GhafirJuz 24 · Page 473

Ghafir 40:50

The Forgiver · Juz 24 · Page 473

قَالُوٓاْ أَوَلَمۡ تَكُ تَأۡتِيكُمۡ رُسُلُكُم بِٱلۡبَيِّنَٰتِۖ قَالُواْ بَلَىٰۚ قَالُواْ فَٱدۡعُواْۗ وَمَا دُعَٰٓؤُاْ ٱلۡكَٰفِرِينَ إِلَّا فِي ضَلَٰلٍ ٥٠

They will say, "Did there not come to you your messengers with clear proofs?" They will say, "Yes." They will reply, "Then supplicate [yourselves], but the supplication of the disbelievers is not except in error [i.e., futility]."

Tafsir · in Turkish

As-Sa'di

Medium · Clear and to the point: what to take from each passage.

Whole surah

Change

Commentary on 40:47–50

47- Ateşin içinde birbirleriyle tartışacakları vakit zayıflar, büyüklük taslayanlara şöyle diyecekler:“Biz size uyan kimseler idik. Şimdi şu ateşin bir kısmını olsun bizden kaldırabilir misiniz?” 48- Büyüklük taslayanlar da diyecekler ki:“Biz, hepimiz o ateşin içindeyiz. Allah da kullar arasında hükmünü verdi.” 49- Ateşte olanlar cehennem bekçilerine diyecekler ki:“Rabbinize dua edin de bir gün olsun üzerimizdeki azabı hafifletsin.” 50- Bekçiler de diyecekler ki:“Peygamberleriniz size apaçık deliller getirmediler mi?” Onlar: “Evet” diyecekler. Bunun üzerine bekçiler: “O halde siz kendiniz dua edin.” diyecekler. Ne var ki kâfirlerin duası boşunadır.

47. Yüce Allah, cehennemliklerin kendi aralarındaki tartışmalarını, birbirlerini kınamalarını ve cehennemin bekçilerinden yardım istemelerini, ancak bunun hiçbir faydasının olmayacağını haber vermekte ve şöyle buyurmaktadır:“Ateşin içinde birbirleriyle tartışacakları vakit” tabiler, tabi oldukları kimselerin kendilerini aldattıklarını ileri sürecek, buna karşılık kendilerine uyulanlar da uyanlardan uzak olduklarını bildirecektir. “Zayıflar” tâbiler “büyüklük taslayanlara” hakka karşı büyüklenen ve kendisi sebebi ile büyüklük tasladıkları şeye davet eden önderlere “şöyle diyecekler: Biz size uyan kimseler idik.” Bizi siz azdırdınız, bizi saptıran sizlersiniz! Şirki ve kötülüğü siz bize güzel gösterdiniz. “Şimdi şu ateşin bir kısmını olsun” azıcık dahi olsa “bizden kaldırabilir misiniz?”

48. “Büyüklük taslayanlar” bu hususta âcizliklerini ve herkes hakkında ilâhî hükmün geçerliliğini açıklayarak “diyecekler ki: Biz, hepimiz o ateşin içindeyiz. Allah da kullar arasında hükmünü verdi” ve herkese azaptan payını ayırdı. Artık bu payda bir artış olmaz, ondan bir şey de eksiltilmez. Mutlak hakim olan Allah’ın verdiği hüküm asla değiştirilemez.

49. “Ateşte olanlar” hem büyüklük taslayan müstekbirler, hem de güçsüz olan zayıflar “cehennem bekçilerine diyecekler ki: Rabbinize dua edin de bir gün olsun üzerimizdeki azabı hafifletsin.” Belki böylelikle kısmen de olsa rahatlayabiliriz.

50. “Bekçiler de” onları azarlayarak ve kendilerinin şefaatçiliklerinin cehennemliklere hiçbir fayda sağlamayacağını, dua edecek olsalar dahi bu dualarının onlara hiçbir faydasının olmayacağını açıklayarak “diyecekler ki: Peygamberleriniz size apaçık deliller getirmediler mi?” Bunlarla siz hakkı, dosdoğru yolu, Allah’a neyin yakınlaştırdığını, O’ndan neyin uzaklaştırdığını açıkça öğrenmediniz mi? “Onlar: Evet diyecekler” bize apaçık deliller getirdiler. Allah’ın bize karşı en ileri derecedeki delilleri ortaya konuldu. Biz ise kendimize zulmettik. Apaçık ortaya çıkmasından sonra bile hakka karşı inatla direndik. Bunun üzerine cehennemdeki bekçiler, cehennemliklere dua etmekten, onlar için şefaat dilemekten uzak olduklarını belirterek “O halde siz kendiniz dua edin, diyecekler.” Peki, bu duanın herhangi bir faydası olacak mı, olmayacak mı? Yüce Allah, buna dair de şöyle buyurmaktadır:“Ne var ki kâfirlerin duası boşunadır.” Batıldır, hiçbir hükmü yoktur. Çünkü küfür, bütün amelleri boşa çıkartır ve duanın kabul edilmesine de engeldir.

