Yusuf 12:111
Joseph · Juz 13 · Page 248
لَقَدۡ كَانَ فِي قَصَصِهِمۡ عِبۡرَةٞ لِّأُوْلِي ٱلۡأَلۡبَٰبِۗ مَا كَانَ حَدِيثٗا يُفۡتَرَىٰ وَلَٰكِن تَصۡدِيقَ ٱلَّذِي بَيۡنَ يَدَيۡهِ وَتَفۡصِيلَ كُلِّ شَيۡءٖ وَهُدٗى وَرَحۡمَةٗ لِّقَوۡمٖ يُؤۡمِنُونَ ١١١
There was certainly in their stories a lesson for those of understanding. Never was it [i.e., the Qur’ān] a narration invented, but a confirmation of what was before it and a detailed explanation of all things and guidance and mercy for a people who believe.
Tafsir · in Turkish
As-Sa'di
Medium · Clear and to the point: what to take from each passage.
Change
Commentary on 12:110–111
110- Nihâyet o peygamberler ümitlerini kesip de (kâfirler) onların yalan söylediklerinin ortaya çıktığını sandıkları bir sırada onlara yardımımız gelmiş ve dilediğimiz kimseler kurtuluşa erdirilmişti. Kâfirler topluluğundan azabımız geri çevrilmez. 111- Andolsun ki onların kıssalarında olgun akıl sahipleri için bir ibret vardır. O (Kur'ân) uydurulan bir söz değildir. Aksine kendisinden önce olan (kitapları) doğrulayan, (insanlara gerekli) her şeyi açıklayan, iman eden bir topluluk için de hidâyet ve rahmet (olan bir kitaptır).
110. Yüce Allah, şerefli peygamberler gönderdiğini, günahkâr ve aşağılık kavimlerinin de onları yalanladıklarını bize haber vermektedir. Yüce Allah, hakka dönsünler diye onlara mühlet verir. Allah onlara verdiği mühletini o kadar sürdürür ki nihayet peygamberlere olan baskıları en ileri dereceye ulaşır. Peygamberler kesin inançlarının kemaline, Allah’ın vaadine ve tehditlerine olan nihai tasdiklerine rağmen kalplerinden bir tür ümitsizlik hali geçer ve ilim ve tasdikleri zayıflar gibi olur. İşte iş bu noktaya gelince “onlara yardımımız gelmiş ve dilediğimiz kimseler kurtuluşa erdirilmişti.” Kurtuluşa erdirilenler ise peygamberler ve onlara tâbi olanlardır. “Kâfirler topluluğundan azabımız geri çevrilmez.” Yani bizim azabımız, Allah’a karşı günah işleyen ve küstahlık edenlerden geri çevrilmez. Azap geldiği zaman artık onların ne gücü ne de yardımcıları olur.
111. “Andolsun ki onların” yani peygamberlerin, kavimleri ile olan “kıssalarında olgun akıl sahipleri için bir ibret vardır.” Hayır ehli de şer ehli de bunlardan ibret alırlar. Onların yaptıklarını yapanlar, onlar gibi ya lütfa nail olur veya alçaltılırlar. Yine onlardan Allah’ın kemal sıfatlarını ve büyük hikmetini ibretle kavrarlar. Yüce Allah’tan başkasına ibadet etmemek ve O’na hiçbir kimseyi ortak koşmamak gerektiğini de anlarlar. “O (Kur'ân) uydurulan bir söz değildir.” Yüce Allah’ın, muhtevası arasında sizlere anlatmış olduğu gayba dair haberlerin bulunduğu bu Kur’an-ı Kerim, uydurulmuş sözlerden değildir. “Aksine kendisinden önce olan (kitapları)” kendisinden önce indirilmiş kitapları “doğrulayan” onlara uygun ve doğruluklarına tanıklık eden, kulların gerek duyacakları dinin itikadî hükümlerini, fer’î hükümlerini ve pek çok delilleri “açıklayan, iman eden bir topluluk için de hidâyet ve rahmet (olan bir kitaptır).” Onlar hakka dair bilgiyi ve onun tercih edilmesi gerektiğini kabul ettiklerinden dolayı hidâyete ererler. Nail oldukları dünyevi ve uhrevi sevap dolayısı ile de ilahî rahmete mazhar olurlar.
