Al-Qasas 28:63
The Stories · Juz 20 · Page 393
قَالَ ٱلَّذِينَ حَقَّ عَلَيۡهِمُ ٱلۡقَوۡلُ رَبَّنَا هَٰٓؤُلَآءِ ٱلَّذِينَ أَغۡوَيۡنَآ أَغۡوَيۡنَٰهُمۡ كَمَا غَوَيۡنَاۖ تَبَرَّأۡنَآ إِلَيۡكَۖ مَا كَانُوٓاْ إِيَّانَا يَعۡبُدُونَ ٦٣
Those upon whom the word1 will have come into effect will say, "Our Lord, these are the ones we led to error. We led them to error just as we were in error. We declare our disassociation [from them] to You. They did not used to worship [i.e., obey] us."2
Tafsir · in Turkish
As-Sa'di
Medium · Clear and to the point: what to take from each passage.
Change
Commentary on 28:62–66
62- O gün onlara seslenecek ve şöyle buyuracak:“Hani (benimle beraber ilah olduğunu) iddia ettiğiniz ortaklarım nerede?” 63. Aleyhlerinde (azap) sözü hak olanlar diyecekler ki: “Rabbimiz! İşte bunlar azdırdığımız kimselerdir. Biz, kendimiz azdığımız gibi onları da azdırdık. Biz, sana onlardan uzak olduğumuzu bildiriyoruz. Onlar bize ibadet etmiyorlardı.” 64. Yine onlara:“(Allah'a koştuğunuz) ortaklarınıza seslenin/yalvarın” denecek. Onlar da onlara seslenecekler/yalvaracaklar, ama onlar kendilerine karşılık vermeyeceklerdir. Üstelik azabı göreceklerdir. Keşke (dünyada) doğru yola girselerdi… 65- O gün onlara seslenip buyuracak ki:“Peygamberlere ne karşılık verdiniz?” 66- O gün söyleyecek söz, verecek cevap bulamayacaklar ve birbirlerine soru da soramayacaklardır.
62. Yüce Allah, bu buyruğu ile kıyamet gününde insanlara neyi soracağını, onları her şeyin esasını teşkil eden Allah’a ibadet ve peygamberlerin çağrısını kabul konusunda sorgulayacağını haber vererek şöyle buyurmaktadır:“O gün onlara” yani kendisine başkalarını ortak koşarak o varlıklara ibadet eden, onların fayda vermelerini ve kendilerine gelecek zararları önlemelerini uman kimselere, bu tapındıkları varlıkların acizliklerini, kendilerinin de sapıklıklarını açıklamak üzere:“seslenecek ve şöyle buyuracak: “Hani (benimle beraber ilah olduğunu) iddia ettiğiniz ortaklarım nerede?” üce Allah’ın hiçbir ortağı yoktur. Ancak onlar, kendi zanları, delilsiz iddia ve iftiraları sonucu bunu ileri sürmüşlerdir. Bundan dolayı:“iddia ettiğiniz ortaklarım” buyurmaktadır. Hani, bunlar nerede? Bunların faydaları nerede? Sizden zararları önlemeleri nerede? ilindiği gibi böyle bir durumda tapındıkları varlıkların ve onlara bağladıkları umutların boş ve batıl olduğunu, zatları itibari ile gerçek olmadıklarını, umutlarının yersiz olduğunu açıkça görecekler ve kendileri aleyhine sapık ve azgın olduklarını itiraf edeceklerdir. O nedenle Yüce Allah şöyle buyurmaktadır: 63. “Aleyhlerinde (azap) sözü hak olanlar” küfürde ve kötülükte baş ve önder olanlar, hem kendilerinin azgınlıklarını, hem de başkalarını azdırdıklarını ikrar ve itiraf ederek “diyecekler ki: Rabbimiz! İşte bunlar” bize uyan “azdırdığımız kimselerdir. Biz, kendimiz azdığımız gibi onları da azdırdık.” Yani hepimiz azgınlıkta ortağız ve hepimize azap sözü hak olmuştur. “Biz, sana onlardan uzak olduğumuzu bildiriyoruz.” Biz, onların ibadetlerinden uzağız. Yani onların amellerinden de kendilerinden de uzağız. “Onlar bize ibadet etmiyorlardı.” Aksine onlar ancak şeytanlara ibadet ediyorlardı.
64. “Yine onlara” kendilerinden dünyada fayda umduğunuz üzere “ortaklarınıza seslenin/yalvarın, denecek.” İbadet eden kimsenin ibadet ettiği kimseye son derece muhtaç olacağı o oldukça zor zamanda onları çağırmaları emrolunacak. “Onlar da onlara” kendilerine fayda sağlamaları yahut da Allah’ın azabından bir miktarını olsun geri savmaları için “seslenecekler/yalvaracaklar, ama onlar kendilerine karşılık vermeyeceklerdir.” Böylelikle kâfirler, yalan söylediklerini ve cezayı hak ettiklerini anlayacaklardır. “Üstelik” daha önceden yalanladıkları ve inkâr ettikleri o azabı kendi gözleri ile “göreceklerdir.”“Keşke (dünyada) doğru yola girselerdi.” Yani o zaman o durum başlarına gelmez ve dünyada hidâyete ulaştıkları gibi ahirette de cennete götüren yola iletilirlerdi. Fakat dünyada hidâyete gelmediklerinden âhirette de cennete hidâyet olunmayacaklardır.
