Al-IsraJuz 15 · Page 288

Al-Isra 17:61

The Night Journey · Juz 15 · Page 288

وَإِذۡ قُلۡنَا لِلۡمَلَٰٓئِكَةِ ٱسۡجُدُواْ لِأٓدَمَ فَسَجَدُوٓاْ إِلَّآ إِبۡلِيسَ قَالَ ءَأَسۡجُدُ لِمَنۡ خَلَقۡتَ طِينٗا ٦١

And [mention] when We said to the angels, "Prostrate to Adam," and they prostrated, except for Iblees.1 He said, "Should I prostrate to one You created from clay?"

1 translator’s note
  1. See footnote to 2:34. ↩

Tafsir · in Turkish

As-Sa'di

Medium · Clear and to the point: what to take from each passage.

Whole surah

Change

Commentary on 17:61–65

61- Bir vakit meleklere:“Âdem’e secde edin” demiştik. Onlar da hemen secde ettiler. Ancak İblis hariç. O:“Ben çamurdan yarattığın birine secde eder miyim hiç!” dedi. 62- “Şu bana üstün kıldığına bir baksana! Yemin ederim ki eğer beni kıyamet gününe kadar ertelersen, pek azı hariç onun soyunu mutlaka emrim altına alırım” dedi. 63- Buyurdu ki:“Haydi git! Artık onlardan kim sana uyarsa, şüphesiz ki hepinizin cezası cehennemdir. Hem de tam bir ceza!” 64- “Onlardan gücünün yettiği kimseleri sesinle yoldan çıkar; atlılarınla ve piyadelerinle onların üzerine yürü; mal ve evlâtlarda onlara ortak ol ve onlara vaatlerde bulun!” Fakat şeytan onlara aldatmacadan başka bir şey vaat etmez. 65- “Benim gerçek kullarım üzerinde senin hiçbir hakimiyetin yoktur.” Vekil olarak Rabbin yeter.

61. Yüce Allah; şeytanın, kullarına olan ileri derecedeki düşmanlığına, onları saptırmaktaki kararlılığına dikkat çekmekte, Âdem’i yarattığı sırada ona secde etmeyi kabul etmeyip büyüklenerek:“Ben çamurdan yarattığın birine secde eder miyim hiç!” dediğine dikkatimizi çekmektedir. Yani şeytan kendi iddiasına göre Âdem’den üstün idi. Çünkü kendisi ateşten yaratılmıştı. Böyle bir kıyasın bir çok yönden batıl ve tutarsız olduğuna dair açıklamalar daha önceden geçmişti.

62. İblis, Allah’ın Âdem’i üstün kıldığını anlayınca Yüce Allah’a hitaben şöyle dedi:“Şu bana üstün kıldığına bir baksana! Yemin ederim ki eğer beni kıyamet gününe kadar ertelersen, pek azı hariç onun soyunu mutlaka emrim altına alırım.” Onları saptırmak ve azdırmak suretiyle tümden helake sürüklerim. Ancak aralarından bir kısmının kendisine düşmanlık edeceğini, ona karşı çıkıp itaat etmeyeceklerini de anlamıştı.

63. Bunun üzerine Yüce Allah ona “buyurdu ki: Haydi git! Artık onlardan kim sana uyarsa” Rabbini ve gerçek dostunu bırakıp da seni tercih ederse “şüphesiz ki hepinizin cesası cehennemdir. Hem de tam bir ceza!” Yani cehennem, amellerinize tam ve eksiksiz bir ceza olmak üzere sizin için hazırlanmıştır.

