Al-AnbyaJuz 17 · Page 324

Al-Anbya 21:31

The Prophets · Juz 17 · Page 324

وَجَعَلۡنَا فِي ٱلۡأَرۡضِ رَوَٰسِيَ أَن تَمِيدَ بِهِمۡ وَجَعَلۡنَا فِيهَا فِجَاجٗا سُبُلٗا لَّعَلَّهُمۡ يَهۡتَدُونَ ٣١

And We placed within the earth firmly set mountains, lest it should shift with them, and We made therein [mountain] passes [as] roads that they might be guided.

Tafsir · in Turkish

As-Sa'di

Medium · Clear and to the point: what to take from each passage.

Whole surah

Change

Commentary on 21:31–33

31- Yeryüzünde onları sarsmasın diye sabit dağlar yarattık. Maksatlarına ulaşabilsinler diye de orada geniş yollar var ettik. 32- Gökyüzünü de korunmuş bir tavan yaptık. Halbuki onlar, gökteki âyetlerden yüz çevirmektedirler. 33- Gece ve gündüzü, güneşi ve ayı yaratan O’dur. Her biri bir yörüngede yüzmektedir.

31. Yüce Allah’ın kudretine, kemaline, vahdaniyet ve rahmetine delillerden bazıları da şunlardır: Yeryüzü ancak dağlarla istikrar bulacağından oraya dağları sağlam kazıklar olarak yerleştirdi ve böylelikle onu sağlamlaştırdı. Ta ki kulları sarsıp çalkalamasın. Aksi takdirde kullar üzerinde yaşayamazlar, ekin ekemezler ve yerleşemezlerdi. Yüce Allah, o yeri dağlarla sağlamlaştırdı. Bunun sonucunda da bildiğimiz ve bilemediğimiz pek çok maslahat ve menfaatler de gerçekleşmiş oldu. Birbirine bağlı sıra dağlar, bu şekilde oldukça yüksek dağlar ve yüce zirveler halinde kalmış olsa idi birçok ülke arasındaki ulaşım da imkânsız olurdu. İşte bu dağlar arasında kolaylıkla geçilebilecek şekilde yollar açmış olması, Yüce Allah’ın hikmet ve rahmetindendir. Böylelikle insanlar çeşitli ülkelerdeki ihtiyaçlarını karşılamak, maksatlarına ulaşmak için oralara gidecek yolları bulabilmektedirler. Belki bu yolla tek lütüfkâr olan Yüce Allah’ın vahdaniyetine de bunları delil görerek doğru yolu bulurlar.

32-33. “Gökyüzünü de” sizin üzerinde yaşamakta olduğunuz arza düşüp çökmekten yana “korunmuş bir tavan yaptık.” Nitekim Yüce Allah, bir başka yerde şöyle buyurmaktadır:“Muhakkak ki Allah, göklerle yeri zeval bulmasınlar diye tutar.”(Fâtır, 35/41) Orası aynı şekilde şeytanların, kulak hırsızlığıyla birtakım şeyler dinlemesine karşı da korunmuştur. “Halbuki onlar gökteki âyetlerden yüz çevirmektedirler.” Onlardan yana gaflettedirler, oyalanmaktadırlar. Bu, gökte bulunan bütün ayetleri/delil ve ibretleri kapsamaktadır. Onlar, onun yüksekliği, genişliği, azameti, güzel rengi, hayret verici şekildeki sağlamlığı, bunun dışında orada görülen sabit yıldızlar, gezegenler, gece ile gündüzün ortaya çıkmasına sebep teşkil eden ve ışık saçan güneş ile ay, bunların kendi yörüngelerinde -gezegenler de dahil olmak üzere- sürekli yüzüp durmaları vb. gibi bütün âyetlerden gaflet içerisindedirler. Halbuki bunlar vasıtası ile kulların faydasına olan sıcak, soğuk ve mevsimler meydana gelmekte, onlar da ibadetlerinin ve muamelerinin vaktini hesap edebilmekte, geceleyin dinlenerek huzur ve sükun bulmakta, gündüzün de yeryüzüne yayılarak geçimlerini sağlamak için çalışıp çabalamaktadırlar. Bütün bu hususları aklı başında olan bir kimse iyice düşünür, bunlara dikkatle eğilecek olursa, hiçbir şüphe ve tereddüde yer kalmayacak şekilde Yüce Allah’ın, bunları belli bir süre ve gelmesi kaçınılmaz bir vadeye bağlı olarak var ettiğini kat’i olarak bilir. Bu süre gelinceye kadar kullar bunlardan maksat ve menfaatlerini elde eder, ihtiyaçlarını giderirler ve onlardan yararlanırlar. Daha sonra ise bütün bunların sonu gelecek ve hepsi yok olacaklardır. Bunları kim var etti ise O, onları yok edecektir. Onlara kim hareket verdi ise O, onları durduracaktır. Mükellefler bu yurdun dışında başka bir diyara geçecekler, orada amellerinin karşılığını tam ve eksiksiz olarak göreceklerdir. Böylelikle anlaşılmış olur ki bu dünya yurdu, ebedilik yurdunun tarlasıdır, öyle görülmelidir. Yine orası yolculuktaki bir konak yeri olup ebedi kalınacak bir yer değildir.

