Al-Qasas 28:85
The Stories · Juz 20 · Page 396
إِنَّ ٱلَّذِي فَرَضَ عَلَيۡكَ ٱلۡقُرۡءَانَ لَرَآدُّكَ إِلَىٰ مَعَادٖۚ قُل رَّبِّيٓ أَعۡلَمُ مَن جَآءَ بِٱلۡهُدَىٰ وَمَنۡ هُوَ فِي ضَلَٰلٖ مُّبِينٖ ٨٥
Indeed, [O Muḥammad], He who imposed upon you the Qur’ān will take you back to a place of return.1 Say, "My Lord is most knowing of who brings guidance and who is in clear error."
1 translator’s note
- Meaning to Makkah (in this life) or to Paradise (in the Hereafter). ↩
Tafsir · in Turkish
As-Sa'di
Medium · Clear and to the point: what to take from each passage.
Change
Commentary on 28:85–88
85- Sana Kur’ân’ı farz kılan Allah, elbette seni dönüş yerine döndürecektir. De ki:“Rabbim, hidâyeti getireni de apaçık sapıklıkta olanı da pek iyi bilir.” 86- Sen, bu Kitabın sana verileceğine dair bir ümit taşımıyordun. Ancak Rabbinden bir rahmet olarak (o, sana indirildi). O halde asla kâfirlere arka çıkma! 87- Allah’ın âyetleri sana indirildikten sonra sakın seni onlardan alıkoymasınlar. Sen Rabbine davet et ve asla müşriklerden olma. 88- Allah ile birlikte başka bir ilâha dua/ibadet etme! O’ndan başka hiçbir (hak) ilâh yoktur. O’nun yüzünden başka her şey yok olacaktır. Hüküm yalnız O’nundur ve yalnız O’na döndürüleceksiniz.
85. “Sana Kur’ân’ı farz kılan Allah” Yani bu Kur’ân’ı sana indirip hükümlerini farz kılarak, helâl ve haramı açıklayarak onu alemlere tebliğ edip ahkâmına bütün mükellefleri davet etmeni emreden Yüce Allah’tır. Her şeyin dünya hayatından ibaret olması ve kulların mükâfat görmeyip cezalandırılmamaları, O’nun hikmetine yakışmaz. Aksine O’nun seni “dönüş yerine” döndürmesi kaçınılmaz bir şeydir ki orada iyilik yapanlar iyiliklerinin karşılığını görecekler, kötülük işleyenler de masiyetlerinin cezasını çekeceklerdir. Çünkü sen, onlara hidâyeti açıklamış, izlemeleri gereken yolu beyan etmiş bulunuyorsun. Sana uyarlarsa bu, onların mutlulukları ve bahtiyarlıkları demektir. Sana isyan etmekten başka bir yolu kabul etmez ve senin getirdiğin hidâyeti eleştirip tutundukları batılı hakka tercih edecek olurlarsa artık tartışmaya gerek yoktur. Geriye sadece gizliyi de açığı da, kimin haklı kimin batıl üzere olduğunu da bilenin cezalandırmasından başka bir şey kalmaz. Bundan dolayı da şöyle buyrulmaktadır:“De ki: Rabbim, hidâyeti getireni de apaçık sapıklıkta olanı da pek iyi bilir.” Yüce Allah, hidâyet üzere olanın ve hidâyete iletenin, kendi Rasûlü olduğunu, buna karşılık onun düşmanlarının sapık ve saptırıcılar olduklarını elbette bilmektedir.
