An-NahlJuz 14 · Page 278

An-Nahl 16:101

The Bee · Juz 14 · Page 278

وَإِذَا بَدَّلۡنَآ ءَايَةٗ مَّكَانَ ءَايَةٖ وَٱللَّهُ أَعۡلَمُ بِمَا يُنَزِّلُ قَالُوٓاْ إِنَّمَآ أَنتَ مُفۡتَرِۭۚ بَلۡ أَكۡثَرُهُمۡ لَا يَعۡلَمُونَ ١٠١

And when We substitute a verse in place of a verse - and Allāh is most knowing of what He sends down - they say, "You, [O Muḥammad], are but an inventor [of lies]." But most of them do not know.

Tafsir · in Turkish

As-Sa'di

Medium · Clear and to the point: what to take from each passage.

Whole surah

Change

Commentary on 16:101–102

101- Biz bir âyeti değiştirip yerine başka bir âyet getirdiğimizde -ki Allah neyi indireceğini en iyi bilendir-: “Sen ancak bir iftiracısın” dediler. Hayır, onların çoğu bilmezler. 102- De ki:“Onu Ruhu’l-Kudüs, iman edenlere sebat vermek, müslümanlara bir hidâyet ve müjde olmak üzere Rabbinden hak olarak indirmiştir.”

101. Yüce Allah, bu Kur’an-ı Kerim’i yalanlayan kimselerin kendi lehlerine delil olacak şeyler aradıklarını söz konusu etmektedir. Şöyle ki Yüce Allah -ki O, hükümleri teşri’ eden, hikmeti sonsuz ve mutlak hüküm koyucudur- hikmet ve rahmeti dolayısıyla bir hükmü değiştirerek onun yerine bir başka hüküm koyabilir. İşte yalanlayıcılar bunu gördükleri zaman, Allah Rasûlünü ve onun getirdiklerini tenkide kalkışıp:“Sen ancak bir iftiracısın” dediler. Yüce Allah ise bunlara:“Hayır, onların çoğu bilmezler” diye cevap vermektedir. Onlar arasında Rablerini de şeriatini de bilmeyen cahiller vardır. Bilindiği gibi cahil kimselerin tenkitlerine itibar edilmez. Çünkü bir şeyi tenkit etmek için ona dair bilgi sahibi olmak, o şeyin ihtiva ettiği övülmeyi ve tenkidi gerektiren şeyleri bilmek gerekir.

102. Bundan dolayı Yüce Allah, bu konudaki hikmetini söz konusu ederek şöyle buyurmaktadır:“De ki: Onu Ruhu’l-Kudüs” her türlü kusurdan, hainlikten ve kötülüklerden münezzeh, mukaddes bir elçi olan Cebrail, “iman edenlere” âyetlerinin nüzulu ve ara ara âyetlerin onlara ardı sıra ulaşması suretiyle “sebat vermek... üzere Rabbinden hak olarak indirmiştir.” Bu kitap, hak ile indirilmiştir. Verdiği haberleri, emirleri, yasakları ile hakkı ihtiva eder. Herhangi bir kimsenin bu kitaba sağlıklı ve doğru bir eleştiride bulunmasına imkân yoktur. Bu kitabın hak olduğu açıkça ortaya çıktığına göre ona karşı çıkan ve onunla çelişen her şeyin de batıl olduğu aynı şekilde ortaya çıkar. İşte bu kitabın içerdiği hak ve gerçekler, peyderpey mü’minlerin kalplerine ulaşır. Nihayet imanları sarsılmaz dağlardan daha sağlam olur. Onlar, bu kitabın hakkın ta kendisi olduğunu bilirler. Yüce Allah eğer herhangi bir hükmü önce teşrî buyurup sonra da onu neshederse mü’minler bilirler ki Allah, bu hükmü ya benzeriyle ya da ondan daha hayırlısıyla değiştirmiştir ve o hükmü neshetmesi, Rabbani hikmete daha uygun, akla daha münasiptir. Bu kitap, aynı zamanda “müslümanlara bir hidâyet ve müjde olmak üzere” indirilmiştir. Yani Yüce Allah, onlara eşyanın hakikatini gösterir, neyin hak, neyin batıl olduğunu, neyin hidâyet neyin sapıklık olduğunu açıklar. Onlar için, içinde ebediyen kalacakları güzel bir mükâfat olduğu müjdesini de verir. Aynı şekilde bu kitabın kısım kısım inmesi de büyük bir hidâyet ve müjdedir. Zira eğer toptan inseydi ve düşünceler onun farklı yönlerine kaysaydı hidayet ve müjdes bu kadar büyük olmazdı. Bu nedenle O, bazen bir hüküm bazen de birkaç hüküm indirmiştir. Onlar, bunları akledip kavradıktan, onun maksadını bilip ondan kana kana içtikten sonra ona benzer bir başka hükmü indirmiştir. Bu böylece sürüp gitmiştir. Bundan dolayı ashab -Allah cümlesinden razı olsun- Kur'ân sayesinde büyük bir seviyeye ulaşmış, huyları, karakterleri değişmiş, onların ulaştıkları ahlâk, güzellikler ve ameller öncekilerin de sonrakilerin de çok ilerisine ulaşmıştır. Onlardan sonra gelenlere yakışan da bu Kitabın ihtiva ettiği ilimler ile kendilerini eğitmek, onun ahlâkıyla ahlâklanmak, sapıklığın ve bilgisizliğin karanlıklarında onun nuruyla aydınlanmak olmalı ve bütün hallerde bu kitabı kendilerine rehber edinmelidirler. Ancak böylelikle dinî ve dünyevi bütün işleri dosdoğru olur, istikamet bulur.

