Al-Hajj 22:2
The Pilgrimage · Juz 17 · Page 332
يَوۡمَ تَرَوۡنَهَا تَذۡهَلُ كُلُّ مُرۡضِعَةٍ عَمَّآ أَرۡضَعَتۡ وَتَضَعُ كُلُّ ذَاتِ حَمۡلٍ حَمۡلَهَا وَتَرَى ٱلنَّاسَ سُكَٰرَىٰ وَمَا هُم بِسُكَٰرَىٰ وَلَٰكِنَّ عَذَابَ ٱللَّهِ شَدِيدٞ ٢
On the Day you see it every nursing mother will be distracted from that [child] she was nursing, and every pregnant woman will abort her pregnancy, and you will see the people [appearing] intoxicated while they are not intoxicated; but the punishment of Allāh is severe.
Tafsir · in Turkish
As-Sa'di
Medium · Clear and to the point: what to take from each passage.
Change
Commentary on 22:1–2
1- Ey insanlar! Rabbinizden korkup sakının. Çünkü kıyametin sarsıntısı büyük bir şeydir. 2- Onu göreceğiniz gün her emzikli emzirdiğini unutur ve her hamile yükünü düşürür. Sen insanları sarhoş bir halde görürsün, halbuki onlar sarhoş değillerdir. Fakat Allah’ın azabı pek şiddetlidir.
(Kısmen Mekke’de, kısmen Medine’de inmiştir. 78 âyettir)
1. Yüce Allah, bütün insanlara kendilerini gizli ve açık nimetlerle besleyip doyuran Rablerinden korkup sakınmaları hususunda hitap etmektedir. Şirki, fasıklığı ve isyanı terk etmek ve güçleri yettiğince de emirlerine uymakla O’ndan sakınmaları (takvâlı olmaları) onlara yaraşan ve yerine getirmeleri gereken bir husustur. Daha sonra Yüce Allah, Allah’tan sakınmak hususunda kendilerine yardımcı olacak ve bu sakınmayı (takvâyı) terk etmekten de onları sakındıracak bir hususu zikretmektedir ki bu, kıyametin dehşetli halleridir. Şöyle buyurmaktadır:“Çünkü kıyametin sarsıntısı büyük bir şeydir.” Onun mahiyeti takdir edilemez, özü kavranılamaz. Çünkü kıyamet koptuğunda yeryüzü büyük bir sarsıntı ile sarsılır. Kendine has zelzelesi tahakkuk eder. Dağlar paramparça olur, dümdüz edilir. Adeta bir kum yığını haline gelir, sonra da etrafa saçılıp savrulan toz zerrecikleri olur. Daha sonra insanlar üç kısma ayrılır. İşte o vakit sema çatlar, güneş ve ay söndürülür, yıldızlar saçıp savrulur. Kalpleri paramparça edecek, yürekleri yerlerinden oynatacak, küçük çocukların saçlarını ağartacak ve sapasağlam kayaları dahi eritecek pek dehşetli haller ve musibetler vukua gelir. Bundan dolayı Yüce Allah bir sonraki âyet-i kerimede şöyle buyurmaktadır:
2. “Onu göreceğiniz gün her emzikli” yaratılıştan gelen yavrularını son derecede sevme özelliklerine ve hele de onların, kendileri olmaksızın yaşamaları mümkün olmayan o hallerine rağmen yine de “emzirdiğini unutur. Her hamile” aşırı dehşetten dolayı “yükünü düşürür. Sen insanları sarhoş bir halde görürsün. Halbuki onlar sarhoş değillerdir.” Ey onları görecek olan kişi! Sen onları içki içmiş ve sarhoş olmuş zannedeceksin. Gerçekte ise sarhoş değillerdir. “Fakat Allah’ın azabı pek şiddetlidir.” Bundan dolayı akılları başlarından gitmiş, kalpleri duygudan ve bilgiden boşalmış, dehşetle dolup taşmış, korkudan yürekler ağızlara gelip dayanmış, gözler yuvalarından fırlamıştır. O günde hiçbir babanın evladına, hiçbir evladın da babasına en ufak bir faydası olmayacaktır. Ve o gün kişi, “kardeşinden, annesinden ve babasından, eşinden ve çocuklarından kaçacaktır.”(Abese, 80/34-36) Azaptan kurutulmak için “kendisini barındıran aşiretini”(el-Meâric, 70/13) feda etmek isteyecektir. Ve “o günde onlardan her bir kişinin kendine yetecek bir işi olacaktır.”(Abese, 80/37) O vakit, zalim kişi pişmanlıktan ellerini ısıracak, “Keşke peygamber ile birlikte bir yol tutsaydım, keşke filanı dost edinmeseydim” diyecek. O zaman kimi yüzler kararacak, kimi yüzler de ağaracaktır. Hayır ve şer türünden zerre kadar ağırlıkların dahi tartılacağı teraziler kurulacak, amel sahifeleri ve onlardaki bütün ameller, sözler, niyetler, küçüğü ile büyüğü ile yayılacak, cehennem üzerinde boydan boya sırat kurulacak, cennet takvâ sahiplerine yakınlaştıracak, azgınlara cehennemin alevli ateşi açıktan açığa gösterilecektir. Cehennem bu azgınları uzaktan göreceği vakit onun alabildiğine öfkeli uğultusunu işiteceklerdir. Birbirlerine zincire vurulmuş olarak cehennemin dar bir yerine atılacakları vakit ise: Yetiş bize ey ölüm, diye feryad edeceklerdir. Bunlara:“Bugün ölümü bir kere değil, birçok kereler temenni edin”(el-Furkan, 25/14) denilecektir. Rablerine kendilerini cehennemden çıkarması için sesleneceklerinde O:“Yıkılın içerisine, bana da bir söz söylemeyin.”(el-Muminun, 23/108) diyecektir. Rahmeti sonsuz olan Rab onlara gazap etmiştir, o can yakıcı azap da onları kuşatmıştır. Her türlü hayırdan ümitlerini kesecekler, hurma çekirdeğinin sırtındaki ufacık nokta ve incecik zar kadar dahi olsa bütün amellerinin karşılığını bulacaklardır. Onlar bu durumda iken takvâ sahipleri de cennet bahçelerinde sevinç ve huzur içerisinde, türlü zevk ve lezzetler ile memnun ve bahtiyar olacaklardır. Canlarının çektikleri şeyler arasında ebedi kalacaklardır. O halde bütün bunların önünde/gelecekte olduğunu bilen aklı başında bir kimseye yaraşan, o güne gerekli şekilde hazırlanmaktır. Ameli terk ederek boş umutlarla oyalanmamaktır. Takvâyı ana hedef, Allah korkusunu bürüneceği elbise edinmeli, Allah’ı sevmeyi ve O’nu zikretmeyi de amellerinin ruhu haline getirmelidir.