86. “Sen, bu Kitabın sana verileceğine dair bir ümit taşımıyordun.” Bu Kitabın sana indirileceğine dair bir beklentin olmadığı gibi buna kendini hazırlamıyor ve böyle bir şey de beklemiyordun. “Ancak Rabbinden bir rahmet olarak…” Hem sana hem de kullara bir rahmet olmak üzere Yüce Allah, alemlere rahmetini izhar etmiş olduğu bu Kitabı sana gönderdi ve bu Kitap ile sana risalet görevini verdi. Bu yolla kullara bilmediklerini öğretti. Onları kötülüklerden arındırdı, onlara Kitabı ve hikmeti öğretti. Halbuki daha önce apaçık bir sapıklık içinde bulunuyorlardı. en, bu Kitabı Allah’ın sana kendinden bir rahmet olarak indirdiğini bildiğine göre o Kitap’taki bütün emirlerin ve yasakların da Allah’ın bir rahmeti ve bir lütfu olduğunu biliyorsun demektir. O halde bu Kitaptan dolayı senin kalbinde herhangi bir sıkıntı ve darlık olmasın. Sakın ona aykırı hareket etmenin, daha iyi ve daha faydalı olduğunu zannetmeyesin. “O halde asla kâfirlere arka çıkma!” Onların izlemekte oldukları küfür yollarından herhangi birinde onların yardımcısı olma. Onlara yardımcı olmanın kapsamına, onun herhangi bir hükmü hakkında “O, hikmete ve maslahata aykırıdır”, demek de dahildir.
87. “Allah’ın âyetleri sana indirildikten sonra sakın seni onlardan alıkoymasınlar.” Aksine bu âyetleri tebliğ et, gereklerini yerine getir. Onların kuracakları tuzaklara aldırma, onlara aldanıp onu tebliğ etmekten uzak durma ve hevâlarına da uyma. “Sen Rabbine davet et.” Bütün maksadın, amellerinin bütün gayesi, Rabbine davet etmek olsun. Riyakârlık, insanların beğenmelerini arzu etmek ve batıl ehlinin maksatlarına uymak gibi buna aykırı olan her bir husustan da uzak dur. ünkü böyle yapmamak, onlarla birlikte olmaya sebeptir ve onların içinde bulundukları halde onlara yardımcı olmaktır. Bundan dolayı da Yüce Allah:“Asla müşriklerden olma” buyurmaktadır. Ne bizzat şirklerinde ne de şirklerinin -bütün masiyetleri ihtiva eden- şubelerinde onlar gibi olma.
88. “Allah ile birlikte başka bir ilâha dua/ibadet etme!” Aksine ibadetini ihlasla ve yalnızca Allah’a yap. “Çünkü O’ndan başka hiçbir (hak) ilâh yoktur.” Kâmil ve bâki olan Allah’tan başka ilâh edinilmeye, sevilmeye ve ibadete layık hiçbir kimse yoktur. O ki “O’nun yüzünden başka her şey yok olacaktır.” O’nun dışındaki her bir varlık yok olacağına göre yok olacak fani bir varlığa ibadet de -gayesinin batıl olması ve sonunda boşa gideceği için- batıldır. ünya ve âhirette “hüküm yalnız O’nundur ve yalnız O’na” O’ndan başkasına değil, “döndürüleceksiniz.” Allah’ın dışındaki bütün varlıklar fani olduğuna ve helâk olacaklarına göre kendisinden başka hiçbir hak ilâh olmayan, dünyada da âhirette de hüküm yalnız kendisinin olan, bütün mahlukatın dönüşü -amellerinin karşılıklarını görmek için- yalnız kendisine olacak olan ebedi zat, ancak Allah olduğuna göre akıl sahibi her bir kimsenin, hiçbir şeyi ortak koşmaksızın yalnızca O’na ibadet etmesi, kendisini O’na yakınlaştıracak amellerde bulunması, azap ve cezasından da sakınması gerekir. Rabbinin huzuruna tevbesiz, günah ve hatalarından vaz geçmemiş bir halde gitmemesi gerekir.
asas Sûresi’nin tefsiri burada sona ermektedir. Her zaman ve ebediyen hamd, senâ ve her türlü övgüler yalnız Allah’ındır.
***
Page 396
28:85
إِنَّ ٱلَّذِي فَرَضَ عَلَيۡكَ ٱلۡقُرۡءَانَ لَرَآدُّكَ إِلَىٰ مَعَادٖۚ قُل رَّبِّيٓ أَعۡلَمُ مَن جَآءَ بِٱلۡهُدَىٰ وَمَنۡ هُوَ فِي ضَلَٰلٖ مُّبِينٖ ٨٥
Indeed, [O Muḥammad], He who imposed upon you the Qur’ān will take you back to a place of return.1 Say, "My Lord is most knowing of who brings guidance and who is in clear error."
