YusufJuz 13 · Page 247

Yusuf 12:97

Joseph · Juz 13 · Page 247

قَالُواْ يَٰٓأَبَانَا ٱسۡتَغۡفِرۡ لَنَا ذُنُوبَنَآ إِنَّا كُنَّا خَٰطِـِٔينَ ٩٧

They said, "O our father, ask for us forgiveness of our sins; indeed, we have been sinners."

Tafsir · in Turkish

As-Sa'di

Medium · Clear and to the point: what to take from each passage.

Whole surah

Change

Commentary on 12:93–98

93- “Şu gömleğimi götürün de babamın yüzüne sürün, hemen görmeye başlayacaktır. Ayrıca bütün ailenizi de alıp bana getirin.” 94- Kafile ayrılınca babaları dedi ki:“Bana bunak demeyecekseniz, inanın ki Yusuf’un kokusunu alıyorum.” 95- Dediler ki:“Allah’a yemin ederiz ki, sen hâlâ eski şaşkınlığındasın.” 96- Müjdeci gelince gömleğini yüzüne sürdü ve Yakub tekrar görmeye başladı. Dedi ki:“Ben size; Allah tarafından (gelen vahiyle) sizin bilmediğiniz şeyleri bilirim, dememiş miydim?” 97- Dediler ki:“Ey babamız, günahlarımızın bağışlanmasını dile. Biz gerçekten günahkar olduk” dediler. 98- “Sizin için Rabbimden mağfiret dileyeceğim. O, çok bağışlayıcıdır, pek merhametlidir, dedi.

93. Daha sonra Yusuf aleyhisselam kardeşlerine şöyle dedi:“Şu gömleğimi götürün de babamın yüzüne sürün, hemen görmeye başlayacaktır.” Çünkü her bir hastalık onun zıddı ile tedavi edilir. Babasının kalbine ancak Yüce Allah’ın bildiği derecedeki üzüntü ve özlemi bırakmaya sebep olan bu gömlekte Yusuf’un kokusu bulunduğundan, babasının bu gömleği koklamasını ve böylelikle tekrar canlanmasını, kendisine gelmesini ve tekrar gözlerinin eskisi gibi görmesini istemişti. Şüphesiz bunda Yüce Allah’ın, kulların bilemeyeceği kadar çok hikmet ve sırları vardır. Yusuf aleyhisselam ise bu hususa muttali olmuştu. “Bütün ailenizi de alıp bana getirin.” Çocuklarınızı, aşiretinizi, size uyanların hepsini getirin. Böylelikle tam bir kavuşma gerçekleşsin, sizin de geçim darlığınız ve rızık sıkıntılarınız ortadan kalksın.

94. “Kafile” Mısır topraklarından “ayrılınca” ve Filistin topraklarına doğru yola koyulunca Yakub gömleğin kokusunu alarak “dedi ki: Bana bunak demeyecekseniz” benimle alay etmeyecek ve benim bu sözlerimin şuursuzca söylendiğini söylemeyecekseniz “inanın ki Yusuf’un kokusunu alıyorum.” Çünkü Yakub çevresindekilerin bu sözü söylemesini gerektirecek derecede hayret ettiklerini tespit etmişti. Nitekim onlar hakkındaki kanaati gibi de oldu ve onlar şöyle dediler:

95. “Allah’a yemin ederiz ki, sen hâlâ eski şaşkınlığındasın, dediler.” Hâlâ sen uçsuz bucaksız bir denizdeymiş gibi şaşkın haldesin. Ne söylediğini bilmiyorsun.

96. “Müjdeci” artık Yusuf’un kardeşlerinin ve babalarının bir araya gelmelerinin yakınlaştığını bildirmek üzere gelince “gömleğini yüzüne sürdü ve Yakub tekrar görmeye başladı.” Kederden gözlerine ak düşmüşken bu sefer önceki hali gibi görmeye başladı. Etrafında hazır bulunan çocuklarına ve onun bunadığını söyleyenlere ve hayret edenlere karşı zafer kazanmış ve Yüce Allah’ın üzerindeki nimetini de dile getiren bir üslupla dedi ki:“Ben size; Allah tarafından (gelen vahiyle) sizin bilmediğiniz şeyleri bilirim, dememiş miydim?” Çünkü ben Yusuf’a kavuşacağımı umuyor; keder, üzüntü ve ıstırabımın son bulacağını gözleyip duruyordum.

97. Günahlarını itiraf ettiler ve:“Ey babamız, günahlarımızın bağışlanmasını dile. Biz gerçekten” sana karşı bu yaptıklarımız dolayısı ile “günahkar olduk, dediler.”

98. O da onların bu isteklerine cevap vermek ve isteklerini çabucak kabul ettiğini bildirmek üzere:“Sizin için Rabbimden mağfiret dileyeceğim. O, çok bağışlayıcıdır, pek merhametlidir, dedi.” O’nun sizi mağfiret edeceğini, size merhamet buyurup sizi rahmeti ile kuşatacağını ümit ederim. Denildiğine göre Yakub aleyhisselam onlara mağfiret dilemeyi faziletli olan seher vaktine ertelemişti ki mağfiret dilemesi, daha mükemmel ve kabul edilme ihtimali daha yüksek olsun.

