Ali 'ImranJuz 4 · Page 71

Ali 'Imran 3:159

Family of Imran · Juz 4 · Page 71

فَبِمَا رَحۡمَةٖ مِّنَ ٱللَّهِ لِنتَ لَهُمۡۖ وَلَوۡ كُنتَ فَظًّا غَلِيظَ ٱلۡقَلۡبِ لَٱنفَضُّواْ مِنۡ حَوۡلِكَۖ فَٱعۡفُ عَنۡهُمۡ وَٱسۡتَغۡفِرۡ لَهُمۡ وَشَاوِرۡهُمۡ فِي ٱلۡأَمۡرِۖ فَإِذَا عَزَمۡتَ فَتَوَكَّلۡ عَلَى ٱللَّهِۚ إِنَّ ٱللَّهَ يُحِبُّ ٱلۡمُتَوَكِّلِينَ ١٥٩

So by mercy from Allāh, [O Muḥammad], you were lenient with them. And if you had been rude [in speech] and harsh in heart, they would have disbanded from about you. So pardon them and ask forgiveness for them and consult them in the matter. And when you have decided, then rely upon Allāh. Indeed, Allāh loves those who rely [upon Him].

Tafsir · in Turkish

As-Sa'di

Medium · Clear and to the point: what to take from each passage.

Whole surah

Change

Commentary on 3:159

159- Allah’tan bir rahmet sayesinde sen onlara yumuşak davrandın. Şâyet kaba ve katı kalpli birisi olsaydın, elbette onlar etrafından dağılırlardı. O halde onları affet, onlar için (Allah’tan) mağfiret dile ve iş hususunda onlarla istişare et. Bir kere de azmettin mi artık Allah’a güvenip dayan. Şüphesiz Allah kendisine güvenip dayananları sever.

