Al-QasasJuz 20 · Page 392

Al-Qasas 28:54

The Stories · Juz 20 · Page 392

أُوْلَٰٓئِكَ يُؤۡتَوۡنَ أَجۡرَهُم مَّرَّتَيۡنِ بِمَا صَبَرُواْ وَيَدۡرَءُونَ بِٱلۡحَسَنَةِ ٱلسَّيِّئَةَ وَمِمَّا رَزَقۡنَٰهُمۡ يُنفِقُونَ ٥٤

Those will be given their reward twice for what they patiently endured and [because] they avert evil through good, and from what We have provided them they spend.

Tafsir · in Turkish

As-Sa'di

Medium · Clear and to the point: what to take from each passage.

Whole surah

Change

Commentary on 28:52–55

52- O (Kur'ân’dan) önce kendilerine kitap verdiğimiz kimseler, ona da iman ederler. 53- Onlara okunduğunda da derler ki:“Biz ona iman ettik. Çünkü o, Rabbimizden gelen haktır. Zaten biz ondan önce de müslüman idik.” 54- İşte bunlara sabrettikleri için ecirleri iki kere verilecektir. Hem onlar kötülüğü iyilikle savarlar ve kendilerine verdiğimiz rızıktan da infâk ederler. 55- Boş söz işittiklerinde ondan yüz çevirirler ve derler ki:“Bizim amellerimiz bize, sizin amelleriniz de size. (Bizden yana) selâm olsun size. Bizim cahillerle işimiz olmaz.”

52. Şanı Yüce Allah, Kur’ân-ı Kerîm’in büyüklüğünü, doğruluğunu, gerçekliğini, hakkı bilen kimselerin onu tanıdıklarını, ona iman ettiklerini, onun hak olduğunu itiraf ve kabul ettiklerini söz konusu ederek şöyle buyurmaktadır:“O (Kur'ân’dan) önce kendilerine kitap verdiğimiz kimseler...” Bunlar, herhangi bir değişiklik yapmadan Tevrat ve İncil’e olduğu gibi iman edenlerdir, “ona” yani bu Kur’ân-ı Kerîm’e ve onu getirene “iman ederler.”

53. “Onlara okunduğunda da” onu dinler, ona itaat eder ve “derler ki: Biz ona iman ettik. Çünkü o Rabbimizden gelen haktır.” Çünkü bu kitap, geçmiş peygamberlerin getirdiklerine uygundur. Önceki kitaplarda sözü edilen şeyler ile uyum arzetmektedir. Doğru haberleri ihtiva ettiği gibi son derece hikmete uygun emir ve yasaklar da ihtiva etmektedir. şte şahitlikleri fayda veren, sözlerinin yararı olan kimseler bunlardır. Çünkü bunlar, söylediklerini ancak bilgi ve basirete dayalı olarak söylerler. Zira onlar bilgi sahibidirler, bilir kişidirler, Kitap ehlidirler. Onların dışındakilerin reddedişlerinin ve hakka karşı çıkışlarının ise delil olmak şöyle dursun bir şüphe özelliği dahi yoktur. Zira onların dışındakiler, bu hususta ya büsbütün cahildir ya da hakka karşı bile bile inat eden, bilmezlikten gelen kimselerdir. üce Allah bir başka yerde şöyle buyurmaktadır:“De ki: Ona ister iman edin, ister iman etmeyin. Şüphesiz o, bundan önce kendilerine ilim verilmiş olanlara okununca onlar, çenelerinin üzerine secdeye kapanırlar...”(el-İsra, 17/107)“Zaten biz ondan önce de müslüman idik.” İşte biz, Yüce Allah’ın bize lütfetmiş olduğu iman ve İslâm üzere sebat ettik ve bundan dolayı da bu Kur’ân’ı tasdik ettik. Önce indirilen kitaplara iman ettiğimiz gibi son indirilen Kitaba da iman ettik. Bizim dışımızdakiler ise bu Kitabı yalanlamak ile önceki kitaplara olan imanları ile çelişmektedirler.

