As-Sajdah 32:16
The Prostration · Juz 21 · Page 416
تَتَجَافَىٰ جُنُوبُهُمۡ عَنِ ٱلۡمَضَاجِعِ يَدۡعُونَ رَبَّهُمۡ خَوۡفٗا وَطَمَعٗا وَمِمَّا رَزَقۡنَٰهُمۡ يُنفِقُونَ ١٦
Their sides part [i.e., they arise] from [their] beds; they supplicate their Lord in fear and aspiration, and from what We have provided them, they spend.1
1 translator’s note
- In the cause of Allāh. ↩
Tafsir · in Turkish
As-Sa'di
Medium · Clear and to the point: what to take from each passage.
Change
Commentary on 32:15–17
15- Bizim âyetlerimize ancak kendilerine onlarla öğüt verildiğinde secdeye kapanan, Rablerini hamd ile tesbih eden ve (bu konuda) büyüklük taslamayan kimseler (gerçek manada) iman eder. 16- Onların yanları (teheccüd kılmak için) yataklardan uzak kalır. Korku ve ümit içinde Rablerine dua ederler. Onlara verdiğimiz rızıktan da infak ederler. 17- Onlar için yapmakta olduklarına karşılık bir mükâfat olarak gözleri aydınlatacak ne nimetler saklandığını hiç kimse bilmez.
15. Yüce Allah, âyetlerini inkâr eden kâfirleri, onlar için hazırlamış olduğu azabı söz konusu ettikten sonra o ayetlere iman edenleri söz konusu etmekte, onların niteliklerini belirtmekte, onlar için hazırladığı mükâfatları dile getirmekte ve şöyle buyurmaktadır:“Bizim âyetlerimize ancak” iman ettiğine dair delilleri ortaya koyan kimseler hakiki bir iman ile iman eder. Bu deliller ise şunlardır:“Kendilerine onlarla öğüt verildiğinde” onlara Kur’ân âyetleri okunduğunda, Allah’ın rasûlleri vasıtası ile kendilerine öğüt verilip, ibret almaya davet olunduklarında bu âyetleri itaatle dinleyip kabul eder, onlara boyun eğer, yüce Allah’ın huzurunda öğüt aldıklarını gösterecek şekilde boyun bükerler. O’nu bilip tanımaktan dolayı da sevinç içerisinde “secdeye kapanan, Rablerini hamd ile tesbih eden ve (bu konuda)” kalpleri ile de bedenleri ile “büyüklük taslamayan” Böylelikle bu âyetlere itaatle boyun eğmekten uzak durmayan kimselerdir onlar. Aksine onlar bu âyetleri tevazu, itaat ve kabul ile karşılarlar. Ferah bir kalple ve teslimiyetle onları benimserler. Bu âyetler vasıtası ile onlar Rahim olan Rablerinin rızasına kavuşur, onlar aracılığı ile dosdoğru yola hidâyet bulurlar.
16. “Onların yanları (teheccüd kılmak için) yataklardan uzak kalır.” Yani kendileri için daha lezzetli ve daha çok sevdikleri bir şey olan gece namazı kılmak ve yüce Allah’a yönelerek yakarmak için rahat ve zevkle uyudukları yataklarından kalkar ve yanları yataklarından uzaklaşır. Bundan dolayı yüce Allah şöyle buyurmaktadır:“Korku ve ümit içinde Rablerine dua ederler.” Dinî ve dünyevî maslahatlarına nail olmak, zararlardan da uzak kalmak için bu iki sıfatı birlikte kendilerinde bulundururlar. Amellerinin geri çevrilmesinden korktukları gibi onların kabul edilmesini de umarlar. Allah’ın azabından korkarken bir yandan da mükâfatını ümit ederler. “Onlara verdiğimiz rızıktan da” az veya çok “infak ederler.” Yüce Allah, burada infakın sınırını da kendisine infak edilecek kimseleri de -umuma delâlet etmesi için- söz konusu etmemiştir. O nedenle bunun kapsamına zekât, kefâretler, eşlerin ve akrabaların nafakaları gibi farz infaklar da girer, çeşitli hayır yollarına yapılan müstehap infaklar da girer. Malî infak ve ihsan, ister bir fakire ister bir zengine, ister bir yakına ister uzak bir kimseye ulaşsın, fark etmez; kesin olarak bir hayırdır. Ancak bu infakın sağladığı menfaatin farklılığı oranında ecir ve mükâfat da farklılık gösterir.
17. Onların amelleri işte böyledir. Mükâfatlarına gelince bu konuda da yüce Allah şöyle buyurmaktadır:“Onlar için yapmakta olduklarına karşılık bir mükâfat olarak gözleri aydınlatacak” pek büyük hayır, son derece bol nimetler, sevinç, neşe lezzet ve zevk kabilinden “ne nimetler saklandığını hiç kimse bilmez!” İfadeden anlaşıldığı üzere bunu mahlukattan hiç kimse bilmemektedir. Nitekim yüce Allah, Rasûlü aracılığı ile (kudsi bir hadiste) şöyle buyurmuştur: “Salih kullarım için hiçbir gözün görmediği, hicbir kulağın işitmediği ve hiçbir insanın hatırından dahi geçirmediği şeyler hazırladım.”[6] Onlar, geceleri namaz kılıp dua ettikleri ve bu amellerini (riyâdan uzak olmak için) gizleyip sakladıkları gibi yüce Allah da onları amellerinin benzeri ile mükâfaatlandırarak onlara vereceği mükâfatı gizlemiştir. Bundan dolayı yüce Allah:“yapmakta olduklarına karşılık” buyurmuştur.
