Ibrahim 14:26
Abraham · Juz 13 · Page 259
وَمَثَلُ كَلِمَةٍ خَبِيثَةٖ كَشَجَرَةٍ خَبِيثَةٍ ٱجۡتُثَّتۡ مِن فَوۡقِ ٱلۡأَرۡضِ مَا لَهَا مِن قَرَارٖ ٢٦
And the example of a bad word is like a bad tree, uprooted from the surface of the earth, not having any stability.
Tafsir · in Turkish
As-Sa'di
Medium · Clear and to the point: what to take from each passage.
Change
Commentary on 14:24–26
24- Allah’ın güzel söze nasıl misal verdiğini görmez misin? (O,) kökü sabit, dalları da gökte olan güzel bir ağaç gibidir. 25- Meyvelerini Rabbinin izni ile her zaman verir. Allah insanlara misaller verir ki düşünüp öğüt alsınlar. 26- Kötü kelime ise toprağın üstünde (bulunan cılız) kökünden koparılmış, sabit bir yeri olmayan kötü bir ağaç gibidir.
24. Yüce Allah şöyle buyuruyor:“Allah’ın güzel söze” bu, Lâ ilâhe illallah sözü ve onun alt dallarıdır “nasıl misal verdiğini görmez misin? (O,) kökü” yerde “sabit, dalları da gökte” yayılmış “olan” her zaman için pek faydalı bulunan “güzel bir ağaç gibidir.” Yani hurma ağacı.
25. “Meyvelerini Rabbinin izni ile her zaman verir.” İşte iman ağacı da böyledir. Onun kökü, mü’minin kalbinde ilim ve itikad olarak sapasağlam yer eder. Dalları olan güzel söz, salih amel, güzel ahlâk ve edebler her zaman için semâya doğru uzanır. İman ağacının meyve olarak verdiği ve hem mü’min kula hem de başkalarına faydalı olan güzel ameller ve sözler, Yüce Allah’a doğru yükselir. “Allah insanlara misaller verir ki” kendilerine vermiş olduğu emirleri ve yasaklarını “düşünüp öğüt alsınlar.” Çünkü misaller verilerek soyut birtakım manalar, maddi örnekler ile anlaşılır bir hâl alır; böylece Allah’ın anlatmayı murad ettiği anlam son derece açık ve net bir hale gelir. Bu da Yüce Allah’ın rahmetinin ve bizlere güzel bir şekilde öğretmesinin bir tecellisidir. En kâmil hamdler, en kapsamlı senâlar Allah’a olsun. İşte bu, kelime-i tevhidin ve onun mü’minin kalbindeki sapasağlam yer edişinin misalidir.
26. Daha sonra ise Yüce Allah bunun zıddı olan küfür sözünün ve onun alt dallarının örneğini söz konusu ederek şöyle buyurmaktadır:“Kötü kelime ise toprağın üstünde (bulunan cılız) kökünden koparılmış, sabit bir yeri olmayan kötü” yani yenilmesi de tadı da hoş olmayan; Ebu Cehil karpuzu ve benzeri “bir ağaç gibidir.” Tutunacak kökleri olmadığı gibi güzel meyvesi de yoktur. Böyle bir ağacın meyvesi bulunsa dahi bu, kötü bir meyvedir. İşte küfür sözü ile günahlar da böyledir. Bunların kalpte faydalı bir şekilde yerleşmeleri mümkün değildir. Sahibine zarar verecek kötü sözlerden ve kötü davranışlardan başka bir meyvesi yoktur. Sahibi ondan fayda görmez ve onun hiçbir salih ameli Allah’a yükselmez. Ne kendisine faydası olur ne de başkası ondan faydalanır.
Page 259
14:25
تُؤۡتِيٓ أُكُلَهَا كُلَّ حِينِۭ بِإِذۡنِ رَبِّهَاۗ وَيَضۡرِبُ ٱللَّهُ ٱلۡأَمۡثَالَ لِلنَّاسِ لَعَلَّهُمۡ يَتَذَكَّرُونَ ٢٥
It produces its fruit all the time, by permission of its Lord. And Allāh presents examples for the people that perhaps they will be reminded.
