Al-BaqarahJuz 3 · Page 49

Al-Baqarah 2:286

The Cow · Juz 3 · Page 49

لَا يُكَلِّفُ ٱللَّهُ نَفۡسًا إِلَّا وُسۡعَهَاۚ لَهَا مَا كَسَبَتۡ وَعَلَيۡهَا مَا ٱكۡتَسَبَتۡۗ رَبَّنَا لَا تُؤَاخِذۡنَآ إِن نَّسِينَآ أَوۡ أَخۡطَأۡنَاۚ رَبَّنَا وَلَا تَحۡمِلۡ عَلَيۡنَآ إِصۡرٗا كَمَا حَمَلۡتَهُۥ عَلَى ٱلَّذِينَ مِن قَبۡلِنَاۚ رَبَّنَا وَلَا تُحَمِّلۡنَا مَا لَا طَاقَةَ لَنَا بِهِۦۖ وَٱعۡفُ عَنَّا وَٱغۡفِرۡ لَنَا وَٱرۡحَمۡنَآۚ أَنتَ مَوۡلَىٰنَا فَٱنصُرۡنَا عَلَى ٱلۡقَوۡمِ ٱلۡكَٰفِرِينَ ٢٨٦

Allāh does not charge a soul except [with that within] its capacity. It will have [the consequence of] what [good] it has gained, and it will bear [the consequence of] what [evil] it has earned. "Our Lord, do not impose blame upon us if we have forgotten or erred. Our Lord, and lay not upon us a burden like that which You laid upon those before us. Our Lord, and burden us not with that which we have no ability to bear. And pardon us; and forgive us; and have mercy upon us. You are our protector, so give us victory over the disbelieving people."1

1 translator’s note
  1. Allāh (subḥānahu wa taʿālā) concludes this sūrah by directing His servants how to supplicate Him, just as He taught them in Sūrah al-Fātiḥah how to praise Him and ask for guidance. ↩

Tafsir · in Turkish

As-Sa'di

Medium · Clear and to the point: what to take from each passage.

Whole surah

Change

Commentary on 2:285–286

285- O Peygamber kendisine Rabbinden indirilene iman etti. mü’minler de. Onların her biri Allah’a, O’nun meleklerine, kitaplarına ve peygamberlerine iman ettiler. “O’nun peygamberlerinden hiçbirini diğerinden ayırmayız. İşittik ve itaat ettik. Rabbimiz senden mağfiret dileriz ve dönüş ancak Sanadır.” dediler. 286- Allah hiç kimseye gücünün yeteceğinden başkasını yüklemez. Herkesin kazandığı (iyilik) lehine, yüklendiği (kötülük) de aleyhinedir. Rabbimiz, unutur yahut yanılırsak bizi sorguya çekme! Rabbimiz, bizden öncekilere yüklediğin gibi üzerimize ağır yükler yükleme! Rabbimiz, güç yetiremeyeceğimiz şeyi bize yükletme! Bizi affet, bize mağfiret buyur ve bize merhamet eyle! Sensin bizim Mevlamız. Kâfirler topluluğuna karşı da bize yardım eyle.