Saheeh International · As-Sa'di · Quranic Universal Library (Tarteel), via spa5k/tafsir_api · Quran Foundation

Page 324

Al-AnbyaJuz 17 · Page 324

21:25

وَمَآ أَرۡسَلۡنَا مِن قَبۡلِكَ مِن رَّسُولٍ إِلَّا نُوحِيٓ إِلَيۡهِ أَنَّهُۥ لَآ إِلَٰهَ إِلَّآ أَنَا۠ فَٱعۡبُدُونِ ٢٥

And We sent not before you any messenger except We revealed to him that, "There is no deity except Me, so worship Me."

21:26

وَقَالُواْ ٱتَّخَذَ ٱلرَّحۡمَٰنُ وَلَدٗاۗ سُبۡحَٰنَهُۥۚ بَلۡ عِبَادٞ مُّكۡرَمُونَ ٢٦

And they say, "The Most Merciful has taken a son." Exalted is He! Rather, they1 are [but] honored servants.

1 translator’s note
  1. Those they claim to be "children" of Allāh, such as the angels, Ezra, Jesus, etc. ↩

21:27

لَا يَسۡبِقُونَهُۥ بِٱلۡقَوۡلِ وَهُم بِأَمۡرِهِۦ يَعۡمَلُونَ ٢٧

They cannot precede Him in word, and they act by His command.

21:28

يَعۡلَمُ مَا بَيۡنَ أَيۡدِيهِمۡ وَمَا خَلۡفَهُمۡ وَلَا يَشۡفَعُونَ إِلَّا لِمَنِ ٱرۡتَضَىٰ وَهُم مِّنۡ خَشۡيَتِهِۦ مُشۡفِقُونَ ٢٨

He knows what is [presently] before them and what will be after them,1 and they cannot intercede except on behalf of one whom He approves. And they, from fear of Him, are apprehensive.

1 translator’s note
  1. See footnote to 20:110. ↩

21:29

۞ وَمَن يَقُلۡ مِنۡهُمۡ إِنِّيٓ إِلَٰهٞ مِّن دُونِهِۦ فَذَٰلِكَ نَجۡزِيهِ جَهَنَّمَۚ كَذَٰلِكَ نَجۡزِي ٱلظَّٰلِمِينَ ٢٩

And whoever of them should say, "Indeed, I am a god besides Him" - that one We would recompense with Hell. Thus do We recompense the wrongdoers.

21:30

أَوَلَمۡ يَرَ ٱلَّذِينَ كَفَرُوٓاْ أَنَّ ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَٱلۡأَرۡضَ كَانَتَا رَتۡقٗا فَفَتَقۡنَٰهُمَاۖ وَجَعَلۡنَا مِنَ ٱلۡمَآءِ كُلَّ شَيۡءٍ حَيٍّۚ أَفَلَا يُؤۡمِنُونَ ٣٠

Have those who disbelieved not considered that the heavens and the earth were a joined entity, and then We separated them and made from water every living thing? Then will they not believe?

21:31

وَجَعَلۡنَا فِي ٱلۡأَرۡضِ رَوَٰسِيَ أَن تَمِيدَ بِهِمۡ وَجَعَلۡنَا فِيهَا فِجَاجٗا سُبُلٗا لَّعَلَّهُمۡ يَهۡتَدُونَ ٣١

And We placed within the earth firmly set mountains, lest it should shift with them, and We made therein [mountain] passes [as] roads that they might be guided.

21:32

وَجَعَلۡنَا ٱلسَّمَآءَ سَقۡفٗا مَّحۡفُوظٗاۖ وَهُمۡ عَنۡ ءَايَٰتِهَا مُعۡرِضُونَ ٣٢

And We made the sky a protected ceiling, but they, from its signs,1 are turning away.

1 translator’s note
  1. The signs present in the heavens. ↩

21:33

وَهُوَ ٱلَّذِي خَلَقَ ٱلَّيۡلَ وَٱلنَّهَارَ وَٱلشَّمۡسَ وَٱلۡقَمَرَۖ كُلّٞ فِي فَلَكٖ يَسۡبَحُونَ ٣٣

And it is He who created the night and the day and the sun and the moon; all [heavenly bodies] in an orbit are swimming.

21:34

وَمَا جَعَلۡنَا لِبَشَرٖ مِّن قَبۡلِكَ ٱلۡخُلۡدَۖ أَفَإِيْن مِّتَّ فَهُمُ ٱلۡخَٰلِدُونَ ٣٤

And We did not grant to any man before you eternity [on earth]; so if you die - would they be eternal?

21:35

كُلُّ نَفۡسٖ ذَآئِقَةُ ٱلۡمَوۡتِۗ وَنَبۡلُوكُم بِٱلشَّرِّ وَٱلۡخَيۡرِ فِتۡنَةٗۖ وَإِلَيۡنَا تُرۡجَعُونَ ٣٥

Every soul will taste death. And We test you with evil and with good as trial; and to Us you will be returned.

Translation: Saheeh International · Text and layout: Quran Foundation · Mushaf fonts: King Fahd Complex, provided by Quran Foundation · Privacy

As-Sa'diTafsir · 21:31

Contents

Ayat al-Kursi36Al-Kahfpage 42juz 15Bukhari 1Muslim 2999

Style

Theme
Text size
View

Читать на русском