An-NisaJuz 4 · Page 78

An-Nisa 4:11

The Women · Juz 4 · Page 78

يُوصِيكُمُ ٱللَّهُ فِيٓ أَوۡلَٰدِكُمۡۖ لِلذَّكَرِ مِثۡلُ حَظِّ ٱلۡأُنثَيَيۡنِۚ فَإِن كُنَّ نِسَآءٗ فَوۡقَ ٱثۡنَتَيۡنِ فَلَهُنَّ ثُلُثَا مَا تَرَكَۖ وَإِن كَانَتۡ وَٰحِدَةٗ فَلَهَا ٱلنِّصۡفُۚ وَلِأَبَوَيۡهِ لِكُلِّ وَٰحِدٖ مِّنۡهُمَا ٱلسُّدُسُ مِمَّا تَرَكَ إِن كَانَ لَهُۥ وَلَدٞۚ فَإِن لَّمۡ يَكُن لَّهُۥ وَلَدٞ وَوَرِثَهُۥٓ أَبَوَاهُ فَلِأُمِّهِ ٱلثُّلُثُۚ فَإِن كَانَ لَهُۥٓ إِخۡوَةٞ فَلِأُمِّهِ ٱلسُّدُسُۚ مِنۢ بَعۡدِ وَصِيَّةٖ يُوصِي بِهَآ أَوۡ دَيۡنٍۗ ءَابَآؤُكُمۡ وَأَبۡنَآؤُكُمۡ لَا تَدۡرُونَ أَيُّهُمۡ أَقۡرَبُ لَكُمۡ نَفۡعٗاۚ فَرِيضَةٗ مِّنَ ٱللَّهِۗ إِنَّ ٱللَّهَ كَانَ عَلِيمًا حَكِيمٗا ١١

Allāh instructs you concerning your children [i.e., their portions of inheritance]: for the male, what is equal to the share of two females. But if there are [only] daughters, two or more, for them is two thirds of one's estate.1 And if there is only one, for her is half. And for one's parents, to each one of them is a sixth of his estate if he left children. But if he had no children and the parents [alone] inherit from him, then for his mother is one third. And if he had brothers [and/or sisters], for his mother is a sixth,2 after any bequest he [may have] made or debt.3 Your parents or your children - you know not which of them are nearest to you in benefit. [These shares are] an obligation [imposed] by Allāh. Indeed, Allāh is ever Knowing and Wise.

3 translator’s notes
  1. Literally, "that which he left."

    [165] Although the siblings themselves do not inherit in this case.

    [166] Based upon prophetic ḥadīths, scholars have ruled that debt takes precedent over a bequest, that a bequest may not include any who inherit by law, and that the total bequest may not be more than one third of one's estate. After the fulfillment of debts and bequests (if any), the remainder of the estate is to be divided according to the ordinances in this sūrah.

    ↩
  2. ↩
  3. ↩

Tafsir · in Turkish

As-Sa'di

Medium · Clear and to the point: what to take from each passage.

Whole surah

Change

Commentary on 4:11–12

11- Çocuklarınız hakkında Allah size şöyle emrediyor: Erkeğe iki kadının payı (kadar miras) vardır. Eğer kadınlar ikiden fazla iseler ölenin bıraktığı (mirasın) üçte ikisi onlarındır. Şâyet kadın tek ise mirasın yarısı onundur. Ölenin çocuğu varsa anne ile babasının her birine mirasın altıda biri verilir. Çocuğu olmayıp da anne ve babası ona mirasçı olursa üçte biri annesinindir. Şâyet kardeşleri varsa o vakit altıda biri annesinindir. Bu, ölenin yapacağı vasiyetten veya (varsa) borçlarından sonradır. Babalarınızdan ve oğullarınızdan hangisinin size daha faydalı olacağını bilemezsiniz. Bunlar Allah’tan bir farz olarak (tayin edilmiştir). Şüphesiz ki Allah her şeyi bilendir, sonsuz hikmet sahibidir. 12- Eğer çocukları yoksa hanımlarınızın geriye bıraktıklarının yarısı sizindir. Şâyet çocukları varsa, bıraktıklarının dörtte biri sizindir. Bunlar yaptıkları vasiyetlerden yahut borçtan sonradır. Eğer sizin çocuğunuz yoksa geriye bıraktığınızın dörtte biri de onlarındır. Şâyet çocuğunuz varsa yapacağınız vasiyet ve borçtan sonra sekizde biri onlarındır. Eğer bir erkek veya kadına çocuğu ve babası olmadığı (kelâle olduğu) halde mirasçı olunuyorsa ve bunların erkek veya kız kardeşi varsa, bunların her birine altıda bir düşer. Şâyet bundan daha çok iseler o halde hepsi, yapılan vasiyet ve borçtan sonra üçte birde ortak olurlar. Bunlar (varislere) zarar verici olmamalıdır. Allah’tan bir vasiyet olarak (gelen buyruklardır bunlar). Allah her şeyi bilendir, Halîmdir.

