Ibrahim 14:28
Abraham · Juz 13 · Page 259
۞ أَلَمۡ تَرَ إِلَى ٱلَّذِينَ بَدَّلُواْ نِعۡمَتَ ٱللَّهِ كُفۡرٗا وَأَحَلُّواْ قَوۡمَهُمۡ دَارَ ٱلۡبَوَارِ ٢٨
Have you not considered those who exchanged the favor of Allāh for disbelief1 and settled their people [in] the home of ruin?
1 translator’s note
- They met Allāh's blessing with denial instead of gratitude. ↩
Tafsir · in Turkish
As-Sa'di
Medium · Clear and to the point: what to take from each passage.
Change
Commentary on 14:28–30
28- Allah’ın nimetine küfür/nankörlük ile karşılık veren ve kendi kavimlerini helâk yurduna sokanları görmez misin? 29- (O yurt) cehennemdir; onlar oraya gireceklerdir. Orası kalacak ne kötü bir yerdir! 30- Allah’ın yolundan saptırmak için O’na ortaklar koştular. De ki:“Faydalanın bakalım. Zira varacağınız yer şüphesiz ateştir!”
28. Yüce Allah, Kureyş kâfirleri arasından Peygamberini yalanlayanların halini, onların vardıkları noktayı beyan etmek üzere şöyle buyurmaktadır:“Allah’ın nimetine” yani kendilerini dünya ve âhirette hayırları elde etmeye, dünya ve âhiretin kötülüklerinden de kurtulmaya çağıran Muhammed sallallahu aleyhi ve sellem’in gönderilişine “küfür/nankörlük ile” bu nimete karşı çıkmakla, nankörlükle, başkalarını da kendilerini de bu nimetin izinden gitmekten alıkoyarak “karşılık veren ve” bunun sonucunda da “kendi kavimlerini helâk yurduna” yani ateşe “sokanları görmez misin?” Çünkü onlar, başkalarının sapmasına sebep oldular. Böylelikle faydalı olacakları sanılırken kavimlerine bir günah yükü oldular. Bedir günü Allah’a ve Rasûlüne karşı savaşa çıkmayı onlara süslü göstermiş olmaları da bu kabildendir o gün başlarına gelenler geldi, liderlerinden ve büyüklerinden pek çok kimse o savaşta öldürüldü.
29. “(O yurt) cehennemdir; onlar oraya gireceklerdir.” yani her taraftan cehennemin sıcaklığı onları çepeçevre kuşatacaktır. “Orası kalacak ne kötü bir yerdir!”
30. “Allah’ın yolundan” Allah’ın kullarını, Allah’ın yolundan alıkoyup “saptırmak için O’na ortaklar” benzerler ve denkler uydurup şirk “koştular.” Başkalarını O’na denk gösterdiler ve kavimlerini de bu denk tuttukları ortaklara ibadete çağırdılar. Sen onları tehdit ederek “de ki:” Şimdilik az bir süre küfür ve sapıklığınız ile dünyadan “faydalanın bakalım.” Bunun size hiçbir faydası olmayacaktır. “Zira varacağınız yer şüphesiz ateştir!” Sonunda varacağınız yer orasıdır, orada barınacaksınız. O ne kötü bir dönüş yeridir!
Page 259
14:25
تُؤۡتِيٓ أُكُلَهَا كُلَّ حِينِۭ بِإِذۡنِ رَبِّهَاۗ وَيَضۡرِبُ ٱللَّهُ ٱلۡأَمۡثَالَ لِلنَّاسِ لَعَلَّهُمۡ يَتَذَكَّرُونَ ٢٥
It produces its fruit all the time, by permission of its Lord. And Allāh presents examples for the people that perhaps they will be reminded.
14:26
وَمَثَلُ كَلِمَةٍ خَبِيثَةٖ كَشَجَرَةٍ خَبِيثَةٍ ٱجۡتُثَّتۡ مِن فَوۡقِ ٱلۡأَرۡضِ مَا لَهَا مِن قَرَارٖ ٢٦
And the example of a bad word is like a bad tree, uprooted from the surface of the earth, not having any stability.
