IbrahimJuz 13 · Page 261

Ibrahim 14:45

Abraham · Juz 13 · Page 261

وَسَكَنتُمۡ فِي مَسَٰكِنِ ٱلَّذِينَ ظَلَمُوٓاْ أَنفُسَهُمۡ وَتَبَيَّنَ لَكُمۡ كَيۡفَ فَعَلۡنَا بِهِمۡ وَضَرَبۡنَا لَكُمُ ٱلۡأَمۡثَالَ ٤٥

And you lived among the dwellings of those who wronged themselves, and it had become clear to you how We dealt with them. And We presented for you [many] examples."

Tafsir · in Turkish

As-Sa'di

Medium · Clear and to the point: what to take from each passage.

Whole surah

Change

Commentary on 14:44–46

44- İnsanları, azabın geleceği gün ile uyar ki (o gün) zalimler şöyle diyeceklerdir: “Rabbimiz, bizi yakın bir müddete kadar ertele de senin çağrını kabul edelim ve peygamberlere uyalım.”(Onlara şöyle denir:) Daha önce (dünyada) size zeval olmadığına dair yemin etmemiş miydiniz? 45- Üstelik siz, kendilerine zulmedenlerin yurtlarında oturdunuz ve onlara ne yaptığımız da sizin için açıkça belli oldu. Size birçok misaller de verdik. 46- Onlar kuracakları tuzakları kurdular. Halbuki tuzakları Allah indinde (malum) idi. İsterse tuzakları, dağları yerinden oynatacak olsun!

44. Yüce Allah, peygamberi Muhammed sallallahu aleyhi ve sellem’e hitaben şöyle buyurmaktadır:“İnsanları azabın geleceği gün ile uyar” Yani şiddetli halleri, tedirgin edici musibetleri ile gelecek olan azabı ve o azabı gerektirici amelleri anlatarak onları sakındır. Böyle bir azap geldiğinde küfür, peygamberleri yalanlamak ve çeşitli masiyetler işlemek sureti ile kendilerine zulmeden “zalimler”, yaptıklarına pişman olup iş işten geçtikten sonra geri döndürülmeyi isteyerek “şöyle diyeceklerdir: Rabbimiz, bizi yakın bir müddete kadar ertele!” Bizi dünyaya geri döndür, çünkü bizim basiretimiz açılmış bulunuyor “senin çağrını kabul edelim” Allah, onları Darusselama (esenlik yurdu olan cennete) çağırıyordu. “ve peygamberlere uyalım.” Onlar, bütün bu sözlerini elemli azaptan kurtulmak için söyleyeceklerdir. Yoksa bu sözlerinde yalancıdırlar. Çünkü “Eğer geri döndürülürlerse yine kendilerine yasaklanan işlere geri dönerler.”(el-En’âm, 6/28) İşte bundan dolayı azarlanacaklar ve onlara şöyle denilecek: “Daha önce (dünyada) size zeval olmadığına dair yemin etmemiş miydiniz?” Asla dünyadan ayrılmayacağınıza ve âhirete göçmeyeceğinize yemin etmemiş miydiniz? İşte sizin yaptığınız yeminlerin doğru olmadığı ve iddianızda yalan söylediğiniz apaçık bir şekilde ortaya çıkmış bulunuyor.

45. “Üstelik” sizin dünya hayatında iyi amellerde bulunmayışınızın sebebi apaçık âyetlerin olmamasından ötürü değildi. Aksine “siz kendilerine zulmedenlerin yurtlarında oturdunuz ve onlara ne yaptığımız da” onlara gönderdiğimiz çeşitli azaplar da “sizin için açıkça belli oldu.” Allah’ın apaçık âyetlerini yalanladıkları vakit Allah’ın onlara ne şekilde türlü cezalar yağdırdığını biliyordunuz. Ayrıca biz, sizlere kalpte en ufak bir şüphe dahi bırakmayan “birçok misaller de vermiştik.” Fakat bu apaçık âyetlerin size hiçbir faydası olmadı. Aksine sizler onlardan yüz çevirdiniz ve batıllarınız üzere devam edip gittiniz. Sonunda olan oldu ve sizler boş yere mazeret belirtenin mazeretinin faydasının görülmeyeceği şu güne geldiniz.

46. “Onlar, kuracakları” Peygamberleri yalanlayanlar iradeleri ile ulaşabildikleri ve güç yetirebildikleri “tuzakları kurdular. Halbuki tuzakları Allah indinde (malum) idi.” Yani ilim ve kudreti ile onu kuşatmıştır. Onların bu tuzaklarını da kendi başlarına geçirmiştir. Zira “Kötü düzen ancak sahiplerini kuşatır.”(Fâtır, 35/43)“İsterse tuzakları, dağları yerinden oynatacak olsun.” Yani kâfirlerin hak ile gönderilen peygamberlere ve bu hakkı getirenlere karşı hile ve tuzakları, o kadar büyüktü ki bundan dolayı nerde ise sapasağlam dağlar yerinden oynayacaktı. “onlar büyük büyük hileler yaptılar, tuzaklar kurdular.”(Nuh, 71/22) Onların bu hile ve tuzaklarının boyutları tahmin edilemez. Ama Allah, onların bütün bu tuzaklarını başlarına geçirdi. Bir batılın zaferi yahut da bir hakkın çürütülmesi için peygamberlere muhalif kimselerin giriştikleri her türlü hile ve tuzak bu buyruğun kapsamına girmektedir. Maksat, onların bu hile ve tuzaklarının hiçbir fayda sağlamadığı, Allah’a hiçbir zarar vermediği, aksine bununla onların kendi kendilerine zarar verdiklerini anlatmaktır.

