Al-'Ankabut 29:21
The Spider · Juz 20 · Page 398
يُعَذِّبُ مَن يَشَآءُ وَيَرۡحَمُ مَن يَشَآءُۖ وَإِلَيۡهِ تُقۡلَبُونَ ٢١
He punishes whom He wills and has mercy upon whom He wills, and to Him you will be returned.
Tafsir · in Turkish
As-Sa'di
Medium · Clear and to the point: what to take from each passage.
Change
Commentary on 29:16–22
16- İbrahim’i de (gönderdik). Hani o, kavmine şöyle demişti:“Allah’a ibadet edin ve O’ndan korkup sakının. Eğer bilirseniz bu, sizin için daha hayırlıdır.” 17- “Siz, ancak Allah’ın dışında birtakım putlara ibadet ediyor ve (bu suretle büyük bir) yalan uyduruyorsunuz. Çünkü Allah’ın dışında ibadet ettikleriniz, size rızık verme imkanına sahip değillerdir. O halde rızkı yalnız Allah katında arayın, O’na ibadet edin ve O’na şükredin. Yalnız O’na döndürüleceksiniz.” 18. Eğer yalanlarsanız (bilin ki) sizden önceki ümmetler de yalanlamıştı. Peygambere düşen ancak apaçık tebliğden ibarettir. 19. Görmediler mi Allah varlıkları ilkin nasıl yaratıyor sonra da onları (ölümden sonra aynı şekilde) diriltecek? Şüphesiz bu, Allah’a göre çok kolaydır. 20. De ki:“Yeryüzünde gezip dolaşın da Allah'ın varlıkları ilkin nasıl yaratmış olduğuna bir bakın. Sonra Allah (aynı şekilde kıyamet günü) son bir kez daha yaratacaktır. Şüphesiz Allah'ın, her şeye gücü yeter.” 21. O, dilediğine azap eder, dilediğine de merhamet eder. Siz yalnız O’na döndürüleceksiniz. 22. Siz yerde de gökte de (Allah'ı) âciz bırakacak değilsiniz. Sizin için Allah’tan başka bir dost ve yardımcı da yoktur.
16. Yüce Allah, gerçek dostu İbrahim aleyhisselam’ı kavmine Yüce Allah’ın yoluna davet etmek üzere peygamber olarak gönderdiğini bildirmektedir. İbrahim aleyhisselam onlara:“Allah’a ibadet edin” yani O’nu tevhid edin, ibadetinizi yalnız O’na ihlâsla yapın ve size verdiği emirlere riâyet edin. “Ve O’ndan korkup sakının” demişti. Size gazap etmesinden ve bunun sonucunda sizi azaba uğratmasından çekinin. Bu ise O’nu gazaplandıran masiyetleri terk etmeyi gerektirir. “Eğer bilirseniz bu” sizin Allah’a ibadet edip O’ndan korkmanız “sizin için” böyle bir şeyi yapmamaktan “daha hayırlıdır.” Burada “daha hayırlı” ifadesi, karşısında kıyaslanacak bir şeyin söz konusu olmadığı (“en hayırlı” anlamında) kullanılmıştır. Çünkü Allah’a ibadeti ve O’ndan korkup sakınmayı terk etmenin hiçbir hayrı yoktur. Aksine Allah’a ibadet etmek ve O’ndan korkmak, insanlar için mutlak bir hayırdır. Zira dünya ve âhirette bunun dışında bir yolla Allah’ın lütuflarına nail olmanın bir yolu yoktur. Dünya ve âhirette var olan her bir hayır, hiç şüphesiz Allah’a ibadet edip O’ndan korkmanın, takvâlı olmanın bir neticesidir. “Eğer bilirseniz” yani bunu gereği gibi bilip öğrenin ve tercih edilmeye değer olanın hangisi olduğunu iyice düşünün.
