An-Nisa 4:26
The Women · Juz 5 · Page 82
يُرِيدُ ٱللَّهُ لِيُبَيِّنَ لَكُمۡ وَيَهۡدِيَكُمۡ سُنَنَ ٱلَّذِينَ مِن قَبۡلِكُمۡ وَيَتُوبَ عَلَيۡكُمۡۗ وَٱللَّهُ عَلِيمٌ حَكِيمٞ ٢٦
Allāh wants to make clear to you [the lawful from the unlawful] and guide you to the [good] practices of those before you and to accept your repentance. And Allāh is Knowing and Wise.
Tafsir · in Turkish
As-Sa'di
Medium · Clear and to the point: what to take from each passage.
Change
Commentary on 4:26–28
26- Allah size açıkça bildirmek, sizi sizden öncekilerin yollarına iletmek ve tevbelerinizi kabul etmek ister. Allah hakkıyla bilendir, hüküm ve hikmet sahibidir. 27- Allah tevbelerinizi kabul etmek ister. Şehvetlerine uyanlar ise sizin büyük bir sapıklığa düşmenizi isterler. 28- Allah sizden hafifletmek ister. Zaten insan zayıf yaratılmıştır.
26. Şanı Yüce Allah o büyük lütfu ve muazzam ihsanlarını, mü’min kullarını güzel terbiye edişini ve dininin kolaylığını şöylece bildirmektedir:“Allah size açıkça bildirmek” hakkı, batılı, helâli, haramı vb. gibi açıklanmasına ihtiyaç duyduğunuz her şeyi açıklamak “sizi sizden öncekilerin” yâni kendilerine nimet vermiş olduğu peygamberlerin ve onlara tâbî olanların “yollarına” övülmeye değer davranış ve doğru fiillerine, mükemmel nitelik ve özelliklerine ve eksiksiz muvaffakiyetlerine “iletmek ve tevbelerinizi kabul etmek ister.” Bundan dolayı da O, irâdesini tahakkuk ettirmiş, size açıklamalar yapmış ve beyanlarda bulunmuştur. Tıpkı sizden öncekilere beyanda bulunduğu gibi. İlim ve amel itibari ile de sizi çok büyük bir hidâyete mazhar kılmıştır. “Tevbelerinizi kabul etmek ister.” Hallerinizde ve sizin için gönderdiği şer’î hükümlerde size lütfu ile muamele etmek ister. Tâ ki Allah’ın çizdiği sınırlarda durmak, O’nun helâl kıldığı şeyler ile yetinme imkânını elde edesiniz. Böylelikle de Allah’ın size sağlayacağı kolaylık sayesinde günahlarınız azalsın. İşte bu da Allah’ın kullarının tevbesini kabul etmesinin bir parçasıdır. Yine onların tevbelerini kabul etmesinin bir parçası olmak üzere günah işledikleri takdirde onlara rahmet kapılarını açar. Kalplerine kendisine yönelip huzurunda tevazuyla boyun eğme duygusunu yerleştirir, sonra da onlara verdiği bu muvaffakiyeti kabul ederek tevbelerini de kabul buyurur. Bundan dolayı hamd ve şükür yalnız O’nadır. “Allah hakkıyla bilendir, hüküm ve hikmet sahibidir.” Yâni ilmi ve hikmeti eksiksiz ve tam olandır. Size daha önceden bilmediğiniz şeyleri öğretmiş olması da O’nun ilminin bir tecellisidir. İşte burada sayılanlar ve hadler de bunlardandır. Hikmet ve rahmetinin, tevbesini kabul etmeyi gerektirdiği kimselerin tevbelerini kabul etmesi de O’nun hikmetindendir. Tevbeye elverişli olmayanları da hikmet ve adaletinin de gerektirdiği şekilde yardımsız bırakması da O’nun hikmetindendir.
27. “Allah tevbelerinizi kabul etmek ister” sizin perişanlığınızı giderecek, dağınıklığınızı bir araya toplayacak ve uzaklarınızı yakın edecek bir tevbe nasib etmek ister. “Şehvetlerine uyanlar ise” şehvetleri ve nefsi arzuları ne tarafa giderse onların arkasından gidenler, onları sevdikleri Rablerinin rızasının önüne geçirenler, hevâlarına tapınanlar, kâfir, isyankâr ve hevâlarını Rablerine itaatin önüne geçiren çeşitli kimseler, işte bunlar “ise sizin büyük bir sapıklığa düşmenizi” dosdoğru yoldan saparak kendilerine gazap olunan ve sapıtmış kimselerin yollarına düşmenizi “isterler.” Bunlar sizleri Rahmân olan Allah’ın itaatinden, şeytanın itaatine çevirmek isterler. Mutluluğun tümü emirlerini yerine getirmekte olan zatın sınırlarından uzaklaştırarak tam bir bedbahtlık olan şeytana tâbî olmaya yöneltmek isterler. Sizler Yüce Allah’ın sizin salâhınızı, felâhınızı ve mutluluğunuzu gerektiren fiilleri emrettiğini; şehvetlerinin peşinden giden bu kimselerin ise sizlere alabildiğine hüsran ve bedbahtlığı ihtiva eden şeyleri emrettiğini öğrendiğinize göre artık bu iki davetçiden istediğinizi tercih edin ve bu iki yoldan daha iyi bulduğunuzu seçin.
