Al-'Ankabut 29:2
The Spider · Juz 20 · Page 396
أَحَسِبَ ٱلنَّاسُ أَن يُتۡرَكُوٓاْ أَن يَقُولُوٓاْ ءَامَنَّا وَهُمۡ لَا يُفۡتَنُونَ ٢
Do the people think that they will be left to say, "We believe" and they will not be tried?
Tafsir · in Turkish
As-Sa'di
Medium · Clear and to the point: what to take from each passage.
Change
Commentary on 29:1–3
1- Elif, Lâm, Mîm. 2- İnsanlar “İman ettik” dediler diye hiç imtihan edilmeden (kendi hallerine) bırakılacaklarını mı sandılar? 3- Andolsun biz, onlardan öncekileri imtihan etmişizdir. O nedenle Allah (imanlarında) doğru olanları da yalancı olanları da mutlaka ortaya çıkaracaktır.
(Mekke’de inmiştir. 69 âyettir)
Rahmân ve Rahîm Allah’ın adı ile.
1-3. Yüce Allah, hikmetinin mükemmeliğini söz konusu etmekte ve “Ben mü’minim” diyerek kendisinin mü’min olduğunu iddia eden herkesin, türlü sıkıntı ve imtihanlardan yana sürekli bir esenlikte bulunmalarının, imanlarını ve imanlarına bağlı tali hususları sınamadan geçirecek birtakım sıkıntılara maruz kalmamalarının da hikmetine aykırı olduğunu haber vermektedir. Çünkü eğer durum böyle olsaydı kimin doğru, kimin yalan söylediği, kimin haklı, kimin batıl bir iddiada bulunduğu ortaya çıkmaz ve bunlar birbirlerinden ayırt edilemezdi. Ancak Yüce Allah’ın gerek öncekilerde, gerekse bu ümmetteki ilâhî âdeti/kanunu, onları bollukla, darlıkla, zorlukla, kolaylıkla, hoşa giden ve gitmeyen şeylerle, zenginlikle, fakirlikle, düşmanların kimi hallerde kendilerine galip gelmesiyle, düşmanlara karşı söz ve fiille cihad etmekle vb. gibi türlü imtihanlarla sınamak şeklinde cereyan etmiştir. Bu imtihanların hepsi de ya akideye arız olan şüpheler ya da iradeye arız olan arzu ve isteklerle ilgilidir. Şüphelerle karşı karşıya kaldığı takdirde imanı sarsılmayan, sahip olduğu hak ile bu şüpheleri bertaraf eden, masiyet ve günahlara çağıran ve bunları işlemeyi gerektiren yahut da Allah’ın ve Rasûlünün emrettiklerinden uzaklaştıran arzu ve istekleri başgösterdiği takdirde imanın gereğini yerine getirip bu arzularına karşı mücahade eden bir kimsenin ruh hali, elbette ki imanının doğruluğuna ve kuvvetine bir delildir. Şüphelerle karşı karşıya kaldığı takdirde kalbi, şüphe ve tereddütten etkilenen, arzularla karşı karşıya kaldığı vakit de masiyetlere yönelen ya da yerine getirmesi gereken görevlerinden uzak kalan kimsenin bu hali ise imanının doğru olmadığına ve bu konudaki iddiasının gerçek olmadığına delildir. Bu konuda ise insanlar, ancak Yüce Allah’ın bilebileceği çok çeşitli derecededirler. Kimisi bu konularda aşağılarda, kimisi de oldukça yukarılardadır. Yüce Allah’tan bizlere dünya ve âhiret hayatında sarsılmaz söz (kelime-i tevhid) ile sebat vermesini, dini üzere kalplerimizi sabit tutmasını dileriz. Nefislerin sınanıp imtihan edilmeleri, nefislerdeki kötülüğü iyiliklerden ayırt eden demirci körüğü mesabesindedir.
Page 396
28:85
إِنَّ ٱلَّذِي فَرَضَ عَلَيۡكَ ٱلۡقُرۡءَانَ لَرَآدُّكَ إِلَىٰ مَعَادٖۚ قُل رَّبِّيٓ أَعۡلَمُ مَن جَآءَ بِٱلۡهُدَىٰ وَمَنۡ هُوَ فِي ضَلَٰلٖ مُّبِينٖ ٨٥
Indeed, [O Muḥammad], He who imposed upon you the Qur’ān will take you back to a place of return.1 Say, "My Lord is most knowing of who brings guidance and who is in clear error."