Page 416
32:12
وَلَوۡ تَرَىٰٓ إِذِ ٱلۡمُجۡرِمُونَ نَاكِسُواْ رُءُوسِهِمۡ عِندَ رَبِّهِمۡ رَبَّنَآ أَبۡصَرۡنَا وَسَمِعۡنَا فَٱرۡجِعۡنَا نَعۡمَلۡ صَٰلِحًا إِنَّا مُوقِنُونَ ١٢
If you could but see when the criminals are hanging their heads before their Lord, [saying], "Our Lord, we have seen and heard, so return us [to the world]; we will work righteousness. Indeed, we are [now] certain."
32:13
وَلَوۡ شِئۡنَا لَأٓتَيۡنَا كُلَّ نَفۡسٍ هُدَىٰهَا وَلَٰكِنۡ حَقَّ ٱلۡقَوۡلُ مِنِّي لَأَمۡلَأَنَّ جَهَنَّمَ مِنَ ٱلۡجِنَّةِ وَٱلنَّاسِ أَجۡمَعِينَ ١٣
And if We had willed, We could have given every soul its guidance, but the word1 from Me will come into effect [that] "I will surely fill Hell with jinn and people all together.
1 translator’s note
- Deserved by the evildoers. ↩
32:14
فَذُوقُواْ بِمَا نَسِيتُمۡ لِقَآءَ يَوۡمِكُمۡ هَٰذَآ إِنَّا نَسِينَٰكُمۡۖ وَذُوقُواْ عَذَابَ ٱلۡخُلۡدِ بِمَا كُنتُمۡ تَعۡمَلُونَ ١٤
So taste [punishment] because you forgot the meeting of this, your Day; indeed, We have [accordingly] forgotten you. And taste the punishment of eternity for what you used to do."
32:15
إِنَّمَا يُؤۡمِنُ بِـَٔايَٰتِنَا ٱلَّذِينَ إِذَا ذُكِّرُواْ بِهَا خَرُّواْۤ سُجَّدٗاۤ وَسَبَّحُواْ بِحَمۡدِ رَبِّهِمۡ وَهُمۡ لَا يَسۡتَكۡبِرُونَ۩ ١٥
Only those believe in Our verses who, when they are reminded by them, fall down in prostration and exalt [Allāh] with praise of their Lord, and they are not arrogant.
32:16
تَتَجَافَىٰ جُنُوبُهُمۡ عَنِ ٱلۡمَضَاجِعِ يَدۡعُونَ رَبَّهُمۡ خَوۡفٗا وَطَمَعٗا وَمِمَّا رَزَقۡنَٰهُمۡ يُنفِقُونَ ١٦
Their sides part [i.e., they arise] from [their] beds; they supplicate their Lord in fear and aspiration, and from what We have provided them, they spend.1
1 translator’s note
- In the cause of Allāh. ↩
32:17
فَلَا تَعۡلَمُ نَفۡسٞ مَّآ أُخۡفِيَ لَهُم مِّن قُرَّةِ أَعۡيُنٖ جَزَآءَۢ بِمَا كَانُواْ يَعۡمَلُونَ ١٧
And no soul knows what has been hidden for them of comfort for eyes [i.e., satisfaction] as reward for what they used to do.
32:18
أَفَمَن كَانَ مُؤۡمِنٗا كَمَن كَانَ فَاسِقٗاۚ لَّا يَسۡتَوُۥنَ ١٨
Then is one who was a believer like one who was defiantly disobedient? They are not equal.
32:19
أَمَّا ٱلَّذِينَ ءَامَنُواْ وَعَمِلُواْ ٱلصَّٰلِحَٰتِ فَلَهُمۡ جَنَّٰتُ ٱلۡمَأۡوَىٰ نُزُلَۢا بِمَا كَانُواْ يَعۡمَلُونَ ١٩
As for those who believed and did righteous deeds, for them will be the Gardens of Refuge as accommodation for what they used to do.
32:20
وَأَمَّا ٱلَّذِينَ فَسَقُواْ فَمَأۡوَىٰهُمُ ٱلنَّارُۖ كُلَّمَآ أَرَادُوٓاْ أَن يَخۡرُجُواْ مِنۡهَآ أُعِيدُواْ فِيهَا وَقِيلَ لَهُمۡ ذُوقُواْ عَذَابَ ٱلنَّارِ ٱلَّذِي كُنتُم بِهِۦ تُكَذِّبُونَ ٢٠
But as for those who defiantly disobeyed, their refuge is the Fire. Every time they wish to emerge from it, they will be returned to it while it is said to them, "Taste the punishment of the Fire which you used to deny."