Al-Hajj 22:61
The Pilgrimage · Juz 17 · Page 339
ذَٰلِكَ بِأَنَّ ٱللَّهَ يُولِجُ ٱلَّيۡلَ فِي ٱلنَّهَارِ وَيُولِجُ ٱلنَّهَارَ فِي ٱلَّيۡلِ وَأَنَّ ٱللَّهَ سَمِيعُۢ بَصِيرٞ ٦١
That1 is because Allāh causes the night to enter the day and causes the day to enter the night and because Allāh is Hearing and Seeing.
1 translator’s note
- i.e., Allāh's capability to give assistance or victory to the oppressed. ↩
Tafsir · in Turkish
As-Sa'di
Medium · Clear and to the point: what to take from each passage.
Change
Commentary on 22:61–62
61- Bu böyledir. Çünkü Allah geceyi gündüze ekler, gündüzü de geceye ekler. Yine Allah, her şeyi işitendir, görendir. 62- Bu böyledir. Çünkü Allah, hakkın ta kendisidir, O’nun dışında yalvardıkları ise batılın ta kendisidir. Gerçekten Allah çok yücedir, büyüktür.
61. Size bunca güzel ve adaletli hükümleri şeriat olarak belirleyen, tasarrufu, takdir ve idaresi güzel olan zat, “geceyi gündüze” ekleyen “gündüzü de geceye” ekleyen, bunu ötekine, ötekini de buna girdirendir. Gündüzden sonra geceyi, geceden sonra gündüzü getiren, birinden eksilttiği kadarını diğerine katan, daha sonra da bunun aksini yapandır. Ki bunun sonucunda da mevsimler meydana gelir, gece ve gündüzün, güneş ve ayın maslahatları gerçekleşir ki bunlar, Yüce Allah'ın kullarına olan en üstün nimetlerinden ve en zorunlu ihtiyaçlarındandır. “Yine Allah her şeyi işitendir.” Değişik dillerle ifade edilen çeşitli ihtiyaçlarla yükselen bütün sesleri -birbirine karışsa dahi- işitendir. Siyah bir karıncanın karanlık gecedeki bir kayanın altındaki kıpırdanışını dahi “görendir.” “İçinizden birisi ister sözünü gizlesin ister açıklasın, gece gizlensin ve(ya) gündüzün yoluna gitsin hepsi (O’nun ilminde) birdir.”(er-Rad, 13/10)
62. “Bu” hükümler ve onların sahibi işte “böyledir. Çünkü Allah, hakkın ta kendisidir.” Asla sonu gelmez, yok olmaz. Kendisinden önce hiçbir şey bulunmayan ilk, kendisinden sonra hiçbir şey olmayacak olan Âhir/sondur. İsimleri de sıfatları da kemâl derecesindedir. Vaadini dosdoğru gerçekleştirendir. Sözü haktır, O’nun huzuruna çıkmak da, dini de haktır. İbadeti sürekli olarak fayda sağlayacak ve bu faydası kalıcı olan hakkın kendisidir. “O’nun dışında yalvardıkları” canlı-cansız putlar, Allah’a eş koşulan bütün varlıklar “ise batılın ta kendisidir.” Onlara yapılan ibadet de batıldır. Çünkü onlara yapılan ibadet, fani ve yok olmaya mahkum bir varlığa yöneliktir. Fani bir varlığa bağlı olarak yapılan ibadet de kaçınılmaz olarak batıl olacaktır. “Gerçekten Allah çok yücedir, büyüktür.” O, zatı itibari ile yücedir ve bütün yarattıklarının üstündedir. O, kadri/değeri itibari ile de yücedir ki bu sebeple sıfatları kemal derecesindedir. Bütün mahlukatı emri altında tuttuğu için de kahrı itibaryle de yücdir. Yine Zatı ile de isim ve sıfaları ile de büyüktür. Kıyamet gününde yeryüzünün O’nun avucunda, göklerin de sağ elinde katlanıp dürülmüş olacak olması, O’nun bu azametinin ve büyüklüğünün bir tecellisidir. Yine O’nun Kürsisinin gökleri ve yeri kuşatmış olması da O’nun büyüklüğünün bir tecellisidir. Bütün kulların mukadderatının O’nun elinde olması da azamet ve kibriyâsındandır. O nedenle kullar, O’nun meşîeti/dilemesi olmaksızın hiçbir tasarrufta bulunamazlar. O’nun iradesi olmadan hareket edemezler, hareket halinde iken de duramazlar. Mukarreb meleklerin ve mürsel peygamberler de dahil Allah’tan başka hiçbir kimsenin bilmediği Allah’ın büyüklüğünün/kibriyâsının hakikati şudur: Bütün kemal, celal, azamet ve kibriya sıfatları Yüce Allah’ındır. O, bütün bu sıfatların en yüce, en yüksek ve en mükemmel derecesine sahiptir. Göklerde ve yerde bulunanların tümünden sadır olan bütün ibadetlerin hepsinin O’na yöneltilmesi, bu ibadetlerde yalnızca O’nun yüceltilmesi, tazim edilmesi, celal ve ikram sahibi olduğunun dile getirmesi de O’nun kibriyasından/büyüklüğündendir. Bundan dolayıdır ki tekbir, namaz ve benzeri büyük ibadetlerin şiârıdır.
