Yusuf 12:92
Joseph · Juz 13 · Page 246
قَالَ لَا تَثۡرِيبَ عَلَيۡكُمُ ٱلۡيَوۡمَۖ يَغۡفِرُ ٱللَّهُ لَكُمۡۖ وَهُوَ أَرۡحَمُ ٱلرَّٰحِمِينَ ٩٢
He said, "No blame will there be upon you today. May Allāh forgive you; and He is the most merciful of the merciful.
Tafsir · in Turkish
As-Sa'di
Medium · Clear and to the point: what to take from each passage.
Change
Commentary on 12:87–92
87- “Oğullarım gidin de Yusuf’u ve kardeşini sorup soruşturun. Allah’ın rahmetinden de ümit kesmeyin. Çünkü kâfirler topluluğundan başkası Allah’ın rahmetinden ümit kesmez.” 88- Bunun üzerine (Mısır’a gidip Yusuf’un) huzuruna vardıklarında dediler ki: “Ey Aziz! Bizi de ailemizi de darlık sardı. Pek değerli olmayan bir bedel ile geldik. Bize (yine) tam ölçek(le erzak) ver ve bize tasaddukta bulun. Çünkü Allah, sadaka verenleri mükâfatlandırır.” 89- Dedi ki:“Siz, cahiller iken Yusuf’a ve kardeşine neler yaptığınızı hatırlıyor musunuz?” 90- “Yoksa sen! Evet, sen Yusuf’sun, değil mi?” dediler. O da:“Ben Yusuf’um, bu da kardeşimdir. Allah bize lütufta bulundu. Gerçek şu ki kim korkup sakınır ve sabrederse elbette Allah iyilik edenlerin mükâfatını zayi etmez” dedi. 91- “Allah’a yemin ederiz ki, gerçekten Allah seni bizden üstün kılmıştır. Doğrusu biz kesinlikle günahkar olduk” dediler. 92- Dedi ki:“Bugün size kınama yok! Allah size mağfiret buyursun. O, merhamet edenlerin en merhametlisidir.”
87. Yakub aleyhisselam oğullarına dedi ki:“Oğullarım gidin de Yusuf’u ve kardeşini sorup soruşturun.” Onları aramak hususunda bütün gayretinizi ortaya koyun. “Allah’ın rahmetinden de ümit kesmeyin.” Çünkü ümitli olmak, kulun umduğu şey doğrultusunda çalışıp gayret göstermesini gerektirir. Ümitsizlik ise tembelliği ve ağırdan almaya yol açar. Kulların öncelikle ummaları gereken şey ise Yüce Allah’ın lütfu, ihsanı, rahmeti ve bereketi olmalıdır. “Çünkü kâfirler topluluğundan başkası Allah’ın rahmetinden ümit kesmez.” Zira onlar küfürleri sebebi ile Allah’ın rahmetini uzak görürler. Esasen onun rahmeti de kâfirlerden uzaktır. O bakımdan siz de kâfirlere benzemeyin. Bu buyruk, kulun imanı oranında Yüce Allah’ın rahmet ve lütfunu ümit edeceğine delildir.
88. “Bunun üzerine” kalkıp gittiler. Yusuf’un “huzuruna vardıklarında” yalvarırcasına “dediler ki: Ey Aziz, bizi de ailemizi de darlık sardı.” Biz de aile halkımız da oldukça sıkıntı içerisinde bulunuyoruz. “Pek değerli olmayan” yani azlığı ve pek bir işe yaramadığı için beğenilmeyen, istenilmeyen “bir bedel ile geldik. Bize (yine) tam ölçek(le erzak) ver” Bu bedel maksada kafi gelmiyor ise de ölçeğin bize tam olsun “ve bize” gerekenden fazlasını vermek sureti ile “tasadduk bulun. Çünkü Allah, sadaka verenleri” dünya ve âhiret mükâfaatı ile “mükâfatlandırır.”
89. Durum bu dereceye varıp artık gelebileceği en ileri noktaya gelince Yusuf, onlara karşı oldukça yumuşadı ve kendisini onlara tanıtıp sitem ederek şöyle dedi:“Siz, cahiller iken Yusuf’a ve kardeşine neler yaptığınızı hatırlıyor musunuz?” Yusuf’a yaptıkları açıkça ortadadır. Kardeşine gelince -doğrusunu en iyi Allah bilir ama- bununla:“Eğer o çalmış ise gerçek şu ki daha önce onun kardeşi de çalmıştı” sözlerini yahut da kardeşini ve babasını ayırmaya sebep olan bu olayın asıl müsebbiblerinin kendileri olduğunu kastetmiş olabilir. “Siz cahiller iken” ifadesi de bir bakıma cahilliklerini onlara mazeret olarak göstermek anlamındadır. Yahut da böyle bir şeyi yapmamaları gerektiği ve bu iş onlara yakışmadığı halde cahillerin işini yaptıkları için onlara bir azardır.
90. Kendilerine hitap edenin Yusuf olduğunu anlayınca:“Yoksa sen! Evet sen Yusuf’sun, değil mi? dediler. O da: “Ben Yusuf’um, bu da kardeşimdir. Allah bize” iman, takva, dünyada güç ve iktidar vermek sureti ile “lütufta bulundu.” bu da sabır ve takva sayesindedir. Zira “gerçek şu ki kim korkup sakınır ve sabrederse” Allah’ın haram kıldıklarını işlemekten korunup sakınır, acılara ve musibetlere tahammül eder, emirleri yerine getirmeye sabırla devam ederse “elbette Allah iyilik edenlerin mükâfatını zayi etmez, dedi.” Çünkü bu şekilde davranmak, bir iyilik (ihsan)dır. Allah ise güzel ve iyi amellerde bulunanların mükâfatını boşa çıkarmaz.
