An-NamlJuz 19 · Page 381

An-Naml 27:55

The Ant · Juz 19 · Page 381

أَئِنَّكُمۡ لَتَأۡتُونَ ٱلرِّجَالَ شَهۡوَةٗ مِّن دُونِ ٱلنِّسَآءِۚ بَلۡ أَنتُمۡ قَوۡمٞ تَجۡهَلُونَ ٥٥

Do you indeed approach men with desire instead of women? Rather, you are a people behaving ignorantly."

Tafsir · in Turkish

As-Sa'di

Medium · Clear and to the point: what to take from each passage.

Whole surah

Change

Commentary on 27:54–58

54- Lût’u da an. Hani o, kavmine şöyle demişti:“Siz göz göre göre bu hayasızlığı mı yapıyorsunuz?!” 55- “Siz kadınları bırakıp şehvetle erkeklere mi yaklaşıyorsunuz?! Doğrusu siz cahillik eden bir toplumsunuz.” 56- Kavminin cevabı yalnızca:“Çıkarın Lût(u ve) tabilerini ülkenizden. Çünkü onlar fazla temiz kalmak isteyen insanlarmış!” demek oldu. 57- Biz de onu ve ailesini kurtardık. Ancak karısı hariç. Onun geride kalanlardan olmasını takdir etmiştik. 58- Onların üzerine (feci) bir (taş) yağmuru yağdırdık. Uyarılanların (ama dinlemeyenlerin) yağmuru ne fenadır!

54. Yani kulumuz ve rasûlümüz Lût’u ve onun kavmine Yüce Allah’a davet ederek ve samimi bir şekilde öğüt vererek söylediği şu sözlerine dair o değerli haberini de an:“Siz göz göre göre bu hayasızlığı” onun çirkin olduğunu bile bile, akılların ve fıtratların çok çirkin gördüğü, şeriatlerin hayasızca bulduğu o son derece kötü fiili mi “yapıyorsunuz?” Siz, bu hususta inatlaşmakta, bunu zulmederek ve Allah’a karşı da cüretkârlık ederek işlemektesiniz.

55. Daha sonra bu hayasızlığı şöylece açıklamaktadır:“Siz kadınları bırakıp şehvetle erkeklere mi yaklaşıyorsunuz?” Bu hale nasıl geldiniz de erkeklere ve onların pisliklerin çıktığı yer olan arkalarına arzu duyar oldunuz? Yüce Allah’ın sizler için yaratmış olduğu ve nefislerin kendisine meylettiği kadınların uygun yerlerini nasıl bıraktınız? Siz, nasıl işleri ters-yüz ettiniz de çirkin olan şeyi güzel, güzel olan şeyi çirkin gördünüz? “Doğrusu siz” Allah’ın sınırlarını aşarak, haram kıldığı şeyleri işleme cesaretini göstererek “cahillik eden bir toplumsunuz.”

56. “Kavminin cevabı” onun dediklerini kabul etmek, dediklerine uyarak kötü fiillerinden vazgeçmek, öğüt dinlemek ve akıllarını başına almak şeklinde olmadı. Aksine onların cevabı, karşı çıkmak ve kendilerine samimi olarak öğüt veren peygamberlerini, o güvenilir rasûllerini yurdundan sürmek ve ülkesinden çıkarmak tehdidinden başka bir şey olmadı. Kavminin ona verdiği cevap:“yalnızca: “Çıkarın Lût(u ve) tabilerini ülkenizden” demekten ibaretti. Onlara:“Siz onlara neden böyle bir şekilde ceza veriyorsunuz? Yurtlarından çıkartılmalarını gerektiren günahları nedir?” diye bir soru sorulmuş gibi onlar, bunu şöyle cevaplandırmışlardı:“Çünkü onlar fazla temiz kalmak isteyen insanlarmış!” Yani onlar, livatadan; erkeklere arka yoldan yaklaşmaktan uzak duran kimselerdir. Kahrolasıcalar! Onlar en üstün iyiliği, en çirkin kötülük gibi değerlendirdiler. Peygamberlerine isyan etmekle, kendilerine verdiği öğütlere karşı gelmekle yetinmediler de onu yurdundan çıkartacak noktaya geldiler. Musibet konuşmaya adeta bağlıdır, dilini tutamayan mutlaka açık verir. İşte onlar da:“Çıkarın Lût(u ve) tabilerini ülkenizden. Çünkü onlar fazla temiz kalmak isteyen insanlarmış!” demişlerdi ki bu sözden şu anlaşılmaktadır: “Sizler, pislik ve iğrençliklerle kirlenmiş pis kimselersiniz ki bu durum, ülkenize azabın inmesini, ordan çıkanların da kurtulmasını gerektirir.” Bundan dolayı Yüce Allah’ın şöyle buyurduğunu görüyoruz:

57. Şöyle ki melekler, misâfir sûretinde Lût’un yanına gelip de kavmi onların geldikleri haberini alınca, onlara kötülük yapmak kasdıyla Lût aleyhisselam’ın yanına gelmişler; o da onlara karşı kapıyı kilitlemişti ve çok zor durumda kalmıştı. Daha sonra melekler ona işin iç yüzünü haber verip kendisini bu kavmin arasından kurtarmak üzere geldiklerini, bu kavmi helâk etmek istediklerini, bunun için de onlara gelecek azabın vaktinin sabah olduğunu bildirdiler. Kendisine de karısı müstesnâ geceleyin yola koyulmasını emrettiler. Çünkü karısına da kavmine isabet eden ceza isabet edecekti. Lût aleyhisselam geceleyin aile halkıyla birlikte yola çıktı ve hep birlikte kurtuldular. Sabahleyin de kavmi azaba uğratıldı. Yüce Allah yurtlarını kaldırıp başlarına geçirdi. Altı üste, üstü alta geldi. Onlara Allah tarafından işaretlenmiş ve pişmiş çamurdan taşlar yağdırıldı. Bundan dolayı Yüce Allah şöyle buyurmaktadır: 58. Onların yağmurları ne kötü, azapları da ne fena bir azaptır! Çünkü onlar, uyarılıp korkutuldukları halde yaptıkları kötülüklerden vazgeçmediler, yollarını terk etmediler. Yüce Allah da o çetin azabı onlara gönderdi.

