔوسٞ كَفُورٞ ٩

And if We give man a taste of mercy from Us and then We withdraw it from him, indeed, he is despairing and ungrateful.

11:10

وَلَئِنۡ أَذَقۡنَٰهُ نَعۡمَآءَ بَعۡدَ ضَرَّآءَ مَسَّتۡهُ لَيَقُولَنَّ ذَهَبَ ٱلسَّيِّـَٔاتُ عَنِّيٓۚ إِنَّهُۥ لَفَرِحٞ فَخُورٌ ١٠

But if We give him a taste of favor after hardship has touched him, he will surely say, "Bad times have left me." Indeed, he is exultant and boastful -

11:11

إِلَّا ٱلَّذِينَ صَبَرُواْ وَعَمِلُواْ ٱلصَّٰلِحَٰتِ أُوْلَٰٓئِكَ لَهُم مَّغۡفِرَةٞ وَأَجۡرٞ كَبِيرٞ ١١

Except for those who are patient and do righteous deeds; those will have forgiveness and great reward.

11:12

فَلَعَلَّكَ تَارِكُۢ بَعۡضَ مَا يُوحَىٰٓ إِلَيۡكَ وَضَآئِقُۢ بِهِۦ صَدۡرُكَ أَن يَقُولُواْ لَوۡلَآ أُنزِلَ عَلَيۡهِ كَنزٌ أَوۡ جَآءَ مَعَهُۥ مَلَكٌۚ إِنَّمَآ أَنتَ نَذِيرٞۚ وَٱللَّهُ عَلَىٰ كُلِّ شَيۡءٖ وَكِيلٌ ١٢

Then would you possibly leave [out] some of what is revealed to you,1 or is your breast constrained by it because they say, "Why has there not been sent down to him a treasure or come with him an angel?" But you are only a warner. And Allāh is Disposer of all things.

1 translator’s note
  1. Knowing of the Prophet's difficulties, Allāh (subḥānahu wa taʿālā) urges him to patience, certain that he would not fail to convey the message in its entirety. ↩
As-Sa'diTafsir · 11:8

Contents

Ayat al-Kursi36Al-Kahfpage 42juz 15Bukhari 1Muslim 2999

Style

Theme
Text size
View

Читать на русском