54. “İşte bunlara” yani her iki kitaba iman edenlere “sabrettikleri için” iman üzere sabredip salih amel üzere de sebat gösterdikleri için, herhangi bir şüphenin kendilerini sarsmadığı, baş olma sevdası veya herhangi bir arzunun imandan geri çevirmediği o kimselere “ecirleri iki kere verilecektir.” Biri ilk imanlarına karşılık, diğeri de ikinci imanlarına karşılıktır. ağlam imanlarının bir sonucu olarak onlar “kötülüğü iyilikle savarlar.” Yani onların izlediği yol ve adetleri, herkese iyilikte bulunmaktır. Kendilerine söz ve davranış ile kötülük yapan kimselere dahi güzel söz ve övülmeye değer davranışlarla karşılık verirler. Çünkü onlar, bu büyük ahlâkın ne kadar faziletli olduğunu ve böyle bir işi ancak büyük bir nasibe sahip kimselerin yaptığını bilirler.

55. “Boş söz işittiklerinde” cahil bir kimse onlara hitap edip kendilerine boş bir söz söylediği takdirde “ondan yüz çevirirler ve” Rahmân’ın özlü akıl sahibi olan salih kullarının söylediği sözlerle hitap ederek “derler ki: Bizim amellerimiz bize, sizin amelleriniz de size.” Yani herkes yaptığı amelin karşılığını görecektir. Kimse bir başkasının günah yükünü yüklenmeyecektir. Buna bağlı olarak onlar, cahillerin söyledikleri boş ve faydasız sözlerden ve yaptıkları batıl işlerden öncelikle uzak dururlar. “(Bizden yana) selâm olsun size” yani bizden hayırdan başka bir söz işitmezsiniz. Bizler sizin cahilliğinizin gereği olan sözlerle sizi muhatap almayız. Sizler kendiniz için böyle aşağılık davranışları kabul etseniz dahi biz kendimize böyle şeyleri yakıştırmayız. Bu gibi şeylere dalmaktan kendimizi koruruz. “Bizim” hiçbir şekilde “cahillerle işimiz olmaz.”

Saheeh International · As-Sa'di · Quranic Universal Library (Tarteel), via spa5k/tafsir_api · Quran Foundation

Page 392

Al-QasasJuz 20 · Page 392

28:51

۞ وَلَقَدۡ وَصَّلۡنَا لَهُمُ ٱلۡقَوۡلَ لَعَلَّهُمۡ يَتَذَكَّرُونَ ٥١

And We have [repeatedly] conveyed to them the word [i.e., the Qur’ān] that they might be reminded.

28:52

ٱلَّذِينَ ءَاتَيۡنَٰهُمُ ٱلۡكِتَٰبَ مِن قَبۡلِهِۦ هُم بِهِۦ يُؤۡمِنُونَ ٥٢

Those to whom We gave the Scripture before it - they1 are believers in it.

1 translator’s note
  1. i.e., the sincere believers among them. ↩

28:53

وَإِذَا يُتۡلَىٰ عَلَيۡهِمۡ قَالُوٓاْ ءَامَنَّا بِهِۦٓ إِنَّهُ ٱلۡحَقُّ مِن رَّبِّنَآ إِنَّا كُنَّا مِن قَبۡلِهِۦ مُسۡلِمِينَ ٥٣

And when it is recited to them, they say, "We have believed in it; indeed, it is the truth from our Lord. Indeed we were, [even] before it, Muslims [i.e., submitting to Allāh]."

28:54

أُوْلَٰٓئِكَ يُؤۡتَوۡنَ أَجۡرَهُم مَّرَّتَيۡنِ بِمَا صَبَرُواْ وَيَدۡرَءُونَ بِٱلۡحَسَنَةِ ٱلسَّيِّئَةَ وَمِمَّا رَزَقۡنَٰهُمۡ يُنفِقُونَ ٥٤

Those will be given their reward twice for what they patiently endured and [because] they avert evil through good, and from what We have provided them they spend.