Saheeh International · As-Sa'di · Quranic Universal Library (Tarteel), via spa5k/tafsir_api · Quran Foundation

Page 473

GhafirJuz 24 · Page 473

40:50

قَالُوٓاْ أَوَلَمۡ تَكُ تَأۡتِيكُمۡ رُسُلُكُم بِٱلۡبَيِّنَٰتِۖ قَالُواْ بَلَىٰۚ قَالُواْ فَٱدۡعُواْۗ وَمَا دُعَٰٓؤُاْ ٱلۡكَٰفِرِينَ إِلَّا فِي ضَلَٰلٍ ٥٠

They will say, "Did there not come to you your messengers with clear proofs?" They will say, "Yes." They will reply, "Then supplicate [yourselves], but the supplication of the disbelievers is not except in error [i.e., futility]."

40:51

إِنَّا لَنَنصُرُ رُسُلَنَا وَٱلَّذِينَ ءَامَنُواْ فِي ٱلۡحَيَوٰةِ ٱلدُّنۡيَا وَيَوۡمَ يَقُومُ ٱلۡأَشۡهَٰدُ ٥١

Indeed, We will support Our messengers and those who believe during the life of this world and on the Day when the witnesses will stand -

40:52

يَوۡمَ لَا يَنفَعُ ٱلظَّٰلِمِينَ مَعۡذِرَتُهُمۡۖ وَلَهُمُ ٱللَّعۡنَةُ وَلَهُمۡ سُوٓءُ ٱلدَّارِ ٥٢

The Day their excuse will not benefit the wrongdoers, and they will have the curse, and they will have the worst home [i.e., Hell].

40:53

وَلَقَدۡ ءَاتَيۡنَا مُوسَى ٱلۡهُدَىٰ وَأَوۡرَثۡنَا بَنِيٓ إِسۡرَٰٓءِيلَ ٱلۡكِتَٰبَ ٥٣

And We had certainly given Moses guidance, and We caused the Children of Israel to inherit the Scripture

40:54

هُدٗى وَذِكۡرَىٰ لِأُوْلِي ٱلۡأَلۡبَٰبِ ٥٤

As guidance and a reminder for those of understanding.

40:55

فَٱصۡبِرۡ إِنَّ وَعۡدَ ٱللَّهِ حَقّٞ وَٱسۡتَغۡفِرۡ لِذَنۢبِكَ وَسَبِّحۡ بِحَمۡدِ رَبِّكَ بِٱلۡعَشِيِّ وَٱلۡإِبۡكَٰرِ ٥٥

So be patient, [O Muḥammad]. Indeed, the promise of Allāh is truth. And ask forgiveness for your sin1 and exalt [Allāh] with praise of your Lord in the evening and the morning.

1 translator’s note
  1. What is intended is "fault" or "error" in judgement, since all prophets were protected by Allāh from falling into sin. The implication is that all believers should seek forgiveness for their sins. ↩

40:56

إِنَّ ٱلَّذِينَ يُجَٰدِلُونَ فِيٓ ءَايَٰتِ ٱللَّهِ بِغَيۡرِ سُلۡطَٰنٍ أَتَىٰهُمۡ إِن فِي صُدُورِهِمۡ إِلَّا كِبۡرٞ مَّا هُم بِبَٰلِغِيهِۚ فَٱسۡتَعِذۡ بِٱللَّهِۖ إِنَّهُۥ هُوَ ٱلسَّمِيعُ ٱلۡبَصِيرُ ٥٦

Indeed, those who dispute concerning the signs of Allāh without [any] evidence having come to them - there is not within their breasts except pride, [the extent of] which they cannot reach. So seek refuge in Allāh. Indeed, it is He who is the Hearing, the Seeing.

40:57

لَخَلۡقُ ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَٱلۡأَرۡضِ أَكۡبَرُ مِنۡ خَلۡقِ ٱلنَّاسِ وَلَٰكِنَّ أَكۡثَرَ ٱلنَّاسِ لَا يَعۡلَمُونَ ٥٧

The creation of the heavens and earth is greater than the creation of mankind, but most of the people do not know.

40:58

وَمَا يَسۡتَوِي ٱلۡأَعۡمَىٰ وَٱلۡبَصِيرُ وَٱلَّذِينَ ءَامَنُواْ وَعَمِلُواْ ٱلصَّٰلِحَٰتِ وَلَا ٱلۡمُسِيٓءُۚ قَلِيلٗا مَّا تَتَذَكَّرُونَ ٥٨

And not equal are the blind and the seeing, nor are those who believe and do righteous deeds and the evildoer. Little do you remember.

As-Sa'diTafsir · 40:50

Contents

Ayat al-Kursi36Al-Kahfpage 42juz 15Bukhari 1Muslim 2999

Style

Theme
Text size
View

Читать на русском