Saheeh International · As-Sa'di · Quranic Universal Library (Tarteel), via spa5k/tafsir_api · Quran Foundation

Page 261

IbrahimJuz 13 · Page 261

14:43

مُهۡطِعِينَ مُقۡنِعِي رُءُوسِهِمۡ لَا يَرۡتَدُّ إِلَيۡهِمۡ طَرۡفُهُمۡۖ وَأَفۡـِٔدَتُهُمۡ هَوَآءٞ ٤٣

Racing ahead, their heads raised up, their glance does not come back to them,1 and their hearts are void.

1 translator’s note
  1. This is their state at the time of resurrection from the graves. Their heads are upraised in fixed stares of terror, unable even to glance back. ↩

14:44

وَأَنذِرِ ٱلنَّاسَ يَوۡمَ يَأۡتِيهِمُ ٱلۡعَذَابُ فَيَقُولُ ٱلَّذِينَ ظَلَمُواْ رَبَّنَآ أَخِّرۡنَآ إِلَىٰٓ أَجَلٖ قَرِيبٖ نُّجِبۡ دَعۡوَتَكَ وَنَتَّبِعِ ٱلرُّسُلَۗ أَوَلَمۡ تَكُونُوٓاْ أَقۡسَمۡتُم مِّن قَبۡلُ مَا لَكُم مِّن زَوَالٖ ٤٤

And, [O Muḥammad], warn the people of a Day when the punishment will come to them and those who did wrong will say, "Our Lord, delay us for a short term; we will answer Your call and follow the messengers." [But it will be said], "Had you not sworn, before, that for you there would be no cessation?1

1 translator’s note
  1. Of the blessings which Allāh had bestowed upon you during life on earth. ↩

14:45

وَسَكَنتُمۡ فِي مَسَٰكِنِ ٱلَّذِينَ ظَلَمُوٓاْ أَنفُسَهُمۡ وَتَبَيَّنَ لَكُمۡ كَيۡفَ فَعَلۡنَا بِهِمۡ وَضَرَبۡنَا لَكُمُ ٱلۡأَمۡثَالَ ٤٥

And you lived among the dwellings of those who wronged themselves, and it had become clear to you how We dealt with them. And We presented for you [many] examples."

14:46

وَقَدۡ مَكَرُواْ مَكۡرَهُمۡ وَعِندَ ٱللَّهِ مَكۡرُهُمۡ وَإِن كَانَ مَكۡرُهُمۡ لِتَزُولَ مِنۡهُ ٱلۡجِبَالُ ٤٦

And they had planned their plan, but with Allāh is [recorded] their plan, even if their plan had been [sufficient] to do away with the mountains.1

1 translator’s note
  1. An alternative meaning is "...and their plan was not [sufficient] to do away with the mountains," i.e., it had no effect against Allāh's will. ↩

14:47

فَلَا تَحۡسَبَنَّ ٱللَّهَ مُخۡلِفَ وَعۡدِهِۦ رُسُلَهُۥٓۚ إِنَّ ٱللَّهَ عَزِيزٞ ذُو ٱنتِقَامٖ ٤٧

So never think that Allāh will fail in His promise to His messengers. Indeed, Allāh is Exalted in Might and Owner of Retribution.1

1 translator’s note
  1. Refer to footnote for 3:5. ↩

14:48

يَوۡمَ تُبَدَّلُ ٱلۡأَرۡضُ غَيۡرَ ٱلۡأَرۡضِ وَٱلسَّمَٰوَٰتُۖ وَبَرَزُواْ لِلَّهِ ٱلۡوَٰحِدِ ٱلۡقَهَّارِ ٤٨

[It will be] on the Day the earth will be replaced by another earth, and the heavens [as well], and they [i.e., all creatures] will come out before Allāh, the One, the Prevailing,

14:49

وَتَرَى ٱلۡمُجۡرِمِينَ يَوۡمَئِذٖ مُّقَرَّنِينَ فِي ٱلۡأَصۡفَادِ ٤٩

And you will see the criminals that Day bound together in irons,

14:50

سَرَابِيلُهُم مِّن قَطِرَانٖ وَتَغۡشَىٰ وُجُوهَهُمُ ٱلنَّارُ ٥٠

Their garments of liquid pitch and their faces covered by the Fire

14:51

لِيَجۡزِيَ ٱللَّهُ كُلَّ نَفۡسٖ مَّا كَسَبَتۡۚ إِنَّ ٱللَّهَ سَرِيعُ ٱلۡحِسَابِ ٥١

So that Allāh will recompense every soul for what it earned. Indeed, Allāh is swift in account.

14:52

هَٰذَا بَلَٰغٞ لِّلنَّاسِ وَلِيُنذَرُواْ بِهِۦ وَلِيَعۡلَمُوٓاْ أَنَّمَا هُوَ إِلَٰهٞ وَٰحِدٞ وَلِيَذَّكَّرَ أُوْلُواْ ٱلۡأَلۡبَٰبِ ٥٢

This [Qur’ān] is notification for the people that they may be warned thereby and that they may know that He is but one God and that those of understanding will be reminded.

As-Sa'diTafsir · 14:45

Contents

Ayat al-Kursi36Al-Kahfpage 42juz 15Bukhari 1Muslim 2999

Style

Theme
Text size
View

Читать на русском