Saheeh International · As-Sa'di · Quranic Universal Library (Tarteel), via spa5k/tafsir_api · Quran Foundation

Page 381

An-NamlJuz 19 · Page 381

27:45

وَلَقَدۡ أَرۡسَلۡنَآ إِلَىٰ ثَمُودَ أَخَاهُمۡ صَٰلِحًا أَنِ ٱعۡبُدُواْ ٱللَّهَ فَإِذَا هُمۡ فَرِيقَانِ يَخۡتَصِمُونَ ٤٥

And We had certainly sent to Thamūd their brother Ṣāliḥ, [saying], "Worship Allāh," and at once they were two parties conflicting.

27:46

قَالَ يَٰقَوۡمِ لِمَ تَسۡتَعۡجِلُونَ بِٱلسَّيِّئَةِ قَبۡلَ ٱلۡحَسَنَةِۖ لَوۡلَا تَسۡتَغۡفِرُونَ ٱللَّهَ لَعَلَّكُمۡ تُرۡحَمُونَ ٤٦

He said, "O my people, why are you impatient for evil before [i.e., instead of] good?1 Why do you not seek forgiveness of Allāh that you may receive mercy?"

1 translator’s note
  1. By challenging Ṣāliḥ to bring on the promised punishment rather than asking for mercy from Allāh. ↩

27:47

قَالُواْ ٱطَّيَّرۡنَا بِكَ وَبِمَن مَّعَكَۚ قَالَ طَٰٓئِرُكُمۡ عِندَ ٱللَّهِۖ بَلۡ أَنتُمۡ قَوۡمٞ تُفۡتَنُونَ ٤٧

They said, "We consider you a bad omen, you and those with you." He said, "Your omen [i.e., fate] is with Allāh. Rather, you are a people being tested."1

1 translator’s note
  1. Or "being tempted [by Satan]." ↩

27:48

وَكَانَ فِي ٱلۡمَدِينَةِ تِسۡعَةُ رَهۡطٖ يُفۡسِدُونَ فِي ٱلۡأَرۡضِ وَلَا يُصۡلِحُونَ ٤٨

And there were in the city nine family heads causing corruption in the land and not amending [its affairs].

27:49

قَالُواْ تَقَاسَمُواْ بِٱللَّهِ لَنُبَيِّتَنَّهُۥ وَأَهۡلَهُۥ ثُمَّ لَنَقُولَنَّ لِوَلِيِّهِۦ مَا شَهِدۡنَا مَهۡلِكَ أَهۡلِهِۦ وَإِنَّا لَصَٰدِقُونَ ٤٩

They said, "Take a mutual oath by Allāh that we will kill him by night, he and his family. Then we will say to his executor,1 'We did not witness the destruction of his family, and indeed, we are truthful.'"

1 translator’s note
  1. i.e., the one responsible for executing his will and avenging his blood. ↩

27:50

وَمَكَرُواْ مَكۡرٗا وَمَكَرۡنَا مَكۡرٗا وَهُمۡ لَا يَشۡعُرُونَ ٥٠

And they planned a plan, and We planned a plan, while they perceived not.

27:51

فَٱنظُرۡ كَيۡفَ كَانَ عَٰقِبَةُ مَكۡرِهِمۡ أَنَّا دَمَّرۡنَٰهُمۡ وَقَوۡمَهُمۡ أَجۡمَعِينَ ٥١

Then look how was the outcome of their plan - that We destroyed them and their people, all.

27:52

فَتِلۡكَ بُيُوتُهُمۡ خَاوِيَةَۢ بِمَا ظَلَمُوٓاْۚ إِنَّ فِي ذَٰلِكَ لَأٓيَةٗ لِّقَوۡمٖ يَعۡلَمُونَ ٥٢

So those are their houses, desolate because of the wrong they had done. Indeed in that is a sign for people who know.

27:53

وَأَنجَيۡنَا ٱلَّذِينَ ءَامَنُواْ وَكَانُواْ يَتَّقُونَ ٥٣

And We saved those who believed and used to fear Allāh.

27:54

وَلُوطًا إِذۡ قَالَ لِقَوۡمِهِۦٓ أَتَأۡتُونَ ٱلۡفَٰحِشَةَ وَأَنتُمۡ تُبۡصِرُونَ ٥٤

And [mention] Lot, when he said to his people, "Do you commit immorality1 while you are seeing?2

2 translator’s notes
  1. Homosexual acts.

    [1082] i.e., openly. Another meaning is "...while you are aware [that it is wrong]."

    ↩
  2. ↩

27:55

أَئِنَّكُمۡ لَتَأۡتُونَ ٱلرِّجَالَ شَهۡوَةٗ مِّن دُونِ ٱلنِّسَآءِۚ بَلۡ أَنتُمۡ قَوۡمٞ تَجۡهَلُونَ ٥٥

Do you indeed approach men with desire instead of women? Rather, you are a people behaving ignorantly."

As-Sa'diTafsir · 27:55

Contents

Ayat al-Kursi36Al-Kahfpage 42juz 15Bukhari 1Muslim 2999

Style

Theme
Text size
View

Читать на русском