Al-BaqarahJuz 3 · Page 42

Al-Baqarah 2:253

The Cow · Juz 3 · Page 42

۞ تِلۡكَ ٱلرُّسُلُ فَضَّلۡنَا بَعۡضَهُمۡ عَلَىٰ بَعۡضٖۘ مِّنۡهُم مَّن كَلَّمَ ٱللَّهُۖ وَرَفَعَ بَعۡضَهُمۡ دَرَجَٰتٖۚ وَءَاتَيۡنَا عِيسَى ٱبۡنَ مَرۡيَمَ ٱلۡبَيِّنَٰتِ وَأَيَّدۡنَٰهُ بِرُوحِ ٱلۡقُدُسِۗ وَلَوۡ شَآءَ ٱللَّهُ مَا ٱقۡتَتَلَ ٱلَّذِينَ مِنۢ بَعۡدِهِم مِّنۢ بَعۡدِ مَا جَآءَتۡهُمُ ٱلۡبَيِّنَٰتُ وَلَٰكِنِ ٱخۡتَلَفُواْ فَمِنۡهُم مَّنۡ ءَامَنَ وَمِنۡهُم مَّن كَفَرَۚ وَلَوۡ شَآءَ ٱللَّهُ مَا ٱقۡتَتَلُواْ وَلَٰكِنَّ ٱللَّهَ يَفۡعَلُ مَا يُرِيدُ ٢٥٣

Those messengers - some of them We caused to exceed others. Among them were those to whom Allāh spoke, and He raised some of them in degree. And We gave Jesus, the son of Mary, clear proofs, and We supported him with the Pure Spirit [i.e., Gabriel]. If Allāh had willed, those [generations] succeeding them would not have fought each other after the clear proofs had come to them. But they differed, and some of them believed and some of them disbelieved. And if Allāh had willed, they would not have fought each other, but Allāh does what He intends.

Tafsir · in Turkish

As-Sa'di

Medium · Clear and to the point: what to take from each passage.

Whole surah

Change

Commentary on 2:253

253- İşte o peygamberlerin bazısını bazısına üstün kıldık. Allah onlardan kimisi ile konuşmuş, kimisini de derecelerle yükseltmiştir. Meryem oğlu İsa’ya da açık deliller verdik ve onu Ruhu’l-Kudüs ile destekledik. Onlardan sonra gelenler eğer Allah dileseydi kendilerine apaçık deliller geldikten sonra birbirlerini öldürmezlerdi. Fakat anlaşmazlığa düştüler de kimi iman etti, kimi de kâfir oldu. Eğer Allah dileseydi birbirlerini öldürmezlerdi. Fakat Allah dilediğini yapar.