65. “O gün onlara seslenip buyuracak ki: Peygamberlere ne karşılık verdiniz?” Onları doğruladınız mı, onlara uydunuz mu, yoksa onları yalanlayıp muhalefet mi ettiniz? 66. “O gün söyleyecek söz, verecek cevap bulamayacaklar ve birbirlerine soru da soramayacaklardır.” Yani böyle bir soruya doğru cevap veremeyecekler, doğru cevabı verme imkânları da olmayacak. Bilindiği gibi böyle bir konumda hale uygun olan doğru cevabı açıklamaktan başka bir şeyin faydası olmayacaktır ki bu cevap da: Biz iman ederek ve emirlerine bağlanarak onlara karşılık verdik, şeklindedir. Ancak onlar, peygamberleri yalanladıklarını, emirlerine karşı inat ettiklerini bildiklerinden hiçbir şey söyleyemeyeceklerdir. Birbirlerine soru sormalarına, kendi aralarında yalan dahi olsa ne cevap vereceklerine dair görüş alış-verişinde bulunmalarına da imkân olmayacaktır.
Page 393
28:60
وَمَآ أُوتِيتُم مِّن شَيۡءٖ فَمَتَٰعُ ٱلۡحَيَوٰةِ ٱلدُّنۡيَا وَزِينَتُهَاۚ وَمَا عِندَ ٱللَّهِ خَيۡرٞ وَأَبۡقَىٰٓۚ أَفَلَا تَعۡقِلُونَ ٦٠
And whatever thing you [people] have been given - it is [only for] the enjoyment of worldly life and its adornment. And what is with Allāh is better and more lasting; so will you not use reason?
28:61
أَفَمَن وَعَدۡنَٰهُ وَعۡدًا حَسَنٗا فَهُوَ لَٰقِيهِ كَمَن مَّتَّعۡنَٰهُ مَتَٰعَ ٱلۡحَيَوٰةِ ٱلدُّنۡيَا ثُمَّ هُوَ يَوۡمَ ٱلۡقِيَٰمَةِ مِنَ ٱلۡمُحۡضَرِينَ ٦١
Then is he whom We have promised a good promise which he will meet [i.e., obtain] like he for whom We provided enjoyment of worldly life [but] then he is, on the Day of Resurrection, among those presented [for punishment in Hell]?
28:62
وَيَوۡمَ يُنَادِيهِمۡ فَيَقُولُ أَيۡنَ شُرَكَآءِيَ ٱلَّذِينَ كُنتُمۡ تَزۡعُمُونَ ٦٢
And [warn of] the Day He will call them and say, "Where are My 'partners' which you used to claim?"
28:63
قَالَ ٱلَّذِينَ حَقَّ عَلَيۡهِمُ ٱلۡقَوۡلُ رَبَّنَا هَٰٓؤُلَآءِ ٱلَّذِينَ أَغۡوَيۡنَآ أَغۡوَيۡنَٰهُمۡ كَمَا غَوَيۡنَاۖ تَبَرَّأۡنَآ إِلَيۡكَۖ مَا كَانُوٓاْ إِيَّانَا يَعۡبُدُونَ ٦٣
Those upon whom the word1 will have come into effect will say, "Our Lord, these are the ones we led to error. We led them to error just as we were in error. We declare our disassociation [from them] to You. They did not used to worship [i.e., obey] us."2
28:64
وَقِيلَ ٱدۡعُواْ شُرَكَآءَكُمۡ فَدَعَوۡهُمۡ فَلَمۡ يَسۡتَجِيبُواْ لَهُمۡ وَرَأَوُاْ ٱلۡعَذَابَۚ لَوۡ أَنَّهُمۡ كَانُواْ يَهۡتَدُونَ ٦٤
And it will be said, "Invoke your 'partners,'" and they will invoke them; but they will not respond to them, and they will see the punishment. If only they had followed guidance!
28:65
وَيَوۡمَ يُنَادِيهِمۡ فَيَقُولُ مَاذَآ أَجَبۡتُمُ ٱلۡمُرۡسَلِينَ ٦٥
And [mention] the Day He will call them and say, "What did you answer the messengers?"
28:66
فَعَمِيَتۡ عَلَيۡهِمُ ٱلۡأَنۢبَآءُ يَوۡمَئِذٖ فَهُمۡ لَا يَتَسَآءَلُونَ ٦٦
But the information1 will be unapparent to them that Day, so they will not [be able to] ask one another.
1 translator’s note
- By which they might invent lies or excuses. ↩
28:67
فَأَمَّا مَن تَابَ وَءَامَنَ وَعَمِلَ صَٰلِحٗا فَعَسَىٰٓ أَن يَكُونَ مِنَ ٱلۡمُفۡلِحِينَ ٦٧
But as for one who had repented, believed, and done righteousness, it is expected [i.e., promised by Allāh] that he will be among the successful.
28:68
وَرَبُّكَ يَخۡلُقُ مَا يَشَآءُ وَيَخۡتَارُۗ مَا كَانَ لَهُمُ ٱلۡخِيَرَةُۚ سُبۡحَٰنَ ٱللَّهِ وَتَعَٰلَىٰ عَمَّا يُشۡرِكُونَ ٦٨
And your Lord creates what He wills and chooses; not for them was the choice. Exalted is Allāh and high above what they associate with Him.
28:69
وَرَبُّكَ يَعۡلَمُ مَا تُكِنُّ صُدُورُهُمۡ وَمَا يُعۡلِنُونَ ٦٩
And your Lord knows what their breasts conceal and what they declare.
28:70
وَهُوَ ٱللَّهُ لَآ إِلَٰهَ إِلَّا هُوَۖ لَهُ ٱلۡحَمۡدُ فِي ٱلۡأُولَىٰ وَٱلۡأٓخِرَةِۖ وَلَهُ ٱلۡحُكۡمُ وَإِلَيۡهِ تُرۡجَعُونَ ٧٠
And He is Allāh; there is no deity except Him. To Him is [due all] praise in the first [life] and the Hereafter. And His is the [final] decision, and to Him you will be returned.