Page 339
22:56
ٱلۡمُلۡكُ يَوۡمَئِذٖ لِّلَّهِ يَحۡكُمُ بَيۡنَهُمۡۚ فَٱلَّذِينَ ءَامَنُواْ وَعَمِلُواْ ٱلصَّٰلِحَٰتِ فِي جَنَّٰتِ ٱلنَّعِيمِ ٥٦
[All] sovereignty that Day is for Allāh;1 He will judge between them. So they who believed and did righteous deeds will be in the Gardens of Pleasure.
1 translator’s note
- None will compete with Him for authority at that time. ↩
22:57
وَٱلَّذِينَ كَفَرُواْ وَكَذَّبُواْ بِـَٔايَٰتِنَا فَأُوْلَٰٓئِكَ لَهُمۡ عَذَابٞ مُّهِينٞ ٥٧
And they who disbelieved and denied Our signs - for those there will be a humiliating punishment.
22:58
وَٱلَّذِينَ هَاجَرُواْ فِي سَبِيلِ ٱللَّهِ ثُمَّ قُتِلُوٓاْ أَوۡ مَاتُواْ لَيَرۡزُقَنَّهُمُ ٱللَّهُ رِزۡقًا حَسَنٗاۚ وَإِنَّ ٱللَّهَ لَهُوَ خَيۡرُ ٱلرَّٰزِقِينَ ٥٨
And those who emigrated for the cause of Allāh and then were killed or died - Allāh will surely provide for them a good provision. And indeed, it is Allāh who is the best of providers.
22:59
لَيُدۡخِلَنَّهُم مُّدۡخَلٗا يَرۡضَوۡنَهُۥۚ وَإِنَّ ٱللَّهَ لَعَلِيمٌ حَلِيمٞ ٥٩
He will surely cause them to enter an entrance with which they will be pleased, and indeed, Allāh is Knowing and Forbearing.
22:60
۞ ذَٰلِكَۖ وَمَنۡ عَاقَبَ بِمِثۡلِ مَا عُوقِبَ بِهِۦ ثُمَّ بُغِيَ عَلَيۡهِ لَيَنصُرَنَّهُ ٱللَّهُۚ إِنَّ ٱللَّهَ لَعَفُوٌّ غَفُورٞ ٦٠
That [is so]. And whoever responds [to injustice] with the equivalent of that with which he was harmed and then is tyrannized - Allāh will surely aid him. Indeed, Allāh is Pardoning and Forgiving.1
1 translator’s note
- In spite of His ability to take vengeance. The statement contains a suggestion that the believers pardon as well. ↩
22:61
ذَٰلِكَ بِأَنَّ ٱللَّهَ يُولِجُ ٱلَّيۡلَ فِي ٱلنَّهَارِ وَيُولِجُ ٱلنَّهَارَ فِي ٱلَّيۡلِ وَأَنَّ ٱللَّهَ سَمِيعُۢ بَصِيرٞ ٦١
That1 is because Allāh causes the night to enter the day and causes the day to enter the night and because Allāh is Hearing and Seeing.
1 translator’s note
- i.e., Allāh's capability to give assistance or victory to the oppressed. ↩
22:62
ذَٰلِكَ بِأَنَّ ٱللَّهَ هُوَ ٱلۡحَقُّ وَأَنَّ مَا يَدۡعُونَ مِن دُونِهِۦ هُوَ ٱلۡبَٰطِلُ وَأَنَّ ٱللَّهَ هُوَ ٱلۡعَلِيُّ ٱلۡكَبِيرُ ٦٢
That is because Allāh is the True Reality, and that which they call upon other than Him is falsehood, and because Allāh is the Most High, the Grand.
22:63
أَلَمۡ تَرَ أَنَّ ٱللَّهَ أَنزَلَ مِنَ ٱلسَّمَآءِ مَآءٗ فَتُصۡبِحُ ٱلۡأَرۡضُ مُخۡضَرَّةًۚ إِنَّ ٱللَّهَ لَطِيفٌ خَبِيرٞ ٦٣
Do you not see that Allāh has sent down rain from the sky and the earth becomes green? Indeed, Allāh is Subtle1 and Aware.2
22:64
لَّهُۥ مَا فِي ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَمَا فِي ٱلۡأَرۡضِۚ وَإِنَّ ٱللَّهَ لَهُوَ ٱلۡغَنِيُّ ٱلۡحَمِيدُ ٦٤
To Him belongs what is in the heavens and what is on the earth. And indeed, Allāh is the Free of need, the Praiseworthy.