Taha 20:16
Ta-Ha · Juz 16 · Page 313
فَلَا يَصُدَّنَّكَ عَنۡهَا مَن لَّا يُؤۡمِنُ بِهَا وَٱتَّبَعَ هَوَىٰهُ فَتَرۡدَىٰ ١٦
So do not let one avert you from it1 who does not believe in it and follows his desire, for you [then] would perish.
1 translator’s note
- From preparation for the Hour or for the Hereafter. ↩
Tafsir · in Turkish
As-Sa'di
Medium · Clear and to the point: what to take from each passage.
Change
Commentary on 20:16
16- “O halde ona iman etmeyen ve hevâsına uyan kimse sakın seni ondan alıkoymasın. Yoksa helâk olursun.”
16. “O halde ona iman etmeyen ve hevâsına uyan kimse sakın seni ondan alıkoymasın. Yoksa helâk olursun.” Yani kıyameti inkâr edip onun gerçekleşeceğine iman etmeyen, hakkında şüpheler uyandırmaya ve tereddütler yaymaya çalışarak batıl bir görüş ileri süren, bu hususta tartışan ve gücünün yettiği kadar şüphe saçan ve bundaki maksadı da hakka ulaşmak değil hevasına uymak olan kimseler, sakın seni kıyamete ve amellerin karşılığının görüleceğine iman etmekten ve bunun için amelde bulunmaktan alıkoymasın. Sakın bu durumda olan herhangi bir kimseye kulak vermeyesin yahut onun kıyamete imandan ve onun için gereği gibi çalışmaktan alıkoyan söz ve fiillerinden herhangi birisini kabule kalkışmayasın. Yüce Allah’ın böyle kimselerden sakındırmasının sebebi şudur: Böyle bir kimse, vesvese yoluyla ve hakkı batılla karıştırma suretiyle mü’mine zarar vermesinden en çok endişe edilen kişidir. Nefisler ise başkasına benzemek ve kendi türünden olan kimselere uymak gibi bir nitelikte yaratılmıştır. Bu buyruk, farz olan imandan yahut imanın kemaline ulaşmaktan alıkoyan ya da kalpte şüpheler uyandıran ve batıla davet eden herkese karşı dikkatli ve uyanık olmak gereğine dair bir işarettir. Aynı şekilde bu türden engellemeleri ve şüpheleri içeren kitaplara karşı da bir uyarı mahiyetindedir. u buyruklarda Yüce Allah, kendisine iman etmekten, ibadet etmekten ve âhiret gününe iman etmekten söz etmektedir. Çünkü bu üç husus, imanın esası ve dinin temelidir. Bunlar eksiksiz olarak gerçekleştirilecek olursa din tamam olur. Dinin eksikliği yahut yokluğu da bunların olmaması veya bunlardan birisinin bulunmaması halinde söz konusu olur. Bu buyruk Yüce Allah’ın kendilerine kitap verilmiş olan çeşitli fırkaların mutluluk ya da bedbahtlıklarına dair ölçünün ne olduğunu haber veren şu buyruğa benzemektedir:“İman edenlerle yahudiler, sâbiîler ve hristiyanlar; (bunlardan) her kim Allah’a ve âhiret gününe iman edip salih amellerde bulunursa, onlar için hiçbir korku yoktur ve onlar üzülecek de değillerdir.”(el-Maide, 5/69)“Yoksa helâk olursun.” Eğer kıyamete iman etmekten alıkoyan bu kimsenin yoluna uyacak olursan, helâk ve bedbaht olursun.
Page 313
20:13
وَأَنَا ٱخۡتَرۡتُكَ فَٱسۡتَمِعۡ لِمَا يُوحَىٰٓ ١٣
And I have chosen you, so listen to what is revealed [to you].
20:14
إِنَّنِيٓ أَنَا ٱللَّهُ لَآ إِلَٰهَ إِلَّآ أَنَا۠ فَٱعۡبُدۡنِي وَأَقِمِ ٱلصَّلَوٰةَ لِذِكۡرِيٓ ١٤
Indeed, I am Allāh. There is no deity except Me, so worship Me and establish prayer for My remembrance.
20:15
إِنَّ ٱلسَّاعَةَ ءَاتِيَةٌ أَكَادُ أُخۡفِيهَا لِتُجۡزَىٰ كُلُّ نَفۡسِۭ بِمَا تَسۡعَىٰ ١٥
Indeed, the Hour is coming - I almost conceal it1 - so that every soul may be recompensed according to that for which it strives.
