Ya-Sin 36:79
Ya Sin · Juz 23 · Page 445
قُلۡ يُحۡيِيهَا ٱلَّذِيٓ أَنشَأَهَآ أَوَّلَ مَرَّةٖۖ وَهُوَ بِكُلِّ خَلۡقٍ عَلِيمٌ ٧٩
Say, "He will give them life who produced them the first time; and He is, of all creation, Knowing."
Tafsir · in Turkish
As-Sa'di
Medium · Clear and to the point: what to take from each passage.
Change
Commentary on 36:77–83
77- İnsan, bizim kendisini bir nutfeden yarattığımıza hiç mi bakmaz ki kalkıp (bize) apaçık bir hasım kesiliyor? 78- Kendi yaratılışını unutuyor da bize misal getiriyor ve:“Çürümüş haldeki kemikleri kim diriltecek?” diyor. 79- De ki:“Onları ilk defa kim yarattıysa O diriltecektir. O, her türlü yaratmayı/yaratılmışı çok iyi bilendir.” 80- O, sizin için yeşil ağaçtan ateş çıkarandır. İşte siz, ondan ateş tutuşturuyorsunuz. 81- Gökleri ve yeri yaratan, onların benzerini (tekrar) yaratmaya kadir değil midir? Elbette (kadirdir). O, (her şeyi) yaratandır, her şeyi bilendir. 82- O, bir şeyi (var etmeyi) diledi mi sadece ona: “Ol” der, o da hemen oluverir. 83- Her şeyin hükümranlığı elinde bulunan (Allah, her türlü eksiklikten) münezzehtir! Sizler, yalnız O’na döndürüleceksiniz.
77. Öldükten sonra dirilişi inkâr eden yahut da bu hususta şüphesi olan “insan bizim kendisini” önce “bir nutfeden yarattığımıza” sonra onu büyüyünceye, gençleşinceye, aklı olgunlaşıp kemale erinceye kadar aşamadan aşamaya geçirmek sureti ile yetiştirdiğimize “hiç mi bakmaz ki kalkıp” önceleri nutfeden yaratılmış olduğu halde “apaçık bir hasım kesiliyor?” Haydi bu iki hal arasındaki farka baksın ve kendisini yoktan var edenin, onu çürüyüp parçalandıktan sonra tekrar diriltmeye ve yeniden yaratmaya öncelikle kadir olduğunu düşünüp anlasın.
78. “Kendi yaratılışını unutuyor da bize misal getiriyor” Ki hiç kimsenin böyle bir misal getirmesi yerinde değildir. Çünkü bu misalle Yaratanın kudreti yaratılmışın kudretine kıyas edilmekte ve yaratılmışın kudreti için uzak olan bir husus, Yaratıcının kudreti için de uzak görülmektedir. Bu misal şu buyrukla açıklanmaktadır: Bu insan “Çürümüş haldeki kemikleri kim diriltecek?” diyor” Yani bunu diriltecek kimse var mı? Bu soru, inkâr amaçlıdır. Yani bu kemikleri çürüyüp dağıldıktan sonra hiç kimse diriltemez, demektir. İşte misal ve şüphe budur. Ona göre böyle bir iş, alışılagelmiş insan kudreti açısından son derece uzak bir ihtimaldir. Ancak onun söylediği bu söz, onun gafletinin ve ilk yaratılışını unutuşunun bir sonucudur. Eğer o daha önce anılmaya değer bir şey olmadığı halde yaratılmış olduğuna dikkat etmiş olsa idi gerçeği açıkça görür ve böyle bir misal vermeye kalkışmazdı. Yüce Allah, böyle bir ihtimali uzak görmeye son derece yeterli ve tatmin edici bir cevap vererek şöyle buyurmaktadır:
