Ar-RumJuz 21 · Page 410

Ar-Rum 30:55

The Romans · Juz 21 · Page 410

وَيَوۡمَ تَقُومُ ٱلسَّاعَةُ يُقۡسِمُ ٱلۡمُجۡرِمُونَ مَا لَبِثُواْ غَيۡرَ سَاعَةٖۚ كَذَٰلِكَ كَانُواْ يُؤۡفَكُونَ ٥٥

And the Day the Hour appears the criminals will swear they had remained but an hour. Thus they were deluded.

Tafsir · in Turkish

As-Sa'di

Medium · Clear and to the point: what to take from each passage.

Whole surah

Change

Commentary on 30:55–57

55- Kıyametin kopacağı gün günahkârlar (dünyada) ancak çok kısa bir süre kaldıklarına dair yemin edeceklerdir. Onlar (dünyada iken de haktan) işte böyle döndürülüyorlardı. 56- Kendilerine ilim ve iman verilmiş olanlar diyeceklerdir ki:“Andolsun ki siz, Allah’ın Kitabında (yazılı olana göre) diriliş gününe kadar kaldınız. İşte bu, diriliş günüdür. Fakat siz, bilmiyordunuz.” 57- O gün zulmedenlere mazeretleri fayda vermeyecek ve onlardan (Rablerini) razı etmeleri de istenmeyecektir.

55. Yüce Allah, Kıyamet gününü, bu günün çabucak gelişini haber vermekte ve Kıyamet kopacağı vakit “günahkârlar”ın Allah adına yemin ederek dünyada “ancak çok kısa bir süre kaldıklarına dair yemin edecekler”ini bildirmektedir. Böylelikle onlar, kendilerine fayda verir ümidi ile özür beyan etmeye ve dünya ömrünün kısalığını dile getirmeye çalışacaklardır. Onların sözleri hiçbir gerçek ihtiva etmeyen katıksız bir yalan olduğundan dolayı da Yüce Allah şöyle buyurmaktadır:“Onlar (dünyada iken de haktan) işte böyle döndürülüyorlardı.” Yani onlar, dünyada iken de bu şekilde gerçeklerden sapıp yalana yöneliyorlardı. Onlar dünyada peygamberlerin getirdikleri hakkı yalanlamışlardı, âhirette de gözle görülen somut bir gerçeği inkâr edeceklerdir ki bu da dünyada uzun bir süre kaldıkları gerçeğidir. İşte bu, onların çirkin bir huyudur ve kul, hangi halde ölürse o şekilde diriltilecektir.

56. “Kendilerine ilim ve iman verilmiş olanlar” yani Yüce Allah’ın kendilerine hem ilim hem de imanı lütfettiği ve böylelikle hakkı bilme vasfına sahip kıldığı, hakkı tercih etmeyi gerektiren iman sahibi olmalarını sağladığı kimseler, hakkı bilip hakkı tercih ettiklerinden ve sözleri de vakıaya uygun ve halleriyle uyumlu olacağından dolayı hakkı dile getirecekler ve “diyeceklerdir ki: Andolsun ki Allah’ın Kitabında” hakkımızda yazmış olduğu, hükmünde belirlemiş olduğu, kaza ve kaderinde tespit ettiği üzere “diriliş gününe kadar kaldınız.” Yani sizler, öğüt alacak kimsenin öğüt alabileceği, düşünecek kimsenin düşüneceği, ibret alacak kimsenin ibret alabileceği kadar bir ömür sürdünüz. Ve nihâyet öldükten sonra diriliş gerçekleşti ve siz bu hale geldiniz. “İşte bu, diriliş günüdür. Fakat siz bilmiyordunuz.” Bundan dolayı dünyada iken bu günü inkâr ettiniz. Dünyada Yüce Allah’a dönme ve günahlarınızdan tevbe etme imkânını bulabileceğiniz kadar bir süre kaldığınızı kabul etmiyorsunuz. Hâlâ bilgisizlik, sizin belirgin bir özelliğinizdir. Bunun neticesi olan yalanlamak da ayrılmaz vasfınızdır. Hüsrana uğramak ise sizin büründüğünüz elbisenizdir.

57. “O gün zulmedenlere mazeretleri fayda vermeyecek.” Yalan söyleyerek kendilerine karşı delilin ortaya konmadığını yahut da iman etme imkânını bulamadıklarını iddia edecek olurlarsa, ilim ve iman ehlinin şahitliği ile derilerinin, ellerinin ve ayaklarının şahitliği ile yalan söyledikleri ortaya çıkacaktır. Şâyet mazeretlerinin kabul edilmesini ve geri döndürüldükleri takdirde kendilerine yasak kılınan şeylere tekrar dönmeyeceklerini söyleyerek dünyaya geri döndürülmeyi isteyecek olursa onlara bu imkân verilmeyecektir. Çünkü artık mazeret bildirme zamanı geçmiş olacaktır ve mazeretleri de kabul olunmayacaktır. “onlardan (Rablerini) razı etmeleri de istenmeyecektir.” Bu fırsat erilmeyecek, aksine devamlı azarlanıp kınanacak ve cezalandırılacaklardır.

