TahaJuz 16 · Page 317

Taha 20:83

Ta-Ha · Juz 16 · Page 317

۞ وَمَآ أَعۡجَلَكَ عَن قَوۡمِكَ يَٰمُوسَىٰ ٨٣

[Allāh said], "And what made you hasten from your people, O Moses?"

Tafsir · in Turkish

As-Sa'di

Medium · Clear and to the point: what to take from each passage.

Whole surah

Change

Commentary on 20:83–86

83- “Kavmini bırakıp (Tur’a erken gelmek için) seni aceleye iten nedir, ey Mûsâ?” 84- Dedi ki:“Onlar, benim izimdedirler. Ben, Sen razı olasın diye Rabbim, huzuruna gelmek için acele ettim.” 85- Buyurdu ki:“Senin ardından biz kavmini sınadık ve Sâmiri onları saptırdı.” 86- Mûsâ, kızgın ve kederli bir şekilde kavmine döndü. Dedi ki:“Ey kavmim! Rabbiniz size güzel bir vaate bulunmadı mı? Aradan geçen süre size uzun mu geldi yoksa üzerinize Rabbinizden bir gazabın inmesini mi istediniz de o nedenle bana olan sözünüzden caydınız?”

83. Yüce Allah, Mûsâ aleyhisselam ile ona Tevrat’ı indirmek üzere huzuruna gelmesi için otuz gün süreliğine sözleşmişti. Sonra buna on gün daha katarak kırka tamamladı. Vakit gelince Mûsâ aleyhisselam Rabbine duyduğu şevki ve vaadine duyduğu arzusu dolayısıyla o sözleşilen vakitte hazır olmak üzere elini çabuk tutup erkenden gitti. Bunun üzerine Allah ona:“Kavmini bırakıp (Tur’a erken gelmek için) seni aceleye iten nedir, ey Mûsâ?” diye sordu. Yani neden onlardan önce geldin, ne diye kavminle beraber gelmek için sabretmedin?

84. Mûsâ da şöyle dedi:“Onlar, benim izimdedirler.” Benden pek uzak değildirler. Hemen benim arkamdan buraya ulaşacaklar. Benim senin huzuruna çabuk gelmeme sebepse ey Rabbim, sana yakın olma arzum, seni razı edecek hususlarda elimi çabuk tutma isteğim ve sana olan şevkimdir.

85. Yüce Allah ona:“Senin ardından biz kavmini sınadık.” Buzağıya tapmakla imtihan ettik. Onlar sabretmediler ve imtihanla karşı karşıya kaldıkları vakit küfre saptılar. “ve Samiri onları saptırdı.” Onlara böğüren bir buzağı heykeli yaptı ve dedi ki: İşte sizin de Musa’nın da ilahı budur, ancak Musa onu unuttu. İsrail oğulları da bu fitneye kapılıp ona taptılar. Harun onları engellemeye çalıştı ama onu dinlemediler.

86. “Mûsâ kızgın ve kederli bir şekilde” yani öfke, gam ve kederle dolu olarak “kavmine” geri “döndü” onları azarlayarak ve yaptıkları işin çirkinliğini ifade ederek “dedi ki: Ey kavmim, Rabbiniz size güzel bir vaatte bulunmadı mı?” Bu, Tervat’ı indirme vaadidir. “Aradan geçen süre size uzun mu geldi?” Yani benim aranızdan ayrılışım kısa bir süre olmakla birlikte siz bu süreyi uzun mu buldunuz? Müfessirlerin çoğunun açıklaması bu şekildedir. Anlamının şöyle olma ihtimali de vardır: Yoksa nübüvvet ve risalet üzerinden çok zaman geçti de bu konuda sizin hiçbir bilginiz mi kalmadı? Aradan geçen uzun zaman dolayısıyla o nübüvvet ve risaletin bütün izleri büsbütün silinip gitti de elinizde hiçbir şey kalmadı mı? Cehaletin baskın gelmesi ve risaletin bilgisinin ortadan kalkması dolayısıyla mı Allah’tan başkasına ibadet ettiniz? Yani durum hiç de öyle değildir. Aksine aranızda peygamberlik işte dimdik ayaktadır, ilim de ortadadır. İleri sürebileceğiniz hiçbir mazeret kabul edilemez. Yoksa sizler, bu yaptıklarınızla “üzerinize Rabbinizden bir gazabın inmesini mi istediniz” Yani Allah’ın gazabını ve azabını gerektiren işleri yaptınız ve bunları işleme cesaretini gösterdiniz. Ben size dosdoğru olmanızı emredip size başınızda kalmak üzere Hârûn’u tayin ettiğim halde “bana olan sözünüzden caymadınız.” Böylelikle siz, yanınızda bulunmayan bir kimsenin hukukuna riâyet etmediğiniz gibi yanınızda bulunan kimseye de saygı göstermediniz.

Saheeh International · As-Sa'di · Quranic Universal Library (Tarteel), via spa5k/tafsir_api · Quran Foundation

Page 317

TahaJuz 16 · Page 317

20:77

وَلَقَدۡ أَوۡحَيۡنَآ إِلَىٰ مُوسَىٰٓ أَنۡ أَسۡرِ بِعِبَادِي فَٱضۡرِبۡ لَهُمۡ طَرِيقٗا فِي ٱلۡبَحۡرِ يَبَسٗا لَّا تَخَٰفُ دَرَكٗا وَلَا تَخۡشَىٰ ٧٧

And We had inspired to Moses, "Travel by night with My servants and strike for them a dry path through the sea; you will not fear being overtaken [by Pharaoh] nor be afraid [of drowning]."

