An-Nahl 16:99
The Bee · Juz 14 · Page 278
إِنَّهُۥ لَيۡسَ لَهُۥ سُلۡطَٰنٌ عَلَى ٱلَّذِينَ ءَامَنُواْ وَعَلَىٰ رَبِّهِمۡ يَتَوَكَّلُونَ ٩٩
Indeed, there is for him no authority over those who have believed and rely upon their Lord.
Tafsir · in Turkish
As-Sa'di
Medium · Clear and to the point: what to take from each passage.
Change
Commentary on 16:98–100
98- Kur’an’ı okuyacağın zaman kovulmuş şeytandan Allah’a sığın. 99- Doğrusu onun, iman edip de yalnız Rablerine tevekkül edenler üzerinde hiçbir hakimiyeti yoktur. 100- Onun hakimiyeti ancak kendisini dost edinip de onu Allah’a ortak koşanlar üzerindedir.
98. Yani kitapların en şereflisi, en üstün ve değerlisi olan, kalpleri ıslah edip düzelten, pek çok ilimler ihtiva eden, Allah’ın Kitab’ını okumak istediğinde “şeytandan Allah’a sığın.” Çünkü şeytanın kula en çok kötülük vermek istediği zamanlar, faziletli amellere başlayacağı vakitlerdir. Onu bu işlerin gerçek maksatlarından ve gerçek anlamlarından alıkoyup uzaklaştırmak için çalışır. Şeytanın kötülüğünden kurtulmanın yolu ise Yüce Allah’a sığınmak ve şeytanın kötülüğünden Allah’ın korumasına girmektir. Onun için de Kur’an okuyan kimse “ أعوذ بالله من الشيطان الرجيم / Kovulmuş şeytandan Allah’a sığınırım” sözlerinin anlamını düşünerek söyler. Kalbinden şeytanın kötülüğünü kendisinden uzaklaştırmak için Yüce Allah’a güvenip dayanır. Şeytanın aşağılık vesvese ve düşüncelerini bertaraf etmek için bütün gayretini ortaya koyar. Bunu uzaklaştırmak için en güçlü yol olan iman ve tevekkül ile bezenip süslenmeye gayret gösterir. 99. Gerçek şu ki şeytanın “iman edip de yalnız” bir ve tek olan “Rablerine tevekkül edenler üzerinde hiçbir hakimiyeti” tasallutu “yoktur.” Yüce Allah, iman edip kendisine tevekkül edenlerden, şeytanın kötülüklerini bertaraf eder ve şeytanın onların aleyhine bulabileceği bir yol bırakmaz. 100. “Onun hakimiyeti” tasallutu “ancak kendisini dost edinip...” Bu da onların Allah’ın dostluğundan uzaklaşarak şeytanın itaati çerçevesine girip şeytanın taraftarları arasına katılmalarıyla olur. İşte şeytanı kendilerine hakim olma noktasına çıkartanlar onlardır. Şeytan da onları masiyetlere doğru ittikçe iter ve onlara ateşe giden yolda önderlik eder.
Page 278
16:94
وَلَا تَتَّخِذُوٓاْ أَيۡمَٰنَكُمۡ دَخَلَۢا بَيۡنَكُمۡ فَتَزِلَّ قَدَمُۢ بَعۡدَ ثُبُوتِهَا وَتَذُوقُواْ ٱلسُّوٓءَ بِمَا صَدَدتُّمۡ عَن سَبِيلِ ٱللَّهِ وَلَكُمۡ عَذَابٌ عَظِيمٞ ٩٤
And do not take your oaths as [means of] deceit between you, lest a foot slip after it was [once] firm, and you would taste evil [in this world] for what [people] you diverted from the way of Allāh,1 and you would have [in the Hereafter] a great punishment.
1 translator’s note
- Referring to those who would be dissuaded from Islām as a result of a Muslim's deceit and treachery. ↩
16:95
وَلَا تَشۡتَرُواْ بِعَهۡدِ ٱللَّهِ ثَمَنٗا قَلِيلًاۚ إِنَّمَا عِندَ ٱللَّهِ هُوَ خَيۡرٞ لَّكُمۡ إِن كُنتُمۡ تَعۡلَمُونَ ٩٥
And do not exchange the covenant of Allāh for a small price. Indeed, what is with Allāh is best for you, if only you could know.
16:96
مَا عِندَكُمۡ يَنفَدُ وَمَا عِندَ ٱللَّهِ بَاقٖۗ وَلَنَجۡزِيَنَّ ٱلَّذِينَ صَبَرُوٓاْ أَجۡرَهُم بِأَحۡسَنِ مَا كَانُواْ يَعۡمَلُونَ ٩٦
Whatever you have will end, but what Allāh has is lasting. And We will surely give those who were patient their reward according to the best of what they used to do.
16:97
مَنۡ عَمِلَ صَٰلِحٗا مِّن ذَكَرٍ أَوۡ أُنثَىٰ وَهُوَ مُؤۡمِنٞ فَلَنُحۡيِيَنَّهُۥ حَيَوٰةٗ طَيِّبَةٗۖ وَلَنَجۡزِيَنَّهُمۡ أَجۡرَهُم بِأَحۡسَنِ مَا كَانُواْ يَعۡمَلُونَ ٩٧
Whoever does righteousness, whether male or female, while he is a believer - We will surely cause him to live a good life, and We will surely give them their reward [in the Hereafter] according to the best of what they used to do.
16:98
فَإِذَا قَرَأۡتَ ٱلۡقُرۡءَانَ فَٱسۡتَعِذۡ بِٱللَّهِ مِنَ ٱلشَّيۡطَٰنِ ٱلرَّجِيمِ ٩٨
So when you recite the Qur’ān, [first] seek refuge in Allāh from Satan, the expelled [from His mercy].
16:99
إِنَّهُۥ لَيۡسَ لَهُۥ سُلۡطَٰنٌ عَلَى ٱلَّذِينَ ءَامَنُواْ وَعَلَىٰ رَبِّهِمۡ يَتَوَكَّلُونَ ٩٩
Indeed, there is for him no authority over those who have believed and rely upon their Lord.
16:100
إِنَّمَا سُلۡطَٰنُهُۥ عَلَى ٱلَّذِينَ يَتَوَلَّوۡنَهُۥ وَٱلَّذِينَ هُم بِهِۦ مُشۡرِكُونَ ١٠٠
His authority is only over those who take him as an ally and those who through him associate others with Allāh.
16:101
وَإِذَا بَدَّلۡنَآ ءَايَةٗ مَّكَانَ ءَايَةٖ وَٱللَّهُ أَعۡلَمُ بِمَا يُنَزِّلُ قَالُوٓاْ إِنَّمَآ أَنتَ مُفۡتَرِۭۚ بَلۡ أَكۡثَرُهُمۡ لَا يَعۡلَمُونَ ١٠١
And when We substitute a verse in place of a verse - and Allāh is most knowing of what He sends down - they say, "You, [O Muḥammad], are but an inventor [of lies]." But most of them do not know.
16:102
قُلۡ نَزَّلَهُۥ رُوحُ ٱلۡقُدُسِ مِن رَّبِّكَ بِٱلۡحَقِّ لِيُثَبِّتَ ٱلَّذِينَ ءَامَنُواْ وَهُدٗى وَبُشۡرَىٰ لِلۡمُسۡلِمِينَ ١٠٢
Say, [O Muḥammad], "The Pure Spirit [i.e., Gabriel] has brought it down from your Lord in truth to make firm those who believe and as guidance and good tidings to the Muslims."