1 translator’s note
- Meaning to Makkah (in this life) or to Paradise (in the Hereafter). ↩
28:86
وَمَا كُنتَ تَرۡجُوٓاْ أَن يُلۡقَىٰٓ إِلَيۡكَ ٱلۡكِتَٰبُ إِلَّا رَحۡمَةٗ مِّن رَّبِّكَۖ فَلَا تَكُونَنَّ ظَهِيرٗا لِّلۡكَٰفِرِينَ ٨٦
And you were not expecting that the Book would be conveyed to you, but [it is] a mercy from your Lord. So do not be an assistant to the disbelievers.1
1 translator’s note
- In their religion by making any concessions to their beliefs. ↩
28:87
وَلَا يَصُدُّنَّكَ عَنۡ ءَايَٰتِ ٱللَّهِ بَعۡدَ إِذۡ أُنزِلَتۡ إِلَيۡكَۖ وَٱدۡعُ إِلَىٰ رَبِّكَۖ وَلَا تَكُونَنَّ مِنَ ٱلۡمُشۡرِكِينَ ٨٧
And never let them avert you from the verses of Allāh after they have been revealed to you. And invite [people] to your Lord. And never be of those who associate others with Allāh.
28:88
وَلَا تَدۡعُ مَعَ ٱللَّهِ إِلَٰهًا ءَاخَرَۘ لَآ إِلَٰهَ إِلَّا هُوَۚ كُلُّ شَيۡءٍ هَالِكٌ إِلَّا وَجۡهَهُۥۚ لَهُ ٱلۡحُكۡمُ وَإِلَيۡهِ تُرۡجَعُونَ ٨٨
And do not invoke with Allāh another deity. There is no deity except Him. Everything will be destroyed except His Face.1 His is the judgement, and to Him you will be returned.
1 translator’s note
- i.e., except Himself. ↩
سورة العنكبوت
Al-'Ankabut
The Spider · Meccan · 69 ayahs
بِسۡمِ ٱللَّهِ ٱلرَّحۡمَٰنِ ٱلرَّحِيمِ
29:1
الٓمٓ ١
Alif, Lām, Meem.1
1 translator’s note
- See footnote to 2:1. ↩
29:2
أَحَسِبَ ٱلنَّاسُ أَن يُتۡرَكُوٓاْ أَن يَقُولُوٓاْ ءَامَنَّا وَهُمۡ لَا يُفۡتَنُونَ ٢
Do the people think that they will be left to say, "We believe" and they will not be tried?
29:3
وَلَقَدۡ فَتَنَّا ٱلَّذِينَ مِن قَبۡلِهِمۡۖ فَلَيَعۡلَمَنَّ ٱللَّهُ ٱلَّذِينَ صَدَقُواْ وَلَيَعۡلَمَنَّ ٱلۡكَٰذِبِينَ ٣
But We have certainly tried those before them, and Allāh will surely make evident those who are truthful, and He will surely make evident the liars.
29:4
أَمۡ حَسِبَ ٱلَّذِينَ يَعۡمَلُونَ ٱلسَّيِّـَٔاتِ أَن يَسۡبِقُونَاۚ سَآءَ مَا يَحۡكُمُونَ ٤
Or do those who do evil deeds think they can outrun [i.e., escape] Us? Evil is what they judge.
29:5
مَن كَانَ يَرۡجُواْ لِقَآءَ ٱللَّهِ فَإِنَّ أَجَلَ ٱللَّهِ لَأٓتٖۚ وَهُوَ ٱلسَّمِيعُ ٱلۡعَلِيمُ ٥
Whoever should hope for the meeting with Allāh - indeed, the term [decreed by] Allāh is coming. And He is the Hearing, the Knowing.
29:6
وَمَن جَٰهَدَ فَإِنَّمَا يُجَٰهِدُ لِنَفۡسِهِۦٓۚ إِنَّ ٱللَّهَ لَغَنِيٌّ عَنِ ٱلۡعَٰلَمِينَ ٦
And whoever strives only strives for [the benefit of] himself. Indeed, Allāh is Free from need of the worlds.