1 translator’s note
- Meaning that Allāh (subḥānahu wa taʿālā) keeps knowledge of the Hour hidden from everyone except Himself. ↩
20:16
فَلَا يَصُدَّنَّكَ عَنۡهَا مَن لَّا يُؤۡمِنُ بِهَا وَٱتَّبَعَ هَوَىٰهُ فَتَرۡدَىٰ ١٦
So do not let one avert you from it1 who does not believe in it and follows his desire, for you [then] would perish.
1 translator’s note
- From preparation for the Hour or for the Hereafter. ↩
20:17
وَمَا تِلۡكَ بِيَمِينِكَ يَٰمُوسَىٰ ١٧
And what is that in your right hand, O Moses?"
20:18
قَالَ هِيَ عَصَايَ أَتَوَكَّؤُاْ عَلَيۡهَا وَأَهُشُّ بِهَا عَلَىٰ غَنَمِي وَلِيَ فِيهَا مَـَٔارِبُ أُخۡرَىٰ ١٨
He said, "It is my staff; I lean upon it, and I bring down leaves for my sheep and I have therein other uses."
20:19
قَالَ أَلۡقِهَا يَٰمُوسَىٰ ١٩
[Allāh] said, "Throw it down, O Moses."
20:20
فَأَلۡقَىٰهَا فَإِذَا هِيَ حَيَّةٞ تَسۡعَىٰ ٢٠
So he threw it down, and thereupon it was a snake, moving swiftly.
20:21
قَالَ خُذۡهَا وَلَا تَخَفۡۖ سَنُعِيدُهَا سِيرَتَهَا ٱلۡأُولَىٰ ٢١
[Allāh] said, "Seize it and fear not; We will return it to its former condition.
20:22
وَٱضۡمُمۡ يَدَكَ إِلَىٰ جَنَاحِكَ تَخۡرُجۡ بَيۡضَآءَ مِنۡ غَيۡرِ سُوٓءٍ ءَايَةً أُخۡرَىٰ ٢٢
And draw in your hand to your side; it will come out white without disease - another sign,
20:23
لِنُرِيَكَ مِنۡ ءَايَٰتِنَا ٱلۡكُبۡرَى ٢٣
That We may show you [some] of Our greater signs.
20:24
ٱذۡهَبۡ إِلَىٰ فِرۡعَوۡنَ إِنَّهُۥ طَغَىٰ ٢٤
Go to Pharaoh. Indeed, he has transgressed [i.e., tyrannized]."
20:25
قَالَ رَبِّ ٱشۡرَحۡ لِي صَدۡرِي ٢٥
[Moses] said, "My Lord, expand [i.e., relax] for me my breast [with assurance]
20:26
وَيَسِّرۡ لِيٓ أَمۡرِي ٢٦
And ease for me my task
20:27
وَٱحۡلُلۡ عُقۡدَةٗ مِّن لِّسَانِي ٢٧
And untie the knot from my tongue
20:28
يَفۡقَهُواْ قَوۡلِي ٢٨
That they may understand my speech.
20:29
وَٱجۡعَل لِّي وَزِيرٗا مِّنۡ أَهۡلِي ٢٩
And appoint for me a minister [i.e., assistant] from my family -
20:30
هَٰرُونَ أَخِي ٣٠
Aaron, my brother.
20:31
ٱشۡدُدۡ بِهِۦٓ أَزۡرِي ٣١
Increase through him my strength
20:32
وَأَشۡرِكۡهُ فِيٓ أَمۡرِي ٣٢
And let him share my task
20:33
كَيۡ نُسَبِّحَكَ كَثِيرٗا ٣٣
That we may exalt You much
20:34
وَنَذۡكُرَكَ كَثِيرًا ٣٤
And remember You much.
20:35
إِنَّكَ كُنتَ بِنَا بَصِيرٗا ٣٥
Indeed, You are of us ever Seeing."
20:36
قَالَ قَدۡ أُوتِيتَ سُؤۡلَكَ يَٰمُوسَىٰ ٣٦
[Allāh] said, "You have been granted your request, O Moses.
20:37
وَلَقَدۡ مَنَنَّا عَلَيۡكَ مَرَّةً أُخۡرَىٰٓ ٣٧
And We had already conferred favor upon you another time,