159. “Allah’tan bir rahmet sayesinde sen onlara yumuşak davrandın.” Yani sana ve ashabına olan bir rahmet sayesinde Yüce Allah, sana onlara karşı yumuşak davranmayı, alçak gönüllü olmayı lütfetti. Sen de onlara karşı iyi davrandın ve onlara karşı güzel bir ahlâk sahibi oldun. O bakımdan onlar da senin etrafında toplandılar, seni sevdiler ve senin emrine uydular. “Şâyet kaba” yani kötü huylu “ve katı kalpli” sert ve haşin “birisi olsaydın elbette onlar etrafından dağılırlardı.” Çünkü böyle bir tutum onları uzaklaştırır ve bu kötü huyla kendilerine davranan kimseden nefret etmelerine sebep olur. Dini yönden önder konumunda olan kimsenin güzel huylu olması insanları Allah’ın dinine çeker ve Allah’ın dinini kabule teşvik eder. Ayrıca böyle bir huya sahip olan kimse, hem övülmeyi hak eder, hem de özel bir mükâfat da kazanır. Dini yönden önder konumunda olan kimsenin kötü huylu olması ise insanları dinden uzaklaştırır ve dinden nefret etmelerine sebep teşkil eder. Üstelik böyle bir huya sahip olan kimse yerilir ve özel olarak da cezalandırılır. İşte günahtan korunmuş o yüce Peygambere bile Yüce Allah bu buyrukları söylediğine göre başkalarının durumu ne olur, bir düşünün? Peygamberin, o üstün ve şerefli ahlakına uymak, onun insanlara karşı davranışlarındaki yumuşaklık, güzel ahlak ve kalpleri ısındırması şeklindeki sünnetine uymak, Yüce Allah’ın emrine uyarak Allah’ın kullarını da Allah’ın dinine çekmek kastı ile bunları yapmak, en önemli görev ve en mühim vazife değil midir? Daha sonra Yüce Allah Peygamberine kendi şahsına karşı işledikleri kusurlarını affedip Allah’ın buyrukları hususundaki kusurları dolayısı ile de onlara mağfiret dilemesini emretmekte ve böylelikle hem af hem de ihsan yolunu bir arada izlemesini istemektedir. “Ve iş hususunda onlarla istişare et.” Yani müşavereye/danışmaya gerek duyulan, üzerinde düşünülmesi ve incelenmesi gereken hususlarda onlarla istişare et. Çünkü istişarede dini ve dünyevi bakımdan sayılması mümkün olmayacak kadar fayda ve maslahatlar vardır: 1- İstişare, Yüce Allah’a yaklaştırıcı ibadetlerdendir. 2- İnsanların gönüllerini hoş tutup çeşitli olaylarda kalplerde meydana gelen olumsuz duyguları izale eder. Şöyle ki insanları yönetme hakkına sahip olan bir kimse, şâyet görüş ve fazilet sahibi kimseleri bir araya toplayıp herhangi bir olay hakkında onlarla istişare edecek olursa, insanların içlerinde ona karşı bir endişe, olumsuz bir duygu kalmaz ve onu severler. Üzerlerinde diktatörce bir otorite kullanmadığını aksine herkesin lehine olacak şekilde genel ve kapsamlı maslahatı göz önünde bulundurduğunu kabul ederler. Bundan dolayı ona itaat hususunda ellerinden geleni bütün gayretleri ile ortaya koyarlar. Çünkü onun, kamunun maslahatını gözettiğini ve bu uğurda çalıştığını bilirler. Bu şekilde davranmayan yöneticinin durumu ise tam aksinedir. Yönetilenler onu samimi olarak sevmezler, ona itaat etmezler. İtaat edecek olsalar bile bu tam bir itaat olmaz. 3- İstişare yoluyla fikirler, düşünceler aydınlanır. Çünkü böylelikle fikirler kendilerine has alanda kullanılır, geliştirilir. Bu da aklın kemalini daha bir arttırır. 4- İstişare sonucu ortaya çıkan görüş, isabetli görüştür. Çünkü danışan kişi davranışlarında hemen hemen hata yapmaz. Hata yapacak olsa yahut istediklerini tam anlamıyla gerçekleştiremeyecek olsa dahi bundan dolayı kınanmaz. Şanı Yüce Allah, insanlar arasında aklı en mükemmel, ilmi en çok ve görüşü en üstün olan Rasûlüne dahi “iş hususunda onlarla istişare et” emrini verdiğine göre başkalarının bu konudaki tutumları nasıl olmalıdır? Daha sonra Yüce Allah şöyle buyurmaktadır: “Bir kere de azmettin mi” yani sen hakkında -gerekli ise- istişare yaptıktan sonra bir işi yapmayı da kararlaştırdın mı “artık Allah’a güvenip dayan” kendi güç ve yeteneklerinden uzaklaşarak Allah’ın güç ve kuvvetine güven,. “Şüphesiz Allah kendisine güvenip dayananları” ve kendisine sığınanları “sever.”

Saheeh International · As-Sa'di · Quranic Universal Library (Tarteel), via spa5k/tafsir_api · Quran Foundation

Page 71

Ali 'ImranJuz 4 · Page 71

3:158

وَلَئِن مُّتُّمۡ أَوۡ قُتِلۡتُمۡ لَإِلَى ٱللَّهِ تُحۡشَرُونَ ١٥٨

And whether you die or are killed, unto Allāh you will be gathered.

3:159

فَبِمَا رَحۡمَةٖ مِّنَ ٱللَّهِ لِنتَ لَهُمۡۖ وَلَوۡ كُنتَ فَظًّا غَلِيظَ ٱلۡقَلۡبِ لَٱنفَضُّواْ مِنۡ حَوۡلِكَۖ فَٱعۡفُ عَنۡهُمۡ وَٱسۡتَغۡفِرۡ لَهُمۡ وَشَاوِرۡهُمۡ فِي ٱلۡأَمۡرِۖ فَإِذَا عَزَمۡتَ فَتَوَكَّلۡ عَلَى ٱللَّهِۚ إِنَّ ٱللَّهَ يُحِبُّ ٱلۡمُتَوَكِّلِينَ ١٥٩

So by mercy from Allāh, [O Muḥammad], you were lenient with them. And if you had been rude [in speech] and harsh in heart, they would have disbanded from about you. So pardon them and ask forgiveness for them and consult them in the matter. And when you have decided, then rely upon Allāh. Indeed, Allāh loves those who rely [upon Him].