91. “Allah’a yemin ederiz ki, gerçekten Allah seni bizden üstün kılmıştır.” Güzel ahlâk ve güzel özellikler dolayısı ile Allah, seni bizden daha üstün kılmıştır. Biz sana son derece kötülük ettik. Sana eziyet etmek, seni babandan ayırmak için elimizden ne geldiyse yaptık. Yüce Allah ise seni bize üstün kıldı ve dilediği imkânları sana bahşetti. “Doğrusu biz kesinlikle günahkar olduk, dediler.” Böylece onlar, Yusuf’a karşı işledikleri suçu tamamen itiraf etmiş oldular.
92. Yusuf aleyhisselam ise onlara alicenap bir üslupla “dedi ki: Bugün size kınama yok!” Yani sizi ayıplamayacağım ve kınamayacağım. “Allah size mağfiret buyursun. O, merhamet edenlerin en merhametlisidir.” Böylelikle Yusuf, onların geçmişteki günahlarını söz konusu etmeyerek ve onları ayıplamayarak onlara tam bir müsamaha gösterdi. Onlara mağfiret ve rahmet ile dua etti. Bu ise ancak has ve seçkin kullardan beklenebilecek bir davranış olup iyilğin en ileri derecesidir.
Page 246
12:87
يَٰبَنِيَّ ٱذۡهَبُواْ فَتَحَسَّسُواْ مِن يُوسُفَ وَأَخِيهِ وَلَا تَاْيۡـَٔسُواْ مِن رَّوۡحِ ٱللَّهِۖ إِنَّهُۥ لَا يَاْيۡـَٔسُ مِن رَّوۡحِ ٱللَّهِ إِلَّا ٱلۡقَوۡمُ ٱلۡكَٰفِرُونَ ٨٧
O my sons, go and find out about Joseph and his brother and despair not of relief from Allāh. Indeed, no one despairs of relief from Allāh except the disbelieving people."
12:88
فَلَمَّا دَخَلُواْ عَلَيۡهِ قَالُواْ يَٰٓأَيُّهَا ٱلۡعَزِيزُ مَسَّنَا وَأَهۡلَنَا ٱلضُّرُّ وَجِئۡنَا بِبِضَٰعَةٖ مُّزۡجَىٰةٖ فَأَوۡفِ لَنَا ٱلۡكَيۡلَ وَتَصَدَّقۡ عَلَيۡنَآۖ إِنَّ ٱللَّهَ يَجۡزِي ٱلۡمُتَصَدِّقِينَ ٨٨
So when they entered upon him [i.e., Joseph], they said, "O ʿAzeez, adversity has touched us and our family, and we have come with goods poor in quality, but give us full measure and be charitable to us. Indeed, Allāh rewards the charitable."
12:89
قَالَ هَلۡ عَلِمۡتُم مَّا فَعَلۡتُم بِيُوسُفَ وَأَخِيهِ إِذۡ أَنتُمۡ جَٰهِلُونَ ٨٩
He said, "Do you know what you did with Joseph and his brother when you were ignorant?"
12:90
قَالُوٓاْ أَءِنَّكَ لَأَنتَ يُوسُفُۖ قَالَ أَنَا۠ يُوسُفُ وَهَٰذَآ أَخِيۖ قَدۡ مَنَّ ٱللَّهُ عَلَيۡنَآۖ إِنَّهُۥ مَن يَتَّقِ وَيَصۡبِرۡ فَإِنَّ ٱللَّهَ لَا يُضِيعُ أَجۡرَ ٱلۡمُحۡسِنِينَ ٩٠
They said, "Are you indeed Joseph?" He said, "I am Joseph, and this is my brother. Allāh has certainly favored us. Indeed, he who fears Allāh and is patient, then indeed, Allāh does not allow to be lost the reward of those who do good."
12:91
قَالُواْ تَٱللَّهِ لَقَدۡ ءَاثَرَكَ ٱللَّهُ عَلَيۡنَا وَإِن كُنَّا لَخَٰطِـِٔينَ ٩١
They said, "By Allāh, certainly has Allāh preferred you over us, and indeed, we have been sinners."
12:92
قَالَ لَا تَثۡرِيبَ عَلَيۡكُمُ ٱلۡيَوۡمَۖ يَغۡفِرُ ٱللَّهُ لَكُمۡۖ وَهُوَ أَرۡحَمُ ٱلرَّٰحِمِينَ ٩٢
He said, "No blame will there be upon you today. May Allāh forgive you; and He is the most merciful of the merciful.
12:93
ٱذۡهَبُواْ بِقَمِيصِي هَٰذَا فَأَلۡقُوهُ عَلَىٰ وَجۡهِ أَبِي يَأۡتِ بَصِيرٗا وَأۡتُونِي بِأَهۡلِكُمۡ أَجۡمَعِينَ ٩٣
Take this, my shirt, and cast it over the face of my father; he will become seeing. And bring me your family, all together."
12:94
وَلَمَّا فَصَلَتِ ٱلۡعِيرُ قَالَ أَبُوهُمۡ إِنِّي لَأَجِدُ رِيحَ يُوسُفَۖ لَوۡلَآ أَن تُفَنِّدُونِ ٩٤
And when the caravan departed [from Egypt], their father said,1 "Indeed, I find the smell of Joseph [and would say that he was alive] if you did not think me weakened in mind."
1 translator’s note
- To those present with him, either some of his sons or other relatives. ↩
12:95
قَالُواْ تَٱللَّهِ إِنَّكَ لَفِي ضَلَٰلِكَ ٱلۡقَدِيمِ ٩٥
They said, "By Allāh, indeed you are in your [same] old error."