1 translator’s note
- Meaning to Makkah (in this life) or to Paradise (in the Hereafter). ↩
28:86
وَمَا كُنتَ تَرۡجُوٓاْ أَن يُلۡقَىٰٓ إِلَيۡكَ ٱلۡكِتَٰبُ إِلَّا رَحۡمَةٗ مِّن رَّبِّكَۖ فَلَا تَكُونَنَّ ظَهِيرٗا لِّلۡكَٰفِرِينَ ٨٦
And you were not expecting that the Book would be conveyed to you, but [it is] a mercy from your Lord. So do not be an assistant to the disbelievers.1
1 translator’s note
- In their religion by making any concessions to their beliefs. ↩
28:87
وَلَا يَصُدُّنَّكَ عَنۡ ءَايَٰتِ ٱللَّهِ بَعۡدَ إِذۡ أُنزِلَتۡ إِلَيۡكَۖ وَٱدۡعُ إِلَىٰ رَبِّكَۖ وَلَا تَكُونَنَّ مِنَ ٱلۡمُشۡرِكِينَ ٨٧
And never let them avert you from the verses of Allāh after they have been revealed to you. And invite [people] to your Lord. And never be of those who associate others with Allāh.
28:88
وَلَا تَدۡعُ مَعَ ٱللَّهِ إِلَٰهًا ءَاخَرَۘ لَآ إِلَٰهَ إِلَّا هُوَۚ كُلُّ شَيۡءٍ هَالِكٌ إِلَّا وَجۡهَهُۥۚ لَهُ ٱلۡحُكۡمُ وَإِلَيۡهِ تُرۡجَعُونَ ٨٨
And do not invoke with Allāh another deity. There is no deity except Him. Everything will be destroyed except His Face.1 His is the judgement, and to Him you will be returned.
1 translator’s note
- i.e., except Himself. ↩
سورة العنكبوت
Al-'Ankabut
The Spider · Meccan · 69 ayahs
بِسۡمِ ٱللَّهِ ٱلرَّحۡمَٰنِ ٱلرَّحِيمِ
29:1
الٓمٓ ١
Alif, Lām, Meem.1
1 translator’s note
- See footnote to 2:1. ↩
29:2
أَحَسِبَ ٱلنَّاسُ أَن يُتۡرَكُوٓاْ أَن يَقُولُوٓاْ ءَامَنَّا وَهُمۡ لَا يُفۡتَنُونَ ٢
Do the people think that they will be left to say, "We believe" and they will not be tried?
29:3
وَلَقَدۡ فَتَنَّا ٱلَّذِينَ مِن قَبۡلِهِمۡۖ فَلَيَعۡلَمَنَّ ٱللَّهُ ٱلَّذِينَ صَدَقُواْ وَلَيَعۡلَمَنَّ ٱلۡكَٰذِبِينَ ٣
But We have certainly tried those before them, and Allāh will surely make evident those who are truthful, and He will surely make evident the liars.
29:4
أَمۡ حَسِبَ ٱلَّذِينَ يَعۡمَلُونَ ٱلسَّيِّـَٔاتِ أَن يَسۡبِقُونَاۚ سَآءَ مَا يَحۡكُمُونَ ٤
Or do those who do evil deeds think they can outrun [i.e., escape] Us? Evil is what they judge.
29:5
مَن كَانَ يَرۡجُواْ لِقَآءَ ٱللَّهِ فَإِنَّ أَجَلَ ٱللَّهِ لَأٓتٖۚ وَهُوَ ٱلسَّمِيعُ ٱلۡعَلِيمُ ٥
Whoever should hope for the meeting with Allāh - indeed, the term [decreed by] Allāh is coming. And He is the Hearing, the Knowing.
29:6
وَمَن جَٰهَدَ فَإِنَّمَا يُجَٰهِدُ لِنَفۡسِهِۦٓۚ إِنَّ ٱللَّهَ لَغَنِيٌّ عَنِ ٱلۡعَٰلَمِينَ ٦
And whoever strives only strives for [the benefit of] himself. Indeed, Allāh is Free from need of the worlds.