Al-HijrJuz 14 · Page 267

Al-Hijr 15:95

The Rocky Tract · Juz 14 · Page 267

إِنَّا كَفَيۡنَٰكَ ٱلۡمُسۡتَهۡزِءِينَ ٩٥

Indeed, We are sufficient for you against the mockers

Tafsir · in Turkish

As-Sa'di

Medium · Clear and to the point: what to take from each passage.

Whole surah

Change

Commentary on 15:87–99

87- Andolsun ki biz sana tekrarlanan yediyi ve Kur’an-ı Azîm’i verdik. 88- Sakın onlardan bazı grupları faydalandırdığımız şeylere gözlerini dikme ve onlar için üzülme. Müminlere de kanadını ger. 89- Ve de ki:“Şüphesiz ben, evet ben (azaba karşı) açık bir uyarıcıyım.” 90- Tıpkı yemin edenlere indirdiğimiz (azap) gibi! 91- O, Kur’an’ı parça parça ayıranlara! 92- Rabbine andolsun ki onların hepsine elbette soracağız; 93- Yapmakta oldukları şeyleri. 94- O halde emrolunduğunu açıkça bildir ve müşriklerden yüz çevir! 95- O alay edip duranlara karşı muhakkak ki biz sana yeteriz. 96- Onlar ki Allah ile beraber başka bir ilâh tanırlar. Ama ilerde bilecekler! 97- Biz elbette biliyoruz ki onların söylediklerinden dolayı göğsün daralıyor. 98- O halde Rabbini hamd ile tesbih et ve secde edenlerden ol! 99- Ve sana yakîn gelinceye kadar Rabbine ibadet et!

87. Yüce Allah Rasûlüne olan lütfunu dile getirerek:“Andolsun ki biz sana tekrarlanan yedi (ayeti) ve Kur’an-ı Azîm’i verdik” buyurmaktadır. “Tekrarlanan yedi” sahih görüşe göre ya yedi uzun sureyi teşkil eden Bakara, Âl-i İmrân, Nisâ, Mâide, En’âm, A’râf ve Enfâl ile birlikte Tevbe sûreleridir yahut da yedi âyet olması dolayısı ile Fatiha suresidir. Bu durumda “Kur’an-ı Azîm”in atfı, genelin özele atfı kabilinden olur. Çünkü bu tekrarlanan yedide; tevhid, gaybî bilgiler, yüce hükümler çokça geçmekte ve sıkça tekrarlanmaktadır. Tekrarlanan yedinin Fatiha olduğu görüşüne göre de anlam şöyle olur: Bu sûre, namazda her bir rekatte tekrarlanan yedi âyetten oluşmaktadır. Yüce Allah, tekrarlanan yedi ile birlikte Kur’an-ı Azîm’i Peygamber’e verdiğine göre yarışacak kimselerin yarışabilecekleri en üstün şeyleri vermiş, müminlerin sevinmelerine sebep olacak en büyük ihsanı lütfetmiş demektir. “De ki: Allah’ın lütfu ve rahmeti ile, işte bunlarla sevinsinler. Bu, onların topladıklarından daha hayırlıdır.”(Yunus, 10/58) Bundan dolayı bir sonraki âyet-i kerimede şöyle buyurulmaktadır:

88. “Sakın onlardan bazı grupları faydalandırdığımız şeylere gözlerini dikme!” Yani bu lüks içerisinde bulunanların faydalandığı ve cahillerin de aldandığı o dünya zevklerine düşünceni meşgul edecek şekilde beğeni ile bakma! Allah’ın sana vermiş olduğu tekrarlanan yedi ve Kur’an-ı Azim ile bunlara muhtaç olmadığını bil, onlarla yetin. “Onlar için üzülme.” Çünkü onlardan hayır umulmaz, bir fayda gelmesi de beklenmez. Onlar yerine mü’minler senin için en güzel karşılık ve en üstün bir bedeldir. “Müminlere de kanadını ger!” Onlara yumuşak davran, onlara karşı huyun güzel olsun, onlara sevgi, ikram ve muhabbetle davran.

89. “Ve de ki: Şüphesiz ben, evet ben (azaba karşı) açık bir uyarıcıyım.” Yani uyarıcılık görevini yerine getir ve risaleti eda et. Uzağa da yakına da, dosta da düşmana da tebliğ yap. Sen bunu yapacak olursan onların hesabından sana bir şey düşmez, senin hesabından da onlara bir şey düşmez.

90. “Tıpkı” insanları Allah’ın yolundan alıkoymak için çalışan ve senin getirdiklerinin batıl olduğu hususunda “yemin edenlere” bir ceza olarak “indirdiğimiz (azap) gibi!”