11. “Çocuklarınız hakkında Allah size şöyle emrediyor...” Ey anne ve babalar, çocuklarınız sizin yanınızda emanettirler. Allah onlar hakkında size vasiyet ve emirde bulunmuştur ki onların dini ve dünyevi maslahatlarını yerine getiresiniz. Onlara ilim öğretesiniz, onları terbiye edesiniz ve kötülüklere karşı da onları koruyasınız. Onlara Allah’a itaati emredesiniz ve devamlı olarak takvâdan ayrılmamalarını öğütleyesiniz. Nitekim Yüce Allah bir başka yerde şöyle buyurmaktadır:“Ey iman edenler, yakacağı insanlarla taşlar olan ateşten kendinizi ve ailenizi koruyun.”(et-Tahrim, 66/6) Buna göre anne ve babanın yanında çocuklar, haklarında ilâhi vasiyette bulunulan emanetlerdir. Anne ve babalar ya bu vasiyetin gereğini yerine getirecekler ki o takdirde onlar için çok büyük mükâfatlar vardır yahut da bunu zayi edeceklerdir ki bundan dolayı da tehdit ve cezayı hak ederler. İşte bu da Yüce Allah’ın kullarına anne ve babadan daha bir merhametli olduğunu gösteren delillerdendir. Çünkü Yüce Allah, anne babanın çocuklarına tam anlamıyla şefkatli olmalarına rağmen yine de onlara çocukları hakkında tavsiyede bulunmaktadır. Daha sonra Yüce Allah çocukların alacakları miras payını söz konusu ederek:“Erkeğe iki kadının payı (kadar miras) vardır.” buyurmaktadır. Yâni öz oğullar ile oğulun erkek çocukları için -beraberlerinde farz hisse sahibi kimse bulunmadığı takdirde- erkeğe iki dişinin payı kadar verilir. Farz hisseler dağıtıldıktan sonra geriye kalan miktar da kendi aralarında böylece paylaştırılır. İlim adamlarının bu hususta icmaı vardır. Öz çocuklar varsa miras onlarındır, oğulun çocuklarının (torunların) mirastan pay almaları sözkonusu değildir. Çünkü -erkek ve kız- öz çocuklar bulunmaktadır. Bu pay, erkek ve kız çocukların beraberce bulunması halinde böyledir. Zira bukonuda iki durum vardır: Yalnızca erkek çocukların bulunması hali -ki buna dair hüküm ileride gelecektir- ve kız çocukların tek başına bulunmaları hali ki bunu da şanı Yüce Allah şu buyruğu ile söz konusu etmektedir:“Eğer kadınlar ikiden fazla iseler” öz kız çocuklar veya oğlun kızları üç ve daha fazla iseler “mirasın üçte ikisi onlarındır. Şâyet kız tek ise” yâni yalnızca tek bir kız yahut oğlun bir kızı var ise “mirasın yarısı onundur.” Bu konuda da icma vardır. Geriye şöyle bir soru kalmaktadır: Bu konuda icma bulunduğuna göre iki kız çocuğuna mirasın üçte ikisinin verileceği nereden anlaşılmaktadır? Cevap: Bu Yüce Allah’ın: “Şâyet kız tek ise mirasın yarısı onundur” buyruğundan anlaşılmaktadır. Bunun mefhumu şudur: Eğer kız çocukları birden fazla olursa o takdirde farz hisse yarım olmaktan çıkar. Yarımdan sonraki hisse ise ancak üçte ikidir. Aynı şekilde Yüce Allah’ın:“Erkeğe iki kadının payı (kadar miras) vardır.” buyurması da bunu göstermektedir. Çünkü bir kimse geriye bir erkek ve iki kız çocuğu bırakacak olursa erkek üçte iki hisse alır. Zira Yüce Allah onun payının iki kız payı kadar olduğunu bildirmiştir. Bu da iki kız çocuğunun üçte iki alacaklarını göstermektedir. Aynı şekilde kız çocuğu erkek kardeşi