An-Nisa 4:83
The Women · Juz 5 · Page 91
وَإِذَا جَآءَهُمۡ أَمۡرٞ مِّنَ ٱلۡأَمۡنِ أَوِ ٱلۡخَوۡفِ أَذَاعُواْ بِهِۦۖ وَلَوۡ رَدُّوهُ إِلَى ٱلرَّسُولِ وَإِلَىٰٓ أُوْلِي ٱلۡأَمۡرِ مِنۡهُمۡ لَعَلِمَهُ ٱلَّذِينَ يَسۡتَنۢبِطُونَهُۥ مِنۡهُمۡۗ وَلَوۡلَا فَضۡلُ ٱللَّهِ عَلَيۡكُمۡ وَرَحۡمَتُهُۥ لَٱتَّبَعۡتُمُ ٱلشَّيۡطَٰنَ إِلَّا قَلِيلٗا ٨٣
And when there comes to them something [i.e., information] about [public] security or fear, they spread it around. But if they had referred it back to the Messenger or to those of authority among them, then the ones who [can] draw correct conclusions from it would have known about it. And if not for the favor of Allāh upon you and His mercy, you would have followed Satan, except for a few.
Tafsir · in Turkish
As-Sa'di
Medium · Clear and to the point: what to take from each passage.
Change
Commentary on 4:83
83- Kendilerine güven veya korkuya dair bir haber geldiğinde onu hemen yayıverirler. Hâlbuki onu Rasûle ve içlerinden emir sahiplerine götürmüş olsalardı, içlerinden işin iç yüzünü araştırıp çıkaranlar, onun ne olduğunu elbette bilirlerdi. Allah’ın üzerinizdeki lütfu ve rahmeti olmasaydı pek azınız müstesna şeytana uymuş gitmiştiniz.
83. Bu buyrukla Yüce Allah kullarının, bu tür yakışmayan davranışlardan uzak kalmalarını isteyerek onları tedip etmektedir. Şöyle ki onlara önemli işlere ve kamu maslahatına ait güvenliği ilgilendiren ve mü’minlerin sevinmesini geretiren yahut da onlar aleyhinde bir musibetin söz konusu olduğu korku doğuran bir haber kendilerine ulaştığında onu iyice araştırmaları ve bu haberi yaymakta acele etmemeleri gerekir. Aksine onu Allah Rasûlüne ve aralarındaki “emir sahiplerine”, yani ilim, nasihat, akıl, vakar sahiplerinden olup işlerin iç yüzlerini, neyin maslahat olduğunu, neyin de maslahata aykırı olduğunu bilen kimselere götürmelidirler. İşte bunlar bu haberin yayılmasında bir maslahat, mü’minleri gayrete getirecek bir özellik, onları sevindirecek bir taraf, düşmanlarından korunmayı gerektirecek bir yön görecek olurlarsa onu yayarlar. Şâyet bunda bir maslahat görmez yahut maslahat görmekle birlikte zararının maslahatından büyük olduğunu görürlerse o takdirde o haberi yaymazlar. Bundan dolayı Yüce Allah:“İçlerinden işin içyüzünü araştırıp çıkaranlar onun ne olduğunu elbette bilirlerdi” buyurmaktadır. Yani doğru işleyen fikir ve görüşleri, doğru yöndeki bilgileri ile onu çıkartabilenler, sonuçlandırabilenler bunu bilirlerdi, demektir. Bu buyrukta oldukça yol gösterici bir kaideye delil vardır. O da şudur: Herhangi bir mesele hakkında bir araştırma gerekecek olursa bununla, o işe ehil olan kimselerin görevlendirilmesi, bu konunun uzman kimselere verilmesi ve onların önüne geçilmemesi gerekir. Çünkü böylesi doğruyu bulmaya ve hatadan uzak kalmaya daha uygundur. Ayrıca bu buyrukta herhangi bir hususun işitilir işitilmez etrafa yayılması konusunda aceleci davranmak da yasaklanmakta, konuşmadan önce dikkatle düşünüp taşınmak da emredilmektedir. Böylelikle söylenecek sözün maslahata uygun olup olmadığına bakılır ve ondan sonra konuşulup konuşulmayacağına karar verilir. Daha sonra Yüce Allah şöyle buyurmaktadır:“Allah’ın üzerinizdeki lütfu ve rahmeti” size bilmediklerinizi öğretmesi, muvaffakiyet vermesi ve sizi güzel edeblerle tedip etmesi söz konusu “olmasaydı, pek azınız müstesna şeytana uymuş gitmiştiniz.” Çünkü insan tabiatı itibari ile zalim ve cahildir. Nefsi ona kötülükten başka bir şey emretmez. Ama Rabbine sığınacak, O’na bağlanacak ve bu konuda bütün gayretini ortaya koyacak olursa, Rabbi de ona lütufta bulunur, her türlü hayra onu muvaffak kılar ve kovulmuş şeytandan onu korur.