91. “O, Kur’an’ı parça parça ayıranlara.” Kendi hevalarına ve arzularına göre onu kısımlara ve bölümlere ayırıp parçalayanlara… Zira onlardan kimisi: Bu bir büyüdür, derken kimisi: Bu bir kehanettir, diyordu. Kimisi ise: Bu uydurulmuştur, diyor ve buna benzer şekillerde Kur’an-ı Kerim’i insanları hidâyetten alıkoymak için tenkide koyuluyor, onu yalanlıyor, kâfirlerin söyledikleri diğer sözlerle onu niteliyorlardı.

92. “Rabbine andolsun ki onların hepsine” Yani Kur’an-ı Kerim’e dil uzatan, onu ayıplayan, onu değişikliğe uğratmaya ve başka sözlerle değiştirmeye çalışanların hepsine “elbette soracağız.” 93. “Yapmakta oldukları şeyleri” onlara soracağız. Bu ifadede onların yaptıklarını sürdürmekten vazgeçmeleri için oldukça büyük bir uyarı vardır.

94. “O halde emrolunduğunu açıkça bildir” Yüce Allah, onlara da başkalarına da aldırmamasını, Allah’ın emrini açıkça söyleyerek herkese bunu ilan etmesini, hiçbir engel tanımamasını ve bu gibi iftiracıların sözlerinin onu görevini yerine getirmekten alıkoymamasını emretmektedir. “ve müşriklerden de yüz çevir!” Onlara aldırma! Onların hakaretlerine kulak asma ve görevini yerine getirmeye bak!

95. “O” seninle ve getirdiklerinle “alay edip duranlara karşı muhakkak ki biz sana yeteriz.” Bu, Allah tarafından Rasûlüne, alay edenlerin ona hiçbir şekilde zarar veremeyeceklerine ve Allah’ın, dilediği çeşitli azaplarla onların hakkından geleceğine dair bir vaadidir. Nitekim Allah, verdiği bu sözü yerine getirmiştir. Bir kimse, Allah Rasûlü ile ve onun getirdikleri ile açıkça alay etmişse mutlaka Allah, onu helâk etmiş ve en kötü bir şekilde canını almıştır.

96. Daha sonra Allah, bu alaycı kâfirlerin niteliklerini zikretmekte, Allah Rasûlüne eziyet ettikleri gibi Allah’a da şöylece eziyet ettiklerini bildirmektedir:“Onlar ki” rableri ve yaratıcıları olan ve onlara her türlü iyiliği ihsan eden “Allah ile beraber başka bir ilâh tanırlar. Ama ilerde” Kıyamette yaptıklarının kötü bir aldanıştan başka bir şey olmadığını “bilecekler!”

97. “Biz elbette biliyoruz ki onların söylediklerinden dolayı” seni yalanlayıp alay etmeleri yüzünden “göğsün daralıyor.” Biz, onları azap ile toptan imha edip köklerini kurutmaya, hak ettikleri azabı derhal vermeye kadiriz. Allah mühlet verir, ama ihmal etmez.

98. “O halde” ey Muhammed “Rabbini hamd ile tesbih et ve secde edenlerden ol!” Allah’ı çokça an, çokça tesbih et, O’na çokça hamd et, bol bol namaz kıl. Çünkü bu ameller, kalbe genişlik ve ferahlık verir, görevini ifa etmek için sana yardımcı olur.

99. “Ve sana ölüm gelinceye kadar Rabbine ibadet et!” Yani çeşitli ibadetlerle Allah’a bütün vakitlerinde yakınlaşmayı sürdür. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem de Rabbinin bu emrine riâyet etmişti. Rabbinden ölüm kendisine gelinceye kadar ibadetini sürekli yapmış ve hiçbir şekilde aksatmamıştır.

Hicr Sûresi’nin tefsiri burada sona ermektedir. Âlemlerin Rabbi olan Allah’a hamd olsun. Âmin.

***

Saheeh International · As-Sa'di · Quranic Universal Library (Tarteel), via spa5k/tafsir_api · Quran Foundation

Page 267

Al-HijrJuz 14 · Page 267

15:91

ٱلَّذِينَ جَعَلُواْ ٱلۡقُرۡءَانَ عِضِينَ ٩١

Who have made the Qur’ān into portions.1

1 translator’s note
  1. Accepting part and rejecting part according to their own inclinations. ↩

15:92

فَوَرَبِّكَ لَنَسۡـَٔلَنَّهُمۡ أَجۡمَعِينَ ٩٢

So by your Lord, We will surely question them all

15:93

عَمَّا كَانُواْ يَعۡمَلُونَ ٩٣

About what they used to do.

