Al-HijrJuz 14 · Page 263

Al-Hijr 15:28

The Rocky Tract · Juz 14 · Page 263

وَإِذۡ قَالَ رَبُّكَ لِلۡمَلَٰٓئِكَةِ إِنِّي خَٰلِقُۢ بَشَرٗا مِّن صَلۡصَٰلٖ مِّنۡ حَمَإٖ مَّسۡنُونٖ ٢٨

And [mention, O Muḥammad], when your Lord said to the angels, "I will create a human being out of clay from an altered black mud.

Tafsir · in Turkish

As-Sa'di

Medium · Clear and to the point: what to take from each passage.

Whole surah

Change

Commentary on 15:26–44

26- Andolsun ki biz, insanı balçık halindeyken kurumuş bir çamurdan yarattık. 27- Cinleri de (bundan) daha önce dumansız ateşten yarattık. 28- Bir vakit Rabbin meleklere şöyle demişti:“Ben balçık halindeyken kurumuş bir çamurdan bir beşer yaratacağım.” 29- “Ona tam bir şekil verip de içine ruhumdan üflediğim vakit derhal onun için secdeye kapanın.” 30- Bunun üzerine meleklerin hepsi toptan secde ettiler. 31- Ancak İblis hariç; o, secde edenlerle beraber olmaktan kaçındı. 32- Allah buyurdu ki:“Ey İblis, sen ne diye secde edenlerle beraber olmadın?” 33- Dedi ki:“Benim, balçık halindeyken kurumuş bir çamurdan yarattığın bir beşere secde etmem olacak şey değildir.” 34- Buyurdu ki:“O halde çık oradan. Çünkü sen (artık) kovulmuş birisin.” 35- “Ve lanet hesap gününe kadar da senin üzerinde olacaktır.” 36- Dedi ki:“Rabbim, öyle ise bana onların tekrar diriltilecekleri güne kadar mühlet ver.” 37- Buyurdu ki:“Sen mühlet verilenlerdensin;” 38- “Bilinen vaktin (geleceği) güne kadar.” 39- Dedi ki:“Rabbim, beni saptırmana karşılık yemin ederim ki ben de yeryüzünde onlara (günahları) süsleyeceğim ve hepsini kesinlikle saptıracağım.” 40- “Ancak onlardan ihlâsa erdirilmiş kulların müstesnâ.” 41- Buyurdu ki:“İşte bana ulaştıran dosdoğru yol (apaçık ortada)!” 42- “Muhakkak ki benim kullarım üzerinde senin hiçbir otoriten yoktur, ancak azgınlardan sana uyanlar müstesnâ.” 43- “Şüphesiz onların hepsine vaad olunan yer de cehennemdir,” 44- “Onun yedi kapısı vardır ki her kapıya onlardan ayrılmış belli bir pay vardır.”

26. “Andolsun ki biz insanı” yani Âdem aleyhisselam’ı “balçık halindeyken kurumuş bir çamurdan yarattık.” Yani kurumuş ve tıpkı çömlek gibi ses çıkaracak hale gelmiş bir çamurdan yarattık. “Balçık” ise uzun süre kaldığından dolayı rengi ve kokusu değişmiş çamur demektir.

27. “Cinleri de” yani cinlerin atası olan İblis’i de “(bundan) daha önce” yani Âdem’in yaratılışından önce “dumansız ateşten” yani son derece sıcak ateşten “yarattık.”

28-29. Allah Adem’i yaratmayı dileyince meleklere şöyle dedi:“Ben balçık halindeyken kurumuş bir çamurdan bir beşer yaratacağım. Ona tam bir şekil verip” yani tam bir beden haline getirip “de içine ruhumdan üflediğim vakit derhal” Rabbinizin emrine uyarak “onun için secdeye kapanın.”

30. “Bunun üzerine meleklerin hepsi toptan secde ettiler.” Burada (hepsi ve toptan kelimeleri ile) te’kid üstüne te’kid/pekiştirme yapılmıştır ki meleklerden hiçbirinin secde etmekten geri kalmadığı anlaşılmış olsun. Bu secde, Allah’ın emrini ta’zim, Âdem aleyhisselam için de bir saygı idi. Zira Âdem, onların bilmedikleri şeyleri bilmişti. 31. “Ancak İblis hariç; o, secde edenlerle beraber olmaktan kaçındı.” Bu, onun Âdem’e ve onun soyundan gelecek olanlara yönelik ilk düşmanlığı idi.

32-33. Yüce Allah “buyurdu ki: “Ey İblis, sen ne diye secde edenlerle beraber olmadın?” Ded, ki:“Benim, balçık halindeyken kurumuş bir çamurdan yarattığın bir beşer için secde etmem olacak şey değildir!” Böylelikle Allah’ın emrine karşı büyüklendi, Âdem’e ve onun soyundan gelecek olanlara düşmanlığını açığa vurdu, kendi yaratılış mayasını üstün görerek “Ben, Âdem’den hayırlıyım” dedi.