3:160

إِن يَنصُرۡكُمُ ٱللَّهُ فَلَا غَالِبَ لَكُمۡۖ وَإِن يَخۡذُلۡكُمۡ فَمَن ذَا ٱلَّذِي يَنصُرُكُم مِّنۢ بَعۡدِهِۦۗ وَعَلَى ٱللَّهِ فَلۡيَتَوَكَّلِ ٱلۡمُؤۡمِنُونَ ١٦٠

If Allāh should aid you, no one can overcome you; but if He should forsake you, who is there that can aid you after Him? And upon Allāh let the believers rely.

3:161

وَمَا كَانَ لِنَبِيٍّ أَن يَغُلَّۚ وَمَن يَغۡلُلۡ يَأۡتِ بِمَا غَلَّ يَوۡمَ ٱلۡقِيَٰمَةِۚ ثُمَّ تُوَفَّىٰ كُلُّ نَفۡسٖ مَّا كَسَبَتۡ وَهُمۡ لَا يُظۡلَمُونَ ١٦١

It is not [attributable] to any prophet that he would act unfaithfully [in regard to war booty]. And whoever betrays, [taking unlawfully], will come with what he took on the Day of Resurrection. Then will every soul be [fully] compensated for what it earned, and they will not be wronged.

3:162

أَفَمَنِ ٱتَّبَعَ رِضۡوَٰنَ ٱللَّهِ كَمَنۢ بَآءَ بِسَخَطٖ مِّنَ ٱللَّهِ وَمَأۡوَىٰهُ جَهَنَّمُۖ وَبِئۡسَ ٱلۡمَصِيرُ ١٦٢

So is one who pursues the pleasure of Allāh like one who brings upon himself the anger of Allāh and whose refuge is Hell? And wretched is the destination.

3:163

هُمۡ دَرَجَٰتٌ عِندَ ٱللَّهِۗ وَٱللَّهُ بَصِيرُۢ بِمَا يَعۡمَلُونَ ١٦٣

They are [varying] degrees in the sight of Allāh, and Allāh is Seeing of whatever they do.

3:164

لَقَدۡ مَنَّ ٱللَّهُ عَلَى ٱلۡمُؤۡمِنِينَ إِذۡ بَعَثَ فِيهِمۡ رَسُولٗا مِّنۡ أَنفُسِهِمۡ يَتۡلُواْ عَلَيۡهِمۡ ءَايَٰتِهِۦ وَيُزَكِّيهِمۡ وَيُعَلِّمُهُمُ ٱلۡكِتَٰبَ وَٱلۡحِكۡمَةَ وَإِن كَانُواْ مِن قَبۡلُ لَفِي ضَلَٰلٖ مُّبِينٍ ١٦٤

Certainly did Allāh confer [great] favor upon the believers when He sent among them a Messenger from themselves, reciting to them His verses and purifying them and teaching them the Book [i.e., the Qur’ān] and wisdom,1 although they had been before in manifest error.

1 translator’s note
  1. The Prophet's sunnah. ↩

3:165

أَوَلَمَّآ أَصَٰبَتۡكُم مُّصِيبَةٞ قَدۡ أَصَبۡتُم مِّثۡلَيۡهَا قُلۡتُمۡ أَنَّىٰ هَٰذَاۖ قُلۡ هُوَ مِنۡ عِندِ أَنفُسِكُمۡۗ إِنَّ ٱللَّهَ عَلَىٰ كُلِّ شَيۡءٖ قَدِيرٞ ١٦٥

Why [is it that] when a [single] disaster struck you [on the day of Uḥud], although you had struck [the enemy in the battle of Badr] with one twice as great, you said, "From where is this?" Say, "It is from yourselves [i.e., due to your sin]." Indeed, Allāh is over all things competent.

As-Sa'diTafsir · 3:159

Contents

Ayat al-Kursi36Al-Kahfpage 42juz 15Bukhari 1Muslim 2999

Style

Theme
Text size
View

Читать на русском