Ar-Ra'd 13:39
The Thunder · Juz 13 · Page 254
يَمۡحُواْ ٱللَّهُ مَا يَشَآءُ وَيُثۡبِتُۖ وَعِندَهُۥٓ أُمُّ ٱلۡكِتَٰبِ ٣٩
Allāh eliminates what He wills or confirms, and with Him is the Mother of the Book.1
1 translator’s note
- The Preserved Slate (al-Lawḥ al-Maḥfūẓ), in which is inscribed the original of every scripture revealed by Allāh. ↩
Tafsir · in Turkish
As-Sa'di
Medium · Clear and to the point: what to take from each passage.
Change
Commentary on 13:38–39
38- Andolsun ki biz senden önce de peygamberler göndermiş ve onlara eşler ve evlâtlar vermişizdir. Allah’ın izni olmaksızın bir peygamberin herhangi bir mucize getirmesi mümkün değildir. Her vadenin (yazılmış olduğu) bir kitap vardır. 39- Allah dilediğini siler ve (dilediğini) sabit bırakır. Ana Kitap ise onun katındadır.
38. “Andolsun ki biz senden önce de peygamberler göndermiş” yani insanlara ilk gönderilen peygamber sen değilsin ki senin peygamberliğini garip karşılasınlar “ve onlara eşler ve evlâtlar vermişizdir.” O bakımdan düşmanların -senden önceki diğer peygamber kardeşlerinin eşleri ve zürriyetleri olduğu gibi- senin de olduğu için seni ayıplamasınlar. Onlar senden önceki peygamberlerin de bu durumda olduklarını bildikleri halde seni bundan dolayı ne diye ayıplıyorlar? Bunun tek sebebi, hevâlarına ve kötü maksatlarına uymalarıdır. Eğer onlar, kendilerinin teklif ettikleri bir mucize göstermeyi senden isteyecek olurlarsa, şunu bilmeliler ki senin bu konuda hiçbir yetkin yoktur. Zira “Allah’ın izni olmaksızın bir peygamberin herhangi bir mucize getirmesi mümkün değildir.” Allah da böyle bir şeye ancak kader ve kazası ile tayin ettiği vakti gelince izin verir. “Her vadenin (yazılmış olduğu) bir kitap vardır.” Ne ondan önceye alınır ne de sonraya kalır. Onların, mucizelerin çabucak gelmesini istemeleri yahut azabın hemen indirilmesini beklemeleri, Yüce Allah'ın sonradan olacağını takdir ettiği bir şeyi öne almasını gerektirmez. Ayrıca O, ne dilerse onu yapar.
39. “Allah” kaderlerden “dilediğini siler ve” aralarından dilediğini “sabit bırakır.” Bu silme ve değiştirme, O’nun ezeli ilminde sabit olup da Kaleminin yazdıklarında söz konusu değildir. Çünkü bunlarda herhangi bir değişiklik meydana gelmez. Zira Yüce Allah’ın ilminde herhangi bir eksik veya gediğin olması, Allah hakkında imkânsız bir şeydir. Bundan dolayıdır ki Yüce Allah “Ana Kitap ise O’nun katındadır” buyurmaktadır. Ana Kitaptan kasıt ise diğerlerinin kendisine tabi olduğu Levh-i Mahfuz’dur. Levh-i Mahfuz onların aslıdır, diğerleri ise dallar ve kollar mesabesindedir. Değişiklik ve değiştirmeler işte bu dallar ve kollarda meydana gelir. Bunlardan kasıt da meleklerin yazdıkları günlük ameller vb.dir. Allah Teala, bunların silinmelerine de sabit bırakılmaları için birtakım sebebler takdir etmiştir. Bu sebepler Levh-i Mahfuz’da tespit edileni aşamaz. Mesela Yüce Allah iyiliği, ihsanı ve akrabalık bağını gözetmeyi, ömrün uzamasının ve rızkın genişlemesinin sebepleri arasında takdir ettiği gibi, günahları da rızkın ve ömrün bereketinin ortadan kaldırılmasına sebep kılmıştır. Yine Yüce Allah, çeşitli tehlike ve kötü hallerden kurtaran sebepleri, esenliğe, sağlık ve afiyete sebep kılmıştır. Onlara maruz kalmayı da o kötü hallere uğramaya sebep olarak takdir etmiştir. İşleri kendi kudret ve iradesine göre idare eden O’dur. O’nun bu türden idare ettikleri ise kendi bildiği ve Levh-i Mahfuz’da yazmış olduğu şeylere aykırı olmaz.