ile birlikte -ki erkek kardeş onun miras payını kız kardeşten daha fazla eksiltir- üçte bir aldığına göre onun, kız kardeşi ile birlikte üçte bir pay alması öncelikle söz konusu olur. Yine Şanı Yüce Allah’ın iki kızkardeş hakkındaki:“Eğer kızkardeşler iki tane iseler erkek kardeşin bıraktığının üçte ikisini alırlar”(en-Nisa, 4/176) buyruğu da iki kızkardeşe üçte iki verileceği hususunda açık bir nastır. Buna göre ölenin iki kız kardeşi -(ölene) uzaklıklarına rağmen- üçte iki aldıklarına göre iki kız çocuğun -(babaya) yakınlıkları nedeniyle- üçte iki pay almaları öncelikle söz konusu olur. Ayrıca Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem de sahih bir hadiste geçtiği üzere Sa’d’ın iki kızına üçte iki hisse vermiştir. Geriye şu soru kalmaktadır: Peki, Yüce Allah’ın:“ikiden fazla iseler” buyruğunun ifade ettiği anlam nedir? Cevap: Doğrusunu en iyi bilen Allah’tır ama bunun anlamı şudur: Farz hisse olan üçte iki, kız çocuklarının ikiden fazla olmaları halinde artmaz. Aksine bu üçte iki, iki ve daha yukarı sayıdaki kız çocuklar için değişmez bir orandır. Âyet-i kerime ayrıca şuna delildir: Öz olan tek bir kız ile birlikte oğuldan bir veya birkaç kızı bulunacak olursa öz kıza mirasın yarısı verilir. Yüce Allah’ın kız çocuklarına yahut da oğlun kızlarına farz olarak tayin etmiş oluğu üçte ikiden geriye altıda bir kalır. İşte bu da oğlun kızına yahut da kızlarına verilir. O bakımdan bu altıda bire “üçte ikinin tamamlayıcı bölümü” denilir. Oğlun kızı ile birlikte bulunan ve ondan daha aşağıda olan oğlun kızlarının payı da bu şekildedir. Âyet-i kerime şunu da göstermektedir: Kız çocukları yahut oğlun kızları üçte ikiyi tamamen alacak olurlarsa, oğlun bunlardan daha aşağıda kalan kızlarına pay düşmez. Çünkü Allah onlar için üçte ikiden fazlasını farz hisse olarak tayin etmemiştir. Bu da tamamen alınmış bulunmaktadır. Şâyet onlara da pay düşecek olursa, o takdirde onlara üçte ikiden daha fazla bir hisse ayrılması gerekir ki bu da nassa aykırıdır. Bütün bu hükümler ilim adamları tarafından icma ile kabul edilmiştir. Yüce Allah’a hamd olsun. Yüce Allah’ın:“ölenin bıraktığı” ifadesi mirasçıların, ölenin geriye bıraktığı gayr-i menkul, ev eşyası, altın, gümüş ve buna benzer her bir şeye mirasçı olduklarına, hatta ancak ölümünden sonra sabit olan diyetten ve zimmetindeki borçlardan da sorumlu olduklarına delildir. [Ana-Babanın Miras Hükümleri:] Daha sonra Yüce Allah ana-babanın miraslarını şöylece söz konusu etmektedir: Ölenin “çocuğu varsa” yâni öz çocuğu yahut oğlunun çocuğu -erkek veya kız, tek veya daha çok fark etmez- “anne ve babanın her birine mirasın altıda biri” verilir. Çocuklardan herhangi birisinin bulunması halinde anne hiçbir şekilde altıda birden daha fazla pay alamaz. Babanın ise erkek çocuklarla birlikte altıda birden daha fazla hakkı yoktur. Şâyet çocuk bir yahut daha çok sayıda kız ise ve farz hisseden sonra da geriye bir şey kalmıyorsa -anne-baba ve iki kız çocuğunun olması halinde olduğu gibi- asabe olmak hasebi ile babaya bir şey kalmaz. Eğer kızın