FatirJuz 22 · Page 437

Fatir 35:28

Originator · Juz 22 · Page 437

وَمِنَ ٱلنَّاسِ وَٱلدَّوَآبِّ وَٱلۡأَنۡعَٰمِ مُخۡتَلِفٌ أَلۡوَٰنُهُۥ كَذَٰلِكَۗ إِنَّمَا يَخۡشَى ٱللَّهَ مِنۡ عِبَادِهِ ٱلۡعُلَمَٰٓؤُاْۗ إِنَّ ٱللَّهَ عَزِيزٌ غَفُورٌ ٢٨

And among people and moving creatures and grazing livestock are various colors similarly. Only those fear Allāh, from among His servants, who have knowledge. Indeed, Allāh is Exalted in Might and Forgiving.

Tafsir · in Turkish

As-Sa'di

Medium · Clear and to the point: what to take from each passage.

Whole surah

Change

Commentary on 35:27–28

27- Görmez misin ki Allah gökten bir su indirmiştir? Biz onunla çeşitli renklerde meyveler çıkardık. Dağlarda da çeşitli renklerde; beyaz, kırmızı ve simsiyah yollar (var ettik). 28- İnsanlardan, hayvanlardan ve davarlardan da bu şekilde çeşitli renklerde olanlar vardır. Kulları arasında Allah’tan ancak alimler korkar. Şüphesiz Allah Azizdir, Ğafûrdur.

27.Bunlardan bazıları şöyledir: Yüce Allah, gökten bir su indirir ve onunla çeşitli mahsuller, değişik bitkiler bitirir. Halbuki onların suları da birdir, toprakları da birdir. Nitekim bakan herkes bunu görmektedir. Diğer bir delil de Allah’ın yeryüzü için kazık durumunda kıldığı dağlardır. Bu dağların birbirine girdiğini, hatta tek bir dağ gibi olduğunu görüyoruz. Bunlarda ise çeşit çeşit renkler vardır. Beyaz yollar, kırmızı yollar, sarı yollar vardır. Hatta bunlarda alabildiğine siyah yollar da vardır.

28. İnsanların, hayvanların ve davarların da renkleri ve nitelikleri, sesleri ve görünüşleri farklı farklıdır. Nitkeim bu farklılık gözle görülmekte, bakanlar bunu tespit etmektedirler. Bunların hepsi de aynı asıldan, aynı maddedendir. Bunların farklı oluşları ise Yüce Allah’ın meşîetine dair aklî bir delildir. O’nun meşieti, dilediğini kendine has rengi ve sıfatı ile diğerlerinden ayırt etmiştir. Bu Yüce Allah’ın, onları böylece var eden kudretine de delildir. O’nun hikmetine ve rahmetine de delildir. Çünkü böyle bir farklılık ve böyle bir ayrılıkta pek çok maslahat ve menfaat vardır. Bununla yollar bilinir ve insanlar birbirlerini tanıyabilir. Bu, bilinen bir husustur. Bunlar aynı şekilde Yüce Allah’ın ilminin genişliğine ve O’nun kabirlerde bulunanları dirilteceğine de delildir. Fakat gafil kimseler, bunlara ve başka şeylere geflet içinde bakarlar. Bunlar, onun öğüt almasına vesile olmaz. Onlardan ancak Yüce Allah’tan korkanlar istifade eder. Bunlar, isabetli fikirleri ile bu yaratılmışlardaki hikmeti anlarlar. Bundan dolayı Yüce Allah şöyle buyurmaktadır:“Allah’tan ancak alimler korkar.” Zira Allah’ı daha iyi bilen, O’ndan daha çok korkar. Allah’tan korkması da masiyetlerden uzak kalmasını ve korktuğu kimseye kavuşmaya hazırlanmasını sağlar. Bu, ilmin faziletine ve onun Allah’tan korkmaya vesile olduğuna delildir. Allah’tan korkanlar, Allah’ın lütuf ve ihsanına mazhar olacak kimselerdir. Nitekim Yüce Allah şöyle buyurmaktadır:“Allah onlardan razı olmuştur, onlar da O’ndan hoşnut olmuşlardır. İşte bu, Rabbinden korkan kimseler içindir.”(el-Beyyine, 98/8)“Şüphesiz Allah Azîzdir.” İzzeti kemal derecesindedir. Birbirlerine zıt varlıkları yaratmış olması da izzetinin bir tecellisidir. “Ğafûrdur.” Tevbe edenlerin günahlarını bağışlayandır.