64. Daha sonra Allah, onları saptırmak için gücünün yettiği her şeyi yapmasını ona emrederek şöyle buyurmaktadır:“Onlardan gücünün yettiği kimseleri sesinle yoldan çıkar” Bunun kapsamına her türlü günah davetçisi girer. “atlılarınla ve piyadelerinle onların üzerine yürü.” Bunun kapsamına da Yüce Allah’a isyan için bir bineğin sırtında olan ve yürüyen herkes girer. Böyleleri, şeytanın atlıları ve piyadeleri arasında yer alır. Bundan maksat da şudur: Şanı Yüce Allah, söz ve fiilleriyle kendisine isyana davet eden şeytan aracılığı ile kulları imtihan etmektedir. “mal ve evlâtlarda onlara ortak ol.” Bu, kulların mal ve evlatları ile ilgili her türlü günahı kapsar. Zekât vermemek, yemin keffâretlerini ödememek, farz olan malî hakları yerine getirmemek, çoluk çocuğu hayır üzere yetiştirip şirki terk üzere terbiye etmeyi ihmal etmek, malları haksızca almak yahut hakkı olmayan yere harcamak veya adi kazanç yollarını kullanmak vb. gibi. Hatta çoğu müfessirler, şeytanın mal ve evlada ortak olmasının kapsamına yeme, içme ve cimâ esnasında besmeleyi terk etmenin de girdiğini söz konusu ederler. Bu gibi hallerde kişi, Allah’ın adını anmayacak olursa -bu konudaki bir hadiste de geldiği üzere- şeytan ona ortak olur. “Onlara” aslı olmayan süslü “vaatlerde bulun. Fakat şeytan onlara aldatmacadan başka bir şey vaat etmez.” Onun vaad ettiği aslı astarı olmayan bir batıldan ibarettir. Mesela şeytanın onlara günahları ve bozuk inançları süslü göstermesi ve -kendilerinin hak üzere sanmaları için- bunlara karşılık mükâfat alacaklarını vaat etmesi bu kabildendir. Ancak Yüce Allah şöyle buyurmaktadır:“Şeytan sizi fakirlikle korkutur ve size hayasızlığı emreder. Allah ise size kendi katından bir mağfiret ve bolluk vaat eder.”(el-Bakara, 2/268)

65. Yüce Allah, şeytanın kullara neler yapmak istediğini haber verdikten ve onun fitnesinden ne ile korunulabileceğini -ki bu, Allah’a kulluk, iman ve tevekkül sahibi olmaktır- söz konusu ettikten sonra şöyle buyurmaktadır:“Benim gerçek kullarım üzerinde senin hiçbir hakimiyetin yoktur.” Onlara karşı bir egemenliğin ve onları azdırman söz konusu değildir. Aksine Allah, kullukları dolayısı ile her türlü şerri onlardan bertaraf eder, kovulmuş şeytana karşı onları korur ve bu konuda O, onlara yeter. Kendisine tevekkül edip emrolunduğu şeyleri eksiksiz yerine getiren kimselere “vekil olarak Rabbin yeter.”

Saheeh International · As-Sa'di · Quranic Universal Library (Tarteel), via spa5k/tafsir_api · Quran Foundation

Page 288

Al-IsraJuz 15 · Page 288

17:59

وَمَا مَنَعَنَآ أَن نُّرۡسِلَ بِٱلۡأٓيَٰتِ إِلَّآ أَن كَذَّبَ بِهَا ٱلۡأَوَّلُونَۚ وَءَاتَيۡنَا ثَمُودَ ٱلنَّاقَةَ مُبۡصِرَةٗ فَظَلَمُواْ بِهَاۚ وَمَا نُرۡسِلُ بِٱلۡأٓيَٰتِ إِلَّا تَخۡوِيفٗا ٥٩

And nothing has prevented Us from sending signs [i.e., miracles] except that the former peoples denied them. And We gave Thamūd the she-camel as a visible sign, but they wronged her. And We send not the signs except as a warning.

17:60

وَإِذۡ قُلۡنَا لَكَ إِنَّ رَبَّكَ أَحَاطَ بِٱلنَّاسِۚ وَمَا جَعَلۡنَا ٱلرُّءۡيَا ٱلَّتِيٓ أَرَيۡنَٰكَ إِلَّا فِتۡنَةٗ لِّلنَّاسِ وَٱلشَّجَرَةَ ٱلۡمَلۡعُونَةَ فِي ٱلۡقُرۡءَانِۚ وَنُخَوِّفُهُمۡ فَمَا يَزِيدُهُمۡ إِلَّا طُغۡيَٰنٗا كَبِيرٗا ٦٠

And [remember, O Muḥammad], when We told you, "Indeed, your Lord has encompassed the people."1 And We did not make the sight which We showed you2 except as a trial for the people, as was the accursed tree [mentioned] in the Qur’ān. And We threaten [i.e., warn] them, but it increases them not except in great transgression.