14:27
يُثَبِّتُ ٱللَّهُ ٱلَّذِينَ ءَامَنُواْ بِٱلۡقَوۡلِ ٱلثَّابِتِ فِي ٱلۡحَيَوٰةِ ٱلدُّنۡيَا وَفِي ٱلۡأٓخِرَةِۖ وَيُضِلُّ ٱللَّهُ ٱلظَّٰلِمِينَۚ وَيَفۡعَلُ ٱللَّهُ مَا يَشَآءُ ٢٧
Allāh keeps firm those who believe, with the firm word,1 in worldly life and in the Hereafter.2 And Allāh sends astray the wrongdoers. And Allāh does what He wills.
14:28
۞ أَلَمۡ تَرَ إِلَى ٱلَّذِينَ بَدَّلُواْ نِعۡمَتَ ٱللَّهِ كُفۡرٗا وَأَحَلُّواْ قَوۡمَهُمۡ دَارَ ٱلۡبَوَارِ ٢٨
Have you not considered those who exchanged the favor of Allāh for disbelief1 and settled their people [in] the home of ruin?
1 translator’s note
- They met Allāh's blessing with denial instead of gratitude. ↩
14:29
جَهَنَّمَ يَصۡلَوۡنَهَاۖ وَبِئۡسَ ٱلۡقَرَارُ ٢٩
[It is] Hell, which they will [enter to] burn, and wretched is the settlement.
14:30
وَجَعَلُواْ لِلَّهِ أَندَادٗا لِّيُضِلُّواْ عَن سَبِيلِهِۦۗ قُلۡ تَمَتَّعُواْ فَإِنَّ مَصِيرَكُمۡ إِلَى ٱلنَّارِ ٣٠
And they have attributed to Allāh equals to mislead [people] from His way. Say, "Enjoy yourselves, for indeed, your destination is the Fire."
14:31
قُل لِّعِبَادِيَ ٱلَّذِينَ ءَامَنُواْ يُقِيمُواْ ٱلصَّلَوٰةَ وَيُنفِقُواْ مِمَّا رَزَقۡنَٰهُمۡ سِرّٗا وَعَلَانِيَةٗ مِّن قَبۡلِ أَن يَأۡتِيَ يَوۡمٞ لَّا بَيۡعٞ فِيهِ وَلَا خِلَٰلٌ ٣١
[O Muḥammad], tell My servants who have believed to establish prayer and spend from what We have provided them, secretly and publicly, before a Day comes in which there will be no exchange [i.e., ransom], nor any friendships.
14:32
ٱللَّهُ ٱلَّذِي خَلَقَ ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَٱلۡأَرۡضَ وَأَنزَلَ مِنَ ٱلسَّمَآءِ مَآءٗ فَأَخۡرَجَ بِهِۦ مِنَ ٱلثَّمَرَٰتِ رِزۡقٗا لَّكُمۡۖ وَسَخَّرَ لَكُمُ ٱلۡفُلۡكَ لِتَجۡرِيَ فِي ٱلۡبَحۡرِ بِأَمۡرِهِۦۖ وَسَخَّرَ لَكُمُ ٱلۡأَنۡهَٰرَ ٣٢
It is Allāh who created the heavens and the earth and sent down rain from the sky and produced thereby some fruits as provision for you and subjected for you1 the ships to sail through the sea by His command and subjected for you the rivers.
1 translator’s note
- i.e., made serviceable to you. ↩
14:33
وَسَخَّرَ لَكُمُ ٱلشَّمۡسَ وَٱلۡقَمَرَ دَآئِبَيۡنِۖ وَسَخَّرَ لَكُمُ ٱلَّيۡلَ وَٱلنَّهَارَ ٣٣
And He subjected for you the sun and the moon, continuous [in orbit], and subjected for you the night and the day.