285-286. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem’den sabit olduğuna göre geceleyin bu iki âyeti okuyan kimseye bu iki âyet bütün kötülüklere karşı yeterli gelir, ona isabet edecek kötülükleri önler. Buna sebep ise bu iki âyet-i kerimenin ihtiva ettiği oldukça yüce manalardır. Yüce Allah, bu surenin baş tarafında:“Deyin ki: Biz Allah’a ve bize indirilene... iman ettik”(el-Bakara, 2/136) buyruğu ile bütün insanlara imanın bütün esaslarına iman etmeyi emretmektedir. Bu âyet-i kerimede ise Peygamberin de onunla birlikte olan mü’minlerin de bu büyük esaslara, özellikle de bütün peygamberlere ve bütün kitaplara iman ettiklerini ve bunların bir bölümüne iman edip bir bölümünü inkar edenlerin yaptığını yapmadıklarını haber vermektedir. Nitekim haktan sapan din mensuplarının ve doğru yoldan uzaklaşmış kimselerin böyle yaptıkları malumdur. Mü’minlerin peygamber ile birlikte söz konusu edilip, hepsi hakkında aynı haberin verilmesi mü’minler için büyük bir şereftir. Ayrıca bu Peygamberin de şer’i hitaplarda ümmeti ile ortak olduğunu, bu şer’i hitapları tam ve eksiksiz yerine getirdiğini, mü’minlerden bu hususta üstün olduğunu, hatta ve hatta iman hukukunu yerine getirmekte bütün peygamberlerden de ileri olduğunu ortaya koymaktadır. “İşittik, itaat ettik” buyruğu mü’minlerin Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem’in getirdiği Kitab’ın ve Sünnetin tamamına uyup bağlandıklarını, onların bu buyrukları -kabul etmek ve dinleyip itaat etmek anlamında- işittiklerini bildirmektedir. Bunun muhtevasında, bu görevleri yerine getirmeleri hususunda Allah’tan yardım talebinde bulunmak, Allah’ın, yerine getirmekte kusurları bulunan görevlerini bağışlaması, işledikleri haramları affetmesi de vardır. Onlar bu faydalı dualar ile Yüce Allah’a yalvarıp yakarmaktadırlar. Yüce Allah da Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem’ın ifadesi ile onların bu dualarına “Evet, öyle yaptım” diye cevap vermiştir. Bu dualar topluca bütün mü’minlerden kabul edildiği gibi eğer duanın kabulüne bir engel yoksa her bir ferdinden de kabul edilir. Yüce Allah unutma ve yanılma hallerinde onlardan sorumluluğu kaldırmıştır. Ayrıca Yüce Allah şeriatini mü’minlere son derece kolaylaştırmış, kendilerinden öncekilere yüklemiş olduğu zorlukları, ağır yükleri ve sorumlulukları onlara yüklememiştir. Takat getiremeyecekleri şeyleri de sırtlarına yük olarak vurmamıştır. Allah onlara mağfiret buyurmuş, merhamet eylemiş, kâfirler topluluğuna karşı onlara zafer vermiş, yardım etmiştir. Yüce Allah’tan isimleri, sıfatları ve bize lütfetmiş olduğu dinine bağlılık ile bize yönelik Peygamberinin dili ile yaptığı vaatlerini gerçekleştirmesini ve mü’minlerin hallerini ıslah etmesini niyaz ederiz. Bu buyruktan dinin bütün emirlerinde zorluğun kaldırılıp kolaylığın sağlanması kaidesi anlaşılmaktadır. “İbadetlerde ve Allah’ın haklarında unutma ve yanılmanın affedildiği” kaidesi de buradan anlaşılmaktadır. İnsanların hakları ile ilgili hususlarda ise bu, sadece günahın ve yerilmenin kaldırıldığını gösterir. Can veya mala yanılarak yahut unutarak zarar verilmesi halinde tazminatlarının ödenme gereği, bunları haksız yere telef etmenin bir sonucudur. Böyle bir tazminat, hem unutma ve yanılmayı hem de kasti halleri kapsamına almaktadır. Bakara Sûresi’nin tefsiri burada sona ermektedir. Hamd-ü senalarımız Yüce Allah’adır, efendimiz Muhammed’e, onun aile halkına ve ashabına salat ve selam olsun.

Saheeh International · As-Sa'di · Quranic Universal Library (Tarteel), via spa5k/tafsir_api · Quran Foundation

Page 49

Al-BaqarahJuz 3 · Page 49

2:283

۞ وَإِن كُنتُمۡ عَلَىٰ سَفَرٖ وَلَمۡ تَجِدُواْ كَاتِبٗا فَرِهَٰنٞ مَّقۡبُوضَةٞۖ فَإِنۡ أَمِنَ بَعۡضُكُم بَعۡضٗا فَلۡيُؤَدِّ ٱلَّذِي ٱؤۡتُمِنَ أَمَٰنَتَهُۥ وَلۡيَتَّقِ ٱللَّهَ رَبَّهُۥۗ وَلَا تَكۡتُمُواْ ٱلشَّهَٰدَةَۚ وَمَن يَكۡتُمۡهَا فَإِنَّهُۥٓ ءَاثِمٞ قَلۡبُهُۥۗ وَٱللَّهُ بِمَا تَعۡمَلُونَ عَلِيمٞ ٢٨٣

And if you are on a journey and cannot find a scribe, then a security deposit [should be] taken. And if one of you entrusts another, then let him who is entrusted discharge his trust [faithfully] and let him fear Allāh, his Lord. And do not conceal testimony, for whoever conceals it - his heart is indeed sinful, and Allāh is Knowing of what you do.