17. Onlara Allah’a ibadet edip O’ndan korkmayı emrettikten sonra putlara ibadet etmelerini de yasakladı ve putların eksikliklerini, ibadete layık olmadıklarını açıklayarak şöyle dedi:“Siz, ancak Allah’ın dışında birtakım putlara ibadet ediyor ve (bu suretle büyük bir) yalan uyduruyorsunuz.” Sizler, kendi ellerinizle bu putları yontup meydana getiriyor ve onlara ilâh diyorsunuz. Üstelik onlara ibadet etmeyi emretmek ve bu yola sıkı sıkı sarılmayı istemekle de yalan uyduruyorsunuz. “Çünkü Allah’ın dışında ibadet ettikleriniz” aciz varlıklardır ve bunlara ibadet etmeyi gerektirecek hiçbir özellikleri yoktur; nitekim “size rızık verme imkanına sahip değillerdir.” Sanki muhatapları ona şöyle demişlerdir: “Bu putların bizim tarafımızdan yontulmuş, eksik, hiçbir fayda sağlayamayan, zarar da veremeyen, öldüremeyen, hayat bahşedemeyen, öldükten sonra diriltemeyen varlıklar olduğu bizim için açıkça ortaya çıkmıştır. Bu nitelikte olan bir varlığın, zerre miktarı hatta daha da az bir oranda ibadete ve ilâh edinilmeye liyakatı söz konusu değildir. Ancak kalplerin, bağlanacağı bir ma’bud ve ihtiyaçlarını kendisinden isteyeceği bir varlığa kaçınılmaz olarak ihtiyacı vardır.” O nedenle de İbrahim aleyhisselam onları ibadete layık olana yönelmeye teşvik ederek şunları söylemiştir: “O halde rızkı yalnız Allah katında arayın.” Rızkı kolaylaştıran, takdir eden, dini ve dünyası ile ilgili maslahatları gerçekleştirmek üzere kendisine dua edenin duasını kabul eden yalnız O’dur. “O’na” yalnızca O’na, hiçbir kimseyi ortak koşmaksızın “ibadet edin.” Çünkü kâmil, fayda sağlayan, zarar veren, bütün kâinatın işlerini tek başına çekip çeviren O’dur. “Ve O’na” yalnızca O’na “şükredin.” Çünkü bütün mahlukatın sahip olduğu bütün nimetler sadece O’ndandır. Onlardan uzaklaştırılan her türlü musibeti uzaklaştıran da yalnız O’dur. “Yalnız O’na döndürüleceksiniz.” ve O da yaptıklarınızın karşılığını size verecek, gizlediklerinizi de açıkladıklarınızı size bildirecektir. O halde O’nun huzuruna müşrik olarak varmaktan çekinin. O’nun huzuruna çıkacağınızda size mükâfat vermesine vesile olacak ve sizi kendisine yakınlaştıracak şeylere yönelin. [18. Ey insanlar, eğer rasulümüz Muhammed’i sallallahu aleyhi ve sellem sizi davet ettiği yalnızca Allah'a ibadet hususunda yalanlarsanız şunu bilin ki sizden önceki bir çok toplum da rasullerini, onları davet ettikleri hak hususunda yalanlamışlardı da Allah'ın gazabı başlarına inmişti. Rasulümüz Muhammed’e düşen ancak Allah'ın risaletini açıkça tebliğ etmektir ki o da bunu yapmıştır.][1]
19. “…sonra da onları” kıyamet gününde “diriltecek? Şüphesiz bu, Allah’a göre çok kolaydır.” Nitekim Yüce Allah bir başka yerde şöyle buyurmaktadır. “Varlıkları ilkin (yoktan) var eden, sonra da onları diriltecek O’dur. Ve bu, O’na göre daha kolaydır.”(er-Rûm, 30/27)
