As-SajdahJuz 21 · Page 416

As-Sajdah 32:20

The Prostration · Juz 21 · Page 416

وَأَمَّا ٱلَّذِينَ فَسَقُواْ فَمَأۡوَىٰهُمُ ٱلنَّارُۖ كُلَّمَآ أَرَادُوٓاْ أَن يَخۡرُجُواْ مِنۡهَآ أُعِيدُواْ فِيهَا وَقِيلَ لَهُمۡ ذُوقُواْ عَذَابَ ٱلنَّارِ ٱلَّذِي كُنتُم بِهِۦ تُكَذِّبُونَ ٢٠

But as for those who defiantly disobeyed, their refuge is the Fire. Every time they wish to emerge from it, they will be returned to it while it is said to them, "Taste the punishment of the Fire which you used to deny."

Tafsir · in Turkish

As-Sa'di

Medium · Clear and to the point: what to take from each passage.

Whole surah

Change

Commentary on 32:18–20

18- Hiç mümin kimse fâsık kimse gibi olur mu? Elbette ki eşit olmazlar. 19- İman edip salih ameller işleyenlere gelince, onlar için yapmakta olduklarına karşılık bir ikram olarak (ebediyen) kalacakları cennetler vardır. 20- Fâsık olanlara gelince olanların kalacakları yer ateştir. Oradan çıkmak istedikleri her seferinde tekrar oraya döndürülürler ve onlara:“Yalanlamakta olduğunuz o ateşin azabını tadın!” denir.

18. Yüce Allah, insanların dikkatlerini şu aklî gerçeğe çekmektedir: Birbirlerinden farklı, birbirine benzemeyen şeyler birbirine eşit olamazlar. Ayrıca O’nun hikmeti de bunların birbirlerine eşit olmamalarını gerektirir. O şöyle buyurmaktadır:“Hiç mümin kimse” kalbi iman ile mamur olmuş, azaları Allah’ın şer’î hükümlerine boyun eğmiş, imanın gereği ve sonucu olarak da Allah’ı gazaplandırıcı ve varlıkları imanı zedeleyen şeyleri terk eden bir kimse, “fâsık kimse gibi olur mu?” Kalbi harap olmuş, içinde imandan eser bulunmayan, bundan dolayı da kalbinde imanî en ufak bir kırıntı mevcut olmayan, azaları da bilgisizliğin ve zulmün sonuçları olan her türlü günah ve isyanı işleyen, fâsıklığı sebebi ile de Rabbine itaatin dışına çıkan kimse gibi mu? Hiç bu iki kişi eşit olurlar mı? “Elbette ki eşit olmazlar.” Gece ile gündüz, aydınlık ile karanlık eşit olmadığı gibi bu iki kişi de hem aklen hem dinen eşit olmazlar. Bunların âhirette karşı karşıya kalacakları sonuçlar da birbirine eşit olmayacaktır.

19. “İman edip” farz ve nafile türünden “salih ameller işleyenlere gelince onlar için yapmakta olduklarına karşılık bir ikram olarak (ebediyen) kalacakları cennetler vardır.” Yani lezzetlerin barınak yeri, her türlü hayırın kaynağı, mutluluk yurdu, kalplerin, ruhların ve canların nimetlere gark olacağı yer, ebedilik diyarı, mutlak egemen ve yegane mabud Allah’a yakın olunacak, yakınlığı ile lezzet alınacak, cemaline bakılacak, hitabı duyulacak olan cennetlere yerleşeceklerdir. Bu, onlara “bir ikram olarak” verilecek, yani bir misâfir gibi ağırlanacaklardır. Buna vesile olan şeyse işlemiş oldukları amelleridir. Amelleri sebebi ile Allah onlara bu lütuflarını ihsan edecektir. Bu değerli ve yüce mertebelere onları ulaştıran, amelleridir. Buralara mal harcamakla, askerlerle, hizmetkârlarla, çoluk çocuklarla ulaşmak, hatta canı vermekle dahi ulaşmak mümkün değildir. Buraya sadece iman ve salih ameller ile ulaşılabilir.

20. “Fâsık olanlara gelince olanların kalacakları yer ateştir.” Onların yerleşip ebediyen kalacakları yer, her türlü azap ve bedbahtlığı ihtiva eden ateş olacaktır. Bu cezaları bir an dahi hafifletilmeyecektir. “Oradan çıkmak istedikleri her seferinde tekrar oraya döndürülürler.” Azap onları son derece etkilediğinden, oradan her çıkmak istediklerinde tekrar oraya geri döndürülürler. Böylelikle kurtuluş ümitleri de kalmaz ve ızdırapları daha da ağırlaşır. “Ve onlara: Yalanladığınız o ateşin azabını tadın, denir.” İşte bu, içinde barınacakları ve ebedi kalacakları ateş azabı budur. Bundan önceki ve buna hazırlık durumundaki azaba gelince o da berzah/kabir azabıdır. Bu konuda da Yüce Allah şöyle buyurmaktadır:

Saheeh International · As-Sa'di · Quranic Universal Library (Tarteel), via spa5k/tafsir_api · Quran Foundation

Page 416

As-SajdahJuz 21 · Page 416

32:12

وَلَوۡ تَرَىٰٓ إِذِ ٱلۡمُجۡرِمُونَ نَاكِسُواْ رُءُوسِهِمۡ عِندَ رَبِّهِمۡ رَبَّنَآ أَبۡصَرۡنَا وَسَمِعۡنَا فَٱرۡجِعۡنَا نَعۡمَلۡ صَٰلِحًا إِنَّا مُوقِنُونَ ١٢

If you could but see when the criminals are hanging their heads before their Lord, [saying], "Our Lord, we have seen and heard, so return us [to the world]; we will work righteousness. Indeed, we are [now] certain."

32:13

وَلَوۡ شِئۡنَا لَأٓتَيۡنَا كُلَّ نَفۡسٍ هُدَىٰهَا وَلَٰكِنۡ حَقَّ ٱلۡقَوۡلُ مِنِّي لَأَمۡلَأَنَّ جَهَنَّمَ مِنَ ٱلۡجِنَّةِ وَٱلنَّاسِ أَجۡمَعِينَ ١٣

And if We had willed, We could have given every soul its guidance, but the word1 from Me will come into effect [that] "I will surely fill Hell with jinn and people all together.

1 translator’s note
  1. Deserved by the evildoers. ↩

32:14

فَذُوقُواْ بِمَا نَسِيتُمۡ لِقَآءَ يَوۡمِكُمۡ هَٰذَآ إِنَّا نَسِينَٰكُمۡۖ وَذُوقُواْ عَذَابَ ٱلۡخُلۡدِ بِمَا كُنتُمۡ تَعۡمَلُونَ ١٤

So taste [punishment] because you forgot the meeting of this, your Day; indeed, We have [accordingly] forgotten you. And taste the punishment of eternity for what you used to do."

32:15

إِنَّمَا يُؤۡمِنُ بِـَٔايَٰتِنَا ٱلَّذِينَ إِذَا ذُكِّرُواْ بِهَا خَرُّواْۤ سُجَّدٗاۤ وَسَبَّحُواْ بِحَمۡدِ رَبِّهِمۡ وَهُمۡ لَا يَسۡتَكۡبِرُونَ۩ ١٥

Only those believe in Our verses who, when they are reminded by them, fall down in prostration and exalt [Allāh] with praise of their Lord, and they are not arrogant.

32:16

تَتَجَافَىٰ جُنُوبُهُمۡ عَنِ ٱلۡمَضَاجِعِ يَدۡعُونَ رَبَّهُمۡ خَوۡفٗا وَطَمَعٗا وَمِمَّا رَزَقۡنَٰهُمۡ يُنفِقُونَ ١٦

Their sides part [i.e., they arise] from [their] beds; they supplicate their Lord in fear and aspiration, and from what We have provided them, they spend.1

1 translator’s note
  1. In the cause of Allāh. ↩

32:17

فَلَا تَعۡلَمُ نَفۡسٞ مَّآ أُخۡفِيَ لَهُم مِّن قُرَّةِ أَعۡيُنٖ جَزَآءَۢ بِمَا كَانُواْ يَعۡمَلُونَ ١٧

And no soul knows what has been hidden for them of comfort for eyes [i.e., satisfaction] as reward for what they used to do.

32:18

أَفَمَن كَانَ مُؤۡمِنٗا كَمَن كَانَ فَاسِقٗاۚ لَّا يَسۡتَوُۥنَ ١٨

Then is one who was a believer like one who was defiantly disobedient? They are not equal.

32:19

أَمَّا ٱلَّذِينَ ءَامَنُواْ وَعَمِلُواْ ٱلصَّٰلِحَٰتِ فَلَهُمۡ جَنَّٰتُ ٱلۡمَأۡوَىٰ نُزُلَۢا بِمَا كَانُواْ يَعۡمَلُونَ ١٩

As for those who believed and did righteous deeds, for them will be the Gardens of Refuge as accommodation for what they used to do.

32:20

وَأَمَّا ٱلَّذِينَ فَسَقُواْ فَمَأۡوَىٰهُمُ ٱلنَّارُۖ كُلَّمَآ أَرَادُوٓاْ أَن يَخۡرُجُواْ مِنۡهَآ أُعِيدُواْ فِيهَا وَقِيلَ لَهُمۡ ذُوقُواْ عَذَابَ ٱلنَّارِ ٱلَّذِي كُنتُم بِهِۦ تُكَذِّبُونَ ٢٠

But as for those who defiantly disobeyed, their refuge is the Fire. Every time they wish to emerge from it, they will be returned to it while it is said to them, "Taste the punishment of the Fire which you used to deny."

As-Sa'diTafsir · 32:20

Contents

Ayat al-Kursi36Al-Kahfpage 42juz 15Bukhari 1Muslim 2999

Style

Theme
Text size
View

Читать на русском