Al-Baqarah 2:214
The Cow · Juz 2 · Page 33
أَمۡ حَسِبۡتُمۡ أَن تَدۡخُلُواْ ٱلۡجَنَّةَ وَلَمَّا يَأۡتِكُم مَّثَلُ ٱلَّذِينَ خَلَوۡاْ مِن قَبۡلِكُمۖ مَّسَّتۡهُمُ ٱلۡبَأۡسَآءُ وَٱلضَّرَّآءُ وَزُلۡزِلُواْ حَتَّىٰ يَقُولَ ٱلرَّسُولُ وَٱلَّذِينَ ءَامَنُواْ مَعَهُۥ مَتَىٰ نَصۡرُ ٱللَّهِۗ أَلَآ إِنَّ نَصۡرَ ٱللَّهِ قَرِيبٞ ٢١٤
Or do you think that you will enter Paradise while such [trial] has not yet come to you as came to those who passed on before you? They were touched by poverty and hardship and were shaken until [even their] messenger and those who believed with him said, "When is the help of Allāh?" Unquestionably, the help of Allāh is near.
Tafsir · in Turkish
As-Sa'di
Medium · Clear and to the point: what to take from each passage.
Change
Commentary on 2:214
214- Yoksa siz, sizden önce geçenlerin hali başınıza gelmeden Cennete girebileceğinizi mi sandınız? Onlara yoksulluk ve sıkıntılar gelip çattı ve öyle sarsıldılar ki sonunda peygamber ve beraberindeki iman edenler:“Allah’ın yardımı ne zaman?” dediler. Haberiniz olsun ki Allah’ın yardımı gerçekten yakındır.
214. Yüce Allah bu ayette kullarını darlıklarla, sıkıntılarla, zorluklarla imtihan etmesinin kaçınılmaz olduğunu haber vermektedir. Nitekim önceki nesillere de bunu yapmıştı. Bu Allah’ın hiçbir şekilde değişmeyen, sürekli geçerli bir sünnetidir/kanunudur. Dinini ve şeriatını ayakta tutmak isteyen herkesi mutlaka imtihan edip sınar. Allah’ın emri üzere sabredip direnirse, bu uğurda karşı karşıya kalacağı hoş olmayan şeylere aldırmazsa işte samimi ve doğru kişi odur. O, en mükemmel mutluluğa ve en üstün mertebeye ulaşır. Ama insanların işkence ve sıkıntılarını Allah’ın azabı gibi kabul eder de hoşuna gitmeyen şeyler, onu izlemesi gereken yoldan alıkoyar ve mihnetler de maksadından onu döndürecek olursa işte o, iman iddiasında yalancı bir kimsedir. Çünkü iman güzel şeyler isteme, temennilerde bulunma ve salt iddiadan ibaret değildir. Onun doğru yahut yalan olduğunu ortaya koyacak olan şey amellerdir. İşte önceki ümmetlerin başına da Yüce Allah’ın sözünü ettiği şekilde “Onlara yoksulluk ve sıkıntılar” yani hem fakirlik hem de türlü hastalıklar “gelip çattı ve” ölüm, sürgün, mallarının alınması ve sevdiklerinin öldürülmesi ile tehdit edilerek çeşitli korkutucu şeylerle “sarsıldılar” türlü zararlarla karşı karşıya kaldılar. Öyle bir duruma vardılar ve o derece sarsıldılar ki, Allah’ın yardımının geleceğine kesin inanmalarına rağmen, onun geciktiğini düşündüler. Sıkıntılarının ileri dereceye ulaşması ve oldukça darlanmalarından dolayı “Sonunda peygamber ve beraberindeki iman edenler: “Allah’ın yardımı ne zaman?” dediler.” Rahatlamak sıkıntı ile birlikte olduğuna göre ve bir iş daraldı mı hemen genişlediğine göre Yüce Allah da:“Haberiniz olsun ki Allah’ın yardımı gerçekten yakındır.” buyurmaktadır. İşte hakkı ayakta tutup uygulamaya kalkan herkes kesinlikle imtihan olunur. Eğer tuttuğu yolda sabreder ve ısrarla devam edecek olursa, zorluk ve sıkıntıları artsa bile nihayetinde onun karşı karşıya kaldığı mihnetler kendisi için bir ödül olur. Zorluklar rahatlıklara dönüşür ve bunların akabinde düşmanlara karşı zafer elde eder, kalbindeki rahatsızlıklar şifa bulur. Bu âyet-i kerime Yüce Allah’ın şu buyruklarına benzemektedir:“Yoksa siz Allah içinizden cihad edenlerle sabredenleri belli etmeden Cennete gireceğinizi mi sandınız?”(Ali İmran, 3/142); “Elif, Lam, Mim. İnsanlar iman ettik demeleri ile bırakılıverileceklerini ve imtihan edilmeyeceklerini mi sandılar? Andolsun onlardan önce geçenleri biz imtihan etmişizdir. Allah elbette doğru olanları da bilir, yalancı olanları da bilir.”(el-Ankebut, 29-1-3) İşte böyle; insan imtihan sırasında üstün ya da zelil olur.