20:78

فَأَتۡبَعَهُمۡ فِرۡعَوۡنُ بِجُنُودِهِۦ فَغَشِيَهُم مِّنَ ٱلۡيَمِّ مَا غَشِيَهُمۡ ٧٨

So Pharaoh pursued them with his soldiers, and there covered them from the sea that which covered them,1

1 translator’s note
  1. i.e., not only the water but that which only Allāh knows - terror, pain, regret, etc. ↩

20:79

وَأَضَلَّ فِرۡعَوۡنُ قَوۡمَهُۥ وَمَا هَدَىٰ ٧٩

And Pharaoh led his people astray and did not guide [them].

20:80

يَٰبَنِيٓ إِسۡرَٰٓءِيلَ قَدۡ أَنجَيۡنَٰكُم مِّنۡ عَدُوِّكُمۡ وَوَٰعَدۡنَٰكُمۡ جَانِبَ ٱلطُّورِ ٱلۡأَيۡمَنَ وَنَزَّلۡنَا عَلَيۡكُمُ ٱلۡمَنَّ وَٱلسَّلۡوَىٰ ٨٠

O Children of Israel, We delivered you from your enemy, and We made an appointment with you1 at the right side of the mount, and We sent down to you manna and quails,

1 translator’s note
  1. i.e., with your prophet, to receive the scripture for you. ↩

20:81

كُلُواْ مِن طَيِّبَٰتِ مَا رَزَقۡنَٰكُمۡ وَلَا تَطۡغَوۡاْ فِيهِ فَيَحِلَّ عَلَيۡكُمۡ غَضَبِيۖ وَمَن يَحۡلِلۡ عَلَيۡهِ غَضَبِي فَقَدۡ هَوَىٰ ٨١

[Saying], "Eat from the good things with which We have provided you and do not transgress [or oppress others] therein, lest My anger should descend upon you. And he upon whom My anger descends has certainly fallen [i.e., perished]."

20:82

وَإِنِّي لَغَفَّارٞ لِّمَن تَابَ وَءَامَنَ وَعَمِلَ صَٰلِحٗا ثُمَّ ٱهۡتَدَىٰ ٨٢

But indeed, I am the Perpetual Forgiver of whoever repents and believes and does righteousness and then continues in guidance.

20:83

۞ وَمَآ أَعۡجَلَكَ عَن قَوۡمِكَ يَٰمُوسَىٰ ٨٣

[Allāh said], "And what made you hasten from your people, O Moses?"

20:84

قَالَ هُمۡ أُوْلَآءِ عَلَىٰٓ أَثَرِي وَعَجِلۡتُ إِلَيۡكَ رَبِّ لِتَرۡضَىٰ ٨٤

He said, "They are close upon my tracks, and I hastened to You, my Lord, that You be pleased."

20:85

قَالَ فَإِنَّا قَدۡ فَتَنَّا قَوۡمَكَ مِنۢ بَعۡدِكَ وَأَضَلَّهُمُ ٱلسَّامِرِيُّ ٨٥

[Allāh] said, "But indeed, We have tried your people after you [departed], and the Sāmirī1 has led them astray."

1 translator’s note
  1. Translated as "the Samaritan" (from Samaria), a hypocrite among them who led the Children of Israel into idol-worship. ↩

20:86

فَرَجَعَ مُوسَىٰٓ إِلَىٰ قَوۡمِهِۦ غَضۡبَٰنَ أَسِفٗاۚ قَالَ يَٰقَوۡمِ أَلَمۡ يَعِدۡكُمۡ رَبُّكُمۡ وَعۡدًا حَسَنًاۚ أَفَطَالَ عَلَيۡكُمُ ٱلۡعَهۡدُ أَمۡ أَرَدتُّمۡ أَن يَحِلَّ عَلَيۡكُمۡ غَضَبٞ مِّن رَّبِّكُمۡ فَأَخۡلَفۡتُم مَّوۡعِدِي ٨٦

So Moses returned to his people, angry and grieved.1 He said, "O my people, did your Lord not make you a good promise?2 Then, was the time [of its fulfillment] too long for you, or did you wish that wrath from your Lord descend upon you, so you broke your promise [of obedience] to me?"

2 translator’s notes
  1. The meaning may also be "angry and enraged."

    [849] That He would send down the Torah, containing guidance for you.

    ↩
  2. ↩

20:87

قَالُواْ مَآ أَخۡلَفۡنَا مَوۡعِدَكَ بِمَلۡكِنَا وَلَٰكِنَّا حُمِّلۡنَآ أَوۡزَارٗا مِّن زِينَةِ ٱلۡقَوۡمِ فَقَذَفۡنَٰهَا فَكَذَٰلِكَ أَلۡقَى ٱلسَّامِرِيُّ ٨٧

They said, "We did not break our promise to you by our will, but we were made to carry burdens from the ornaments of the people [of Pharaoh], so we threw them [into the fire], and thus did the Sāmirī throw."

As-Sa'diTafsir · 20:83

Contents

Ayat al-Kursi36Al-Kahfpage 42juz 15Bukhari 1Muslim 2999

Style

Theme
Text size
View

Читать на русском