Al-KahfJuz 15 · Page 297

Al-Kahf 18:29

The Cave · Juz 15 · Page 297

وَقُلِ ٱلۡحَقُّ مِن رَّبِّكُمۡۖ فَمَن شَآءَ فَلۡيُؤۡمِن وَمَن شَآءَ فَلۡيَكۡفُرۡۚ إِنَّآ أَعۡتَدۡنَا لِلظَّٰلِمِينَ نَارًا أَحَاطَ بِهِمۡ سُرَادِقُهَاۚ وَإِن يَسۡتَغِيثُواْ يُغَاثُواْ بِمَآءٖ كَٱلۡمُهۡلِ يَشۡوِي ٱلۡوُجُوهَۚ بِئۡسَ ٱلشَّرَابُ وَسَآءَتۡ مُرۡتَفَقًا ٢٩

And say, "The truth is from your Lord, so whoever wills - let him believe; and whoever wills - let him disbelieve." Indeed, We have prepared for the wrongdoers a fire whose walls will surround them. And if they call for relief, they will be relieved with water like murky oil, which scalds [their] faces. Wretched is the drink, and evil is the resting place.

Tafsir · in Turkish

As-Sa'di

Medium · Clear and to the point: what to take from each passage.

Whole surah

Change

Commentary on 18:29–31

29- De ki:“Hak, Rabbinizden gelmiştir. Artık dileyen iman etsin, dileyen inkar etsin.” Gerçekten biz, zalimler için öyle bir ateş hazırladık ki duvarları onları çepeçevre kuşatmaktadır. Eğer yardım isterlerse erimiş maden gibi olan bir su ile imdatlarına yetişilir ki o su yüzleri kavurur. O, ne fena içecektir! Orası da ne kötü konaktır! 30- İman edip salih amellerde bulunanlara gelince şüphesiz ki biz, güzel amel işleyenlerin ecrini zayi etmeyiz. 31- İşte onlar için altlarından ırmaklar akan Adn cennetleri vardır. Orada altın bileziklerle süslenirler, ince ve kalın ipekten yeşil elbiseler giyerler ve tahtları üzerinde kurulurlar. Bu, ne güzel mükâfattır! Orası ne güzel konaktır!

29. Yani ey Muhammed! İnsanlara de ki:“Hak, Rabbinizden gelmiştir.” Yani hidâyet ve sapıklık, doğruluk ve eğrilik, bahtiyarların nitelikleriyle bedbahtların nitelikleri birbirinden açıkça ayırt edilip ortaya konmuştur. Bu da Allah’ın, Rasûlü vasıtasıyla yaptığı beyan ile gerçekleşmiştir. Bu, açıkça ortaya çıktığına ve hakkında herhangi bir şüphe söz konusu olmadığına göre “artık dileyen iman etsin, dileyen inkar etsin.” Yani geriye -Allah’ın tevfikine mazhar olup olmamaya göre- yalnızca bu iki yoldan birisinin izlemek kalıyor. Çünkü Allah kuluna, kendisi vasıtasıyla iman etmeye de küfre sapmaya da hayrı işlemeye de kötülüğü yapmaya da muktedir olabileceği bir irade vermiştir. İman eden kimse, doğruya muvaffak kılınmış olur. Küfre sapan kimseye de deliller gereği gibi ortaya konmuş olur. Bununla birlikte böyle bir kimse iman etmeye de zorlanmaz. Nitekim Yüce Allah, şöyle buyurmaktadır:“Dinde zorlama yoktur. Zira iman ile küfür apaçık meydana çıkmıştır.”(el-Bakara 2/256)“Artık dileyen iman etsin, dileyen inkar etsin.” buyruğundan bu ikisine de izin verildiği gibi bir anlam çıkarılmamalıdır. Aksine bu, apaçık beyandna sonra küfrü tercih edenler hakkında bir tehdittir. Yine bu buyrukta kafirler savaşın terk edileceğine dair de bir delil yoktur. aha sonra Yüce Allah, her iki kesimin de âkıbetini söz konusu ederek şöyle buyurmaktadır:“Gerçekten biz” küfür, fasıklık ve isyan ile nefislerine zulmederek zalik olan kimseler “için öyle bir ateş hazırladık ki duvarları” yani surları “onları çepeçevre kuşatmaktadır.” Onlar için oradan kaçıp kurulacak ne bir menfez, ne de bir yol söz konusu değildir. Kızgın ateş, onları bağrında barındıracaktır. “Eğer yardım isterlerse” içine düştükleri o korkunç susuzluğu söndürmek için içecek isterlerse “erimiş” yani aşırı sıcaklığından dolayı erimiş kurşun veya zeytin yağı tortusunu andıran “maden gibi bir su ile imdatlarına yetişilir ki o su, yüzleri kavurur.” Bu su, yüzleri kavurduğuna göre ya bağırsaklarının ve karınlarının durumu ne olur!? Nitekim Yüce Allah bir başka yerde şöyle buyurmaktadır:“Onunla karınlarında ne varsa eritilir, derileri de. Ve onlar için demirden topuzlar da vardır.”(el-Hac, 22/20-21) Susuzluklarını söndürsün ve azabın bir bölümünü azaltsın diye isteyecekleri o içecek “ne fena içecektir!” zira azaplarını daha da arttıracak, cezalarını daha da ağırlaştıracaktır. Ve o ateş de “ne kötü konaktır!” Bu da ateşin barınılacak bir yer olarak ne kadar kötü olduğunu ifade eden bir yergidir. Çünkü orada barınmak söz konusu değildir. Aksine orada bir an dahi hafifletilmeyecek, oldukça ağır ve büyük bir azap vardır onlar için. Ve onlar, o azap içerisinde her türlü hayırdan yana ümitlerini kesmiş olacaklardır. Onlar, dünya hayatında Allah’ı nasıl unuttularsa Rahim olan Allah da onları o azap içinde öylece unutacaktır.