14:26
وَمَثَلُ كَلِمَةٍ خَبِيثَةٖ كَشَجَرَةٍ خَبِيثَةٍ ٱجۡتُثَّتۡ مِن فَوۡقِ ٱلۡأَرۡضِ مَا لَهَا مِن قَرَارٖ ٢٦
And the example of a bad word is like a bad tree, uprooted from the surface of the earth, not having any stability.
14:27
يُثَبِّتُ ٱللَّهُ ٱلَّذِينَ ءَامَنُواْ بِٱلۡقَوۡلِ ٱلثَّابِتِ فِي ٱلۡحَيَوٰةِ ٱلدُّنۡيَا وَفِي ٱلۡأٓخِرَةِۖ وَيُضِلُّ ٱللَّهُ ٱلظَّٰلِمِينَۚ وَيَفۡعَلُ ٱللَّهُ مَا يَشَآءُ ٢٧
Allāh keeps firm those who believe, with the firm word,1 in worldly life and in the Hereafter.2 And Allāh sends astray the wrongdoers. And Allāh does what He wills.
14:28
۞ أَلَمۡ تَرَ إِلَى ٱلَّذِينَ بَدَّلُواْ نِعۡمَتَ ٱللَّهِ كُفۡرٗا وَأَحَلُّواْ قَوۡمَهُمۡ دَارَ ٱلۡبَوَارِ ٢٨
Have you not considered those who exchanged the favor of Allāh for disbelief1 and settled their people [in] the home of ruin?
1 translator’s note
- They met Allāh's blessing with denial instead of gratitude. ↩
14:29
جَهَنَّمَ يَصۡلَوۡنَهَاۖ وَبِئۡسَ ٱلۡقَرَارُ ٢٩
[It is] Hell, which they will [enter to] burn, and wretched is the settlement.
14:30
وَجَعَلُواْ لِلَّهِ أَندَادٗا لِّيُضِلُّواْ عَن سَبِيلِهِۦۗ قُلۡ تَمَتَّعُواْ فَإِنَّ مَصِيرَكُمۡ إِلَى ٱلنَّارِ ٣٠
And they have attributed to Allāh equals to mislead [people] from His way. Say, "Enjoy yourselves, for indeed, your destination is the Fire."
14:31
قُل لِّعِبَادِيَ ٱلَّذِينَ ءَامَنُواْ يُقِيمُواْ ٱلصَّلَوٰةَ وَيُنفِقُواْ مِمَّا رَزَقۡنَٰهُمۡ سِرّٗا وَعَلَانِيَةٗ مِّن قَبۡلِ أَن يَأۡتِيَ يَوۡمٞ لَّا بَيۡعٞ فِيهِ وَلَا خِلَٰلٌ ٣١
[O Muḥammad], tell My servants who have believed to establish prayer and spend from what We have provided them, secretly and publicly, before a Day comes in which there will be no exchange [i.e., ransom], nor any friendships.
14:32
ٱللَّهُ ٱلَّذِي خَلَقَ ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَٱلۡأَرۡضَ وَأَنزَلَ مِنَ ٱلسَّمَآءِ مَآءٗ فَأَخۡرَجَ بِهِۦ مِنَ ٱلثَّمَرَٰتِ رِزۡقٗا لَّكُمۡۖ وَسَخَّرَ لَكُمُ ٱلۡفُلۡكَ لِتَجۡرِيَ فِي ٱلۡبَحۡرِ بِأَمۡرِهِۦۖ وَسَخَّرَ لَكُمُ ٱلۡأَنۡهَٰرَ ٣٢
It is Allāh who created the heavens and the earth and sent down rain from the sky and produced thereby some fruits as provision for you and subjected for you1 the ships to sail through the sea by His command and subjected for you the rivers.
1 translator’s note
- i.e., made serviceable to you. ↩
14:33
وَسَخَّرَ لَكُمُ ٱلشَّمۡسَ وَٱلۡقَمَرَ دَآئِبَيۡنِۖ وَسَخَّرَ لَكُمُ ٱلَّيۡلَ وَٱلنَّهَارَ ٣٣
And He subjected for you the sun and the moon, continuous [in orbit], and subjected for you the night and the day.