20. Eğer ilkin yaratmada herhangi bir şüphe ve tereddütleri varsa onlara “de ki: Yeryüzünde” bedenlerinizle ve kalplerinizle “gezip dolaşın da Allah'ın varlıkları ilkin nasıl yaratmış olduğuna bir bakın.” Sizler Ademoğullarından da diğer canlılardan da hâlâ peyderpey var edilen pek çok ümmetler göreceğiniz gibi bitkilerin, ağaçların bir döngü içinde meydana geldiklerini de göreceksiniz. Bulutların, rüzgarların ve benzeri yaratıkların da sürekli olarak yenilenip durduğunu göreceksiniz. Hatta bütün yaratıklar, sürekli olarak yeniden yaratılmaktadır. Küçük ölüm olan uyku esnasında onlara bir bak! Gecenin karanlığı bastırmış, hareketleri durmuş, sesleri kesilmiş, yataklarına ve barınaklarına ölüler gibi çekilmişlerdir. Bu halleri gece boyunca devam ettikten sonra nihâyet sabah aydınlığı ile uykularından uyanırlar, ölümlerinden sonra diriltilircesine ayağa kalkarlar ve:“Ölümümüzden sonra bizi dirilten Allah’a hamdolsun. Dönüş de yalnız O’nadır.”[2] derler. Bundan dolayı Yüce Allah devamla şöyle buyurmaktadır:“Sonra Allah (aynı şekilde kıyamet günü) son bir kez daha yaratacaktır.” Bu, arkasından ölümün ve uykunun söz konusu olmadığı bir yaratmadır. Artık ondan sonra iki yurttan (cennet veya cehennemden) birisinde ebedi olarak kalış söz konusu olacaktır. “Şüphesiz Allah'ın, her şeye gücü yeter.” Yüce Allah’ın kudretini hiçbir şey aciz bırakamaz. O kudreti ile varlığı yoktan yaratmaya nasıl güç yetirdiyse onları diriltmeye haydi haydi güç yetirir.
21. “O, dilediğine azap eder, dilediğine de merhamet eder” Yani amellerin karşılıklarına dair hüküm veren yalnız O’dur. İtaatkârları mükâfatlandırıp onlara rahmetini ihsan edecek olan, isyankârlara azap edip onları ibretle cezalandıracak olan yalnız O’dur. “Siz yalnız O’na döndürüleceksiniz.” Yani sizler, hakkınızda azabının veya rahmetinin hükümlerinin cereyan edeceği ebedi yurda döndürüleceksiniz. O halde bu dünya yurdunda O’nun rahmetine nail olmanın sebei olan itaatleri işleyin. Azabına sebep olan masiyetlerden de uzak durun.
22. “Siz yerde de gökte de (Allah'ı) âciz bırakacak değilsiniz.” Yani ey yalancılar, ey masiyetleri işleme cesaretini gösterenler! Sizden gafil olunduğunu, yeryüzünde veya gökte Allah’ı âciz bırakacağınızı sanmayın. Elinizdeki güçler, nefsinizin size süslü gösterdiği ve Allah’ın azabından kurtulacağınıza dair size yaptığı boş vaat, sakın sizi kandırmasın. Sizler kainatın neresinde olursanız olun Allah’ı asla aciz bırakabilecek değilsiniz. “Sizin için Allah’tan başka” işlerinizi üstlenecek, böylelikle din ve dünya menfaatlerinizi elde etmenizi sağlayacak “bir dost ve” size yardım ederek, hoşlanmadığınız şeyleri sizden uzaklaştıracak “yardımcı da yoktur.”
Page 398
29:15
فَأَنجَيۡنَٰهُ وَأَصۡحَٰبَ ٱلسَّفِينَةِ وَجَعَلۡنَٰهَآ ءَايَةٗ لِّلۡعَٰلَمِينَ ١٥
But We saved him and the companions of the ship, and We made it1 a sign for the worlds.
1 translator’s note
- i.e., the ship, the event or the story. ↩
29:16
وَإِبۡرَٰهِيمَ إِذۡ قَالَ لِقَوۡمِهِ ٱعۡبُدُواْ ٱللَّهَ وَٱتَّقُوهُۖ ذَٰلِكُمۡ خَيۡرٞ لَّكُمۡ إِن كُنتُمۡ تَعۡلَمُونَ ١٦
And [We sent] Abraham, when he said to his people, "Worship Allāh and fear Him. That is best for you, if you should know.