2 translator’s notes
  1. In His knowledge and power, meaning that Allāh would protect him (ﷺ) from their harm.

    [758] During the miʿrāj (ascension) into the heavens.

    ↩
  2. ↩

17:61

وَإِذۡ قُلۡنَا لِلۡمَلَٰٓئِكَةِ ٱسۡجُدُواْ لِأٓدَمَ فَسَجَدُوٓاْ إِلَّآ إِبۡلِيسَ قَالَ ءَأَسۡجُدُ لِمَنۡ خَلَقۡتَ طِينٗا ٦١

And [mention] when We said to the angels, "Prostrate to Adam," and they prostrated, except for Iblees.1 He said, "Should I prostrate to one You created from clay?"

1 translator’s note
  1. See footnote to 2:34. ↩

17:62

قَالَ أَرَءَيۡتَكَ هَٰذَا ٱلَّذِي كَرَّمۡتَ عَلَيَّ لَئِنۡ أَخَّرۡتَنِ إِلَىٰ يَوۡمِ ٱلۡقِيَٰمَةِ لَأَحۡتَنِكَنَّ ذُرِّيَّتَهُۥٓ إِلَّا قَلِيلٗا ٦٢

[Iblees] said, "Do You see this one whom You have honored above me? If You delay me [i.e., my death] until the Day of Resurrection, I will surely destroy1 his descendants, except for a few."

1 translator’s note
  1. By tempting them and leading them astray. ↩

17:63

قَالَ ٱذۡهَبۡ فَمَن تَبِعَكَ مِنۡهُمۡ فَإِنَّ جَهَنَّمَ جَزَآؤُكُمۡ جَزَآءٗ مَّوۡفُورٗا ٦٣

[Allāh] said, "Go, for whoever of them follows you, indeed Hell will be the recompense of [all of] you - an ample recompense.

17:64

وَٱسۡتَفۡزِزۡ مَنِ ٱسۡتَطَعۡتَ مِنۡهُم بِصَوۡتِكَ وَأَجۡلِبۡ عَلَيۡهِم بِخَيۡلِكَ وَرَجِلِكَ وَشَارِكۡهُمۡ فِي ٱلۡأَمۡوَٰلِ وَٱلۡأَوۡلَٰدِ وَعِدۡهُمۡۚ وَمَا يَعِدُهُمُ ٱلشَّيۡطَٰنُ إِلَّا غُرُورًا ٦٤

And incite [to senselessness] whoever you can among them with your voice and assault them with your horses and foot soldiers and become a partner in their wealth and their children and promise them." But Satan does not promise them except delusion.

17:65

إِنَّ عِبَادِي لَيۡسَ لَكَ عَلَيۡهِمۡ سُلۡطَٰنٞۚ وَكَفَىٰ بِرَبِّكَ وَكِيلٗا ٦٥

Indeed, over My [believing] servants there is for you no authority. And sufficient is your Lord as Disposer of affairs.1

1 translator’s note
  1. Refer to footnote in 3: 173. ↩

17:66

رَّبُّكُمُ ٱلَّذِي يُزۡجِي لَكُمُ ٱلۡفُلۡكَ فِي ٱلۡبَحۡرِ لِتَبۡتَغُواْ مِن فَضۡلِهِۦٓۚ إِنَّهُۥ كَانَ بِكُمۡ رَحِيمٗا ٦٦

It is your Lord who drives the ship for you through the sea that you may seek of His bounty. Indeed, He is ever, to you, Merciful.

As-Sa'diTafsir · 17:61

Contents

Ayat al-Kursi36Al-Kahfpage 42juz 15Bukhari 1Muslim 2999

Style

Theme
Text size
View

Читать на русском