34-35. Yüce Allah da küfrüne ve büyüklenmesine karşılık bir ceza olmak üzere:“Buyurdu ki: “O halde çık oradan. Çünkü sen (artık) kovulmuş” yani her türlü hayırdan uzaklaştırılmış “birisin. Ve lanet” yani yergi, ayıplama ve Allah’ın rahmetinden uzak kalış “hesap gününe kadar da senin üzerinde olacaktır.” Bu ve benzeri ayetlerde onun, küfrü üzere devam edip gideceğine, hayırdan uzak kalışının sürekli olacağına delil vardır.

36. Bunun üzerine İblis “dedi ki: Rabbim, öyle ise bana onların tekrar diriltilecekleri güne kadar mühlet ver.” yani süre tanı. 37-38. “Buyurdu ki: Sen mühlet verilenlerdensin, bilinen vaktin (geleceği) güne kadar.” Allah’ın, İblis’in duasını kabul etmesi, ona olan bir lütufdan dolayı değildir. Bu, Allah tarafından hem onun, hem de kulların imtihan edilmesi için kabul edilmiştir. Böylelikle yüce Mevlasına itaat edenle düşmanına itaat eden, doğru ve samimi kimselerle böyle olmayanlar birbirlerinden ayırt edilsin. Yüce Allah, bu yüzden bizi ondan son derece sakındırmış ve onun bizden neler istediğini açıklamıştır.

39. “Dedi ki: Rabbim, beni saptırmana karşılık yemin ederim ki ben de yeryüzünde onlara (günahları) süsleyeceğim” Onlara dünyayı süslü gösterip onu âhirete tercih etmeye çağıracağım ki her türlü günahın arkasından gitsinler. “ve hepsini kesinlikle saptıracağım.” Dosdoğru yoldan alıkoyup uzaklaştıracağım.

40. “Ancak onlardan ihlâsa erdirilmiş” ihlâsları imanları ve tevekkülleri dolayısı ile kendilerini ihlâsa erdirip seçtiğin “kulların müstesnâ.”

41. Bunun üzerine Allah “buyurdu ki: “İşte bana ulaştıran dosdoğru yol” Bana ulaştıran, benim lütuf ve ihsan yurduma götüren mutedil yol “(apaçık ortada)!”

42. “Muhakkak ki benim kullarım üzerinde senin hiçbir otoriten yoktur.” Yani kendisi ile onları dilediğin sapıklıklara meylettireceğin gücün yoktur. Buna sebep de onların, Rablerine kullukları ve emirlerine bağlılıklarıdır. Allah, bu halleri sebebi ile onları şeytandan korumuş ve onlara yardımcı olmuştur. “Ancak azgınlardan sana uyanlar müstesnâ.” Rahman’a itaat edecek yerde seni dost bilip sana itaate razı olanlar müstesnâ. el-Ğâvî (mealde “azgın” diye karşılanmıştır) “râşid”(doğru yolda olan)’ın zıddı olup hakkı bilmekle birlikte terk eden kimse demektir. ed-Dâll (sapık) ise bilmeksizin hakkı terk eden kimse demektir.

43. “Şüphesiz onların hepsine” İblis’e ve askerlerine “vaadolunan yer de cehennemdir.

44. “Onun yedi kapısı vardır” ve her bir kapı ötekinden daha aşağıdadır “ki her kapıya onlardan” İblis’e tâbi olanlardan amellerine göre “ayrılmış belli bir pay vardır.” Yüce Allah bir başka yerde de şöyle buyurmaktadır: “Onlar ve azgınlar, İblis’in orduları ile hep birlikte yüz üstü oraya atılırlar.”(eş-Şuarâ, 26/94-95)

Allah azze ve celle kendi düşmanı ve kullarının düşmanı olan İblis’e uyanlara hazırlamış olduğu ibretli ve çetin azabı söz konusu ettikten sonra, gerçek dostlarına hazırlamış olduğu büyük lütfu ve ebedi nimetleri söz konusu ederek şöyle buyurmaktadır:

Saheeh International · As-Sa'di · Quranic Universal Library (Tarteel), via spa5k/tafsir_api · Quran Foundation

Page 263

Al-HijrJuz 14 · Page 263

15:16

وَلَقَدۡ جَعَلۡنَا فِي ٱلسَّمَآءِ بُرُوجٗا وَزَيَّنَّٰهَا لِلنَّٰظِرِينَ ١٦

And We have placed within the heaven great stars and have beautified it for the observers.

15:17

وَحَفِظۡنَٰهَا مِن كُلِّ شَيۡطَٰنٖ رَّجِيمٍ ١٧

And We have protected it from every devil expelled [from the mercy of Allāh]

15:18

إِلَّا مَنِ ٱسۡتَرَقَ ٱلسَّمۡعَ فَأَتۡبَعَهُۥ شِهَابٞ مُّبِينٞ ١٨

Except one who steals a hearing and is pursued by a clear burning flame.