Saheeh International · As-Sa'di · Quranic Universal Library (Tarteel), via spa5k/tafsir_api · Quran Foundation

Page 247

YusufJuz 13 · Page 247

12:96

فَلَمَّآ أَن جَآءَ ٱلۡبَشِيرُ أَلۡقَىٰهُ عَلَىٰ وَجۡهِهِۦ فَٱرۡتَدَّ بَصِيرٗاۖ قَالَ أَلَمۡ أَقُل لَّكُمۡ إِنِّيٓ أَعۡلَمُ مِنَ ٱللَّهِ مَا لَا تَعۡلَمُونَ ٩٦

And when the bearer of good tidings1 arrived, he cast it over his face, and he returned [once again] seeing. He said, "Did I not tell you that I know from Allāh that which you do not know?"

1 translator’s note
  1. He who carried Joseph's shirt from among the brothers. ↩

12:97

قَالُواْ يَٰٓأَبَانَا ٱسۡتَغۡفِرۡ لَنَا ذُنُوبَنَآ إِنَّا كُنَّا خَٰطِـِٔينَ ٩٧

They said, "O our father, ask for us forgiveness of our sins; indeed, we have been sinners."

12:98

قَالَ سَوۡفَ أَسۡتَغۡفِرُ لَكُمۡ رَبِّيٓۖ إِنَّهُۥ هُوَ ٱلۡغَفُورُ ٱلرَّحِيمُ ٩٨

He said, "I will ask forgiveness for you from my Lord. Indeed, it is He who is the Forgiving, the Merciful."

12:99

فَلَمَّا دَخَلُواْ عَلَىٰ يُوسُفَ ءَاوَىٰٓ إِلَيۡهِ أَبَوَيۡهِ وَقَالَ ٱدۡخُلُواْ مِصۡرَ إِن شَآءَ ٱللَّهُ ءَامِنِينَ ٩٩

And when they entered upon Joseph, he took his parents to himself [i.e., embraced them] and said, "Enter Egypt, Allāh willing, safe [and secure]."

12:100

وَرَفَعَ أَبَوَيۡهِ عَلَى ٱلۡعَرۡشِ وَخَرُّواْ لَهُۥ سُجَّدٗاۖ وَقَالَ يَٰٓأَبَتِ هَٰذَا تَأۡوِيلُ رُءۡيَٰيَ مِن قَبۡلُ قَدۡ جَعَلَهَا رَبِّي حَقّٗاۖ وَقَدۡ أَحۡسَنَ بِيٓ إِذۡ أَخۡرَجَنِي مِنَ ٱلسِّجۡنِ وَجَآءَ بِكُم مِّنَ ٱلۡبَدۡوِ مِنۢ بَعۡدِ أَن نَّزَغَ ٱلشَّيۡطَٰنُ بَيۡنِي وَبَيۡنَ إِخۡوَتِيٓۚ إِنَّ رَبِّي لَطِيفٞ لِّمَا يَشَآءُۚ إِنَّهُۥ هُوَ ٱلۡعَلِيمُ ٱلۡحَكِيمُ ١٠٠

And he raised his parents upon the throne, and they bowed to him in prostration.1 And he said, "O my father, this is the explanation of my vision of before. My Lord has made it reality. And He was certainly good to me when He took me out of prison and brought you [here] from bedouin life after Satan had induced [estrangement] between me and my brothers. Indeed, my Lord is Subtle2 in what He wills. Indeed, it is He who is the Knowing, the Wise.

2 translator’s notes
  1. That of greeting and respect, which was lawful until the time of Prophet Muḥammad (ﷺ). Prostration to any person or object other than Allāh was then prohibited conclusively.

    [619] Perceptive of unapparent matters within which is benefit to His servants.

    ↩
  2. ↩

12:101

۞ رَبِّ قَدۡ ءَاتَيۡتَنِي مِنَ ٱلۡمُلۡكِ وَعَلَّمۡتَنِي مِن تَأۡوِيلِ ٱلۡأَحَادِيثِۚ فَاطِرَ ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَٱلۡأَرۡضِ أَنتَ وَلِيِّۦ فِي ٱلدُّنۡيَا وَٱلۡأٓخِرَةِۖ تَوَفَّنِي مُسۡلِمٗا وَأَلۡحِقۡنِي بِٱلصَّٰلِحِينَ ١٠١

My Lord, You have given me [something] of sovereignty and taught me of the interpretation of dreams. Creator of the heavens and earth, You are my protector in this world and the Hereafter. Cause me to die a Muslim and join me with the righteous."

12:102

ذَٰلِكَ مِنۡ أَنۢبَآءِ ٱلۡغَيۡبِ نُوحِيهِ إِلَيۡكَۖ وَمَا كُنتَ لَدَيۡهِمۡ إِذۡ أَجۡمَعُوٓاْ أَمۡرَهُمۡ وَهُمۡ يَمۡكُرُونَ ١٠٢

That is from the news of the unseen which We reveal, [O Muḥammad], to you. And you were not with them when they put together their plan while they conspired.

12:103

وَمَآ أَكۡثَرُ ٱلنَّاسِ وَلَوۡ حَرَصۡتَ بِمُؤۡمِنِينَ ١٠٣

And most of the people, although you strive [for it], are not believers.

As-Sa'diTafsir · 12:97

Contents

Ayat al-Kursi36Al-Kahfpage 42juz 15Bukhari 1Muslim 2999

Style

Theme
Text size
View

Читать на русском