Page 33
2:211
سَلۡ بَنِيٓ إِسۡرَٰٓءِيلَ كَمۡ ءَاتَيۡنَٰهُم مِّنۡ ءَايَةِۭ بَيِّنَةٖۗ وَمَن يُبَدِّلۡ نِعۡمَةَ ٱللَّهِ مِنۢ بَعۡدِ مَا جَآءَتۡهُ فَإِنَّ ٱللَّهَ شَدِيدُ ٱلۡعِقَابِ ٢١١
Ask the Children of Israel how many a sign of evidence We have given them. And whoever exchanges the favor of Allāh [for disbelief] after it has come to him - then indeed, Allāh is severe in penalty.
2:212
زُيِّنَ لِلَّذِينَ كَفَرُواْ ٱلۡحَيَوٰةُ ٱلدُّنۡيَا وَيَسۡخَرُونَ مِنَ ٱلَّذِينَ ءَامَنُواْۘ وَٱلَّذِينَ ٱتَّقَوۡاْ فَوۡقَهُمۡ يَوۡمَ ٱلۡقِيَٰمَةِۗ وَٱللَّهُ يَرۡزُقُ مَن يَشَآءُ بِغَيۡرِ حِسَابٖ ٢١٢
Beautified for those who disbelieve is the life of this world, and they ridicule those who believe. But those who fear Allāh are above them on the Day of Resurrection. And Allāh gives provision to whom He wills without account.
2:213
كَانَ ٱلنَّاسُ أُمَّةٗ وَٰحِدَةٗ فَبَعَثَ ٱللَّهُ ٱلنَّبِيِّـۧنَ مُبَشِّرِينَ وَمُنذِرِينَ وَأَنزَلَ مَعَهُمُ ٱلۡكِتَٰبَ بِٱلۡحَقِّ لِيَحۡكُمَ بَيۡنَ ٱلنَّاسِ فِيمَا ٱخۡتَلَفُواْ فِيهِۚ وَمَا ٱخۡتَلَفَ فِيهِ إِلَّا ٱلَّذِينَ أُوتُوهُ مِنۢ بَعۡدِ مَا جَآءَتۡهُمُ ٱلۡبَيِّنَٰتُ بَغۡيَۢا بَيۡنَهُمۡۖ فَهَدَى ٱللَّهُ ٱلَّذِينَ ءَامَنُواْ لِمَا ٱخۡتَلَفُواْ فِيهِ مِنَ ٱلۡحَقِّ بِإِذۡنِهِۦۗ وَٱللَّهُ يَهۡدِي مَن يَشَآءُ إِلَىٰ صِرَٰطٖ مُّسۡتَقِيمٍ ٢١٣
Mankind was [of] one religion [before their deviation]; then Allāh sent the prophets as bringers of good tidings and warners and sent down with them the Scripture in truth to judge between the people concerning that in which they differed. And none differed over it [i.e., the Scripture] except those who were given it - after the clear proofs came to them - out of jealous animosity among themselves. And Allāh guided those who believed to the truth concerning that over which they had differed, by His permission. And Allāh guides whom He wills to a straight path.
2:214
أَمۡ حَسِبۡتُمۡ أَن تَدۡخُلُواْ ٱلۡجَنَّةَ وَلَمَّا يَأۡتِكُم مَّثَلُ ٱلَّذِينَ خَلَوۡاْ مِن قَبۡلِكُمۖ مَّسَّتۡهُمُ ٱلۡبَأۡسَآءُ وَٱلضَّرَّآءُ وَزُلۡزِلُواْ حَتَّىٰ يَقُولَ ٱلرَّسُولُ وَٱلَّذِينَ ءَامَنُواْ مَعَهُۥ مَتَىٰ نَصۡرُ ٱللَّهِۗ أَلَآ إِنَّ نَصۡرَ ٱللَّهِ قَرِيبٞ ٢١٤
Or do you think that you will enter Paradise while such [trial] has not yet come to you as came to those who passed on before you? They were touched by poverty and hardship and were shaken until [even their] messenger and those who believed with him said, "When is the help of Allāh?" Unquestionably, the help of Allāh is near.
2:215
يَسۡـَٔلُونَكَ مَاذَا يُنفِقُونَۖ قُلۡ مَآ أَنفَقۡتُم مِّنۡ خَيۡرٖ فَلِلۡوَٰلِدَيۡنِ وَٱلۡأَقۡرَبِينَ وَٱلۡيَتَٰمَىٰ وَٱلۡمَسَٰكِينِ وَٱبۡنِ ٱلسَّبِيلِۗ وَمَا تَفۡعَلُواْ مِنۡ خَيۡرٖ فَإِنَّ ٱللَّهَ بِهِۦ عَلِيمٞ ٢١٥
They ask you, [O Muḥammad], what they should spend. Say, "Whatever you spend of good is [to be] for parents and relatives and orphans and the needy and the traveler. And whatever you do of good - indeed, Allāh is Knowing of it."