Page 248
12:104
وَمَا تَسۡـَٔلُهُمۡ عَلَيۡهِ مِنۡ أَجۡرٍۚ إِنۡ هُوَ إِلَّا ذِكۡرٞ لِّلۡعَٰلَمِينَ ١٠٤
And you do not ask of them for it any payment. It is not except a reminder to the worlds.
12:105
وَكَأَيِّن مِّنۡ ءَايَةٖ فِي ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَٱلۡأَرۡضِ يَمُرُّونَ عَلَيۡهَا وَهُمۡ عَنۡهَا مُعۡرِضُونَ ١٠٥
And how many a sign within the heavens and earth do they pass over while they, therefrom, are turning away.
12:106
وَمَا يُؤۡمِنُ أَكۡثَرُهُم بِٱللَّهِ إِلَّا وَهُم مُّشۡرِكُونَ ١٠٦
And most of them believe not in Allāh except while they associate others with Him.
12:107
أَفَأَمِنُوٓاْ أَن تَأۡتِيَهُمۡ غَٰشِيَةٞ مِّنۡ عَذَابِ ٱللَّهِ أَوۡ تَأۡتِيَهُمُ ٱلسَّاعَةُ بَغۡتَةٗ وَهُمۡ لَا يَشۡعُرُونَ ١٠٧
Then do they feel secure that there will not come to them an overwhelming [aspect] of the punishment of Allāh or that the Hour will not come upon them suddenly while they do not perceive?
12:108
قُلۡ هَٰذِهِۦ سَبِيلِيٓ أَدۡعُوٓاْ إِلَى ٱللَّهِۚ عَلَىٰ بَصِيرَةٍ أَنَا۠ وَمَنِ ٱتَّبَعَنِيۖ وَسُبۡحَٰنَ ٱللَّهِ وَمَآ أَنَا۠ مِنَ ٱلۡمُشۡرِكِينَ ١٠٨
Say, "This is my way; I invite to Allāh with insight, I and those who follow me. And exalted is Allāh; and I am not of those who associate others with Him."
12:109
وَمَآ أَرۡسَلۡنَا مِن قَبۡلِكَ إِلَّا رِجَالٗا نُّوحِيٓ إِلَيۡهِم مِّنۡ أَهۡلِ ٱلۡقُرَىٰٓۗ أَفَلَمۡ يَسِيرُواْ فِي ٱلۡأَرۡضِ فَيَنظُرُواْ كَيۡفَ كَانَ عَٰقِبَةُ ٱلَّذِينَ مِن قَبۡلِهِمۡۗ وَلَدَارُ ٱلۡأٓخِرَةِ خَيۡرٞ لِّلَّذِينَ ٱتَّقَوۡاْۚ أَفَلَا تَعۡقِلُونَ ١٠٩
And We sent not before you [as messengers] except men to whom We revealed from among the people of cities. So have they1 not traveled through the earth and observed how was the end of those before them? And the home of the Hereafter is best for those who fear Allāh; then will you not reason?
1 translator’s note
- Those who deny Prophet Muḥammad (ﷺ). ↩
12:110
حَتَّىٰٓ إِذَا ٱسۡتَيۡـَٔسَ ٱلرُّسُلُ وَظَنُّوٓاْ أَنَّهُمۡ قَدۡ كُذِبُواْ جَآءَهُمۡ نَصۡرُنَا فَنُجِّيَ مَن نَّشَآءُۖ وَلَا يُرَدُّ بَأۡسُنَا عَنِ ٱلۡقَوۡمِ ٱلۡمُجۡرِمِينَ ١١٠
[They continued] until, when the messengers despaired and were certain that they had been denied, there came to them Our victory, and whoever We willed was saved. And Our punishment cannot be repelled from the people who are criminals.
12:111
لَقَدۡ كَانَ فِي قَصَصِهِمۡ عِبۡرَةٞ لِّأُوْلِي ٱلۡأَلۡبَٰبِۗ مَا كَانَ حَدِيثٗا يُفۡتَرَىٰ وَلَٰكِن تَصۡدِيقَ ٱلَّذِي بَيۡنَ يَدَيۡهِ وَتَفۡصِيلَ كُلِّ شَيۡءٖ وَهُدٗى وَرَحۡمَةٗ لِّقَوۡمٖ يُؤۡمِنُونَ ١١١
There was certainly in their stories a lesson for those of understanding. Never was it [i.e., the Qur’ān] a narration invented, but a confirmation of what was before it and a detailed explanation of all things and guidance and mercy for a people who believe.