Al-Mu'minun 23:16
The Believers · Juz 18 · Page 342
ثُمَّ إِنَّكُمۡ يَوۡمَ ٱلۡقِيَٰمَةِ تُبۡعَثُونَ ١٦
Then indeed you, on the Day of Resurrection, will be resurrected.
Tafsir · in Turkish
As-Sa'di
Medium · Clear and to the point: what to take from each passage.
Change
Commentary on 23:12–16
12- Andolsun ki biz insanı, süzülmüş bir çamurdan yarattık. 13- Sonra onu, sağlam bir yere (rahme) yerleşmiş bir nutfe yaptık. 14- Sonra o nutfeyi alaka yaptık. Sonra o alakayı bir çiğnem et ve o bir çiğnem eti de kemik yaptık. Derken o kemiğe et giydirdik. Sonra onu bambaşka bir varlığa dönüştürdük. En güzel yaratıcı olan Allah’ın şanı ne yücedir! 15- Sonra bunun ardından siz, şüphesiz öleceksiniz. 16- Sonra da kıyamet günü elbette diriltileceksiniz.
12. Önce insan türünün ilk atası Âdem aleyhisselam’ın yaratılışının başlangıcını şöylece dile getirmektedir:“Süzülmüş bir çamurdan yarattık.” Bu çamur, bütün yeryüzünden alınıp süzülmüş bir çamurdur. Bu yüzden onun evlatları da yeryüzü toprağındaki nitelikleri taşımaktadır. Kimisi iyi, kimisi kötü, kimisi de bu ikisi arasındadır. Kimisi yumuşak, kimisi sert ve kaba tabiatlıdır. Kimisi de bu ikisi arasında bir huya sahiptir.
13. “Sonra onu” tür olarak Âdemoğullarını bozulmaya, rüzgara vb. dış etkenlere karşı korunmuş “sağlam bir yere” yani rahme “yerleşmiş” bel ile göğüs kemiği arasından çıkan sudan oluşmuş bir “nutfe yaptık.”
14. “Sonra” daha önce rahimde yerleşmiş bulunan “o nutfeyi” üzerinden kırk gün geçtikten sonra “alaka” kırmızı bir kan “yaptık. Sonra” yani bir kırk gün daha geçtikten sonra “o alakayı bir çiğnem et” yani küçüklüğü dolayısı ile ancak ağızda çiğnenecek kadar olan bir et parçası “ve o” yumuşak olan “bir çiğnem eti” sert ve sağlam “kemik yaptık.” Bu kemikler de bedenin bunlara ihtiyacına göre etin arasında yer alır. “Kemiğe de et giydirdik.” Yani kemikleri eti tutan direk durumunda kıldığımız gibi, eti de kemiklere giydirilen bir elbise gibi yaptık. Bu da üçüncü kırk günlük süre içerisinde olur. “Sonra onu bambaşka bir varlığa dönüştürdük.” Ona ruh üflendikten sonra artık cansız bir varlık olmaktan çıkıp canlı bir varlığa dönüşür. “En güzel yaratıcı olan Allah’ın!” Ki O, “yarattığı her bir şeyi güzel yapmıştır. İnsanı da yaratmaya bir çamurdan başladı. Sonra O, onun soyunu hakir bir sudan (meniden) meydana gelen bir süzme (nutfe)den var etti. Sonra O, ona şekil verip tamamlamış ve ruhundan üfürmüştür. Sizin için kulaklar, gözler ve kalpler yaratmıştır. Ne kadar az şükrediyorsunuz!”(es-Secde, 32/7-9)“şanı ne yücedir!” Ne kadar şanlı, ne büyüktür, O’nun hayırları, bereketleri ne kadar da çoktur! Allah’ın bütün yarattıkları güzeldir. İnsan ise O’nun yarattıklarının en güzelidir. Hatta kayıtsız ve şartsız olarak bütün yaratıkların en güzeli odur. Nitekim Yüce Allah, şöyle buyurmaktadır:“Andolsun ki biz insanı gerçekten en güzel suret ve biçimde yarattık.”(et-Tin, 95/4) İşte bundan dolayı onun özellikleri de bütün mahlukatın en üstün ve en mükemmel özellikleridir.
15. “Sonra bunun” yani bu yaratılıştan ve ruhun üfürülmesinden “ardından siz şüphesiz” geçeceğiniz aşamalardan ve intikal edeceğiniz devrelerden birisi olan ölümü tadıp “öleceksiniz.”