2:284

لِّلَّهِ مَا فِي ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَمَا فِي ٱلۡأَرۡضِۗ وَإِن تُبۡدُواْ مَا فِيٓ أَنفُسِكُمۡ أَوۡ تُخۡفُوهُ يُحَاسِبۡكُم بِهِ ٱللَّهُۖ فَيَغۡفِرُ لِمَن يَشَآءُ وَيُعَذِّبُ مَن يَشَآءُۗ وَٱللَّهُ عَلَىٰ كُلِّ شَيۡءٖ قَدِيرٌ ٢٨٤

To Allāh belongs whatever is in the heavens and whatever is in the earth. Whether you show what is within yourselves or conceal it, Allāh will bring you to account for it. Then He will forgive whom He wills and punish whom He wills, and Allāh is over all things competent.

2:285

ءَامَنَ ٱلرَّسُولُ بِمَآ أُنزِلَ إِلَيۡهِ مِن رَّبِّهِۦ وَٱلۡمُؤۡمِنُونَۚ كُلٌّ ءَامَنَ بِٱللَّهِ وَمَلَٰٓئِكَتِهِۦ وَكُتُبِهِۦ وَرُسُلِهِۦ لَا نُفَرِّقُ بَيۡنَ أَحَدٖ مِّن رُّسُلِهِۦۚ وَقَالُواْ سَمِعۡنَا وَأَطَعۡنَاۖ غُفۡرَانَكَ رَبَّنَا وَإِلَيۡكَ ٱلۡمَصِيرُ ٢٨٥

The Messenger has believed in what was revealed to him from his Lord, and [so have] the believers. All of them have believed in Allāh and His angels and His books and His messengers, [saying], "We make no distinction between any of His messengers." And they say, "We hear and we obey. [We seek] Your forgiveness, our Lord, and to You is the [final] destination."

2:286

لَا يُكَلِّفُ ٱللَّهُ نَفۡسًا إِلَّا وُسۡعَهَاۚ لَهَا مَا كَسَبَتۡ وَعَلَيۡهَا مَا ٱكۡتَسَبَتۡۗ رَبَّنَا لَا تُؤَاخِذۡنَآ إِن نَّسِينَآ أَوۡ أَخۡطَأۡنَاۚ رَبَّنَا وَلَا تَحۡمِلۡ عَلَيۡنَآ إِصۡرٗا كَمَا حَمَلۡتَهُۥ عَلَى ٱلَّذِينَ مِن قَبۡلِنَاۚ رَبَّنَا وَلَا تُحَمِّلۡنَا مَا لَا طَاقَةَ لَنَا بِهِۦۖ وَٱعۡفُ عَنَّا وَٱغۡفِرۡ لَنَا وَٱرۡحَمۡنَآۚ أَنتَ مَوۡلَىٰنَا فَٱنصُرۡنَا عَلَى ٱلۡقَوۡمِ ٱلۡكَٰفِرِينَ ٢٨٦

Allāh does not charge a soul except [with that within] its capacity. It will have [the consequence of] what [good] it has gained, and it will bear [the consequence of] what [evil] it has earned. "Our Lord, do not impose blame upon us if we have forgotten or erred. Our Lord, and lay not upon us a burden like that which You laid upon those before us. Our Lord, and burden us not with that which we have no ability to bear. And pardon us; and forgive us; and have mercy upon us. You are our protector, so give us victory over the disbelieving people."1

1 translator’s note
  1. Allāh (subḥānahu wa taʿālā) concludes this sūrah by directing His servants how to supplicate Him, just as He taught them in Sūrah al-Fātiḥah how to praise Him and ask for guidance. ↩
As-Sa'diTafsir · 2:286

Contents

Ayat al-Kursi36Al-Kahfpage 42juz 15Bukhari 1Muslim 2999

Style

Theme
Text size
View

Читать на русском