Saheeh International · As-Sa'di · Quranic Universal Library (Tarteel), via spa5k/tafsir_api · Quran Foundation

Page 278

An-NahlJuz 14 · Page 278

16:94

وَلَا تَتَّخِذُوٓاْ أَيۡمَٰنَكُمۡ دَخَلَۢا بَيۡنَكُمۡ فَتَزِلَّ قَدَمُۢ بَعۡدَ ثُبُوتِهَا وَتَذُوقُواْ ٱلسُّوٓءَ بِمَا صَدَدتُّمۡ عَن سَبِيلِ ٱللَّهِ وَلَكُمۡ عَذَابٌ عَظِيمٞ ٩٤

And do not take your oaths as [means of] deceit between you, lest a foot slip after it was [once] firm, and you would taste evil [in this world] for what [people] you diverted from the way of Allāh,1 and you would have [in the Hereafter] a great punishment.

1 translator’s note
  1. Referring to those who would be dissuaded from Islām as a result of a Muslim's deceit and treachery. ↩

16:95

وَلَا تَشۡتَرُواْ بِعَهۡدِ ٱللَّهِ ثَمَنٗا قَلِيلًاۚ إِنَّمَا عِندَ ٱللَّهِ هُوَ خَيۡرٞ لَّكُمۡ إِن كُنتُمۡ تَعۡلَمُونَ ٩٥

And do not exchange the covenant of Allāh for a small price. Indeed, what is with Allāh is best for you, if only you could know.

16:96

مَا عِندَكُمۡ يَنفَدُ وَمَا عِندَ ٱللَّهِ بَاقٖۗ وَلَنَجۡزِيَنَّ ٱلَّذِينَ صَبَرُوٓاْ أَجۡرَهُم بِأَحۡسَنِ مَا كَانُواْ يَعۡمَلُونَ ٩٦

Whatever you have will end, but what Allāh has is lasting. And We will surely give those who were patient their reward according to the best of what they used to do.

16:97

مَنۡ عَمِلَ صَٰلِحٗا مِّن ذَكَرٍ أَوۡ أُنثَىٰ وَهُوَ مُؤۡمِنٞ فَلَنُحۡيِيَنَّهُۥ حَيَوٰةٗ طَيِّبَةٗۖ وَلَنَجۡزِيَنَّهُمۡ أَجۡرَهُم بِأَحۡسَنِ مَا كَانُواْ يَعۡمَلُونَ ٩٧

Whoever does righteousness, whether male or female, while he is a believer - We will surely cause him to live a good life, and We will surely give them their reward [in the Hereafter] according to the best of what they used to do.

16:98

فَإِذَا قَرَأۡتَ ٱلۡقُرۡءَانَ فَٱسۡتَعِذۡ بِٱللَّهِ مِنَ ٱلشَّيۡطَٰنِ ٱلرَّجِيمِ ٩٨

So when you recite the Qur’ān, [first] seek refuge in Allāh from Satan, the expelled [from His mercy].

16:99

إِنَّهُۥ لَيۡسَ لَهُۥ سُلۡطَٰنٌ عَلَى ٱلَّذِينَ ءَامَنُواْ وَعَلَىٰ رَبِّهِمۡ يَتَوَكَّلُونَ ٩٩

Indeed, there is for him no authority over those who have believed and rely upon their Lord.

16:100

إِنَّمَا سُلۡطَٰنُهُۥ عَلَى ٱلَّذِينَ يَتَوَلَّوۡنَهُۥ وَٱلَّذِينَ هُم بِهِۦ مُشۡرِكُونَ ١٠٠

His authority is only over those who take him as an ally and those who through him associate others with Allāh.

16:101

وَإِذَا بَدَّلۡنَآ ءَايَةٗ مَّكَانَ ءَايَةٖ وَٱللَّهُ أَعۡلَمُ بِمَا يُنَزِّلُ قَالُوٓاْ إِنَّمَآ أَنتَ مُفۡتَرِۭۚ بَلۡ أَكۡثَرُهُمۡ لَا يَعۡلَمُونَ ١٠١

And when We substitute a verse in place of a verse - and Allāh is most knowing of what He sends down - they say, "You, [O Muḥammad], are but an inventor [of lies]." But most of them do not know.

16:102

قُلۡ نَزَّلَهُۥ رُوحُ ٱلۡقُدُسِ مِن رَّبِّكَ بِٱلۡحَقِّ لِيُثَبِّتَ ٱلَّذِينَ ءَامَنُواْ وَهُدٗى وَبُشۡرَىٰ لِلۡمُسۡلِمِينَ ١٠٢

Say, [O Muḥammad], "The Pure Spirit [i.e., Gabriel] has brought it down from your Lord in truth to make firm those who believe and as guidance and good tidings to the Muslims."

As-Sa'diTafsir · 16:101

Contents

Ayat al-Kursi36Al-Kahfpage 42juz 15Bukhari 1Muslim 2999

Style

Theme
Text size
View

Читать на русском