Al-Kahf 18:104
The Cave · Juz 16 · Page 304
ٱلَّذِينَ ضَلَّ سَعۡيُهُمۡ فِي ٱلۡحَيَوٰةِ ٱلدُّنۡيَا وَهُمۡ يَحۡسَبُونَ أَنَّهُمۡ يُحۡسِنُونَ صُنۡعًا ١٠٤
[They are] those whose effort is lost in worldly life, while they think that they are doing well in work."
Tafsir · in Turkish
As-Sa'di
Medium · Clear and to the point: what to take from each passage.
Change
Commentary on 18:103–106
103- De ki:“Amel bakımından (ahirette) en çok ziyana uğrayanları size haber verelim mi?” 104- Ki onlar, dünya hayatındaki çalışmaları boşa gitmiş olan, buna rağmen kendilerinin iyi işler yaptıklarını zanneden kimselerdir. 105- İşte onlar, Rablerinin âyetlerini ve ona kavuşmayı inkar edenlerdir. Bu nedenle de amelleri boşa gitmiştir. Biz de kıyamet günü onlar için tartı tutmayacağız. 106- İşte kâfir oldukları, âyetlerimi ve peygamberlerimi alaya aldıkları için onların cezası cehennemdir.
103. Yani ey Muhammed, uyarmak ve sakındırmak üzere insanlara de ki: İnsanlar arasında amelleri itibariyle kayıtsız şartsız en çok zarara uğrayanları size bildireyim mi?
104. “Ki onlar, dünya hayatındaki çalışmaları boşa gitmiş olan” Ne kadar amelleri varsa hepsi boşa gitmiş, yok olmuştur. Üstelik bunlar bu amelleri yaparken güzel işler yaptıklarını da sanmaktadırlar. Peki, ya batıl olduğunu, Allah’a ve peygamberlerine düşmanlık olduğunu bildikleri amellerin durumu ne olur?
105. Bu şekilde amelleri boşa çıktığı için hem kendilerini hem de ailelerini kıyamet gününde kaybederek -ki hiç şüphesiz bu apaçık bir hüsrandır- bu en hüsrana uğrayacak olan kimseler kimlerdir?:“İşte onlar, Rablerinin âyetlerini ve ona kavuşmayı inkar edenlerdir.” Yani Allah’ın hem Kur’ân-ı Kerim’de indirdiği âyetlerini hem de Allah’a, meleklerine, peygamberlerine, kitaplarına ve âhiret gününe iman etmenin zorunluğuna delil teşkil eden ve gözle görünen âyet ve belgeleri reddeden kimselerdir. “Bu nedenle de amelleri boşa gitmiştir. Biz de kıyamet günü onlar için tartı tutmayacağız.” Çünkü amellerin tartılmasının amacı, iyiliklerle kötülüklerin karşılaştırılması, bunlardan hangisinin ağır hangisinin hafif geldiğinin tespit edilmesidir. Onların ise gerekli şartı taşımadığı için hiçbir iyi amelleri yoktur. Amelin iyi olmasının şartı ise imandır. Nitekim Allah şöyle buyurmaktadır:“Kim mü’min olduğu halde salih ameller işlerse o, zulme uğratılmaktan da korkmaz, (mükâfaatının) eksiltilmesinden de.”(Tâhâ, 20/112) Ancak bunların amelleri sayılıp dökümü yapılır, onlar da bu amellerini işlediklerini kabul ederler ve herkesin gözü önünde bu amelleri dolayısıyla rezil olurlar. Sonra da bu amellerinden ötürü azaba uğrarlar. İşte bu sebeple Allah şöyle buyurmaktadır:
106. “İşte kâfir oldukları, âyetlerimi ve peygamberlerimi alaya aldıkları için onların cezası cehennemdir.” Yani amellerinin boşa çıkmasının ve kıyamet gününde onlara tartı kurulmamasının sebebi, Allah’ın âyetlerini inkar etmeleri, O’nun âyetlerini ve peygamberlerini alay konusu edinmeleri, bundan ötürü de hakir ve değersiz oluşlarıdır. Oysa Allah’ın âyetlerine ve peygamberlerine karşı takınılması gereken tavır, tam anlamıyla onlara iman etmek, onları gereği gibi tazim etmek ve buyruklarının gereklerini en mükemmel şekilde yerine getirmektir. Bunlar ise tam aksini yaptılar. O bakımdan onların kıyametteki durumları da beklentilerinin tam aksi olacaktır. Kahrolacaklar ve azabın içerisine baş aşağı yıkılacaklardır.
üce Allah, kâfirlerin âkıbetlerini ve amellerini beyan ettikten sonra mü’minlerin de amellerini ve âkıbetlerini beyan ederek şöyle buyurmaktadır:
Page 304
18:98
قَالَ هَٰذَا رَحۡمَةٞ مِّن رَّبِّيۖ فَإِذَا جَآءَ وَعۡدُ رَبِّي جَعَلَهُۥ دَكَّآءَۖ وَكَانَ وَعۡدُ رَبِّي حَقّٗا ٩٨
[Dhul-Qarnayn] said, "This is a mercy from my Lord; but when the promise of my Lord1 comes [i.e., approaches], He will make it level, and ever is the promise of my Lord true."
