Al-AnbyaJuz 17 · Page 329

Al-Anbya 21:90

The Prophets · Juz 17 · Page 329

فَٱسۡتَجَبۡنَا لَهُۥ وَوَهَبۡنَا لَهُۥ يَحۡيَىٰ وَأَصۡلَحۡنَا لَهُۥ زَوۡجَهُۥٓۚ إِنَّهُمۡ كَانُواْ يُسَٰرِعُونَ فِي ٱلۡخَيۡرَٰتِ وَيَدۡعُونَنَا رَغَبٗا وَرَهَبٗاۖ وَكَانُواْ لَنَا خَٰشِعِينَ ٩٠

So We responded to him, and We gave to him John, and amended for him his wife. Indeed, they used to hasten to good deeds and supplicate1 Us in hope and fear, and they were to Us humbly submissive.

1 translator’s note
  1. i.e., worship. ↩

Tafsir · in Turkish

As-Sa'di

Medium · Clear and to the point: what to take from each passage.

Whole surah

Change

Commentary on 21:89–90

89- Zekeriyya’yı da (an). Hani o, Rabbine şöyle seslenmişti:“Rabbim beni bir başıma bırakma! Sen varislerin en hayırlısısın.” 90- Biz, duasını kabul edip ona Yahya’yı bağışladık, zevcesini de onun için saliha/elverişli kıldık. Şüphesiz bu (peygamberler) hayırlı işlere koşarlar, ümit ve korku içinde Bize dua ederler ve yalnızca Bize huşu ile boyun bükerlerdi.

89. Yani kulumuz ve rasûlümüz Zekeriya’yı da güzel bir şekilde anarak onun üstün menkıbe ve faziletlerini anlatarak hatırla! Bunlardan birisi de onun insanların hayrını istediğini ve Allah’ın ona olan rahmetini ortaya koyan bu üstün menkıbesidir. Şöyle ki o:“Rabbim beni bir başıma bırakma!” diye dua etmişti. Yani şöyle demişti:“Rabbim! Gerçekten kemiklerim zayıfladı ve ağaran saçım başımı alev gibi sardı. Rabbim! Sana ettiğim dua ile hiç mahrum olmadım. Gerçekten ben, arkamdan gelecek olan yakınlarımdan endişedeyim. Hanımım da kısır. O nedenle bana katından bir yardımcı (oğul) bağışla! Ki bana da Yakub ailesine de mirasçı olsun. Ve de ey Rabbim, onu kendisinden razı olunan birisi yap!”(Meryem, 19/4-6) İşte bu âyet-i kerimelerden onun, ecelinin yaklaştığı, artık kendisinden sonra Yüce Allah’a davet, Allah’ın kullarına nasihat hususunda yerini tutacak kimsenin bulunmadığıdan, tek başına kalıp arkasından ifa ettiği görevde kendisine yardımcı olacak ve onun yerini tutacak kimsenin kalmayacağından endişe ettiği bir zamanda “Rabbim, beni bir başıma bırakma” diyerek bu duayı yaptığını anlıyoruz. “Sen varislerin en hayırlısısın.” Sen baki kalacakların, benim arkamdan hayrı sürdüreceklerin en hayırlısısın ve sen kullarına benden daha merhametlisin. Ancak ben, kendisi vasıtası ile kalbimin mutmain olacağı, ruhumun sükûn bulacağı, onunla kazanacağım sevabın benim mizanıma ağırlık olarak geçeceği bir şey istiyorum.

90. “Biz duasını kabul edip ona” daha önce kendisine Allah’ın kimseyi adaş kılmadığı o şerefli peygamber olan “Yahya’yı bağışladık, zevcesini de onun için saliha/elverişli kıldık.” Daha önceleri kısır iken çocuk doğuramaz halde iken, Allah onu peygamberi Zekeriya için hamile olmaya elverişli hale getirdi. Bu ise kişinin salih bir arkadaşının bulunmasının, oturup kalktığı kişinin salih olmasının faydalarındandır. Bu salih kişinin bereketi arkadaşına da ulaşır. Böylelikle Yahya, bu anne-babanın salih bir meyvesi olmuştu. üce Allah, bu peygamber ve rasûllerin her birisini tek başına zikrettikten sonra bu sefer de genel olarak hepsinden övgü ile şu şekilde söz etmektedir:“Şüphesiz bu (peygamberler) hayırlı işlere koşarlar,” bu hayırlı işlerde ellerini çabuk tutar, faziletli vakitlerinde bu işleri yapar, onları gereken şekilde layık-ı veçhile eda eder, güç yetirebildikleri herhangi bir fazileti terk etmeyerek mutlaka bütün fırsatları değerlendirirler, “ümit ve korku içinde Bize dua ederler” Dünya ve âhiret maslahatına dair arzu edilen şeyleri bizden dilerler, dünya ve âhirette zararlı olan ve kendilerinden korkulan hususlardan da bize sığınırlardı. Onlar, hem ümitli hem korku içinde olan kimselerdi. Gaflet içerisinde oyalanan ve gelişigüzel hareket eden kimseler değillerdi. “ve yalnızca Bize huşu ile boyun bükerlerdi.” Zilletle itaat eden, boyun eğen, yalvarıp yakaran kimselerdi. Bu, onların Rablerini kemâl derecesinde tanımalarından ötürüdür.