Saheeh International · As-Sa'di · Quranic Universal Library (Tarteel), via spa5k/tafsir_api · Quran Foundation

Page 437

FatirJuz 22 · Page 437

35:19

وَمَا يَسۡتَوِي ٱلۡأَعۡمَىٰ وَٱلۡبَصِيرُ ١٩

Not equal are the blind and the seeing,

35:20

وَلَا ٱلظُّلُمَٰتُ وَلَا ٱلنُّورُ ٢٠

Nor are the darknesses and the light,

35:21

وَلَا ٱلظِّلُّ وَلَا ٱلۡحَرُورُ ٢١

Nor are the shade and the heat,1

1 translator’s note
  1. Of the sun or of a scorching wind. ↩

35:22

وَمَا يَسۡتَوِي ٱلۡأَحۡيَآءُ وَلَا ٱلۡأَمۡوَٰتُۚ إِنَّ ٱللَّهَ يُسۡمِعُ مَن يَشَآءُۖ وَمَآ أَنتَ بِمُسۡمِعٖ مَّن فِي ٱلۡقُبُورِ ٢٢

And not equal are the living and the dead. Indeed, Allāh causes to hear whom He wills, but you cannot make hear those in the graves.1

1 translator’s note
  1. The four comparisons given by Allāh (subḥānahu wa taʿālā) in verses 19-22 are those of the believer and unbeliever, various kinds of misbelief and (true) belief, Paradise and Hellfire, and those receptive to guidance and those unreceptive. ↩

35:23

إِنۡ أَنتَ إِلَّا نَذِيرٌ ٢٣

You, [O Muḥammad], are not but a warner.

35:24

إِنَّآ أَرۡسَلۡنَٰكَ بِٱلۡحَقِّ بَشِيرٗا وَنَذِيرٗاۚ وَإِن مِّنۡ أُمَّةٍ إِلَّا خَلَا فِيهَا نَذِيرٞ ٢٤

Indeed, We have sent you with the truth as a bringer of good tidings and a warner. And there was no nation but that there had passed within it a warner.

35:25

وَإِن يُكَذِّبُوكَ فَقَدۡ كَذَّبَ ٱلَّذِينَ مِن قَبۡلِهِمۡ جَآءَتۡهُمۡ رُسُلُهُم بِٱلۡبَيِّنَٰتِ وَبِٱلزُّبُرِ وَبِٱلۡكِتَٰبِ ٱلۡمُنِيرِ ٢٥

And if they deny you - then already have those before them denied. Their messengers came to them with clear proofs and written ordinances and with the enlightening Scripture.

35:26

ثُمَّ أَخَذۡتُ ٱلَّذِينَ كَفَرُواْۖ فَكَيۡفَ كَانَ نَكِيرِ ٢٦

Then I seized the ones who disbelieved, and how [terrible] was My reproach.

35:27

أَلَمۡ تَرَ أَنَّ ٱللَّهَ أَنزَلَ مِنَ ٱلسَّمَآءِ مَآءٗ فَأَخۡرَجۡنَا بِهِۦ ثَمَرَٰتٖ مُّخۡتَلِفًا أَلۡوَٰنُهَاۚ وَمِنَ ٱلۡجِبَالِ جُدَدُۢ بِيضٞ وَحُمۡرٞ مُّخۡتَلِفٌ أَلۡوَٰنُهَا وَغَرَابِيبُ سُودٞ ٢٧

Do you not see that Allāh sends down rain from the sky, and We produce thereby fruits of varying colors? And in the mountains are tracts, white and red of varying shades and [some] extremely black.

35:28

وَمِنَ ٱلنَّاسِ وَٱلدَّوَآبِّ وَٱلۡأَنۡعَٰمِ مُخۡتَلِفٌ أَلۡوَٰنُهُۥ كَذَٰلِكَۗ إِنَّمَا يَخۡشَى ٱللَّهَ مِنۡ عِبَادِهِ ٱلۡعُلَمَٰٓؤُاْۗ إِنَّ ٱللَّهَ عَزِيزٌ غَفُورٌ ٢٨

And among people and moving creatures and grazing livestock are various colors similarly. Only those fear Allāh, from among His servants, who have knowledge. Indeed, Allāh is Exalted in Might and Forgiving.

35:29

إِنَّ ٱلَّذِينَ يَتۡلُونَ كِتَٰبَ ٱللَّهِ وَأَقَامُواْ ٱلصَّلَوٰةَ وَأَنفَقُواْ مِمَّا رَزَقۡنَٰهُمۡ سِرّٗا وَعَلَانِيَةٗ يَرۡجُونَ تِجَٰرَةٗ لَّن تَبُورَ ٢٩

Indeed, those who recite the Book of Allāh and establish prayer and spend [in His cause] out of what We have provided them, secretly and publicly, [can] expect a transaction [i.e., profit] that will never perish -

35:30

لِيُوَفِّيَهُمۡ أُجُورَهُمۡ وَيَزِيدَهُم مِّن فَضۡلِهِۦٓۚ إِنَّهُۥ غَفُورٞ شَكُورٞ ٣٠

That He may give them in full their rewards and increase for them of His bounty. Indeed, He is Forgiving and Appreciative.1

1 translator’s note
  1. i.e., He gives much in return for little and multiplies rewards. ↩
As-Sa'diTafsir · 35:28

Contents

Ayat al-Kursi36Al-Kahfpage 42juz 15Bukhari 1Muslim 2999

Style

Theme
Text size
View

Читать на русском