79. Böyle bir gerçeği sadece tasavvur etmekle bile en ufak bir şüphe söz konusu olmaksızın bunları ilk olarak yaratanın, ikinci bir defa daha yaratmaya kadir olduğu kesinlikle bilinir. Ayrıca bir kimse bunu düşünecek olursa, ilâhî kudrete göre bunun çok daha kolay olduğunu da anlar. “O, her türlü yaratmayı/yaratılmışı çok iyi bilendir.” Bu, Yüce Allah’ın sıfatlarından ikinci bir delildir. O da Yüce Allah’ın bütün yaratılmışları, bütün halleri ile ve bütün zamanları ile bildiğini ve bilgisi ile onları kuşattığını ortaya koymaktadır. Yerin ölenlerin cesetlerinden neleri eksilttiğini, geriye nelerin kaldığını bildiği gibi gizlileri de açıkları da bilir. Kul, Yüce Allah’ın bu uçsuz bucaksız ilmini ikrar ve kabul ettiği taktirde bunun, Allah’ın ölüleri kabirlerinden diriltmesinden daha büyük ve daha üstün olduğunu da bilir. Daha sonra Yüce Allah, üçüncü bir delili daha zikrederek şöyle buyurmaktadır:
80. Kuru olan ateşi son derece yaş ve nemli olan yeşil ağaçtan -ikisinin birbirine zıt olmasına, birbirlerine tamamen aykırı olmalarına rağmen- çıkartan Yüce Allah’ın, ölüleri kabirlerinden çıkartması da böyle de kolaydır. Daha sonra dördüncü bir delili söz konusu ederek şöyle buyurmaktadır:
81. “Gökleri ve yeri” genişliklerine ve büyüklüklerine rağmen “yaratan, hiç onlar gibisini yaratmaya” yani onları diriltmeye “kadir değil midir? Elbette” buna kadirdir. Çünkü göklerin ve yerin yaratılması insanların yaratılmasından daha büyük bir şeydir. “O, (her şeyi) yaratandır, her şeyi bilendir.” Bu da beşinci delildir. Çünkü Yüce Allah, öncekileri ile sonrakileri ile küçükleri ile büyükleri ile bütün mahlukatın yaratıcısıdır. Bunların hepsi O’nun yaratmasının ve kudretinin eserleridir. O, bir şeyi yaratmak istedi mi o, hiçbir şekilde ona güç gelmez. Yüce Allah’ın ölüleri yeniden yaratması, aslında O’nun yaratmasının eserlerinden sadece bir tanesidir. Bundan dolayı şöyle buyurmaktadır:
82. “O, bir şeyi” bu ifade -şarttan sonra nekire/belirtisiz isim geldiğinden dolayı- her bir şeyi kapsar; “(var etmeyi) diledi mi sadece ona: “Ol” der, o da hemen oluverir.” Derhal ve hiçbir karşı koyma olmaksızın var olur.
83. “Her şeyin hükümranlığı elinde bulunan (Allah, her türlü eksiklikten) münezzehtir” Bu da altıncı delildir. Yüce Allah, her şeyin mutlak sahibi ve hükümranıdır. Ulvi alemde olsun, süfli alemde olsun var olan her bir şey O’nun mülküdür. Hepsi O’nun emrindeki kullardır, O’nun tarafından işleri çekilip çevrilmektedir. Son derece hikmetli kaderi ile, şer’î hükümleri ile ve cezaî hükümleri ile onlar üzerinde O tasarrufta bulunur. Cezaî hükümlerinin haklarında uygulamaya konması için ölümlerinden sonra tekrar onları diriltmesi de hükümranlığının kemalindendir. Bundan dolayı:“Sizler yalnız O’na döndürüleceksiniz” buyurmaktadır. Bunda en ufak bir şüphe ve tereddüt yoktur. Çünkü buna dair kati deliller ve apaçık belgeler sayılamayacak kadar çoktur. Kelâmında hidâyet, şifa ve nur bulunan Yüce Allah’ın şanı ne yücedir!
Yasin suresinin tefsiri burada sona ermektedir. Celâline yakışan şekli ile hamdolsun Yüce Allah’a! Kemaline yakışan şekli ile övgülerimiz O’nadır. Azametinin ve Kibriyâ’sının gerektirdiği şekilde şan ve şeref O’nundur. Allah’ın salât ve selâmı Muhammed’in üzerine olsun!
***
Page 445
36:71
أَوَلَمۡ يَرَوۡاْ أَنَّا خَلَقۡنَا لَهُم مِّمَّا عَمِلَتۡ أَيۡدِينَآ أَنۡعَٰمٗا فَهُمۡ لَهَا مَٰلِكُونَ ٧١
Do they not see that We have created for them from what Our hands1 have made, grazing livestock, and [then] they are their owners?