15:94

فَٱصۡدَعۡ بِمَا تُؤۡمَرُ وَأَعۡرِضۡ عَنِ ٱلۡمُشۡرِكِينَ ٩٤

Then declare what you are commanded1 and turn away from the polytheists.2

2 translator’s notes
  1. The implication is "Thereby you will distinguish or separate the disbelievers from the believers."

    [688] Any who persist in association of others with Allāh.

    ↩
  2. ↩

15:95

إِنَّا كَفَيۡنَٰكَ ٱلۡمُسۡتَهۡزِءِينَ ٩٥

Indeed, We are sufficient for you against the mockers

15:96

ٱلَّذِينَ يَجۡعَلُونَ مَعَ ٱللَّهِ إِلَٰهًا ءَاخَرَۚ فَسَوۡفَ يَعۡلَمُونَ ٩٦

Who make [equal] with Allāh another deity. But they are going to know.

15:97

وَلَقَدۡ نَعۡلَمُ أَنَّكَ يَضِيقُ صَدۡرُكَ بِمَا يَقُولُونَ ٩٧

And We already know that your breast is constrained by what they say.

15:98

فَسَبِّحۡ بِحَمۡدِ رَبِّكَ وَكُن مِّنَ ٱلسَّٰجِدِينَ ٩٨

So exalt [Allāh] with praise of your Lord and be of those who prostrate [to Him].

15:99

وَٱعۡبُدۡ رَبَّكَ حَتَّىٰ يَأۡتِيَكَ ٱلۡيَقِينُ ٩٩

And worship your Lord until there comes to you the certainty [i.e., death].

سورة النحل

An-Nahl

The Bee · Meccan · 128 ayahs

بِسۡمِ ٱللَّهِ ٱلرَّحۡمَٰنِ ٱلرَّحِيمِ

16:1

أَتَىٰٓ أَمۡرُ ٱللَّهِ فَلَا تَسۡتَعۡجِلُوهُۚ سُبۡحَٰنَهُۥ وَتَعَٰلَىٰ عَمَّا يُشۡرِكُونَ ١

The command of Allāh is coming,1 so be not impatient for it. Exalted is He and high above what they associate with Him.

1 translator’s note
  1. Literally, "has come," indicating the certainty and nearness of the Last Hour. ↩

16:2

يُنَزِّلُ ٱلۡمَلَٰٓئِكَةَ بِٱلرُّوحِ مِنۡ أَمۡرِهِۦ عَلَىٰ مَن يَشَآءُ مِنۡ عِبَادِهِۦٓ أَنۡ أَنذِرُوٓاْ أَنَّهُۥ لَآ إِلَٰهَ إِلَّآ أَنَا۠ فَٱتَّقُونِ ٢

He sends down the angels, with the inspiration [i.e., revelation] of His command, upon whom He wills of His servants, [telling them], "Warn that there is no deity except Me; so fear Me."

16:3

خَلَقَ ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَٱلۡأَرۡضَ بِٱلۡحَقِّۚ تَعَٰلَىٰ عَمَّا يُشۡرِكُونَ ٣

He created the heavens and earth in truth. High is He above what they associate with Him.

16:4

خَلَقَ ٱلۡإِنسَٰنَ مِن نُّطۡفَةٖ فَإِذَا هُوَ خَصِيمٞ مُّبِينٞ ٤

He created man from a sperm-drop; then at once1 he is a clear adversary.

1 translator’s note
  1. As soon as he becomes strong and independent. ↩

16:5

وَٱلۡأَنۡعَٰمَ خَلَقَهَاۖ لَكُمۡ فِيهَا دِفۡءٞ وَمَنَٰفِعُ وَمِنۡهَا تَأۡكُلُونَ ٥

And the grazing livestock He has created for you; in them is warmth1 and [numerous] benefits, and from them you eat.

1 translator’s note
  1. i.e., in clothing, tents, furnishings, etc. ↩

16:6

وَلَكُمۡ فِيهَا جَمَالٌ حِينَ تُرِيحُونَ وَحِينَ تَسۡرَحُونَ ٦

And for you in them is [the enjoyment of] beauty when you bring them in [for the evening] and when you send them out [to pasture].

As-Sa'diTafsir · 15:95

Contents

Ayat al-Kursi36Al-Kahfpage 42juz 15Bukhari 1Muslim 2999

Style

Theme
Text size
View

Читать на русском