Page 332
سورة الحج
Al-Hajj
The Pilgrimage · Medinan · 78 ayahs
بِسۡمِ ٱللَّهِ ٱلرَّحۡمَٰنِ ٱلرَّحِيمِ
22:1
يَٰٓأَيُّهَا ٱلنَّاسُ ٱتَّقُواْ رَبَّكُمۡۚ إِنَّ زَلۡزَلَةَ ٱلسَّاعَةِ شَيۡءٌ عَظِيمٞ ١
O mankind, fear your Lord. Indeed, the convulsion of the [final] Hour is a terrible thing.
22:2
يَوۡمَ تَرَوۡنَهَا تَذۡهَلُ كُلُّ مُرۡضِعَةٍ عَمَّآ أَرۡضَعَتۡ وَتَضَعُ كُلُّ ذَاتِ حَمۡلٍ حَمۡلَهَا وَتَرَى ٱلنَّاسَ سُكَٰرَىٰ وَمَا هُم بِسُكَٰرَىٰ وَلَٰكِنَّ عَذَابَ ٱللَّهِ شَدِيدٞ ٢
On the Day you see it every nursing mother will be distracted from that [child] she was nursing, and every pregnant woman will abort her pregnancy, and you will see the people [appearing] intoxicated while they are not intoxicated; but the punishment of Allāh is severe.
22:3
وَمِنَ ٱلنَّاسِ مَن يُجَٰدِلُ فِي ٱللَّهِ بِغَيۡرِ عِلۡمٖ وَيَتَّبِعُ كُلَّ شَيۡطَٰنٖ مَّرِيدٖ ٣
And of the people is he who disputes about Allāh without knowledge and follows every rebellious devil.
22:4
كُتِبَ عَلَيۡهِ أَنَّهُۥ مَن تَوَلَّاهُ فَأَنَّهُۥ يُضِلُّهُۥ وَيَهۡدِيهِ إِلَىٰ عَذَابِ ٱلسَّعِيرِ ٤
It has been decreed for him [i.e., every devil] that whoever turns to him - he will misguide him and will lead him to the punishment of the Blaze.
22:5
يَٰٓأَيُّهَا ٱلنَّاسُ إِن كُنتُمۡ فِي رَيۡبٖ مِّنَ ٱلۡبَعۡثِ فَإِنَّا خَلَقۡنَٰكُم مِّن تُرَابٖ ثُمَّ مِن نُّطۡفَةٖ ثُمَّ مِنۡ عَلَقَةٖ ثُمَّ مِن مُّضۡغَةٖ مُّخَلَّقَةٖ وَغَيۡرِ مُخَلَّقَةٖ لِّنُبَيِّنَ لَكُمۡۚ وَنُقِرُّ فِي ٱلۡأَرۡحَامِ مَا نَشَآءُ إِلَىٰٓ أَجَلٖ مُّسَمّٗى ثُمَّ نُخۡرِجُكُمۡ طِفۡلٗا ثُمَّ لِتَبۡلُغُوٓاْ أَشُدَّكُمۡۖ وَمِنكُم مَّن يُتَوَفَّىٰ وَمِنكُم مَّن يُرَدُّ إِلَىٰٓ أَرۡذَلِ ٱلۡعُمُرِ لِكَيۡلَا يَعۡلَمَ مِنۢ بَعۡدِ عِلۡمٖ شَيۡـٔٗاۚ وَتَرَى ٱلۡأَرۡضَ هَامِدَةٗ فَإِذَآ أَنزَلۡنَا عَلَيۡهَا ٱلۡمَآءَ ٱهۡتَزَّتۡ وَرَبَتۡ وَأَنۢبَتَتۡ مِن كُلِّ زَوۡجِۭ بَهِيجٖ ٥
O people, if you should be in doubt about the Resurrection, then [consider that] indeed, We created you from dust, then from a sperm-drop, then from a clinging clot, and then from a lump of flesh, formed and unformed1 - that We may show you.2 And We settle in the wombs whom We will for a specified term, then We bring you out as a child, and then [We develop you] that you may reach your [time of] maturity. And among you is he who is taken in [early] death, and among you is he who is returned to the most decrepit [old] age so that he knows, after [once having] knowledge, nothing. And you see the earth barren, but when We send down upon it rain, it quivers and swells and grows [something] of every beautiful kind.