15:19

وَٱلۡأَرۡضَ مَدَدۡنَٰهَا وَأَلۡقَيۡنَا فِيهَا رَوَٰسِيَ وَأَنۢبَتۡنَا فِيهَا مِن كُلِّ شَيۡءٖ مَّوۡزُونٖ ١٩

And the earth - We have spread it and cast therein firmly set mountains and caused to grow therein [something] of every well-balanced thing.

15:20

وَجَعَلۡنَا لَكُمۡ فِيهَا مَعَٰيِشَ وَمَن لَّسۡتُمۡ لَهُۥ بِرَٰزِقِينَ ٢٠

And We have made for you therein means of living and [for] those for whom you are not providers.1

1 translator’s note
  1. Allāh has put at your service other men and animals for which He provides. An additional meaning is that Allāh provides means for your living and for all other creatures as well. ↩

15:21

وَإِن مِّن شَيۡءٍ إِلَّا عِندَنَا خَزَآئِنُهُۥ وَمَا نُنَزِّلُهُۥٓ إِلَّا بِقَدَرٖ مَّعۡلُومٖ ٢١

And there is not a thing but that with Us are its depositories, and We do not send it down except according to a known [i.e., specified] measure.

15:22

وَأَرۡسَلۡنَا ٱلرِّيَٰحَ لَوَٰقِحَ فَأَنزَلۡنَا مِنَ ٱلسَّمَآءِ مَآءٗ فَأَسۡقَيۡنَٰكُمُوهُ وَمَآ أَنتُمۡ لَهُۥ بِخَٰزِنِينَ ٢٢

And We have sent the fertilizing winds1 and sent down water from the sky and given you drink from it. And you are not its retainers.

1 translator’s note
  1. Causing precipitation in rainclouds or carrying pollen. Another meaning is "pregnant winds," i.e., those carrying rainclouds. ↩

15:23

وَإِنَّا لَنَحۡنُ نُحۡيِۦ وَنُمِيتُ وَنَحۡنُ ٱلۡوَٰرِثُونَ ٢٣

And indeed, it is We who give life and cause death, and We are the Inheritor.1

1 translator’s note
  1. Allāh (subḥānahu wa taʿālā) remains after all creation has passed away. ↩

15:24

وَلَقَدۡ عَلِمۡنَا ٱلۡمُسۡتَقۡدِمِينَ مِنكُمۡ وَلَقَدۡ عَلِمۡنَا ٱلۡمُسۡتَـٔۡخِرِينَ ٢٤

And We have already known the preceding [generations] among you, and We have already known the later [ones to come].

15:25

وَإِنَّ رَبَّكَ هُوَ يَحۡشُرُهُمۡۚ إِنَّهُۥ حَكِيمٌ عَلِيمٞ ٢٥

And indeed, your Lord will gather them; indeed, He is Wise and Knowing.

15:26

وَلَقَدۡ خَلَقۡنَا ٱلۡإِنسَٰنَ مِن صَلۡصَٰلٖ مِّنۡ حَمَإٖ مَّسۡنُونٖ ٢٦

And We did certainly create man out of clay from an altered black mud.

15:27

وَٱلۡجَآنَّ خَلَقۡنَٰهُ مِن قَبۡلُ مِن نَّارِ ٱلسَّمُومِ ٢٧

And the jinn We created before from scorching fire.

15:28

وَإِذۡ قَالَ رَبُّكَ لِلۡمَلَٰٓئِكَةِ إِنِّي خَٰلِقُۢ بَشَرٗا مِّن صَلۡصَٰلٖ مِّنۡ حَمَإٖ مَّسۡنُونٖ ٢٨

And [mention, O Muḥammad], when your Lord said to the angels, "I will create a human being out of clay from an altered black mud.

15:29

فَإِذَا سَوَّيۡتُهُۥ وَنَفَخۡتُ فِيهِ مِن رُّوحِي فَقَعُواْ لَهُۥ سَٰجِدِينَ ٢٩

And when I have proportioned him and breathed into him of My [created] soul,1 then fall down to him in prostration."

1 translator’s note
  1. The element of life and soul which Allāh created for that body, not His own spirit or part of Himself (as some mistakenly believe). ↩

15:30

فَسَجَدَ ٱلۡمَلَٰٓئِكَةُ كُلُّهُمۡ أَجۡمَعُونَ ٣٠

So the angels prostrated - all of them entirely,

15:31

إِلَّآ إِبۡلِيسَ أَبَىٰٓ أَن يَكُونَ مَعَ ٱلسَّٰجِدِينَ ٣١

Except Iblees;1 he refused to be with those who prostrated.

1 translator’s note
  1. Who was of the jinn. See 18:50. ↩
As-Sa'diTafsir · 15:28

Contents

Ayat al-Kursi36Al-Kahfpage 42juz 15Bukhari 1Muslim 2999

Style

Theme
Text size
View

Читать на русском