29:17
إِنَّمَا تَعۡبُدُونَ مِن دُونِ ٱللَّهِ أَوۡثَٰنٗا وَتَخۡلُقُونَ إِفۡكًاۚ إِنَّ ٱلَّذِينَ تَعۡبُدُونَ مِن دُونِ ٱللَّهِ لَا يَمۡلِكُونَ لَكُمۡ رِزۡقٗا فَٱبۡتَغُواْ عِندَ ٱللَّهِ ٱلرِّزۡقَ وَٱعۡبُدُوهُ وَٱشۡكُرُواْ لَهُۥٓۖ إِلَيۡهِ تُرۡجَعُونَ ١٧
You only worship, besides Allāh, idols, and you produce a falsehood. Indeed, those you worship besides Allāh do not possess for you [the power of] provision. So seek from Allāh provision and worship Him and be grateful to Him. To Him you will be returned."
29:18
وَإِن تُكَذِّبُواْ فَقَدۡ كَذَّبَ أُمَمٞ مِّن قَبۡلِكُمۡۖ وَمَا عَلَى ٱلرَّسُولِ إِلَّا ٱلۡبَلَٰغُ ٱلۡمُبِينُ ١٨
And if you [people] deny [the message] - already nations before you have denied. And there is not upon the Messenger except [the duty of] clear notification.1
1 translator’s note
- Commentators have differed over this verse - whether it is a continuation of the words of Prophet Abraham or words of comfort given by Allāh to Prophet Muḥammad (ﷺ), which according to context seems more likely. ↩
29:19
أَوَلَمۡ يَرَوۡاْ كَيۡفَ يُبۡدِئُ ٱللَّهُ ٱلۡخَلۡقَ ثُمَّ يُعِيدُهُۥٓۚ إِنَّ ذَٰلِكَ عَلَى ٱللَّهِ يَسِيرٞ ١٩
Have they not considered how Allāh begins creation and then repeats it? Indeed that, for Allāh, is easy.
29:20
قُلۡ سِيرُواْ فِي ٱلۡأَرۡضِ فَٱنظُرُواْ كَيۡفَ بَدَأَ ٱلۡخَلۡقَۚ ثُمَّ ٱللَّهُ يُنشِئُ ٱلنَّشۡأَةَ ٱلۡأٓخِرَةَۚ إِنَّ ٱللَّهَ عَلَىٰ كُلِّ شَيۡءٖ قَدِيرٞ ٢٠
Say, [O Muḥammad], "Travel through the land and observe how He began creation. Then Allāh will produce the final creation [i.e., development]. Indeed Allāh, over all things, is competent."
29:21
يُعَذِّبُ مَن يَشَآءُ وَيَرۡحَمُ مَن يَشَآءُۖ وَإِلَيۡهِ تُقۡلَبُونَ ٢١
He punishes whom He wills and has mercy upon whom He wills, and to Him you will be returned.
29:22
وَمَآ أَنتُم بِمُعۡجِزِينَ فِي ٱلۡأَرۡضِ وَلَا فِي ٱلسَّمَآءِۖ وَمَا لَكُم مِّن دُونِ ٱللَّهِ مِن وَلِيّٖ وَلَا نَصِيرٖ ٢٢
And you will not cause failure [to Allāh] upon the earth or in the heaven. And you have not other than Allāh any protector or any helper.
29:23
وَٱلَّذِينَ كَفَرُواْ بِـَٔايَٰتِ ٱللَّهِ وَلِقَآئِهِۦٓ أُوْلَٰٓئِكَ يَئِسُواْ مِن رَّحۡمَتِي وَأُوْلَٰٓئِكَ لَهُمۡ عَذَابٌ أَلِيمٞ ٢٣
And the ones who disbelieve in the signs of Allāh and the meeting with Him - those have despaired of My mercy, and they will have a painful punishment.
Translation: Saheeh International · Text and layout: Quran Foundation · Mushaf fonts: King Fahd Complex, provided by Quran Foundation · Privacy