Page 254
13:35
۞ مَّثَلُ ٱلۡجَنَّةِ ٱلَّتِي وُعِدَ ٱلۡمُتَّقُونَۖ تَجۡرِي مِن تَحۡتِهَا ٱلۡأَنۡهَٰرُۖ أُكُلُهَا دَآئِمٞ وَظِلُّهَاۚ تِلۡكَ عُقۡبَى ٱلَّذِينَ ٱتَّقَواْۚ وَّعُقۡبَى ٱلۡكَٰفِرِينَ ٱلنَّارُ ٣٥
The example [i.e., description] of Paradise, which the righteous have been promised, is [that] beneath it rivers flow. Its fruit is lasting, and its shade. That is the consequence for the righteous, and the consequence for the disbelievers is the Fire.
13:36
وَٱلَّذِينَ ءَاتَيۡنَٰهُمُ ٱلۡكِتَٰبَ يَفۡرَحُونَ بِمَآ أُنزِلَ إِلَيۡكَۖ وَمِنَ ٱلۡأَحۡزَابِ مَن يُنكِرُ بَعۡضَهُۥۚ قُلۡ إِنَّمَآ أُمِرۡتُ أَنۡ أَعۡبُدَ ٱللَّهَ وَلَآ أُشۡرِكَ بِهِۦٓۚ إِلَيۡهِ أَدۡعُواْ وَإِلَيۡهِ مَـَٔابِ ٣٦
And [the believers among] those to whom We have given the [previous] Scripture rejoice at what has been revealed to you, [O Muḥammad], but among the [opposing] factions are those who deny part of it [i.e., the Qur’ān]. Say, "I have only been commanded to worship Allāh and not associate [anything] with Him. To Him I invite, and to Him is my return."
13:37
وَكَذَٰلِكَ أَنزَلۡنَٰهُ حُكۡمًا عَرَبِيّٗاۚ وَلَئِنِ ٱتَّبَعۡتَ أَهۡوَآءَهُم بَعۡدَ مَا جَآءَكَ مِنَ ٱلۡعِلۡمِ مَا لَكَ مِنَ ٱللَّهِ مِن وَلِيّٖ وَلَا وَاقٖ ٣٧
And thus We have revealed it as an Arabic legislation.1 And if you should follow their inclinations after what has come to you of knowledge, you would not have against Allāh any ally or any protector.
1 translator’s note
- i.e., revealed in the Arabic language. ↩
13:38
وَلَقَدۡ أَرۡسَلۡنَا رُسُلٗا مِّن قَبۡلِكَ وَجَعَلۡنَا لَهُمۡ أَزۡوَٰجٗا وَذُرِّيَّةٗۚ وَمَا كَانَ لِرَسُولٍ أَن يَأۡتِيَ بِـَٔايَةٍ إِلَّا بِإِذۡنِ ٱللَّهِۗ لِكُلِّ أَجَلٖ كِتَابٞ ٣٨
And We have already sent messengers before you and assigned to them wives and descendants. And it was not for a messenger to come with a sign except by permission of Allāh. For every term is a decree.
13:39
يَمۡحُواْ ٱللَّهُ مَا يَشَآءُ وَيُثۡبِتُۖ وَعِندَهُۥٓ أُمُّ ٱلۡكِتَٰبِ ٣٩
Allāh eliminates what He wills or confirms, and with Him is the Mother of the Book.1
1 translator’s note
- The Preserved Slate (al-Lawḥ al-Maḥfūẓ), in which is inscribed the original of every scripture revealed by Allāh. ↩
13:40
وَإِن مَّا نُرِيَنَّكَ بَعۡضَ ٱلَّذِي نَعِدُهُمۡ أَوۡ نَتَوَفَّيَنَّكَ فَإِنَّمَا عَلَيۡكَ ٱلۡبَلَٰغُ وَعَلَيۡنَا ٱلۡحِسَابُ ٤٠
And whether We show you part of what We promise them or take you in death, upon you is only the [duty of] notification, and upon Us is the account.
13:41
أَوَلَمۡ يَرَوۡاْ أَنَّا نَأۡتِي ٱلۡأَرۡضَ نَنقُصُهَا مِنۡ أَطۡرَافِهَاۚ وَٱللَّهُ يَحۡكُمُ لَا مُعَقِّبَ لِحُكۡمِهِۦۚ وَهُوَ سَرِيعُ ٱلۡحِسَابِ ٤١
Have they not seen that We set upon the land, reducing it from its borders?1 And Allāh decides; there is no adjuster of His decision. And He is swift in account.
1 translator’s note
- Referring to the spread of Islām through Allāh's Prophet (ﷺ) and the diminishing of those areas controlled by the polytheists. ↩
13:42
وَقَدۡ مَكَرَ ٱلَّذِينَ مِن قَبۡلِهِمۡ فَلِلَّهِ ٱلۡمَكۡرُ جَمِيعٗاۖ يَعۡلَمُ مَا تَكۡسِبُ كُلُّ نَفۡسٖۗ وَسَيَعۡلَمُ ٱلۡكُفَّٰرُ لِمَنۡ عُقۡبَى ٱلدَّارِ ٤٢
And those before them had plotted, but to Allāh belongs the plan entirely. He knows what every soul earns, and the disbelievers will know for whom is the final home.