An-Nisa 4:94
The Women · Juz 5 · Page 93
يَٰٓأَيُّهَا ٱلَّذِينَ ءَامَنُوٓاْ إِذَا ضَرَبۡتُمۡ فِي سَبِيلِ ٱللَّهِ فَتَبَيَّنُواْ وَلَا تَقُولُواْ لِمَنۡ أَلۡقَىٰٓ إِلَيۡكُمُ ٱلسَّلَٰمَ لَسۡتَ مُؤۡمِنٗا تَبۡتَغُونَ عَرَضَ ٱلۡحَيَوٰةِ ٱلدُّنۡيَا فَعِندَ ٱللَّهِ مَغَانِمُ كَثِيرَةٞۚ كَذَٰلِكَ كُنتُم مِّن قَبۡلُ فَمَنَّ ٱللَّهُ عَلَيۡكُمۡ فَتَبَيَّنُوٓاْۚ إِنَّ ٱللَّهَ كَانَ بِمَا تَعۡمَلُونَ خَبِيرٗا ٩٤
O you who have believed, when you go forth [to fight] in the cause of Allāh, investigate; and do not say to one who gives you [a greeting of] peace, "You are not a believer,"1 aspiring for the goods of worldly life; for with Allāh are many acquisitions. You [yourselves] were like that before; then Allāh conferred His favor [i.e., guidance] upon you, so investigate. Indeed Allāh is ever, of what you do, Aware.
1 translator’s note
- Do not assume that he pretends Islām merely in order to save himself, for he may be sincere in faith. ↩
Tafsir · in Turkish
As-Sa'di
Medium · Clear and to the point: what to take from each passage.
Change
Commentary on 4:94
94- Ey iman edenler! Allah yolunda cihada çıktığınız zaman iyice araştırın. Size selam verene dünya hayatının menfaatini umarak:“Sen mü’min değilsin” demeyin. Zira Allah’ın katında nice ganimetler vardır. Hem önceleri siz de öyle idiniz de Allah size lütufta bulundu. O halde iyice araştırın. Şüphesiz Allah yaptıklarınızdan haberdardır.
94. Yüce Allah mü’min kullarına kendi yolunda cihad etmek ve rızasını aramak üzere çıktıkları takdirde iyice araştırmalarını, şüpheli bütün hususlarda işlerini sağlama bağlamalarını emretmektedir. Çünkü işler açık ve net olanlarla açık ve net olmayanlar olmak üzere iki kısımdır. Açık ve net olanların iyice araştırılmaya ihtiyacı yoktur. Çünkü böyle bir araştırma zaten mevcut olan sonucu elde etme gibi anlamsız bir çabadır. Açık olmayan, içinden çıkılamayan hususlarda ise insanın iyice araştırmaya ve konuya açıklık kazandırmaya, bu işi yapıp yapmama konusunda açık bir hükme varmasına ihtiyacı vardır. Çünkü bu gibi hususlarda işi iyice araştırıp sağlama bağlamak sureti ile pek çok faydalar elde edilir, birçok kötülüklerden de uzak kalınabilir. Bu gibi araştırmalarla kişinin dini, aklı ve ağırlığı bilinip ortaya çıkar. Hâlbuki işin başında hükmü kendisi için gereği gibi açıklık kazanmadan önce acelecilik eden bir kimse, ulaşmaması gereken sonuçlara ulaşır. Tıpkı gereği gibi araştırmayıp kendilerine selam veren bir kimseyi öldürdükleri için Yüce Allah’ın kendilerini azarladığı kimselerin başından geçtiği gibi. Ki bu zat ile birlikte, kendisine ait birkaç koyun yahut da başkasına ait bir miktar mal vardı. O selam vermekle onların kendisini öldürmelerini önleyeceğini zannetmişti. Ancak onların bu zatı öldürmeleri bir yanlışlıktı. Bundan dolayı Yüce Allah onları:“Size selam verene dünya hayatının menfaatini umarak: Sen mü’min değilsin, demeyin. Zira Allah’ın katında nice ganimetler vardır” yani geçici ve az bir dünya malı sizleri olmaması gereken davranışlara iterek, Allah’ın nezdindeki kalıcılık ve pek çok mükâfatlardan mahrum kalmaya itmesin. Çünkü Allah’ın nezdindeki mükâfat daha hayırlı ve daha kalıcıdır. Bu buyrukta şuna işaret vardır: Kul eğer nefsinin heva ve isteklerine meylettiğini görürse ve bunlar ona zararlı olabilecekse Allah’ın, nefsini hevasından alıkoyan kimseler için hazırladığı mükâfatları, Allah’ın rızasını kendi rızasından önde tutanlara hazırladığı mükâfatları nefsine hatırlatmalıdır. Çünkü böyle bir şey Allah’ın emrine uymak hususunda nefse bir teşviktir, isterse bu ona ağır gelsin. Daha sonra Yüce Allah, İslâm ile hidâyet bulmadan önceki ilk hallerini hatırlatarak şöyle buyurmaktadır:“Hem önceleri siz de öyle idiniz de Allah size lütufta bulundu.” Yani Yüce Allah size sapıklığınızdan sonra hidâyet verdiği gibi sizden başkalarına da hidâyet verir. Hidâyeti elde edişiniz nasıl ki peyderpey olduysa, başkalarının durumu da böyledir. O bakımdan kâmil olan bir kimsenin, eksik olan önceki halini gözünün önüne getirerek önceki haline benzer bir halde bulunanlara kendisinin ilk halinin gereği ne ise öylece muamele etmesi ve onu hikmet ve güzel öğüt ile davet etmesi, ona fayda sağlamanın en büyük sebeplerinden biridir. Bundan dolayı Yüce Allah iyice araştırma emrini bir daha tekrarlamaktadır:“O halde iyice araştırın.” Allah yolunda cihad ve Allah’ın düşmanları ile mücadele için yola çıkıp onlara zarar vermek için çeşitli şekillerde hazırlık yapan kimse, kendisine selam verenleri iyice araştırmakla emrolunmuştur. Savaşta kişinin kendisine gelecek bir zarar korkusu ve ölümden kurtulmak maksadı ile selam vermiş olma ihtimali gerçekten güçlüdür. Bu durumda böyle bir emir veriliyorsa bu, iyice araştırma emrinin bir tür şüphenin söz konusu olduğu bütün hallerde emredilmiş olduğunun delilidir. Kul, bu durumda iş kendisi için açıklık kazanıncaya, doğru ve hakkın hangisi olduğunu açık seçik tespit edinceye kadar araştırma yoluna gitmelidir. “Şüphesiz Allah yaptıklarınızdan haberdardır.” O bakımdan herkese -onların durum ve niyetlerine dair bilgisine göre- işlediği amel ve niyetlerine uygun karşılığı verecektir.