253. Yüce Allah hem peygamberlere olan lütufları hem de onların gerçekleştirdikleri kâmil iman, köklü yakîn, yüce ahlâk, üstün adab, davet, öğretim ve oldukça kapsamlı faydaları oranında peygamberler arasında üstün faziletler ve güzel özellikler bakımından farklılıklar var ettiğini haber vermektedir. Zira onlardan kimisini yakın dost edinmiş, kimisi ile özel bir şekilde konuşmuş, kimisini diğer insanlar üzerine derecelerle yükseltmiştir. Hiçbir kimse onlardan hiçbirisinin zirveleşen faziletine ulaşamaz. Hususen Yüce Allah Meryem oğlu İsa’ya Allah’ın hak rasulü ve sadık kulu olduğuna, Allah’tan getirdiklerinin tamamının da hak olduğuna delalet eden açık deliller vermiştir. İsa aleyhisselam Yüce Allah’ın izni ile anadan doğma körü ve alaca hatalarını iyileştiriyor ve ölüleri diriltiyordu. Henüz beşikte küçük bir çocukken insanlarla konuşmuştu. Allah onu Ruhu’l-Kudüs ile yani iman ruhu ile desteklemişti. Yüce Allah onun ruhaniyetini başkasının ruhaniyetinden üstün kıldı. Böylece o, belli bir güç ve ilâhi desteğe mazhar olmuştu. Her ne kadar böyle bir ruh ile desteklenme hususu, imanı oranında bütün mü’minler için genel ise de -nitekim Yüce Allah:“Ve onları katından bir ruh ile destekledi...”(el-Mücadele, 58/22) buyurmaktadır- İsa’nın sahip olduğu bu destek, başkalarınınkinden çok daha büyüktür. O bakımdan Yüce Allah özellikle İsa’yı bu yönüyle söz konusu etmiştir. Sözü geçen “Ruhu’l Kudüs”ün Cebrail olduğu da söylenmiştir. Allah Cebrail’in yardım ve desteği ile İsa’nın gücünü pekiştirmiştir. Ancak daha doğru olan mana birincisidir. Yüce Allah peygamberlerinin kemalini, onlara ihsan etmiş olduğu fazilet ve özellikleri bildirip dinlerinin tek, hayra davetlerinin aynı olduğunu haber verdiğine göre; bütün ümmetlerin onları tasdik etmekte söz birliği etmeleri ve onlara itaat etmeleri gerekir. Çünkü Yüce Allah, onlara apaçık belgeler vermiştir ki insanlar benzeri belgelerle karşı karşıya kaldıkları takdirde iman etmekten başka bir yol seçemezler. Böyle olmakla birlikte onların pek çoğu dosdoğru yoldan ayrılıp sapmışlar ve ümmetler arasında görüş ayrılıkları ortaya çıkmıştır. Onlardan kimisi iman etmiş, kimisi kâfir olmuştur. İşte bundan dolayı ayrılıkların ve düşmanlıkların sonucu olan savaş ortaya çıkmıştır. Eğer Allah dileseydi elbette insanları hidâyet üzere birleştirirdi ve onlar da ayrılığa düşmezlerdi. Yine Allah dileseydi -birbirleriyle çarpışmalarını gerektiren bu ayrılıklardan sonra bile- çarpışmazlardı. Ancak O’nun hikmeti sebeplere göre işlerin bu düzende cereyan etmesini gerektirmiştir. Bu âyet-i kerimede Yüce Allah’ın bütün sebepler üzerinde -sonuçlarını doğurmaları yönünde- dilediği gibi tasarruf ettiğine çok açık bir delil vardır ve eğer dilerse O, bunları olduğu gibi bırakır, dilerse engeller. Bütün bunlar yalnızca O’nun hikmetine bağlıdır. O dilediğini yapar. O’nun irade ve meşîetine engel olacak, karşı çıkacak ya da yardım edecek hiçbir kimse yoktur.

Saheeh International · As-Sa'di · Quranic Universal Library (Tarteel), via spa5k/tafsir_api · Quran Foundation

Page 42

Al-BaqarahJuz 3 · Page 42

2:253

۞ تِلۡكَ ٱلرُّسُلُ فَضَّلۡنَا بَعۡضَهُمۡ عَلَىٰ بَعۡضٖۘ مِّنۡهُم مَّن كَلَّمَ ٱللَّهُۖ وَرَفَعَ بَعۡضَهُمۡ دَرَجَٰتٖۚ وَءَاتَيۡنَا عِيسَى ٱبۡنَ مَرۡيَمَ ٱلۡبَيِّنَٰتِ وَأَيَّدۡنَٰهُ بِرُوحِ ٱلۡقُدُسِۗ وَلَوۡ شَآءَ ٱللَّهُ مَا ٱقۡتَتَلَ ٱلَّذِينَ مِنۢ بَعۡدِهِم مِّنۢ بَعۡدِ مَا جَآءَتۡهُمُ ٱلۡبَيِّنَٰتُ وَلَٰكِنِ ٱخۡتَلَفُواْ فَمِنۡهُم مَّنۡ ءَامَنَ وَمِنۡهُم مَّن كَفَرَۚ وَلَوۡ شَآءَ ٱللَّهُ مَا ٱقۡتَتَلُواْ وَلَٰكِنَّ ٱللَّهَ يَفۡعَلُ مَا يُرِيدُ ٢٥٣

Those messengers - some of them We caused to exceed others. Among them were those to whom Allāh spoke, and He raised some of them in degree. And We gave Jesus, the son of Mary, clear proofs, and We supported him with the Pure Spirit [i.e., Gabriel]. If Allāh had willed, those [generations] succeeding them would not have fought each other after the clear proofs had come to them. But they differed, and some of them believed and some of them disbelieved. And if Allāh had willed, they would not have fought each other, but Allāh does what He intends.