28:55

وَإِذَا سَمِعُواْ ٱللَّغۡوَ أَعۡرَضُواْ عَنۡهُ وَقَالُواْ لَنَآ أَعۡمَٰلُنَا وَلَكُمۡ أَعۡمَٰلُكُمۡ سَلَٰمٌ عَلَيۡكُمۡ لَا نَبۡتَغِي ٱلۡجَٰهِلِينَ ٥٥

And when they hear ill speech, they turn away from it and say, "For us are our deeds, and for you are your deeds. Peace will be upon you;1 we seek not the ignorant."

1 translator’s note
  1. This is not the Islāmic greeting of "Peace be upon you." Rather, it means "You are secure from being treated in a like manner by us." ↩

28:56

إِنَّكَ لَا تَهۡدِي مَنۡ أَحۡبَبۡتَ وَلَٰكِنَّ ٱللَّهَ يَهۡدِي مَن يَشَآءُۚ وَهُوَ أَعۡلَمُ بِٱلۡمُهۡتَدِينَ ٥٦

Indeed, [O Muḥammad], you do not guide whom you like, but Allāh guides whom He wills. And He is most knowing of the [rightly] guided.

28:57

وَقَالُوٓاْ إِن نَّتَّبِعِ ٱلۡهُدَىٰ مَعَكَ نُتَخَطَّفۡ مِنۡ أَرۡضِنَآۚ أَوَلَمۡ نُمَكِّن لَّهُمۡ حَرَمًا ءَامِنٗا يُجۡبَىٰٓ إِلَيۡهِ ثَمَرَٰتُ كُلِّ شَيۡءٖ رِّزۡقٗا مِّن لَّدُنَّا وَلَٰكِنَّ أَكۡثَرَهُمۡ لَا يَعۡلَمُونَ ٥٧

And they [i.e., the Quraysh] say, "If we were to follow the guidance with you, we would be swept1 from our land." Have We not established for them a safe sanctuary to which are brought the fruits of all things as provision from Us? But most of them do not know.

1 translator’s note
  1. By the other Arab tribes. ↩

28:58

وَكَمۡ أَهۡلَكۡنَا مِن قَرۡيَةِۭ بَطِرَتۡ مَعِيشَتَهَاۖ فَتِلۡكَ مَسَٰكِنُهُمۡ لَمۡ تُسۡكَن مِّنۢ بَعۡدِهِمۡ إِلَّا قَلِيلٗاۖ وَكُنَّا نَحۡنُ ٱلۡوَٰرِثِينَ ٥٨

And how many a city have We destroyed that was insolent in its [way of] living, and those are their dwellings which have not been inhabited after them except briefly.1 And it is We who were the inheritors.

1 translator’s note
  1. By travelers seeking temporary shelter. The reference is to the ruins which were visible to the Quraysh during their journeys. ↩

28:59

وَمَا كَانَ رَبُّكَ مُهۡلِكَ ٱلۡقُرَىٰ حَتَّىٰ يَبۡعَثَ فِيٓ أُمِّهَا رَسُولٗا يَتۡلُواْ عَلَيۡهِمۡ ءَايَٰتِنَاۚ وَمَا كُنَّا مُهۡلِكِي ٱلۡقُرَىٰٓ إِلَّا وَأَهۡلُهَا ظَٰلِمُونَ ٥٩

And never would your Lord have destroyed the cities until He had sent to their mother [i.e., principal city] a messenger reciting to them Our verses. And We would not destroy the cities except while their people were wrongdoers.

As-Sa'diTafsir · 28:54

Contents

Ayat al-Kursi36Al-Kahfpage 42juz 15Bukhari 1Muslim 2999

Style

Theme
Text size
View

Читать на русском