yahut kız çocukların farz hisselerinden sonra geriye bir şey kalacak olursa, baba altıda biri farz hissesi olarak geriye kalanı da asabe olarak alır. Çünkü farz hisseleri sahiplerine verdiğimizde geriye kalanı en yakın erkek akrabaya vermemiz gerekir. Baba da kardeş, amca ve diğer erkek akrabalardan önce gelir. “Çocuğu olmayıp da anne ve babası ona mirasçı olursa üçte biri annesinindir.” geri kalan da babaya aittir. Çünkü burada Yüce Allah malı baba ve anneye tek bir izafe ile izafe etmiştir. Daha sonra da annenin payını takdir etmiştir. Bu da geriye kalanın babaya ait olduğuna delildir. Buradan da anlaşıldığına göre baba, çocukların olmaması halinde farz hisseye sahip değildir. Aksine o asabe olması hasebi ile malın tamamına yahut farz paylardan geri kalan bölümüne mirasçı olur. Ancak anne baba ile birlikte eşlerden birisi bulunacak olursa -ki bunlara Ömeriyeteyn (Ömer’in karşılaştığı iki mesele) adı verilir- o takdirde koca yahut zevce farz hissesini alır. Daha sonra anne geri kalanın üçte birini, baba da ondan geri kalanı alır. Buna da Yüce Allah’ın:“anne ve babası ona mirasçı olursa üçte biri annesinindir” buyruğu delil teşkil etmektedir. Yâni anne babanın mirasçı olduğu miktarın üçte biri annenindir ki bu da şu iki şekilde olur: Koca, anne ve baba bulunması halinde altıda bir; hanım, anne ve baba bulunması halinde de dörtte bir şeklinde olur. Âyet-i kerime annenin mirasının, çocukların bulunmaması halinde malın üçte birinin tamamı olacağına delil teşkil etmemektedir ki bu iki şekil bu halden istisna edilmiştir, densin. Bunu da şöyle açıklayabiliriz: Kocanın yahut hanımın aldığı hisse, alacaklıların alacağı konumundadır. Bu da ana mirastan alınır, geri kalanı da anne ile baba arasında paylaştırılır. Ayrıca bizler anneye malın üçte birini verecek olursak onun, kocanın bulunması halinde babanın aleyhine olacak şekilde daha fazla alması gerekir. Hanımın bulunması halinde de baba, anneden altıda birin yarısı kadar bir fazlalık almış olur. Böyle bir payın ise benzeri bir hisse şekli yoktur. Çünkü bilinen durum, annenin babaya eşit olması yahut da babanın annenin aldığının iki katı kadarını almasıdır. “Şâyet kardeşleri varsa, o vakit altıda biri annesinindir.” İster anne-baba bir kardeş olsunlar, ister baba, ister anne bir olsunlar; ister erkek ister kız olsunlar, ister miras alabilsinler isterse de baba veya dede nedeniyle hacbedilsinler (mirastan engellensinler) fark etmez. Ancak şöyle denilebilir: Yüce Allah’ın: “Şâyet kardeşleri varsa” buyruğunun zahiri mirasçı olmayanları kapsamaz. Buna delil ise sıfatı sebebi ile hacbedilen kimseleri kapsamayışıdır. Buna göre annenin üçte bir payını ancak miras alabilen kardeşler hacbedebilir. Bunu şu da teyid etmektedir: Miras alan kardeşlerin annenin üçte bir payını hacbetmeleri onlara bir miktar malın kalması içindir. Burada ise o mal yoktur. -En iyisini bilen Allah’tır- Ancak bu hususta kardeşlerin iki ve daha fazla olmaları şarttır. Bununla birlikte “kardeşler” lafzının çoğul olarak gelmesi müşkil bir durum ortaya