2:254

يَٰٓأَيُّهَا ٱلَّذِينَ ءَامَنُوٓاْ أَنفِقُواْ مِمَّا رَزَقۡنَٰكُم مِّن قَبۡلِ أَن يَأۡتِيَ يَوۡمٞ لَّا بَيۡعٞ فِيهِ وَلَا خُلَّةٞ وَلَا شَفَٰعَةٞۗ وَٱلۡكَٰفِرُونَ هُمُ ٱلظَّٰلِمُونَ ٢٥٤

O you who have believed, spend from that which We have provided for you before there comes a Day in which there is no exchange [i.e., ransom] and no friendship and no intercession. And the disbelievers - they are the wrongdoers.

2:255

ٱللَّهُ لَآ إِلَٰهَ إِلَّا هُوَ ٱلۡحَيُّ ٱلۡقَيُّومُۚ لَا تَأۡخُذُهُۥ سِنَةٞ وَلَا نَوۡمٞۚ لَّهُۥ مَا فِي ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَمَا فِي ٱلۡأَرۡضِۗ مَن ذَا ٱلَّذِي يَشۡفَعُ عِندَهُۥٓ إِلَّا بِإِذۡنِهِۦۚ يَعۡلَمُ مَا بَيۡنَ أَيۡدِيهِمۡ وَمَا خَلۡفَهُمۡۖ وَلَا يُحِيطُونَ بِشَيۡءٖ مِّنۡ عِلۡمِهِۦٓ إِلَّا بِمَا شَآءَۚ وَسِعَ كُرۡسِيُّهُ ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَٱلۡأَرۡضَۖ وَلَا يَـُٔودُهُۥ حِفۡظُهُمَاۚ وَهُوَ ٱلۡعَلِيُّ ٱلۡعَظِيمُ ٢٥٥

Allāh - there is no deity except Him, the Ever-Living,1 the Self-Sustaining.2 Neither drowsiness overtakes Him nor sleep. To Him belongs whatever is in the heavens and whatever is on the earth. Who is it that can intercede with Him except by His permission? He knows what is [presently] before them and what will be after them,3 and they encompass not a thing of His knowledge except for what He wills. His Kursī4 extends over the heavens and the earth, and their preservation tires Him not. And He is the Most High,5 the Most Great.6

6 translator’s notes
  1. Whose life is perfect, complete and eternal, without beginning or end, and through whom all created life originated and continues.

    [99] Dependent on none for His existence while being the sustainer and administrator of all created existence.

    [100] Allāh's knowledge encompasses every aspect of His creations in the past, present and future.

    [101] Chair or footstool. It is not to be confused with al-ʿArsh (the Throne) , which is infinitely higher and greater than al-Kursī.

    [102] Above all of His creations and superior to them in essence, rank and position.

    [103] Whose greatness is unlimited, beyond description or imagination.

    ↩
  2. ↩
  3. ↩
  4. ↩
  5. ↩
  6. ↩

2:256

لَآ إِكۡرَاهَ فِي ٱلدِّينِۖ قَد تَّبَيَّنَ ٱلرُّشۡدُ مِنَ ٱلۡغَيِّۚ فَمَن يَكۡفُرۡ بِٱلطَّٰغُوتِ وَيُؤۡمِنۢ بِٱللَّهِ فَقَدِ ٱسۡتَمۡسَكَ بِٱلۡعُرۡوَةِ ٱلۡوُثۡقَىٰ لَا ٱنفِصَامَ لَهَاۗ وَٱللَّهُ سَمِيعٌ عَلِيمٌ ٢٥٦

There shall be no compulsion in [acceptance of] the religion. The right course has become distinct from the wrong. So whoever disbelieves in ṭāghūt1 and believes in Allāh has grasped the most trustworthy handhold with no break in it. And Allāh is Hearing and Knowing.

1 translator’s note
  1. False objects of worship, such as idols, heavenly bodies, spirits, human beings, etc. ↩
As-Sa'diTafsir · 2:253

Contents

Ayat al-Kursi36Al-Kahfpage 42juz 15Bukhari 1Muslim 2999

Style

Theme
Text size
View

Читать на русском