Ya-SinJuz 23 · Page 444

Ya-Sin 36:58

Ya Sin · Juz 23 · Page 444

سَلَٰمٞ قَوۡلٗا مِّن رَّبّٖ رَّحِيمٖ ٥٨

[And] "Peace," a word from a Merciful Lord.

Tafsir · in Turkish

As-Sa'di

Medium · Clear and to the point: what to take from each passage.

Whole surah

Change

Commentary on 36:55–58

55- “Bugün cennetlikler neşe içinde nimetlerle meşgul olacaklar.” 56- “Onlar da eşleri de gölgeler altında tahtlara yaslanacaklar.” 57- “Orada onlar için meyveler ve istedikleri her şey vardır.” 58- “Çok merhametli Rab tarafından sözlü bir selam da (vardır onlara).”

55. Yüce Allah, herkesin amelinden başka bir şey ile karşılaşmayacağını söz konusu ettikten sonra her iki kesimin görecekleri bu karşılıkları söz konusu etmektedir. Önce cennetliklerin görecekleri karşılıkları zikretmekte ve onların o gündeki durumlarını şöylece haber vermektedir: Cennetlikler “neşe içinde nimetlerle meşgul olacaklar.” Yani nefsi sevindiren, nefsin hoşuna giden, canın arzuladığı, gözlerin lezzet alacağı, temenni edenlerin isteyecekleri türden işlerle meşgul olacaklardır ki oldukça güzel bakirelerle bir arada olmak da bunlardan birisidir. Nitekim Yüce Allah devamla şöyle buyurmaktadır: 56. “Onlar da” hem yüz ve beden güzelliğine hem de huy güzelliğine sahip hurilerden olan “eşleri de gölgeler altında” oldukça güzel ve süslü örtülerle bezenmiş ve değerli taşlarla işlenmiş “tahtlara yaslanacaklar.” Bu yaslanışları, tam bir rahat, huzur ve zevk içerisinde olacaklarına delildir.

57. “Orada onlar için” üzüm, incir, nar vb. gibi oldukça lezzetli ve her çeşit “meyveler ve istedikleri her şey vardır.” İsteyip temenni ettikleri her bir şeye anında kavuşacaklardır.

58. Aynı zamanda onlar için “Çok merhametli Rab tarafından sözlü bir selam da” vardır. Bu buyrukta âlemlerin Rabbinin cennetliklerle konuşacağına ve onlara selâm vereceğine delil vardır. Bunu da (“sözlü” anlamı verilen) “قولا” buyruğu ile tekid etmiştir. Son derece Rahim olan Rableri onlara selâm verdi mi artık bütün yönleri ile tam ve eksiksiz bir selamete erişirler. Yine onlar, daha üstünü olmayacak ve benzeri bir nimet bulunmayacak şekilde Allah’ın selamına mazhar olacaklardır. Hakimler hakimi, yüce Rab, son derece şefkatli ve merhametli olan Allah’ın kendilerini rızasına gark ettiği ve ebediyen bir daha kendilerine gazap etmeyeceği lütuf ve ihsan yurdunun sakinlerine vereceği selâmı düşünebiliyor musun? Eğer Yüce Allah, onların ölmeyeceklerini yahut kalplerinin sevinç, neşe ve mutluluktan dolayı yerlerinden oynamayacağını takdir etmemiş olsa idi hiç şüphesiz bunlar gerçekleşirdi. Yüce Rabbimizden bu nimetten bizleri mahrum kılmamasını, kerim yüzüne bakma nimetine bizleri mazhar kılmasını niyaz ederiz. Allah takvâ sahiplerinin mükâfatlarını söz konusu ettikten sonra günahkârların cezalarını söz konusu ederek şöyle buyurmaktadır:

Saheeh International · As-Sa'di · Quranic Universal Library (Tarteel), via spa5k/tafsir_api · Quran Foundation

Page 444

Ya-SinJuz 23 · Page 444

36:55

إِنَّ أَصۡحَٰبَ ٱلۡجَنَّةِ ٱلۡيَوۡمَ فِي شُغُلٖ فَٰكِهُونَ ٥٥

Indeed the companions of Paradise, that Day, will be amused in [joyful] occupation -

36:56

هُمۡ وَأَزۡوَٰجُهُمۡ فِي ظِلَٰلٍ عَلَى ٱلۡأَرَآئِكِ مُتَّكِـُٔونَ ٥٦

They and their spouses - in shade, reclining on adorned couches.

36:57

لَهُمۡ فِيهَا فَٰكِهَةٞ وَلَهُم مَّا يَدَّعُونَ ٥٧

For them therein is fruit, and for them is whatever they request [or wish]

36:58

سَلَٰمٞ قَوۡلٗا مِّن رَّبّٖ رَّحِيمٖ ٥٨

[And] "Peace," a word from a Merciful Lord.