Page 91
4:80
مَّن يُطِعِ ٱلرَّسُولَ فَقَدۡ أَطَاعَ ٱللَّهَۖ وَمَن تَوَلَّىٰ فَمَآ أَرۡسَلۡنَٰكَ عَلَيۡهِمۡ حَفِيظٗا ٨٠
He who obeys the Messenger has obeyed Allāh; but those who turn away - We have not sent you over them as a guardian.
4:81
وَيَقُولُونَ طَاعَةٞ فَإِذَا بَرَزُواْ مِنۡ عِندِكَ بَيَّتَ طَآئِفَةٞ مِّنۡهُمۡ غَيۡرَ ٱلَّذِي تَقُولُۖ وَٱللَّهُ يَكۡتُبُ مَا يُبَيِّتُونَۖ فَأَعۡرِضۡ عَنۡهُمۡ وَتَوَكَّلۡ عَلَى ٱللَّهِۚ وَكَفَىٰ بِٱللَّهِ وَكِيلًا ٨١
And they say, "[We pledge] obedience." But when they leave you, a group of them spend the night determining to do other than what you say. But Allāh records what they plan by night. So leave them alone and rely upon Allāh. And sufficient is Allāh as Disposer of affairs.
4:82
أَفَلَا يَتَدَبَّرُونَ ٱلۡقُرۡءَانَۚ وَلَوۡ كَانَ مِنۡ عِندِ غَيۡرِ ٱللَّهِ لَوَجَدُواْ فِيهِ ٱخۡتِلَٰفٗا كَثِيرٗا ٨٢
Then do they not reflect upon the Qur’ān?1 If it had been from [any] other than Allāh, they would have found within it much contradiction.
1 translator’s note
- i.e., its meanings and its objective. ↩
4:83
وَإِذَا جَآءَهُمۡ أَمۡرٞ مِّنَ ٱلۡأَمۡنِ أَوِ ٱلۡخَوۡفِ أَذَاعُواْ بِهِۦۖ وَلَوۡ رَدُّوهُ إِلَى ٱلرَّسُولِ وَإِلَىٰٓ أُوْلِي ٱلۡأَمۡرِ مِنۡهُمۡ لَعَلِمَهُ ٱلَّذِينَ يَسۡتَنۢبِطُونَهُۥ مِنۡهُمۡۗ وَلَوۡلَا فَضۡلُ ٱللَّهِ عَلَيۡكُمۡ وَرَحۡمَتُهُۥ لَٱتَّبَعۡتُمُ ٱلشَّيۡطَٰنَ إِلَّا قَلِيلٗا ٨٣
And when there comes to them something [i.e., information] about [public] security or fear, they spread it around. But if they had referred it back to the Messenger or to those of authority among them, then the ones who [can] draw correct conclusions from it would have known about it. And if not for the favor of Allāh upon you and His mercy, you would have followed Satan, except for a few.
4:84
فَقَٰتِلۡ فِي سَبِيلِ ٱللَّهِ لَا تُكَلَّفُ إِلَّا نَفۡسَكَۚ وَحَرِّضِ ٱلۡمُؤۡمِنِينَۖ عَسَى ٱللَّهُ أَن يَكُفَّ بَأۡسَ ٱلَّذِينَ كَفَرُواْۚ وَٱللَّهُ أَشَدُّ بَأۡسٗا وَأَشَدُّ تَنكِيلٗا ٨٤
So fight, [O Muḥammad], in the cause of Allāh; you are not held responsible except for yourself. And encourage the believers [to join you] that perhaps Allāh will restrain the [military] might of those who disbelieve. And Allāh is greater in might and stronger in [exemplary] punishment.1
1 translator’s note
- Allāh is able to defeat them in such a way as to deter others from attempting anything similar. ↩
4:85
مَّن يَشۡفَعۡ شَفَٰعَةً حَسَنَةٗ يَكُن لَّهُۥ نَصِيبٞ مِّنۡهَاۖ وَمَن يَشۡفَعۡ شَفَٰعَةٗ سَيِّئَةٗ يَكُن لَّهُۥ كِفۡلٞ مِّنۡهَاۗ وَكَانَ ٱللَّهُ عَلَىٰ كُلِّ شَيۡءٖ مُّقِيتٗا ٨٥
Whoever intercedes for a good cause will have a share [i.e., reward] therefrom; and whoever intercedes for an evil cause will have a portion [i.e., burden] therefrom. And ever is Allāh, over all things, a Keeper.1
1 translator’s note
- Providing, protecting, witnessing, keeping precise records and capable of recompense. ↩
4:86
وَإِذَا حُيِّيتُم بِتَحِيَّةٖ فَحَيُّواْ بِأَحۡسَنَ مِنۡهَآ أَوۡ رُدُّوهَآۗ إِنَّ ٱللَّهَ كَانَ عَلَىٰ كُلِّ شَيۡءٍ حَسِيبًا ٨٦
And when you are greeted with a greeting, greet [in return] with one better than it or [at least] return it [in a like manner]. Indeed Allāh is ever, over all things, an Accountant.