30. Daha sonra Yüce Allah, ikinci kesimi söz konusu ederek şöyle buyurmaktadır:“İman edip salih amellerde bulunanlara” yani hem Allah’a, meleklerine, kitaplarına, peygamberlerine, âhiret gününe, hayrı ve şerri ile kadere iman eden hem de farz ve müstehap türünden salih ameller işleyenlere “gelince, şüphesiz ki biz, güzel amel işleyenlerin ecrini zayi etmeyiz.” Amelin güzel yapılması kulun, ameliyle Allah’ın rızasını dilemesi ve bu hususta Allah’ın şeriatına tâbi olması ile gerçekleşir. Böyle bir ameli Allah boşa çıkarmaz. O’nun bir bölümünü dahi zayi etmez. Aksine amel edenler için onu muhafaza eder. Kendisinin de lütuf ve ihsanı çerçevesinde onlara amellerinin mükâfatlarını tastamam eder.

31. Yüce Allah, böylelerinin mükâfatını şöylece söz konusu etmektedir: İman ve salih amel niteliğini taşıyanlara öyle yüksek bağlar bahçeler verilir ki ağaçları pek çok olduğundan içindeki şeyleri gizlemiştir. Nehirleri pek çoktur ve bu ağaçlarla yüksek konakların altından akar. Oradaki zinetleri altındır, giyecekleri ise yeşil renkli, kalın ipek ile ince ipeklerdendir. Orada oldukça süslü ve değerli örtülerle güzelleştirilmiş tahtlar üzerinde yaslanarak oturacaklardır. Çünkü bu şekilde olmadıkça oturulan yere “taht (أريكة)” denmez. Tahtlar üzerinde yaslanarak oturmaları, rahatlarının mükemmel olduğuna, herhangi bir yorgunluk duymayacaklarına, hizmetçilerin canlarının arzuladığı şeyleri hemen getireceklerine delildir. Bütün bunları tamamlayıcı olmak üzere bir de ebedî kalıcılık ve bu nimetlerin kesintisiz oluşu vardır. İşte bu mükemmel yurt, güzel amellerde bulunanlar için “ne güzel mükâfattır! Orası ne güzel konaktır!” Onlar orada konaklayacaklar, içinde bulunan canların çektiği, gözlerin zevk alacağı, pek büyük sevinç, sürekli ferah, ardı arkası kesilmeyen lezzetler ve pek bol nimetlerden istifade edeceklerdir. Orada nimet bakımından en aşağı derecede olanları dahi sahip olduğu yerlerde, nimetlerde, köşk ve bahçelerde bir baştan bir başa iki bin yılda ancak gezebilecek ve o, hiçbir kimsenin kendisinden daha üstün nimetlere sahip olmadığı kanaatinde olacaktır. O halde bundan daha mükemmel bir yurt, bir konak olabilir mi? Üstelik Yüce Allah, böyle bir kimseye her türlü istek ve arzusunu ihsan edeceği gibi temenni etmeyi hatıra getiremeyeceği pek çok şeyleri de fazladan verecektir. O yurdun sakinlerinin nimetleri devamlıdır. Güzelliği ve nitelikleri de sürekli artacaktır. Keremi sonsuz Allah, nezdinde bulunan ihsandan, kusur ve isyanlarımız sebebiyle bizleri mahrum etmesin. Bu ve benzeri diğer âyet-i kerimeler cennette zinetlerin, hem erkekler hem de kadınlar için umumî olduğuna delil teşkil etmektedir. Nitekim sahih hadislerde de böylece varid olmuştur. Zira Yüce Allah “süslenirler” buyruğunu mutlak olarak kullanmıştır. İpek ve benzeri zinetler de durum aynıdır.