1 translator’s note
- See footnote to 2:19. ↩
36:72
وَذَلَّلۡنَٰهَا لَهُمۡ فَمِنۡهَا رَكُوبُهُمۡ وَمِنۡهَا يَأۡكُلُونَ ٧٢
And We have tamed them for them, so some of them they ride, and some of them they eat.
36:73
وَلَهُمۡ فِيهَا مَنَٰفِعُ وَمَشَارِبُۚ أَفَلَا يَشۡكُرُونَ ٧٣
And for them therein are [other] benefits and drinks, so will they not be grateful?
36:74
وَٱتَّخَذُواْ مِن دُونِ ٱللَّهِ ءَالِهَةٗ لَّعَلَّهُمۡ يُنصَرُونَ ٧٤
But they have taken besides Allāh [false] deities that perhaps they would be helped.
36:75
لَا يَسۡتَطِيعُونَ نَصۡرَهُمۡ وَهُمۡ لَهُمۡ جُندٞ مُّحۡضَرُونَ ٧٥
They are not able to help them, and they [themselves] are for them soldiers in attendance.1
1 translator’s note
- Maintaining and protecting their "gods." Another interpretation is that they (i.e., the gods) will be soldiers set against them in Hellfire. ↩
36:76
فَلَا يَحۡزُنكَ قَوۡلُهُمۡۘ إِنَّا نَعۡلَمُ مَا يُسِرُّونَ وَمَا يُعۡلِنُونَ ٧٦
So let not their speech grieve you. Indeed, We know what they conceal and what they declare.
36:77
أَوَلَمۡ يَرَ ٱلۡإِنسَٰنُ أَنَّا خَلَقۡنَٰهُ مِن نُّطۡفَةٖ فَإِذَا هُوَ خَصِيمٞ مُّبِينٞ ٧٧
Does man not consider that We created him from a [mere] sperm-drop - then at once1 he is a clear adversary?
1 translator’s note
- i.e., as soon as he becomes self-sufficient. ↩
36:78
وَضَرَبَ لَنَا مَثَلٗا وَنَسِيَ خَلۡقَهُۥۖ قَالَ مَن يُحۡيِ ٱلۡعِظَٰمَ وَهِيَ رَمِيمٞ ٧٨
And he presents for Us an example1 and forgets his [own] creation. He says, "Who will give life to bones while they are disintegrated?"
1 translator’s note
- Attempting to establish the finality of death. ↩
36:79
قُلۡ يُحۡيِيهَا ٱلَّذِيٓ أَنشَأَهَآ أَوَّلَ مَرَّةٖۖ وَهُوَ بِكُلِّ خَلۡقٍ عَلِيمٌ ٧٩
Say, "He will give them life who produced them the first time; and He is, of all creation, Knowing."
36:80
ٱلَّذِي جَعَلَ لَكُم مِّنَ ٱلشَّجَرِ ٱلۡأَخۡضَرِ نَارٗا فَإِذَآ أَنتُم مِّنۡهُ تُوقِدُونَ ٨٠
[It is] He who made for you from the green tree, fire, and then from it you ignite.
36:81
أَوَلَيۡسَ ٱلَّذِي خَلَقَ ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَٱلۡأَرۡضَ بِقَٰدِرٍ عَلَىٰٓ أَن يَخۡلُقَ مِثۡلَهُمۚ بَلَىٰ وَهُوَ ٱلۡخَلَّٰقُ ٱلۡعَلِيمُ ٨١
Is not He who created the heavens and the earth Able to create the likes of them? Yes, [it is so]; and He is the Knowing Creator.
36:82
إِنَّمَآ أَمۡرُهُۥٓ إِذَآ أَرَادَ شَيۡـًٔا أَن يَقُولَ لَهُۥ كُن فَيَكُونُ ٨٢
His command is only when He intends a thing that He says to it, "Be," and it is.
36:83
فَسُبۡحَٰنَ ٱلَّذِي بِيَدِهِۦ مَلَكُوتُ كُلِّ شَيۡءٖ وَإِلَيۡهِ تُرۡجَعُونَ ٨٣
So exalted is He in whose hand is the realm of all things, and to Him you will be returned.