16. “Sonra da kıyamet günü elbette diriltileceksiniz.” İyisi ile kötüsü ile amellerinizin karşılığını göreceksiniz. Yüce Allah, başka bir yerde şöyle buyurmaktadır:“Yoksa insan başıboş bırakılacağını mı sanır? O, (rahme) dökülen meniden bir damla değil miydi? Sonra bir yapışkan bir kan pıhtısı (alaka) olmuş, sonra (Allah onu) yaratmış ve şekil verip düzenlemiştir. Ondan erkek ve dişi iki eş yaratmıştır. Bunları yaratanın ölüleri diriltmeye gücü yetmez mi?”(el-Kıyame, 75/36-40)
Page 342
سورة المؤمنون
Al-Mu'minun
The Believers · Meccan · 118 ayahs
بِسۡمِ ٱللَّهِ ٱلرَّحۡمَٰنِ ٱلرَّحِيمِ
23:1
قَدۡ أَفۡلَحَ ٱلۡمُؤۡمِنُونَ ١
Certainly will the believers have succeeded:
23:2
ٱلَّذِينَ هُمۡ فِي صَلَاتِهِمۡ خَٰشِعُونَ ٢
They who are during their prayer humbly intent
23:3
وَٱلَّذِينَ هُمۡ عَنِ ٱللَّغۡوِ مُعۡرِضُونَ ٣
And they who turn away from ill speech
23:4
وَٱلَّذِينَ هُمۡ لِلزَّكَوٰةِ فَٰعِلُونَ ٤
And they who are observant of zakāh
23:5
وَٱلَّذِينَ هُمۡ لِفُرُوجِهِمۡ حَٰفِظُونَ ٥
And they who guard their private parts
23:6
إِلَّا عَلَىٰٓ أَزۡوَٰجِهِمۡ أَوۡ مَا مَلَكَتۡ أَيۡمَٰنُهُمۡ فَإِنَّهُمۡ غَيۡرُ مَلُومِينَ ٦
Except from their wives or those their right hands possess,1 for indeed, they will not be blamed -
1 translator’s note
- Female slaves or captives under their ownership. ↩
23:7
فَمَنِ ٱبۡتَغَىٰ وَرَآءَ ذَٰلِكَ فَأُوْلَٰٓئِكَ هُمُ ٱلۡعَادُونَ ٧
But whoever seeks beyond that, then those are the transgressors -
23:8
وَٱلَّذِينَ هُمۡ لِأَمَٰنَٰتِهِمۡ وَعَهۡدِهِمۡ رَٰعُونَ ٨
And they who are to their trusts and their promises attentive
23:9
وَٱلَّذِينَ هُمۡ عَلَىٰ صَلَوَٰتِهِمۡ يُحَافِظُونَ ٩
And they who carefully maintain their prayers -
23:10
أُوْلَٰٓئِكَ هُمُ ٱلۡوَٰرِثُونَ ١٠
Those are the inheritors
23:11
ٱلَّذِينَ يَرِثُونَ ٱلۡفِرۡدَوۡسَ هُمۡ فِيهَا خَٰلِدُونَ ١١
Who will inherit al-Firdaus.1 They will abide therein eternally.
1 translator’s note
- The highest part of Paradise. ↩
23:12
وَلَقَدۡ خَلَقۡنَا ٱلۡإِنسَٰنَ مِن سُلَٰلَةٖ مِّن طِينٖ ١٢
And certainly did We create man from an extract of clay.
23:13
ثُمَّ جَعَلۡنَٰهُ نُطۡفَةٗ فِي قَرَارٖ مَّكِينٖ ١٣
Then We placed him as a sperm-drop1 in a firm lodging [i.e., the womb].
1 translator’s note
- Or "as a zygote." ↩
23:14
ثُمَّ خَلَقۡنَا ٱلنُّطۡفَةَ عَلَقَةٗ فَخَلَقۡنَا ٱلۡعَلَقَةَ مُضۡغَةٗ فَخَلَقۡنَا ٱلۡمُضۡغَةَ عِظَٰمٗا فَكَسَوۡنَا ٱلۡعِظَٰمَ لَحۡمٗا ثُمَّ أَنشَأۡنَٰهُ خَلۡقًا ءَاخَرَۚ فَتَبَارَكَ ٱللَّهُ أَحۡسَنُ ٱلۡخَٰلِقِينَ ١٤
Then We made the sperm-drop into a clinging clot, and We made the clot into a lump [of flesh], and We made [from] the lump, bones, and We covered the bones with flesh; then We developed him into another creation. So blessed is Allāh, the best of creators.1
1 translator’s note
- i.e., the most skillful and only true Creator. ↩
23:15
ثُمَّ إِنَّكُم بَعۡدَ ذَٰلِكَ لَمَيِّتُونَ ١٥
Then indeed, after that you are to die.
23:16
ثُمَّ إِنَّكُمۡ يَوۡمَ ٱلۡقِيَٰمَةِ تُبۡعَثُونَ ١٦
Then indeed you, on the Day of Resurrection, will be resurrected.
23:17
وَلَقَدۡ خَلَقۡنَا فَوۡقَكُمۡ سَبۡعَ طَرَآئِقَ وَمَا كُنَّا عَنِ ٱلۡخَلۡقِ غَٰفِلِينَ ١٧
And We have created above you seven layered heavens, and never have We been of [Our] creation unaware.