Saheeh International · As-Sa'di · Quranic Universal Library (Tarteel), via spa5k/tafsir_api · Quran Foundation

Page 297

Al-KahfJuz 15 · Page 297

18:28

وَٱصۡبِرۡ نَفۡسَكَ مَعَ ٱلَّذِينَ يَدۡعُونَ رَبَّهُم بِٱلۡغَدَوٰةِ وَٱلۡعَشِيِّ يُرِيدُونَ وَجۡهَهُۥۖ وَلَا تَعۡدُ عَيۡنَاكَ عَنۡهُمۡ تُرِيدُ زِينَةَ ٱلۡحَيَوٰةِ ٱلدُّنۡيَاۖ وَلَا تُطِعۡ مَنۡ أَغۡفَلۡنَا قَلۡبَهُۥ عَن ذِكۡرِنَا وَٱتَّبَعَ هَوَىٰهُ وَكَانَ أَمۡرُهُۥ فُرُطٗا ٢٨

And keep yourself patient [by being] with those who call upon their Lord in the morning and the evening, seeking His face [i.e., acceptance]. And let not your eyes pass beyond them, desiring adornments of the worldly life, and do not obey one whose heart We have made heedless of Our remembrance and who follows his desire and whose affair is ever [in] neglect.1

1 translator’s note
  1. Or "in excess," exceeding the limits of Allāh. ↩

18:29

وَقُلِ ٱلۡحَقُّ مِن رَّبِّكُمۡۖ فَمَن شَآءَ فَلۡيُؤۡمِن وَمَن شَآءَ فَلۡيَكۡفُرۡۚ إِنَّآ أَعۡتَدۡنَا لِلظَّٰلِمِينَ نَارًا أَحَاطَ بِهِمۡ سُرَادِقُهَاۚ وَإِن يَسۡتَغِيثُواْ يُغَاثُواْ بِمَآءٖ كَٱلۡمُهۡلِ يَشۡوِي ٱلۡوُجُوهَۚ بِئۡسَ ٱلشَّرَابُ وَسَآءَتۡ مُرۡتَفَقًا ٢٩

And say, "The truth is from your Lord, so whoever wills - let him believe; and whoever wills - let him disbelieve." Indeed, We have prepared for the wrongdoers a fire whose walls will surround them. And if they call for relief, they will be relieved with water like murky oil, which scalds [their] faces. Wretched is the drink, and evil is the resting place.

18:30

إِنَّ ٱلَّذِينَ ءَامَنُواْ وَعَمِلُواْ ٱلصَّٰلِحَٰتِ إِنَّا لَا نُضِيعُ أَجۡرَ مَنۡ أَحۡسَنَ عَمَلًا ٣٠

Indeed, those who have believed and done righteous deeds - indeed, We will not allow to be lost the reward of any who did well in deeds.

18:31

أُوْلَٰٓئِكَ لَهُمۡ جَنَّٰتُ عَدۡنٖ تَجۡرِي مِن تَحۡتِهِمُ ٱلۡأَنۡهَٰرُ يُحَلَّوۡنَ فِيهَا مِنۡ أَسَاوِرَ مِن ذَهَبٖ وَيَلۡبَسُونَ ثِيَابًا خُضۡرٗا مِّن سُندُسٖ وَإِسۡتَبۡرَقٖ مُّتَّكِـِٔينَ فِيهَا عَلَى ٱلۡأَرَآئِكِۚ نِعۡمَ ٱلثَّوَابُ وَحَسُنَتۡ مُرۡتَفَقٗا ٣١

Those will have gardens of perpetual residence; beneath them rivers will flow. They will be adorned therein with bracelets of gold and will wear green garments of fine silk and brocade, reclining therein on adorned couches. Excellent is the reward, and good is the resting place.

18:32

۞ وَٱضۡرِبۡ لَهُم مَّثَلٗا رَّجُلَيۡنِ جَعَلۡنَا لِأَحَدِهِمَا جَنَّتَيۡنِ مِنۡ أَعۡنَٰبٖ وَحَفَفۡنَٰهُمَا بِنَخۡلٖ وَجَعَلۡنَا بَيۡنَهُمَا زَرۡعٗا ٣٢

And present to them an example of two men: We granted to one of them two gardens of grapevines, and We bordered them with palm trees and placed between them [fields of] crops.

18:33

كِلۡتَا ٱلۡجَنَّتَيۡنِ ءَاتَتۡ أُكُلَهَا وَلَمۡ تَظۡلِم مِّنۡهُ شَيۡـٔٗاۚ وَفَجَّرۡنَا خِلَٰلَهُمَا نَهَرٗا ٣٣

Each of the two gardens produced its fruit and did not fall short thereof in anything. And We caused to gush forth within them a river.

18:34

وَكَانَ لَهُۥ ثَمَرٞ فَقَالَ لِصَٰحِبِهِۦ وَهُوَ يُحَاوِرُهُۥٓ أَنَا۠ أَكۡثَرُ مِنكَ مَالٗا وَأَعَزُّ نَفَرٗا ٣٤

And he had fruit, so he said to his companion while he was conversing with him, "I am greater than you in wealth and mightier in [numbers of] men."

As-Sa'diTafsir · 18:29

Contents

Ayat al-Kursi36Al-Kahfpage 42juz 15Bukhari 1Muslim 2999

Style

Theme
Text size
View

Читать на русском