çıkarmaktadır. Buna da şu şekilde cevap verilmektedir: Bundan kasıt (üç ve daha fazla anlamında) çoğul değil, birden fazla oluştur. Bu da iki kişi hakkında kullanılabilir. Çünkü bazen çoğul lafzı kullanılarak iki kişi kastedilebilir. Yüce Allah’ın Davud ile Süleyman aleyhisselam hakkındaki şu buyruğunda olduğu gibi: ﴾ وَكُنَّا لِحُكۡمِهِمۡ شَٰهِدِينَ ﴿ / “Biz onların hükümlerine tanık idik”(el-Enbiya, 21/78) Yüce Allah anne bir kardeşler hakkında da (bir sonraki âyette) şöyle buyurmaktadır: “Eğer bir erkek veya kadına çocuğu ve babası olmadığı (kelâle olduğu) halde mirasçı olunuyorsa ve bunların da (ana bir) erkek veya kız kardeşi varsa, bunların her birine altıda bir düşer. Şâyet bundan daha çok iseler o halde hepsi yapacağı vasiyet ve borçtan sonra üçte bire ortak olurlar.” Görüldüğü gibi Yüce Allah burada -icma ile de kabul edildiği üzere- iki ve daha fazlasını kastetmekle birlikte, çoğul lafzını mutlak olarak kullanmıştır. Buna göre ölen kişi geriye anne, baba ve birden çok kardeş bırakacak olursa, anne altıda bir alır, baba da kalanı alır. Kardeşler annelerinin paylarını üçte birden hacbederlerken onlar da babaları tarafından hacbedilirler. Ancak diğer ihtimale göre anne üçte bir alır, geri kalan da babaya ait olur. Daha sonra Yüce Allah:“Bu, ölenin yapacağı vasiyetten veya (varsa) borçlarından sonradır” buyurmaktadır. Yâni ölen kimsenin Allah’a yahut insanlara dönük borçlarının ödenmesinden ve ölümünden sonra yerine getirilmesini istediği vasiyetlerin yerine getirilmesinden sonra mirasçılar, bu farz paylara ve mirasa hak kazanabilirler. İşte bunlardan sonra geriye kalan, mirasçıların hak ettikleri terikedir. Vasiyetin, esas itibari ile borçtan sonra gelmekle birlikte önce zikredilmesi, vasiyete verilen önemden dolayıdır. Çünkü vasiyetin yerine getirilmesi mirasçılara ağır gelir. Yoksa borçlar vasiyetten önce gelir ve ana sermayeden verilir. Vasiyet de miras almayan yabancı durumundaki kimseler için üçte bir veya daha az bir oranda yapılması halinde geçerli olur. Üçte birden fazla olan vasiyet ise ancak mirasçıların kabul etmesi ile yerine getirilebilir. Yüce Allah devamla şöyle buyurmaktadır:“Babalarınızdan ve oğullarınızdan hangisinin size daha faydalı olacağını bilemezsiniz.” Yâni eğer mirasın miktarlarının tespit edilmesi sizin akıl ve tercihlerinize havale edilecek olsaydı Allah’tan başka kimsenin bilemediği zararlar ortaya çıkardı. Çünkü akıllar eksiktir, neyin uygun ve neyin daha iyi olduğunu - bütün zaman ve mekanlarda- bilemezler. Onlar dini ve dünyevi maksatlarının elde edilebilmesi için de çocuklar mı yoksa anne baba mı kendilerine daha yakındır bunu da idrak edemezler. “Bunlar Allah’tan bir farz olarak (tayin edilmiştir). Şüphesiz ki Allah her şeyi bilendir, hikmet sahibidir.” Yâni bunları farz kılıp takdir eden, ilmi ile herşeyi kuşatan Allah’tır. Şer’î hükümlerini muhkem ve sapasağlam yapan, takdir ettiğini en güzel şekilde takdir edendir. Akıllar her zamana, her yere ve her duruma uygun ve elverişli olan bu hükümlerin benzerlerini ortaya koyamazlar.