28. “Allah” size vermiş olduğu emirler ile size koyduğu yasakların kolaylığı sebebi ile “sizden hafifletmek ister.” Diğer taraftan şer’î bazı hükümlerin yerine getirilmesinde eğer bir zorluk meydana geliyor ise ihtiyacınızın gerektirdiği şeyleri size mubah kılmıştır. Leş, kan ve benzeri şeyleri yemenin zaruret halinde mübah olması, hür bir kimsenin yukarda belirtilen şartlar çerçevesinde cariye ile evlenmesinin mubah kılınması vb. gibi. Bunlar ise O’nun mükemmel rahmeti, kapsamlı ihsanı, ilim ve hikmeti ile insanın bünyesi, irâdesi, azmi, imanı, sabrı kısaca bütün yönleri ile zayıf olduğunu bilmesi dolayısı iledir. Bu da Yüce Allah’ın insanın altından kalkamayacağı; iman, sabır ve gücünün kaldıramayacağı şeyleri hafifletmesini uygun ve münasip kılmaktadır.
Page 82
4:24
۞ وَٱلۡمُحۡصَنَٰتُ مِنَ ٱلنِّسَآءِ إِلَّا مَا مَلَكَتۡ أَيۡمَٰنُكُمۡۖ كِتَٰبَ ٱللَّهِ عَلَيۡكُمۡۚ وَأُحِلَّ لَكُم مَّا وَرَآءَ ذَٰلِكُمۡ أَن تَبۡتَغُواْ بِأَمۡوَٰلِكُم مُّحۡصِنِينَ غَيۡرَ مُسَٰفِحِينَۚ فَمَا ٱسۡتَمۡتَعۡتُم بِهِۦ مِنۡهُنَّ فَـَٔاتُوهُنَّ أُجُورَهُنَّ فَرِيضَةٗۚ وَلَا جُنَاحَ عَلَيۡكُمۡ فِيمَا تَرَٰضَيۡتُم بِهِۦ مِنۢ بَعۡدِ ٱلۡفَرِيضَةِۚ إِنَّ ٱللَّهَ كَانَ عَلِيمًا حَكِيمٗا ٢٤
And [also prohibited to you are all] married women except those your right hands possess.1 [This is] the decree of Allāh upon you. And lawful to you are [all others] beyond these, [provided] that you seek them [in marriage] with [gifts from] your property, desiring chastity, not unlawful sexual intercourse. So for whatever you enjoy [of marriage] from them, give them their due compensation2 as an obligation. And there is no blame upon you for what you mutually agree to beyond the obligation. Indeed, Allāh is ever Knowing and Wise.
4:25
وَمَن لَّمۡ يَسۡتَطِعۡ مِنكُمۡ طَوۡلًا أَن يَنكِحَ ٱلۡمُحۡصَنَٰتِ ٱلۡمُؤۡمِنَٰتِ فَمِن مَّا مَلَكَتۡ أَيۡمَٰنُكُم مِّن فَتَيَٰتِكُمُ ٱلۡمُؤۡمِنَٰتِۚ وَٱللَّهُ أَعۡلَمُ بِإِيمَٰنِكُمۚ بَعۡضُكُم مِّنۢ بَعۡضٖۚ فَٱنكِحُوهُنَّ بِإِذۡنِ أَهۡلِهِنَّ وَءَاتُوهُنَّ أُجُورَهُنَّ بِٱلۡمَعۡرُوفِ مُحۡصَنَٰتٍ غَيۡرَ مُسَٰفِحَٰتٖ وَلَا مُتَّخِذَٰتِ أَخۡدَانٖۚ فَإِذَآ أُحۡصِنَّ فَإِنۡ أَتَيۡنَ بِفَٰحِشَةٖ فَعَلَيۡهِنَّ نِصۡفُ مَا عَلَى ٱلۡمُحۡصَنَٰتِ مِنَ ٱلۡعَذَابِۚ ذَٰلِكَ لِمَنۡ خَشِيَ ٱلۡعَنَتَ مِنكُمۡۚ وَأَن تَصۡبِرُواْ خَيۡرٞ لَّكُمۡۗ وَٱللَّهُ غَفُورٞ رَّحِيمٞ ٢٥
And whoever among you cannot [find] the means to marry free, believing women, then [he may marry] from those whom your right hands possess of believing slave girls. And Allāh is most knowing about your faith. You [believers] are of one another. So marry them with the permission of their people and give them their due compensation [i.e., mahr] according to what is acceptable. [They should be] chaste, neither [of] those who commit unlawful intercourse randomly nor those who take [secret] lovers. But once they are sheltered in marriage, if they should commit adultery, then for them is half the punishment for free [unmarried] women. This [allowance] is for him among you who fears affliction [i.e., sin], but to be patient is better for you. And Allāh is Forgiving and Merciful.
4:26
يُرِيدُ ٱللَّهُ لِيُبَيِّنَ لَكُمۡ وَيَهۡدِيَكُمۡ سُنَنَ ٱلَّذِينَ مِن قَبۡلِكُمۡ وَيَتُوبَ عَلَيۡكُمۡۗ وَٱللَّهُ عَلِيمٌ حَكِيمٞ ٢٦
Allāh wants to make clear to you [the lawful from the unlawful] and guide you to the [good] practices of those before you and to accept your repentance. And Allāh is Knowing and Wise.