Saheeh International · As-Sa'di · Quranic Universal Library (Tarteel), via spa5k/tafsir_api · Quran Foundation

Page 410

Ar-RumJuz 21 · Page 410

30:51

وَلَئِنۡ أَرۡسَلۡنَا رِيحٗا فَرَأَوۡهُ مُصۡفَرّٗا لَّظَلُّواْ مِنۢ بَعۡدِهِۦ يَكۡفُرُونَ ٥١

But if We should send a [bad] wind and they saw [their crops] turned yellow, they would remain thereafter disbelievers.1

1 translator’s note
  1. Denying and ungrateful for the previous favors of Allāh. ↩

30:52

فَإِنَّكَ لَا تُسۡمِعُ ٱلۡمَوۡتَىٰ وَلَا تُسۡمِعُ ٱلصُّمَّ ٱلدُّعَآءَ إِذَا وَلَّوۡاْ مُدۡبِرِينَ ٥٢

So indeed, you will not make the dead hear, nor will you make the deaf hear the call when they turn their backs, retreating.

30:53

وَمَآ أَنتَ بِهَٰدِ ٱلۡعُمۡيِ عَن ضَلَٰلَتِهِمۡۖ إِن تُسۡمِعُ إِلَّا مَن يُؤۡمِنُ بِـَٔايَٰتِنَا فَهُم مُّسۡلِمُونَ ٥٣

And you cannot guide the blind away from their error. You will only make hear those who believe in Our verses so they are Muslims [in submission to Allāh].

30:54

۞ ٱللَّهُ ٱلَّذِي خَلَقَكُم مِّن ضَعۡفٖ ثُمَّ جَعَلَ مِنۢ بَعۡدِ ضَعۡفٖ قُوَّةٗ ثُمَّ جَعَلَ مِنۢ بَعۡدِ قُوَّةٖ ضَعۡفٗا وَشَيۡبَةٗۚ يَخۡلُقُ مَا يَشَآءُۚ وَهُوَ ٱلۡعَلِيمُ ٱلۡقَدِيرُ ٥٤

Allāh is the one who created you from weakness, then made after weakness strength, then made after strength weakness and white hair. He creates what He wills, and He is the Knowing, the Competent.

30:55

وَيَوۡمَ تَقُومُ ٱلسَّاعَةُ يُقۡسِمُ ٱلۡمُجۡرِمُونَ مَا لَبِثُواْ غَيۡرَ سَاعَةٖۚ كَذَٰلِكَ كَانُواْ يُؤۡفَكُونَ ٥٥

And the Day the Hour appears the criminals will swear they had remained but an hour. Thus they were deluded.

30:56

وَقَالَ ٱلَّذِينَ أُوتُواْ ٱلۡعِلۡمَ وَٱلۡإِيمَٰنَ لَقَدۡ لَبِثۡتُمۡ فِي كِتَٰبِ ٱللَّهِ إِلَىٰ يَوۡمِ ٱلۡبَعۡثِۖ فَهَٰذَا يَوۡمُ ٱلۡبَعۡثِ وَلَٰكِنَّكُمۡ كُنتُمۡ لَا تَعۡلَمُونَ ٥٦

But those who were given knowledge and faith will say, "You remained the extent of Allāh's decree until the Day of Resurrection, and this is the Day of Resurrection, but you did not used to know."1

1 translator’s note
  1. i.e., acknowledge the truth. ↩

30:57

فَيَوۡمَئِذٖ لَّا يَنفَعُ ٱلَّذِينَ ظَلَمُواْ مَعۡذِرَتُهُمۡ وَلَا هُمۡ يُسۡتَعۡتَبُونَ ٥٧

So that Day, their excuse will not benefit those who wronged, nor will they be asked to appease [Allāh].

30:58

وَلَقَدۡ ضَرَبۡنَا لِلنَّاسِ فِي هَٰذَا ٱلۡقُرۡءَانِ مِن كُلِّ مَثَلٖۚ وَلَئِن جِئۡتَهُم بِـَٔايَةٖ لَّيَقُولَنَّ ٱلَّذِينَ كَفَرُوٓاْ إِنۡ أَنتُمۡ إِلَّا مُبۡطِلُونَ ٥٨

And We have certainly presented to the people in this Qur’ān from every [kind of] example. But, [O Muḥammad], if you should bring them a sign, the disbelievers will surely say, "You [believers] are but falsifiers."

30:59

كَذَٰلِكَ يَطۡبَعُ ٱللَّهُ عَلَىٰ قُلُوبِ ٱلَّذِينَ لَا يَعۡلَمُونَ ٥٩

Thus does Allāh seal the hearts of those who do not know.1

1 translator’s note
  1. i.e., those who do not wish to know the truth and refuse it. ↩

30:60

فَٱصۡبِرۡ إِنَّ وَعۡدَ ٱللَّهِ حَقّٞۖ وَلَا يَسۡتَخِفَّنَّكَ ٱلَّذِينَ لَا يُوقِنُونَ ٦٠

So be patient. Indeed, the promise of Allāh is truth. And let them not disquiet you who are not certain [in faith].

As-Sa'diTafsir · 30:55

Contents

Ayat al-Kursi36Al-Kahfpage 42juz 15Bukhari 1Muslim 2999

Style

Theme
Text size
View

Читать на русском