Continue in the whole surah's tafsir

Saheeh International · As-Sa'di · Quranic Universal Library (Tarteel), via spa5k/tafsir_api · Quran Foundation

Page 78

An-NisaJuz 4 · Page 78

4:7

لِّلرِّجَالِ نَصِيبٞ مِّمَّا تَرَكَ ٱلۡوَٰلِدَانِ وَٱلۡأَقۡرَبُونَ وَلِلنِّسَآءِ نَصِيبٞ مِّمَّا تَرَكَ ٱلۡوَٰلِدَانِ وَٱلۡأَقۡرَبُونَ مِمَّا قَلَّ مِنۡهُ أَوۡ كَثُرَۚ نَصِيبٗا مَّفۡرُوضٗا ٧

For men is a share of what the parents and close relatives leave, and for women is a share of what the parents and close relatives leave, be it little or much - an obligatory share.

4:8

وَإِذَا حَضَرَ ٱلۡقِسۡمَةَ أُوْلُواْ ٱلۡقُرۡبَىٰ وَٱلۡيَتَٰمَىٰ وَٱلۡمَسَٰكِينُ فَٱرۡزُقُوهُم مِّنۡهُ وَقُولُواْ لَهُمۡ قَوۡلٗا مَّعۡرُوفٗا ٨

And when [other] relatives and orphans and the needy are present at the [time of] division, then provide for them [something] out of it [i.e., the estate] and speak to them words of appropriate kindness.

4:9

وَلۡيَخۡشَ ٱلَّذِينَ لَوۡ تَرَكُواْ مِنۡ خَلۡفِهِمۡ ذُرِّيَّةٗ ضِعَٰفًا خَافُواْ عَلَيۡهِمۡ فَلۡيَتَّقُواْ ٱللَّهَ وَلۡيَقُولُواْ قَوۡلٗا سَدِيدًا ٩

And let those [executors and guardians] fear [injustice] as if they [themselves] had left weak offspring behind and feared for them. So let them fear Allāh and speak words of appropriate justice.

4:10

إِنَّ ٱلَّذِينَ يَأۡكُلُونَ أَمۡوَٰلَ ٱلۡيَتَٰمَىٰ ظُلۡمًا إِنَّمَا يَأۡكُلُونَ فِي بُطُونِهِمۡ نَارٗاۖ وَسَيَصۡلَوۡنَ سَعِيرٗا ١٠

Indeed, those who devour the property of orphans unjustly are only consuming into their bellies fire. And they will be burned in a Blaze [i.e., Hellfire].

4:11

يُوصِيكُمُ ٱللَّهُ فِيٓ أَوۡلَٰدِكُمۡۖ لِلذَّكَرِ مِثۡلُ حَظِّ ٱلۡأُنثَيَيۡنِۚ فَإِن كُنَّ نِسَآءٗ فَوۡقَ ٱثۡنَتَيۡنِ فَلَهُنَّ ثُلُثَا مَا تَرَكَۖ وَإِن كَانَتۡ وَٰحِدَةٗ فَلَهَا ٱلنِّصۡفُۚ وَلِأَبَوَيۡهِ لِكُلِّ وَٰحِدٖ مِّنۡهُمَا ٱلسُّدُسُ مِمَّا تَرَكَ إِن كَانَ لَهُۥ وَلَدٞۚ فَإِن لَّمۡ يَكُن لَّهُۥ وَلَدٞ وَوَرِثَهُۥٓ أَبَوَاهُ فَلِأُمِّهِ ٱلثُّلُثُۚ فَإِن كَانَ لَهُۥٓ إِخۡوَةٞ فَلِأُمِّهِ ٱلسُّدُسُۚ مِنۢ بَعۡدِ وَصِيَّةٖ يُوصِي بِهَآ أَوۡ دَيۡنٍۗ ءَابَآؤُكُمۡ وَأَبۡنَآؤُكُمۡ لَا تَدۡرُونَ أَيُّهُمۡ أَقۡرَبُ لَكُمۡ نَفۡعٗاۚ فَرِيضَةٗ مِّنَ ٱللَّهِۗ إِنَّ ٱللَّهَ كَانَ عَلِيمًا حَكِيمٗا ١١

Allāh instructs you concerning your children [i.e., their portions of inheritance]: for the male, what is equal to the share of two females. But if there are [only] daughters, two or more, for them is two thirds of one's estate.1 And if there is only one, for her is half. And for one's parents, to each one of them is a sixth of his estate if he left children. But if he had no children and the parents [alone] inherit from him, then for his mother is one third. And if he had brothers [and/or sisters], for his mother is a sixth,2 after any bequest he [may have] made or debt.3 Your parents or your children - you know not which of them are nearest to you in benefit. [These shares are] an obligation [imposed] by Allāh. Indeed, Allāh is ever Knowing and Wise.

3 translator’s notes
  1. Literally, "that which he left."

    [165] Although the siblings themselves do not inherit in this case.

    [166] Based upon prophetic ḥadīths, scholars have ruled that debt takes precedent over a bequest, that a bequest may not include any who inherit by law, and that the total bequest may not be more than one third of one's estate. After the fulfillment of debts and bequests (if any), the remainder of the estate is to be divided according to the ordinances in this sūrah.

    ↩
  2. ↩
  3. ↩
As-Sa'diTafsir · 4:11

Contents

Ayat al-Kursi36Al-Kahfpage 42juz 15Bukhari 1Muslim 2999

Style

Theme
Text size
View

Читать на русском