1 translator’s note
- i.e., the Hour of Resurrection. ↩
18:99
۞ وَتَرَكۡنَا بَعۡضَهُمۡ يَوۡمَئِذٖ يَمُوجُ فِي بَعۡضٖۖ وَنُفِخَ فِي ٱلصُّورِ فَجَمَعۡنَٰهُمۡ جَمۡعٗا ٩٩
And We will leave them that day1 surging over each other, and [then] the Horn will be blown, and We will assemble them in [one] assembly.
1 translator’s note
- The day the dam is destroyed. ↩
18:100
وَعَرَضۡنَا جَهَنَّمَ يَوۡمَئِذٖ لِّلۡكَٰفِرِينَ عَرۡضًا ١٠٠
And We will present Hell that Day to the disbelievers, on display -
18:101
ٱلَّذِينَ كَانَتۡ أَعۡيُنُهُمۡ فِي غِطَآءٍ عَن ذِكۡرِي وَكَانُواْ لَا يَسۡتَطِيعُونَ سَمۡعًا ١٠١
Those whose eyes had been within a cover [removed] from My remembrance,1 and they were not able to hear.2
18:102
أَفَحَسِبَ ٱلَّذِينَ كَفَرُوٓاْ أَن يَتَّخِذُواْ عِبَادِي مِن دُونِيٓ أَوۡلِيَآءَۚ إِنَّآ أَعۡتَدۡنَا جَهَنَّمَ لِلۡكَٰفِرِينَ نُزُلٗا ١٠٢
Then do those who disbelieve think that they can take My servants instead of Me as allies? Indeed, We have prepared Hell for the disbelievers as a lodging.
18:103
قُلۡ هَلۡ نُنَبِّئُكُم بِٱلۡأَخۡسَرِينَ أَعۡمَٰلًا ١٠٣
Say, [O Muḥammad], "Shall we [believers] inform you of the greatest losers as to [their] deeds?
18:104
ٱلَّذِينَ ضَلَّ سَعۡيُهُمۡ فِي ٱلۡحَيَوٰةِ ٱلدُّنۡيَا وَهُمۡ يَحۡسَبُونَ أَنَّهُمۡ يُحۡسِنُونَ صُنۡعًا ١٠٤
[They are] those whose effort is lost in worldly life, while they think that they are doing well in work."
18:105
أُوْلَٰٓئِكَ ٱلَّذِينَ كَفَرُواْ بِـَٔايَٰتِ رَبِّهِمۡ وَلِقَآئِهِۦ فَحَبِطَتۡ أَعۡمَٰلُهُمۡ فَلَا نُقِيمُ لَهُمۡ يَوۡمَ ٱلۡقِيَٰمَةِ وَزۡنٗا ١٠٥
Those are the ones who disbelieve in the verses of their Lord and in [their] meeting Him, so their deeds have become worthless; and We will not assign to them on the Day of Resurrection any weight [i.e., importance].
18:106
ذَٰلِكَ جَزَآؤُهُمۡ جَهَنَّمُ بِمَا كَفَرُواْ وَٱتَّخَذُوٓاْ ءَايَٰتِي وَرُسُلِي هُزُوًا ١٠٦
That is their recompense - Hell - for what they denied and [because] they took My signs and My messengers in ridicule.
18:107
إِنَّ ٱلَّذِينَ ءَامَنُواْ وَعَمِلُواْ ٱلصَّٰلِحَٰتِ كَانَتۡ لَهُمۡ جَنَّٰتُ ٱلۡفِرۡدَوۡسِ نُزُلًا ١٠٧
Indeed, those who have believed and done righteous deeds - they will have the Gardens of Paradise1 as a lodging,
1 translator’s note
- i.e., the highest part of Paradise, al-Firdaus. ↩
18:108
خَٰلِدِينَ فِيهَا لَا يَبۡغُونَ عَنۡهَا حِوَلٗا ١٠٨
Wherein they abide eternally. They will not desire from it any transfer.
18:109
قُل لَّوۡ كَانَ ٱلۡبَحۡرُ مِدَادٗا لِّكَلِمَٰتِ رَبِّي لَنَفِدَ ٱلۡبَحۡرُ قَبۡلَ أَن تَنفَدَ كَلِمَٰتُ رَبِّي وَلَوۡ جِئۡنَا بِمِثۡلِهِۦ مَدَدٗا ١٠٩
Say, "If the sea were ink for [writing] the words1 of my Lord, the sea would be exhausted before the words of my Lord were exhausted, even if We brought the like of it in [continual] supplement."
1 translator’s note
- The words of Allāh's unlimited knowledge or words describing His attributes and His grandeur or praise of Him (subḥānahu wa taʿālā). ↩
18:110
قُلۡ إِنَّمَآ أَنَا۠ بَشَرٞ مِّثۡلُكُمۡ يُوحَىٰٓ إِلَيَّ أَنَّمَآ إِلَٰهُكُمۡ إِلَٰهٞ وَٰحِدٞۖ فَمَن كَانَ يَرۡجُواْ لِقَآءَ رَبِّهِۦ فَلۡيَعۡمَلۡ عَمَلٗا صَٰلِحٗا وَلَا يُشۡرِكۡ بِعِبَادَةِ رَبِّهِۦٓ أَحَدَۢا ١١٠
Say, "I am only a man like you, to whom has been revealed that your god is one God. So whoever would hope for the meeting with his Lord - let him do righteous work and not associate in the worship of his Lord anyone."