36:59

وَٱمۡتَٰزُواْ ٱلۡيَوۡمَ أَيُّهَا ٱلۡمُجۡرِمُونَ ٥٩

[Then He will say], "But stand apart today, you criminals.1

1 translator’s note
  1. i.e., remove yourself from the ranks of the believers to be distinguished from them. ↩

36:60

۞ أَلَمۡ أَعۡهَدۡ إِلَيۡكُمۡ يَٰبَنِيٓ ءَادَمَ أَن لَّا تَعۡبُدُواْ ٱلشَّيۡطَٰنَۖ إِنَّهُۥ لَكُمۡ عَدُوّٞ مُّبِينٞ ٦٠

Did I not enjoin upon you, O children of Adam, that you not worship Satan - [for] indeed, he is to you a clear enemy -

36:61

وَأَنِ ٱعۡبُدُونِيۚ هَٰذَا صِرَٰطٞ مُّسۡتَقِيمٞ ٦١

And that you worship [only] Me? This is a straight path.

36:62

وَلَقَدۡ أَضَلَّ مِنكُمۡ جِبِلّٗا كَثِيرًاۖ أَفَلَمۡ تَكُونُواْ تَعۡقِلُونَ ٦٢

And he had already led astray from among you much of creation, so did you not use reason?

36:63

هَٰذِهِۦ جَهَنَّمُ ٱلَّتِي كُنتُمۡ تُوعَدُونَ ٦٣

This is the Hellfire which you were promised.

36:64

ٱصۡلَوۡهَا ٱلۡيَوۡمَ بِمَا كُنتُمۡ تَكۡفُرُونَ ٦٤

[Enter to] burn therein today for what you used to deny."1

1 translator’s note
  1. Or "because you used to disbelieve." ↩

36:65

ٱلۡيَوۡمَ نَخۡتِمُ عَلَىٰٓ أَفۡوَٰهِهِمۡ وَتُكَلِّمُنَآ أَيۡدِيهِمۡ وَتَشۡهَدُ أَرۡجُلُهُم بِمَا كَانُواْ يَكۡسِبُونَ ٦٥

That Day, We will seal over their mouths, and their hands will speak to Us, and their feet will testify about what they used to earn.

36:66

وَلَوۡ نَشَآءُ لَطَمَسۡنَا عَلَىٰٓ أَعۡيُنِهِمۡ فَٱسۡتَبَقُواْ ٱلصِّرَٰطَ فَأَنَّىٰ يُبۡصِرُونَ ٦٦

And if We willed, We could have obliterated their eyes, and they would race to [find] the path, and how could they see?1

1 translator’s note
  1. Allāh (subḥānahu wa taʿālā) could have left man without means of guidance in the life of this world, although in His mercy He did not. ↩

36:67

وَلَوۡ نَشَآءُ لَمَسَخۡنَٰهُمۡ عَلَىٰ مَكَانَتِهِمۡ فَمَا ٱسۡتَطَٰعُواْ مُضِيّٗا وَلَا يَرۡجِعُونَ ٦٧

And if We willed, We could have deformed them, [paralyzing them] in their places so they would not be able to proceed, nor could they return.1

1 translator’s note
  1. He (subḥānahu wa taʿālā) could have prevented man from taking any action to benefit himself in this world or the Hereafter, yet He did not. ↩

36:68

وَمَن نُّعَمِّرۡهُ نُنَكِّسۡهُ فِي ٱلۡخَلۡقِۚ أَفَلَا يَعۡقِلُونَ ٦٨

And he to whom We grant long life We reverse in creation;1 so will they not understand?

1 translator’s note
  1. In his physical and mental capacity. ↩

36:69

وَمَا عَلَّمۡنَٰهُ ٱلشِّعۡرَ وَمَا يَنۢبَغِي لَهُۥٓۚ إِنۡ هُوَ إِلَّا ذِكۡرٞ وَقُرۡءَانٞ مُّبِينٞ ٦٩

And We did not give him [i.e., Prophet Muḥammad (ﷺ)] knowledge of poetry, nor is it befitting for him. It is not but a message and a clear Qur’ān

36:70

لِّيُنذِرَ مَن كَانَ حَيّٗا وَيَحِقَّ ٱلۡقَوۡلُ عَلَى ٱلۡكَٰفِرِينَ ٧٠

To warn whoever is alive1 and justify the word [i.e., decree] against the disbelievers.

1 translator’s note
  1. In heart and mind, i.e., the believers. ↩
As-Sa'diTafsir · 36:58

Contents

Ayat al-Kursi36Al-Kahfpage 42juz 15Bukhari 1Muslim 2999

Style

Theme
Text size
View

Читать на русском