Page 93
4:92
وَمَا كَانَ لِمُؤۡمِنٍ أَن يَقۡتُلَ مُؤۡمِنًا إِلَّا خَطَـٔٗاۚ وَمَن قَتَلَ مُؤۡمِنًا خَطَـٔٗا فَتَحۡرِيرُ رَقَبَةٖ مُّؤۡمِنَةٖ وَدِيَةٞ مُّسَلَّمَةٌ إِلَىٰٓ أَهۡلِهِۦٓ إِلَّآ أَن يَصَّدَّقُواْۚ فَإِن كَانَ مِن قَوۡمٍ عَدُوّٖ لَّكُمۡ وَهُوَ مُؤۡمِنٞ فَتَحۡرِيرُ رَقَبَةٖ مُّؤۡمِنَةٖۖ وَإِن كَانَ مِن قَوۡمِۭ بَيۡنَكُمۡ وَبَيۡنَهُم مِّيثَٰقٞ فَدِيَةٞ مُّسَلَّمَةٌ إِلَىٰٓ أَهۡلِهِۦ وَتَحۡرِيرُ رَقَبَةٖ مُّؤۡمِنَةٖۖ فَمَن لَّمۡ يَجِدۡ فَصِيَامُ شَهۡرَيۡنِ مُتَتَابِعَيۡنِ تَوۡبَةٗ مِّنَ ٱللَّهِۗ وَكَانَ ٱللَّهُ عَلِيمًا حَكِيمٗا ٩٢
And never is it for a believer to kill a believer except by mistake. And whoever kills a believer by mistake - then the freeing of a believing slave and a compensation payment [diyah] presented to his [i.e., the deceased's] family [is required], unless they give [up their right as] charity. But if he [i.e., the deceased] was from a people at war with you and he was a believer - then [only] the freeing of a believing slave; and if he was from a people with whom you have a treaty - then a compensation payment presented to his family and the freeing of a believing slave. And whoever does not find [one or cannot afford to buy one] - then [instead], a fast for two months consecutively,1 [seeking] acceptance of repentance from Allāh.2 And Allāh is ever Knowing and Wise.
4:93
وَمَن يَقۡتُلۡ مُؤۡمِنٗا مُّتَعَمِّدٗا فَجَزَآؤُهُۥ جَهَنَّمُ خَٰلِدٗا فِيهَا وَغَضِبَ ٱللَّهُ عَلَيۡهِ وَلَعَنَهُۥ وَأَعَدَّ لَهُۥ عَذَابًا عَظِيمٗا ٩٣
But whoever kills a believer intentionally - his recompense is Hell, wherein he will abide eternally, and Allāh has become angry with him and has cursed him and has prepared for him a great punishment.
4:94
يَٰٓأَيُّهَا ٱلَّذِينَ ءَامَنُوٓاْ إِذَا ضَرَبۡتُمۡ فِي سَبِيلِ ٱللَّهِ فَتَبَيَّنُواْ وَلَا تَقُولُواْ لِمَنۡ أَلۡقَىٰٓ إِلَيۡكُمُ ٱلسَّلَٰمَ لَسۡتَ مُؤۡمِنٗا تَبۡتَغُونَ عَرَضَ ٱلۡحَيَوٰةِ ٱلدُّنۡيَا فَعِندَ ٱللَّهِ مَغَانِمُ كَثِيرَةٞۚ كَذَٰلِكَ كُنتُم مِّن قَبۡلُ فَمَنَّ ٱللَّهُ عَلَيۡكُمۡ فَتَبَيَّنُوٓاْۚ إِنَّ ٱللَّهَ كَانَ بِمَا تَعۡمَلُونَ خَبِيرٗا ٩٤
O you who have believed, when you go forth [to fight] in the cause of Allāh, investigate; and do not say to one who gives you [a greeting of] peace, "You are not a believer,"1 aspiring for the goods of worldly life; for with Allāh are many acquisitions. You [yourselves] were like that before; then Allāh conferred His favor [i.e., guidance] upon you, so investigate. Indeed Allāh is ever, of what you do, Aware.
1 translator’s note
- Do not assume that he pretends Islām merely in order to save himself, for he may be sincere in faith. ↩