Saheeh International · As-Sa'di · Quranic Universal Library (Tarteel), via spa5k/tafsir_api · Quran Foundation

Page 329

Al-AnbyaJuz 17 · Page 329

21:82

وَمِنَ ٱلشَّيَٰطِينِ مَن يَغُوصُونَ لَهُۥ وَيَعۡمَلُونَ عَمَلٗا دُونَ ذَٰلِكَۖ وَكُنَّا لَهُمۡ حَٰفِظِينَ ٨٢

And of the devils [i.e., jinn] were those who dived for him and did work other than that. And We were of them a guardian.1

1 translator’s note
  1. Preventing any disobedience or deviation by them from Solomon's instructions and protecting him from being harmed by them. ↩

21:83

۞ وَأَيُّوبَ إِذۡ نَادَىٰ رَبَّهُۥٓ أَنِّي مَسَّنِيَ ٱلضُّرُّ وَأَنتَ أَرۡحَمُ ٱلرَّٰحِمِينَ ٨٣

And [mention] Job, when he called to his Lord, "Indeed, adversity has touched me, and You are the most merciful of the merciful."

21:84

فَٱسۡتَجَبۡنَا لَهُۥ فَكَشَفۡنَا مَا بِهِۦ مِن ضُرّٖۖ وَءَاتَيۡنَٰهُ أَهۡلَهُۥ وَمِثۡلَهُم مَّعَهُمۡ رَحۡمَةٗ مِّنۡ عِندِنَا وَذِكۡرَىٰ لِلۡعَٰبِدِينَ ٨٤

So We responded to him and removed what afflicted him of adversity. And We gave him [back] his family and the like thereof with them as mercy from Us and a reminder for the worshippers [of Allāh].

21:85

وَإِسۡمَٰعِيلَ وَإِدۡرِيسَ وَذَا ٱلۡكِفۡلِۖ كُلّٞ مِّنَ ٱلصَّٰبِرِينَ ٨٥

And [mention] Ishmael and Idrees and Dhul-Kifl; all were of the patient.

21:86

وَأَدۡخَلۡنَٰهُمۡ فِي رَحۡمَتِنَآۖ إِنَّهُم مِّنَ ٱلصَّٰلِحِينَ ٨٦

And We admitted them into Our mercy. Indeed, they were of the righteous.

21:87

وَذَا ٱلنُّونِ إِذ ذَّهَبَ مُغَٰضِبٗا فَظَنَّ أَن لَّن نَّقۡدِرَ عَلَيۡهِ فَنَادَىٰ فِي ٱلظُّلُمَٰتِ أَن لَّآ إِلَٰهَ إِلَّآ أَنتَ سُبۡحَٰنَكَ إِنِّي كُنتُ مِنَ ٱلظَّٰلِمِينَ ٨٧

And [mention] the man of the fish [i.e., Jonah], when he went off in anger1 and thought that We would not decree [anything] upon him.2 And he called out within the darknesses,3 "There is no deity except You; exalted are You. Indeed, I have been of the wrongdoers."

3 translator’s notes
  1. At the disbelief of his people.

    [900] Or "would not restrict him" in the belly of the fish.

    [901] That of the night, of the sea, and of the fish's interior.

    ↩
  2. ↩
  3. ↩

21:88

فَٱسۡتَجَبۡنَا لَهُۥ وَنَجَّيۡنَٰهُ مِنَ ٱلۡغَمِّۚ وَكَذَٰلِكَ نُـۨجِي ٱلۡمُؤۡمِنِينَ ٨٨

So We responded to him and saved him from the distress. And thus do We save the believers.

21:89

وَزَكَرِيَّآ إِذۡ نَادَىٰ رَبَّهُۥ رَبِّ لَا تَذَرۡنِي فَرۡدٗا وَأَنتَ خَيۡرُ ٱلۡوَٰرِثِينَ ٨٩

And [mention] Zechariah, when he called to his Lord, "My Lord, do not leave me alone [with no heir], while You are the best of inheritors."

21:90

فَٱسۡتَجَبۡنَا لَهُۥ وَوَهَبۡنَا لَهُۥ يَحۡيَىٰ وَأَصۡلَحۡنَا لَهُۥ زَوۡجَهُۥٓۚ إِنَّهُمۡ كَانُواْ يُسَٰرِعُونَ فِي ٱلۡخَيۡرَٰتِ وَيَدۡعُونَنَا رَغَبٗا وَرَهَبٗاۖ وَكَانُواْ لَنَا خَٰشِعِينَ ٩٠

So We responded to him, and We gave to him John, and amended for him his wife. Indeed, they used to hasten to good deeds and supplicate1 Us in hope and fear, and they were to Us humbly submissive.

1 translator’s note
  1. i.e., worship. ↩

Translation: Saheeh International · Text and layout: Quran Foundation · Mushaf fonts: King Fahd Complex, provided by Quran Foundation · Privacy

As-Sa'diTafsir · 21:90

Contents

Ayat al-Kursi36Al-Kahfpage 42juz 15Bukhari 1Muslim 2999

Style

Theme
Text size
View

Читать на русском